Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

ABD-İran mutabakatında geri sayım: Uranyum, yaptırımlar ve Hürmüz Boğazı masada

ABD’li üst düzey bir yetkili, İran’la yürütülen müzakerelerde sona yaklaşıldığını belirterek anlaşmanın birkaç gün içinde imzalanabileceğini söyledi. Taslakta Hürmüz Boğazı’nın açılması, yaptırımların kaldırılması, İran’ın nükleer programının tasfiyesi ve zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti öne çıkıyor.

ABD’li üst düzey bir yetkili, İran’la yürütülen müzakerelerde sona yaklaşıldığını

ABD’li üst düzey bir yetkili, Washington ile Tahran arasında yürütülen müzakerelerde sona yaklaşıldığını belirterek anlaşmanın birkaç gün içinde imzalanmasının beklendiğini söyledi. Yetkiliye göre anlaşma; Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını, İran’ın nükleer programının tasfiyesini, zenginleştirilmiş uranyumun ABD’ye devrini ve bölgede uzun vadeli barışın güvence altına alınmasını hedefliyor. Türkiye, Katar, Pakistan, İsrail ve Körfez ülkeleri de süreci yakından takip ediyor.

ABD ile İran arasında uzun süredir yürütülen müzakerelerde kritik bir aşamaya gelindi. ABD’li üst düzey bir yetkili, düzenlediği telekonferansta basın mensuplarının sorularını yanıtladı ve tarafların anlaşmaya artık çok yakın olduğunu söyledi. Yetkili, birkaç gün içinde imzalanması beklenen metnin İran’ın nükleer programı, zenginleştirilmiş uranyum stoku, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve yaptırımların kaldırılması gibi bölgesel dengeleri doğrudan ilgilendiren başlıkları kapsadığını açıkladı.

ABD’li yetkili, İran’la yürütülen görüşmelerde “son aşamaya” gelindiğini vurgularken, anlaşmanın imzalanma ihtimaline ilişkin dikkat çekici ifadeler kullandı. Yetkili, “Bu anlaşmayı önümüzdeki birkaç gün içinde imzalamayı bekliyoruz. Size kesin bir tarih veremem ancak bir tahminde bulunmam gerekirse bu sabah yüzde 75 derdim. Şu anda bu oran muhtemelen yüzde 80 ya da yüzde 85 civarında, ancak yüzde 100 değil çünkü sistemleri oldukça karmaşık.” dedi.

Yetkilinin açıklamaları, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik temasların yalnızca geçici bir gerilim azaltma süreciyle sınırlı kalmayabileceğini, daha kapsamlı bir bölgesel düzenleme arayışına dönüşebileceğini gösterdi. Anlaşmanın imza aşamasına gelmesi halinde, İran’ın nükleer faaliyetlerinden deniz trafiğine, yaptırım rejiminden bölgesel güvenliğe kadar çok sayıda başlıkta yeni bir döneme girilebileceği değerlendiriliyor.

Anlaşmayla dört temel hedef öne çıkıyor

ABD’li üst düzey yetkili, anlaşmanın Washington açısından dört temel hedefe hizmet ettiğini belirtti. Yetkiliye göre metnin en kritik başlıklarından ilki, küresel enerji ve ticaret yolları açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve ABD’nin İran’a yönelik ablukasının kaldırılması.

Yetkili, anlaşmanın ikinci temel sonucunun İran’ın nükleer programının tasfiye edilmesi olduğunu söyledi. Üçüncü başlıkta ise İran’ın elindeki zenginleştirilmiş materyalin, yani uranyumun ABD’ye devredilmesi yer alıyor. Dördüncü ve en kapsamlı hedef ise anlaşmanın bölgede uzun vadeli bir barışı garanti etmesi olarak ifade edildi.

ABD’li yetkili, bu başlıkları şu sözlerle özetledi:

“Bu anlaşmanın sağladığı sonuçlar şunlar: Birincisi, Hürmüz Boğazı yeniden açılıyor ve ablukayı kaldırıyor. İkincisi, İran’ın nükleer programının tasfiyesini sağlıyor. Üçüncüsü, ABD’nin zenginleştirilmiş materyali almasına yol açıyor. Dördüncüsü, anlaşma bölgede uzun vadeli bir barışı garanti ediyor.”

Yetkili, anlaşma kapsamında İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun önce yerinde imha edilmesinin, ardından ülke dışına çıkarılmasının öngörüldüğünü de belirtti. Bu mekanizmanın nasıl denetleneceği ve hangi uluslararası kurumların süreçte rol alacağına ilişkin ayrıntılar ise henüz netleşmedi.

İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması gündemde

Anlaşmanın yalnızca nükleer başlıkla sınırlı olmadığı, İran’a yönelik ekonomik kısıtlamaların kaldırılmasını da içerdiği belirtildi. ABD’li üst düzey yetkili, Tahran’ın anlaşmaya uyması halinde ekonomik yaptırımların büyük bölümünden kurtulabileceğini ve İran’ın dünya ekonomisine yeniden entegre olabileceğini söyledi.

Yetkili, İran’ın anlaşmaya bağlı kalması halinde bunun ülke halkı açısından da sonuç doğuracağını belirterek, “Terörizmin en büyük destekçisi olmak yerine normal bir ülke gibi davranmaları karşılığında bu şekilde ödüllendirilecekler.” ifadelerini kullandı. ABD’li yetkili, anlaşmanın İran halkına fayda sağlayacağına inandıklarını da dile getirdi.

Bu açıklama, Washington’ın anlaşmayı yalnızca güvenlik temelli bir düzenleme olarak değil, aynı zamanda İran’ın ekonomik davranışlarını değiştirmeye yönelik bir teşvik mekanizması olarak gördüğünü ortaya koydu. Ancak yaptırımların hangi takvimle, hangi koşullara bağlı olarak ve hangi başlıklarda kaldırılacağı henüz resmi metin üzerinden ilan edilmiş değil.

İsrail ve Körfez ülkeleri sürecin parçası

ABD’li yetkili, başta İsrail olmak üzere bölgedeki ilgili ülkelerin anlaşma sürecine dahil edildiğini söyledi. Yetkili, Washington’ın müttefiklerinin ve bölge ülkelerinin girişime destek vereceği kanaatinde olduğunu belirtti.

Yetkili, “Tüm müttefiklerimizin, İsraillilerin ve Körfez ülkelerinin bu girişime katılacağından oldukça eminiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu açıklama, anlaşmanın yalnızca ABD ile İran arasında ikili bir mutabakat olarak değil, bölgesel güvenlik mimarisini ilgilendiren çok taraflı bir süreç olarak ele alındığını gösteriyor. İsrail’in İran’ın nükleer programına ilişkin kaygıları, Körfez ülkelerinin enerji güvenliği ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği nedeniyle sürecin bölgesel boyutu kritik görülüyor.

Türkiye’den diplomatik temas: Bakan Fidan Katar ve ABD’li müzakerecilerle görüştü

Anlaşma sürecinde Türkiye de diplomatik temaslarını sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve ABD’li müzakerecilerle telefon görüşmesi yaptı.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre görüşmelerde, ABD ve İran arasındaki müzakereler ele alındı. Taraflar, süreçte gelinen aşama ve bölgesel barış ihtimali üzerine görüş alışverişinde bulundu.

Bakan Fidan’ın görüşmelerde, sürecin bir an önce sonuçlanmasını ve kalıcı barışa ulaşılmasını temenni ettiği belirtildi. Fidan ayrıca Türkiye’nin müzakerelere destek vermeyi sürdüreceğini ifade etti.

Türkiye’nin bu süreçteki mesajı, bölgesel tansiyonun düşürülmesi, enerji hatları ve deniz ticaretinin güvenliği ile kalıcı diplomatik çözüm arayışına destek verilmesi olarak öne çıkıyor.

Pakistan: Nihai anlaşma metni hazırlandı

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de ABD ile İran arasındaki nihai anlaşma metninin hazırlandığını açıkladı. Şerif, iki ülke arasında atılacak sonraki adımlar için yakın işbirliği içinde olduklarını söyledi.

Pakistan Başbakanı, “ABD ve İran ile sonraki adımı atmak için yakın işbirliği içindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Pakistan’ın açıklaması, sürecin yalnızca Washington ve Tahran hattında değil, arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık rolü üstlenen bölgesel aktörlerin de katılımıyla ilerlediğini gösterdi. Katar’ın diplomatik temaslarda aktif rol alması ve Pakistan’dan gelen açıklama, anlaşmanın daha geniş bir diplomatik zemin üzerinde şekillendiğine işaret etti.

