Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Şerife Bozoğlan Eker
Şerife Bozoğlan Eker

Önce İnsan Demeyi Ne Zaman Öğreneceğiz?

Aynı Gökkubbenin Altında Bu Kadar Kin ve Nefret Neden?

Sosyal medyada bir hanımefendinin, “Kapalılar bir yere kapatılıp imha edilmeli” şeklindeki sözlerini üzülerek izledim. Bir an durup düşündüm: Acaba aynı cümleler kendisi için kurulmuş olsaydı ne hissederdi? İnsan, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına nasıl reva görebilir?

Daha da düşündürücü olan şu ki; kendisine yöneltilse ayrımcılık olarak göreceği, tepki göstereceği, hatta haklı olarak itiraz edeceği bir yaklaşımı, başkalarına karşı sergilemekte hiçbir sakınca görmüyor. İşte asıl mesele de burada başlıyor.

İnsanları düşüncelerinden dolayı eleştirebilirsiniz. Fikirlerine katılmayabilirsiniz. Yaşam tarzlarını benimsemeyebilirsiniz. Ancak bir insanın varlığına, inancına, kıyafetine ya da yaşam tercihine düşmanlık beslemek; özgürlük değil, tahammülsüzlüktür. Hele ki belirli bir kesimi hedef göstermek, onları yok saymak, dışlamak veya insanlık dışı ifadelerle anmak; ne ifade özgürlüğüyle ne de demokrasiyle açıklanabilir.

Bir insanı hiç tanımadan, hayat hikâyesini bilmeden, karakterini görmeden yalnızca başındaki örtü üzerinden yargılamak nasıl bir önyargıdır? Kendi gibi düşünmeyene, kendi gibi yaşamayana hayat hakkı tanımamak hangi vicdana, hangi insanlık anlayışına sığar?

Ne yazık ki yıllar geçiyor, nesiller değişiyor; fakat bazı zihinler hâlâ insanları “örtülü” ve “örtüsüz” diye ayırmakla meşgul. Oysa medeni toplumlar bu tartışmaları çoktan geride bırakmıştır. Gelişmiş toplumların ölçüsü, insanların birbirine benzemesi değil; farklılıklarıyla birlikte yaşayabilmesidir. Ülkeye nasıl faydalı olurumdur.

Dün başörtülü olduğu için eğitim hakkından, çalışma hakkından mahrum bırakılan insanlar vardı. Bugün ise başörtülü olduğu için sosyal medyada hedef gösterilen insanlar görüyoruz. Demek ki sorun örtüde değil; insanı insan olarak görebilme meselesindedir.

Oysa örtülü de bu ülkenin evladıdır, örtüsüz de. Aynı toprağın insanlarıyız. Ben bunları hala yazmaktan utanıyorum. Aynı gökyüzüne bakıyor, aynı havayı soluyor, aynı geleceği paylaşıyoruz. Birbirimizi yok sayarak değil, birbirimizin varlığına saygı duyarak huzur içinde yaşayabiliriz.

Asıl maharet, insanları kıyafetleriyle değil karakterleriyle değerlendirebilmektir. Çünkü insanın değeri başındaki örtüde, saçında, kıyafetinde değil; kalbinde, ahlakında ve davranışlarındadır.

Bugün başörtülülere yöneltilen nefret söylemi yarın başka bir kesime yönelebilir. Nefret, beslendikçe büyür; büyüdükçe toplumu ayrıştırır. Bunu hiç istemeyiz ama gerçekler de gözden kaçmamalı . Bu yüzden kimden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin ayrımcılığa ve nefret diline karşı durmak ortak sorumluluğumuzdur.

Farklılıklarımız bir tehdit değil, toplumsal zenginliğimizdir. Medeniyet; kendine benzeyeni sevmek değil, kendinden farklı olana da saygı gösterebilmektir.

Belki de artık sormamız gereken soru şudur:

Aynı gökkubbenin altında yaşarken bu kadar kin, bu kadar öfke neden?

! Çünkü aynı gökyüzüne bakıyor, aynı toprağa basıyor, aynı geleceği paylaşıyoruz. Bizi birbirimizden ayıran kıyafetlerimiz değil, önyargılarımızdır. Mesele örtülü ya da örtüsüz olmak değil; insan kalabilmektir. Ve galiba en çok da bunu öğrenmeye ihtiyacımız var: Önce insan demeyi…

 

Reklamı Geç