Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Türk edebiyatında lirik şiirin usta kalemi: Ahmet Muhip Dıranas

Türk edebiyatında lirik şiirin güçlü temsilcilerinden, şair ve tiyatro yazarı Ahmet Muhip Dıranas’ın vefatının üzerinden 46 yıl geçti.

Türk edebiyatında lirik şiirin güçlü temsilcilerinden, şair ve tiyatro yazarı

Türk edebiyatında lirik şiirin usta kalemlerinden Ahmet Muhip Dıranas, vefatının 46. yılında eserleri, şiir anlayışı ve edebiyata bıraktığı izlerle anılıyor.

Şair, oyun yazarı, çevirmen ve düşünce insanı kimliğiyle edebiyat dünyasında özel bir yer edinen Dıranas, şiirlerinde aşk, yalnızlık, keder, ölüm, tabiat, kaçış, yurt sevgisi ve insanın iç dünyasına ilişkin temaları güçlü bir lirizmle işledi.

Ahmet Muhip Dıranas, Galip Efendi ile Seniha Hanım’ın oğlu olarak 1909’da dünyaya geldi. Doğum yeri kimi kaynaklarda İstanbul, kimi kaynaklarda ise Sinop’un Salı köyü olarak geçiyor. Hayatının ilk yılları savaşların, göçlerin ve aile içi kırılmaların gölgesinde şekillenen Dıranas’ın çocukluk tecrübeleri, ilerleyen yıllarda eserlerine yansıyan hassasiyetin temel kaynaklarından biri oldu.

Babası Galip Bey, Birinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında Çanakkale’de, daha sonra Balkan Savaşları’nda görev yaptı. Galip Bey, 7 yıl boyunca Kafkasya ve Arabistan topraklarında mücadele etti. Bu süreçte annesi Seniha Hanım, Ahmet ve kardeşi Fehime’yi alarak İstanbul’a gitti.

Savaşın ardından Sinop’taki köyüne yerleşen ve burada ikinci evliliğini yapan Galip Bey’in peşinden Seniha Hanım ve çocukları da Sinop’a geçti. Ahmet Muhip, burada 9 yaşındayken ilkokula başladı. Yaz aylarında köye giderek çobanlık yaptı. Babasının yeniden askere çağrılması üzerine ailesiyle Ankara’ya taşınan Dıranas, gençlik yıllarının önemli bir bölümünü bu şehirde geçirdi.

İlk şiiri 1926’da yayımlandı

Ortaokul ve lise eğitimini Ankara Erkek Lisesi’nde tamamlayan Dıranas, edebiyatla genç yaşlarda bağ kurdu. “Muhip Atalay” takma adıyla yazdığı “Bir Kadına” adlı ilk şiiri, 1926’da Milli Mecmua’da yayımlandı.

Lise yıllarında Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinin öğrencisi olan Dıranas, bu dönemde Fransızca da öğrendi. Bu birikim, onun ilerleyen yıllarda Batı edebiyatını yakından takip etmesine ve şiir dünyasını farklı kaynaklarla beslemesine imkân sağladı.

1931’de liseden mezun olan Dıranas, 1932’ye kadar Hakimiyet-i Milliye gazetesinde görev yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başladı ancak 2 yıl sonra bu eğitimini yarıda bıraktı. Ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne devam etti fakat buradan da mezun olmadan ayrıldı.

İstanbul yıllarında sanat çevresi genişledi

Ahmet Muhip Dıranas’ın edebi kimliğinin şekillenmesinde İstanbul yılları önemli rol oynadı. Üniversite eğitimini sürdürdüğü dönemde Güzel Sanatlar Akademisi’nde kütüphane müdürü, Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi’nde ise müdür yardımcısı olarak çalıştı.

İstanbul’da Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Baki Süha Edipoğlu ve Şevket Rado gibi dönemin genç şair ve yazarlarıyla aynı edebiyat çevresinde yer aldı. Fransızcasını geliştiren Dıranas, Fransız ve Rus edebiyatını yakından takip etti.

Resim koleksiyoncusu olan ve resimle de ilgilenen Dıranas, sanatın farklı alanlarına yakın durdu. Cahit Sıtkı Tarancı ile birlikte Türkçeye kazandırdığı Adolph Basler imzalı iki ciltlik “Fransa’da Müstakil Resim” adlı eser, 1937’de Güzel Sanatlar Akademisi tarafından yayımlandı.

Şiirde biçimi bir disiplin olarak gördü

Ahmet Muhip Dıranas, şiirde biçime verdiği önem nedeniyle dönem dönem eleştirildi. Ancak o, biçimi şiirin dışında değil, şiirin özünü taşıyan temel unsurlardan biri olarak değerlendirdi.

TRT’de Ahmet Oktay’ın hazırlayıp sunduğu “Edebiyat Dünyası” programında bu anlayışını anlatan Dıranas, biçimle özü birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını belirtti. Ona göre biçim, şiirde kelimelerin taşkınlığını denetleyen bir disiplin niteliği taşıyordu.

