Konya Ticaret Odası seçimlerinin, önümüzdeki günlerde Konya’nın en önemli gündem maddelerinden biri haline geleceği artık net şekilde görülüyor.
Bu şehirde iş dünyasının nabzını az çok tutan herkes, yaklaşan seçimlerin yalnızca bir oda seçimi olmadığını; aynı zamanda bazı çevrelerin güç, pozisyon ve etki alanı mücadelesine dönüştürmek istediği bir sürecin de kapısının aralandığını fark ediyor.
Tabii insanlar hırslıdır.
Bunu yadırgamıyorum.
MÜSİAD’da çalıştığım dönemden de bilirim; iş insanları çoğu zaman normal insanlara göre çok daha hırslıdır. Zaten ticaretin, üretimin, yatırımın, risk almanın tabiatında belli ölçüde hırs vardır. Ancak mesele, hırsın olup olmaması değildir. Asıl mesele, o hırsın terbiye edilip edilememesidir.
Çünkü törpülenmeyen hırs, insanın hem kendisine hem çevresine hem de temsil ettiği kurumlara zarar verir.
Bugün geldiğimiz noktada gördüğüm şudur: MÜSİAD Konya cephesinde alttan alta ciddi bir hareketlilik olduğu anlaşılıyor.
Bu çalışma doğrudan başkan ve ekibi tarafından mı yürütülüyor? MÜSİAD’ın kurumsal aklıyla hazırlanmış sistemli bir strateji mi söz konusu? Yoksa orada, hırsının kurbanı olmuş bazı iş insanları, MÜSİAD’ı da kullanarak kendi kişisel hesaplarına alan mı açmaya çalışıyor?
Bunu bilmiyoruz.
Ama doğrusu bilmek de istiyoruz.
Çünkü ortada cevap bekleyen ciddi bir soru var: MÜSİAD Konya, bu şehir için mi pozisyon alıyor, yoksa bazı kişilerin kariyer planları için mi kullanılmak isteniyor?
Bu sorunun cevabı sadece Konya Ticaret Odası seçimleri açısından değil, MÜSİAD’ın şehirdeki itibarı açısından da son derece önemlidir.
Öncelikle şunu çok net görüyoruz: MÜSİAD da, başka birçok kurum gibi ciddi bir değişime uğramış. Vefa duygusu zayıflamış. Kurumsal hafıza geriye itilmiş. Üç beş yeni yetme zengin, bütün hayatı paralarıyla dizayn edebileceğini zannetmeye başlamış.
Görünen budur.
Ama görünmeyen ve asıl üzerinde durulması gereken gerçeklik şudur: Bir kurum kökleriyle vardır. Bir kuruluş, geçmişine yaslanabildiği ölçüde geleceğe yürür. Köklerini inkâr eden, hafızasını silen, kendisine emek vermiş insanları yok sayan hiçbir yapı uzun vadede itibarını koruyamaz.
Tam da bu noktada Selçuk Öztürk ismini doğru yere koymak gerekir.
Selçuk Öztürk, MÜSİAD’da yıllarca yönetimde bulunmuş, MÜSİAD Konya Şubesi’nin başkanlığını yapmış, bu şehirde “MÜSİAD’lı bir iş insanı göster” denildiğinde akla gelecek üç beş isimden biri olmuştur.
Şimdi MÜSİAD, Selçuk Başkan’ın karşısına aday çıkaracak öyle mi?
Bunu gerçekten yapacak mı?
Ve bunu yaparken hiç utanmayacak mı?
Bilemiyorum.
Ama bildiğim bir şey var: Bu, en hafif ifadeyle ayıptır.
Şunu da açıkça ifade edeyim: Ben o süreçlerde MÜSİAD’daydım. Bugün Hasan Hüseyin Karapınar’a, Selim Somuncu’ya, İbrahim Özen’e, Arslan Korkmaz’a ve bu şehrin önde gelen daha birçok iş insanına sorabilirsiniz. Selçuk Öztürk, Hüseyin Üzülmez’in karşısına saygısından dolayı çıkmamıştır.
Bu şehir bunu bilmelidir.