Trump: Sızdırılan anlaşma şartları gerçeği yansıtmıyor

ABD Başkanı Donald Trump ise anlaşmanın sağlandığını duyurmasının ardından, İran tarafından medyaya sızdırıldığı öne sürülen anlaşma şartlarının doğru olmadığını savundu.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ı anlaşma maddelerini yanlış şekilde medyaya sızdırmakla suçladı. Trump, “İran’ın sahte haber kaynaklarına sızdırdığı şartların, yazılı olarak kararlaştırılan şartlarla hiçbir ilişkisi yoktur. Anlaşma sağlandığına dair zayıf ve acınası açıklamaları da dahil olmak üzere söyledikleri hiçbir şey gerçeklerle uyuşmamaktadır.” ifadelerini kullandı.

Trump paylaşımında ayrıca, “Kendileriyle muhatap olmak son derece onursuzca. Onlarla iyi niyetli bir şekilde anlaşma yapmak diye bir şey yok. İnanılmaz!” dedi.

Trump’ın bu açıklaması, müzakerelerde anlaşmaya yakın olunduğu yönündeki mesajlara rağmen taraflar arasında metnin içeriği, kamuoyuna yansıyan bilgiler ve diplomatik söylem konusunda ciddi bir gerilim bulunduğunu ortaya koydu.

Arakçi: Mutabakat Zaptı hiç bu kadar yakın olmamıştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise sürece ilişkin daha temkinli bir açıklama yaptı. Arakçi, İslamabad’da görüşülen Mutabakat Zaptı’nın hiç bu kadar yakın olmadığını belirtti.

Arakçi, “İslamabad’da görüşülen Mutabakat Zaptı hiç bu kadar yakın olmamıştı. Son onayına kadar, medya içeriği hakkında spekülasyona girmekten kaçınılması gerekiyor.” dedi.

Bu açıklama, Tahran’ın anlaşma ihtimalini tamamen reddetmediğini ancak metin resmileşmeden kamuoyuna yansıyan içeriklerin kesin hükümler gibi değerlendirilmemesi gerektiğini düşündüğünü gösterdi.

Trump anlaşmanın sağlandığını açıklamıştı

ABD Başkanı Donald Trump, bir gün önce İran ile anlaşmanın sağlandığını ve mutabakat zaptının hafta sonu imzalanabileceğini söylemişti. Tahran’dan ise bu açıklamanın ardından daha temkinli mesajlar geldi.

Amerikan basınında yer alan haberlerde, anlaşmayla ateşkesin 60 gün uzayacağı, bu süreçte nükleer müzakerelerin yürütüleceği belirtildi. Aynı haberlerde Hürmüz Boğazı’nın anlaşma imzalanır imzalanmaz açılmasının ve gemi trafiğinin 30 gün içinde eski seviyesine dönmesinin hedeflendiği aktarıldı.

Bu çerçeve, anlaşmanın ilk aşamada güven artırıcı ve krizi dondurucu bir mutabakat niteliği taşıyabileceğini, daha kapsamlı nükleer ve ekonomik başlıkların ise 60 günlük müzakere sürecinde ele alınabileceğini gösteriyor.

İran basınında 14 maddelik taslak iddiası

İran basını ise ABD ile İran arasında 14 maddelik bir Mutabakat Zaptı taslağı bulunduğunu ileri sürdü. Yarı resmi Mehr Haber Ajansı, müzakere heyetine yakın ve ismi açıklanmayan bir kaynağa dayandırdığı haberinde taslağa ilişkin bazı detaylar paylaştı.

İran basınında yer alan iddiaya göre, taslakta müzakerelerin İran’ın füze programı dahil edilmeden, nükleer ve ekonomik konular çerçevesinde yürütülmesi öngörülüyor.

Taslağa ilişkin aktarılan bilgilere göre metin; ABD’nin yaptırımları kaldırma, İran çevresindeki güçlerini çekme, deniz ablukasını kaldırma, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma, petrol yaptırımlarını kaldırma ve dondurulmuş İran fonlarını serbest bırakma taahhüdünü içeriyor.

Haberde, ABD’nin İran ekonomisini yeniden inşa etmeye yönelik bir plan sunması gerektiği de ifade edildi. Taslakta yer aldığı öne sürülen ifadeler arasında, “İki ülke arasındaki nihai müzakereler ise İran’ın füze programı gündeme alınmadan, nükleer ve ekonomik konular üzerinde yürütülmelidir.” cümlesi dikkat çekti.