Dıranas, aynı programda şiirin malzemesinin kelimeler olduğunu vurgulayarak, çok kelime üretmenin şiiri güçlendirmek yerine çoğu zaman yanlış bir yere götürebileceğini dile getirdi. Bu yaklaşım, onun sade, yoğun, ölçülü ve musikisi güçlü şiir anlayışının temelini oluşturdu.

Ankara’ya döndü, kültür ve sanat yayınlarını yönetti

Dıranas, 1938’de yeniden Ankara’ya yerleşti. Burada 4 yıl boyunca Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınlarının idaresini üstlendi.

1940’ta Münire Ülker ile evlenen yazar, 1942’de konusunu Milli Mücadele’den alan ve Fransızcadan adapte edilen “Üç Kahraman” adlı tek perdelik oyunu yayımladı.

1942-1944 yıllarında askerlik görevini Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinin Sürbehan köyünde yapan Dıranas, bu dönemde edebiyatının önemli eserlerinden bazılarını kaleme aldı. Ünlü uzun şiiri “Ağrı” ile 1946’da İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen “Gölgeler” adlı tiyatro eseri, askerlik yıllarının ürünleri arasında yer aldı.

Anadolu Ajansında yönetim kurulu üyeliği yaptı

Askerlik sonrası Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde çalışan Dıranas’ın, 1940-1962 yılları arasında çok sayıda oyun ve roman çevirisi yayımlandı. 1947’de “O Böyle İstemezdi” adlı oyun metnine imza attı.

Ahmet Muhip Dıranas, yalnızca edebiyat üretimiyle değil, kültür-sanat kurumlarındaki görevleriyle de dikkat çekti. Türkiye İş Bankası ve Anadolu Ajansında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan Dıranas, Devlet Tiyatrosu Edebi Kurulunda da başkanlık yaptı.

Zafer gazetesinde köşe yazarlığı da yapan Dıranas, tiyatro eserleri, tercümeler, adapteler, incelemeler ve makalelerle Türk edebiyatına çok yönlü katkı sundu.

Şiirlerinde aşk, yalnızlık ve yurt sevgisi öne çıktı

Ahmet Muhip Dıranas’ın şiir dünyasında aşk, yalnızlık, keder, ölüm, doğa, hayat ve vatan sevgisi gibi temalar öne çıktı. Şair, bireyin iç dünyasını güçlü imgelerle işlerken aynı zamanda tabiatla insan ruhu arasında derin bağlar kurdu.

Onun şiirinde duygu, ölçü ve musiki bir arada ilerledi. Dıranas, modern Türk şiirinde hem gelenekle bağını koruyan hem de kendi sesini kuran şairler arasında yer aldı.

Şairin farklı dergilerde yayımlanan şiirleri, 1974’te “Şiirler” adıyla İş Bankası Kültür Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. Tevfik Fikret’in “Rübab-ı Şikeste” eserini Türkçeleştirdiği “Kırık Saz” adlı çalışması da yine aynı yayınevi tarafından okuyucuyla buluşturuldu.

Tiyatroyu insanın kendini keşfetmesi olarak gördü

Dıranas, tiyatroya da güçlü bir edebi ve düşünsel anlam yükledi. TRT’nin hazırladığı programda tiyatroyu “sözün eyleme ve harekete dönüşmesi” olarak nitelendiren Dıranas, tiyatronun yalnızca güldürü ya da ağlatı olmadığını vurguladı.

Ona göre tiyatro, insana kendisini keşfettiren, insanın gizli yönlerini ortaya çıkaran ve ona yeni anlamlar katan bir eylemdi. Bu bakış açısı, Dıranas’ın oyun yazarlığında da insanın iç dünyasına, çatışmalarına ve varoluşsal meselelerine yönelmesini sağladı.

Eşi Münire Hanım ise TRT yayınında Ahmet Muhip Dıranas’ın çok duygusal bir insan olduğunu belirterek, çevresinden etkilenen ancak aynı zamanda çevresini de etkisi altına alabilen güçlü bir kişiliğe sahip olduğunu ifade etmişti.

Edebiyata kalıcı eserler bıraktı

Ahmet Muhip Dıranas, “Gölgeler”, “Çıkmaz”, “O Böyle İstemezdi”, “Oyunlar”, “Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı”, “Büyük Olsun”, “Atlıkarınca”, “Olvido” ve “Kar” gibi önemli tiyatro ve şiir metinlerine imza attı.

Şairin Charles Baudelaire’den Türkçeye çevirdiği “Çalar Saat” adlı şiir tercümesi de bulunuyor. Batı edebiyatıyla kurduğu bağ, onun hem şiirlerinde hem çeviri çalışmalarında kendini gösterdi.

Ahmet Muhip Dıranas, 21 Haziran 1980’de Ankara’da 71 yaşındayken hayatını kaybetti. Cenazesi, vasiyeti üzerine Sinop’a defnedildi.

Vefatının üzerinden 46 yıl geçen Dıranas, Türk şiirinde lirizmi, biçim hassasiyetini ve kelime işçiliğini öne çıkaran güçlü sesiyle edebiyat tarihindeki yerini koruyor. Şiirleri ve tiyatro eserleriyle farklı kuşaklara ulaşmayı sürdüren Dıranas, modern Türk edebiyatının unutulmaz isimleri arasında anılıyor.