Hüseyin Üzülmez milletvekili olduktan sonra ise tam mutabakatla Selçuk Başkan, Konya Ticaret Odası Başkanlığı’na getirilmiştir. Daha sonra vakıf meselesi üzerinden istenmeyen bazı hadiseler yaşandı. Ancak konuya birinci derecede şahit olmuş biri olarak yazıyorum: Bunun sorumlusu birinci derecede Selçuk Başkan değildi.
Kaldı ki Selçuk Başkan daha sonra vakıf iç tüzüğünde değişiklik yaptı. Bu tartışmalara bir daha mahal vermemek için, KTO Başkanı olan kişinin vakfın da başkanı olacağı yönünde düzenleme yapılmasını sağladı.
Yani Selçuk Başkan hiçbir zaman soysuz bir tavır takınmadı. Hiçbir zaman hırsının kurbanı olmadı. O dönem kendisine daha agresif olması gerektiğini söyleyenler oldu. Biz de zaman zaman daha sert durması gerektiğini ifade ettik. Ama o kimseyi dinlemedi. Sükûnetten, suhulet dilinden, kurumsal nezaketten vazgeçmedi.
Bugün aynı Selçuk Öztürk’ün karşısına MÜSİAD eliyle ya da MÜSİAD’ın sessizliğiyle bir aday çıkarılacaksa, bunun adı sadece seçim rekabeti olmaz.
Bunun adı vefasızlık olur.
Burada MÜSİAD Konya’dan daha net bir tavır beklemek hakkımızdır.
Mesela MÜSİAD Konya Şube Başkanı Osman Ulular çıkıp açıkça bir basın toplantısı yapmalıdır. Bu noktadaki tavrını ortaya koymalıdır. Taraflarsa taraf olduklarını söylemelidir. Değillerse de MÜSİAD’ın hiçbir kişisel hesabın, hiçbir grubun, hiçbir hırs mücadelesinin aparatı olmayacağını açıkça ilan etmelidir.
Çünkü sessizlik de bazen tavırdır.
Ve çoğu zaman en fazla o sessizlik konuşur.
Son günlerde Konya Ticaret Odası üzerinden yürüyen tartışmaları dikkatle takip ediyorum. Gerçekten mesele Konya Ticaret Odası mı, yoksa yaklaşan seçimler öncesinde yeniden pozisyon alma mücadelesi mi?
Geçen dönem aynı hedef etrafında buluşan bazı isimlerin yeniden görünür hale gelmesi, ister istemez bu soruyu akıllara getiriyor.
Bugün önde görünen figürlerin arkasında, perde gerisinden oyunu kurmaya çalışan aynı siyasi ve stratejik akıl mı var?
Bu soru sorulmalıdır.
Çünkü Konya iş dünyası, aktörler değişse de senaryoları ve senaristleri unutmaz.
Ortada dikkat çeken bir durum var.
Ne ciddi bir yolsuzluk iddiası var.
Ne somut bir usulsüzlük iddiası var.
Ne de kurumu doğrudan zan altında bırakacak açık, net ve belgeli bir olay ortaya konuluyor.
Buna rağmen sayfalar dolusu ithamlar, yorumlar, yönlendirmeler ve siyasi analizler yapılıyor.
Üstelik bunların önemli bir bölümü belgeye değil; “duyumlara”, “yakın kaynaklara”, “konuşulanlara” ve “iddialara” dayandırılıyor.
Gazetecilik adına ortaya konulan bazı metinlere bakıyorsunuz; somut bilgi az, kanaat çok. Belge az, yönlendirme çok. Haber az, operasyon kokusu fazla.
Sanki Konya Ticaret Odası’nın başkanını üyeler değil de bazı çevreler belirlemeliymiş gibi bir hava oluşturuluyor.
Oysa Konya Ticaret Odası bir sivil toplum kuruluşunun şubesi değildir.
Bir grubun temsil makamı değildir.
Bir yapının yan kuruluşu hiç değildir.
Konya Ticaret Odası’nın sahibi üyeleridir.
Başkanını da üyeler seçer.
Kimin aday olup olmayacağına da yine üyelerin iradesi karar verir.
Eğer bir başkanın adaylığına birtakım çevreler karar verecekse, seçim yapmanın ne anlamı kalır?
Demokrasiyi savunurken seçim istemek, sonuç hoşumuza gitmediğinde ise adaylık hakkını sorgulamak ciddi bir çelişkidir.
MÜSİAD Konya, bu şehrin en önemli sivil toplum kuruluşlarından biridir. Yıllarca iş insanları yetiştirmiş, fikir üretmiş, sorumluluk üstlenmiş ve Konya’nın ekonomik gelişimine ciddi katkılar sunmuştur.
Bugün Konya’da etkili birçok ismin yolunun bir dönem MÜSİAD’dan geçmiş olması tesadüf değildir.
Ama tam da bu nedenle MÜSİAD’ın omuzlarındaki sorumluluk büyüktür.
Bugün MÜSİAD’ın önünde ciddi bir tercih duruyor.
Bu tercih, basit bir oda seçimi tercihi değildir.
Bu tercih, MÜSİAD’ın kurumsal aklının mı yoksa bazı kişisel heveslerin mi öne çıkacağı tercihidir.
Soru basittir:
MÜSİAD’ın ağırlığı Konya için mi kullanılacak, yoksa bazı kişilerin kariyer planları için mi?
Mesele, MÜSİAD Konya’nın şehirdeki ağırlığını ve yön verici gücünü koruyup koruyamayacağıdır.
MÜSİAD Konya ya kuruluşundan bugüne taşıdığı ilkelerle, duruşuyla ve kurumsal hafızasıyla yoluna devam edecek ya da birilerinin kişisel heva ve heveslerine sessiz kalarak şehirdeki etkisini tartışılır hale getirecektir.
Çünkü kurumlar bazen aldıkları kararlarla değil, almadıkları kararlarla da tarihe geçerler.
Bugün mesele Selçuk Öztürk meselesi gibi görünebilir. Ama aslında mesele bundan çok daha büyüktür.
Mesele, Konya iş dünyasının kendi kurumlarını hangi ahlakla yöneteceği meselesidir.
Mesele, vefanın mı hırsın mı galip geleceği meselesidir.
Mesele, şehir aklının mı kişisel hesapların mı öne çıkacağı meselesidir.
Bu şehirde makamlar gelir geçer. Başkanlıklar biter. Yönetimler değişir. Bugün güçlü görünenlerin yarın adı bile anılmayabilir.
Ama bazı tavırlar kalır.
Bazı fotoğraflar hafızaya kazınır.
Bazı sessizlikler unutulmaz.
Bazı vefasızlıklar yıllar sonra bile konuşulur.
Konya hafızası güçlü bir şehirdir.
Bu şehir, kimin kurumlardan güç aldığını da kimin kurumlara güç kattığını da er ya da geç ayırt eder.
Bu şehir, kimin gerçekten hizmet için yürüdüğünü de kimin kurumları basamak olarak kullandığını da zamanla görür.
Selçuk Başkan’ın karşısına aday çıkarmak isteyenlere ya da böyle bir sürece sessiz kalanlara sormak gerekir:
Selçuk Öztürk’ün hangi eksiğini gördünüz?
Konya Ticaret Odası’nı hangi konuda zan altında bırakıyorsunuz?
Elinizde somut ne var?
Bir başarısızlık mı söylüyorsunuz?
Bir usulsüzlük mü iddia ediyorsunuz?
Yoksa mesele sadece koltuk, güç ve gelecek hesabı mı?
Bu soruların cevabı verilmeden yürütülen her tartışma eksik kalır.
Kimse bu şehri kendi hırslarının deneme alanı haline getirmesin.
Kimse MÜSİAD gibi köklü bir yapıyı kişisel ihtiraslarına kalkan yapmasın.
Kimse Konya Ticaret Odası’nı siyasi ve stratejik hesapların sahnesine çevirmeye kalkmasın.
Çünkü bu şehir bunu hak etmiyor.
Konya iş dünyası da bunu hak etmiyor.
MÜSİAD da bunu hak etmiyor.
Hırsınızın kurbanı olmayın.
Şehre zarar vermeyin.
Kurumları yıpratmayın.
Vefayı ayaklar altına almayın.
Ve en önemlisi, Konya’nın hafızasını hafife almayın.
Çünkü bu şehirde bazı şeyler unutulur.
Ama bazı fotoğraflar hiç unutulmaz.