Lübnan’ın ateşkese dahil edilmesi iddiası

İran basınında yer alan iddialara göre, 14 maddelik Mutabakat Zaptı taslağında Lübnan’ın varılacak ateşkese dahil edileceği de belirtiliyor. Bu madde, anlaşmanın yalnızca İran’ın nükleer programı ya da Hürmüz Boğazı ile sınırlı kalmayıp, bölgedeki çatışma hatlarını da kapsayabilecek bir zemine taşınabileceği iddiasını gündeme getirdi.

Ancak bu başlık, ABD tarafından resmen doğrulanmış değil. Trump’ın “sızdırılan şartların gerçekle ilgisi olmadığı” yönündeki açıklaması nedeniyle İran basınında yer alan bu maddelerin resmi mutabakat metni olarak kabul edilmemesi gerektiği belirtiliyor.

Deniz ablukası ve Hürmüz Boğazı için 30 günlük takvim iddiası

İran basınında yer alan taslak iddiasına göre ABD, İran’a uyguladığı deniz ablukasını 30 gün içinde kaldıracak. Hürmüz Boğazı’nın da 30 gün içinde “Tahran’ın düzenlemelerine göre” yeniden tam olarak gemi trafiğine açılması öngörülüyor.

Hürmüz Boğazı, dünya enerji arzı açısından kritik konumda bulunuyor. Boğazın kapalı kalması ya da gemi trafiğinde aksama yaşanması, petrol ve doğal gaz piyasaları üzerinde doğrudan etki yaratabilecek bir gelişme olarak görülüyor. Bu nedenle anlaşma metninde Hürmüz Boğazı’na ilişkin takvim ve güvence mekanizmasının nasıl yazılacağı, küresel piyasalar açısından da yakından takip ediliyor.

Petrol yaptırımları ve dondurulmuş varlıklar gündemde

Taslakta yer aldığı öne sürülen maddeler arasında, İran’a yönelik petrol, petrokimya ürünleri ve türevlerinin satışına ilişkin yaptırımların askıya alınması da bulunuyor. Ayrıca Tahran’ın dondurulmuş varlıklarına tam erişim sağlaması gerektiği ileri sürülüyor.

İran basınında yer alan iddiaya göre, ABD ile yapılacak iki aylık müzakereler sırasında İran’ın 24 milyar dolarlık dondurulmuş varlığının serbest bırakılması planlanıyor. Bunun 12 milyar dolarlık bölümünün görüşmelerden önce serbest bırakılacağı öne sürülüyor.

Taslak olduğu iddia edilen metinde, İran’ın dondurulmuş fonlarının yarısının serbest bırakılması vurgulanırken, “İran’a uygulanan petrol yaptırımlarının askıya alınması ve deniz ablukasının kaldırılması şartları yerine getirilmeden nihai müzakereler başlamayacaktır.” ifadesinin yer aldığı aktarıldı.

Bu başlık, İran açısından ekonomik kazanımların anlaşmanın en önemli ayağı olduğunu gösterirken, ABD açısından bu adımların hangi güvenlik ve nükleer taahhütlere bağlanacağı kritik önem taşıyor.

60 günlük müzakere süreci planı

İran basınında yer alan taslak iddialarına göre, anlaşma kapsamında İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda kapsamlı bir uzlaşıya varılması için 60 günlük bir müzakere süreci yürütülecek.

Bu süreçte ABD’nin Tahran’a yönelik birincil, ikincil ve diğer yaptırımlarının tamamen kaldırılması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu kararlarının alınması gibi başlıkların ele alınması planlanıyor.

Bu madde, nihai anlaşmanın yalnızca ABD ve İran arasında değil, uluslararası kurumları da ilgilendiren bir zeminde şekillenebileceğini gösteriyor. Özellikle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetim rolü ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının nasıl ele alınacağı, nihai metnin uygulanabilirliği açısından belirleyici olacak.

NPT taahhüdü yeniden vurgulanacak

Taslakta, İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na göre nükleer silah üretmeme taahhüdünü yeniden teyit etmesi gerektiği de kaydedildi.

İran’ın bu taahhüdü yinelemesi, anlaşmanın nükleer silah edinmeme ilkesine dayandırılması açısından önemli görülüyor. Ancak asıl tartışma, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbeti, zenginleştirme faaliyetlerinin geleceği, denetim mekanizmaları ve yaptırımların kaldırılma takvimi etrafında yoğunlaşıyor.

Taslakta, nihai anlaşmanın “yalnızca zenginleştirilmiş malzemelerin ve zenginleştirmenin akıbeti, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın ekonomik yeniden yapılanma programı” üzerine yapılacağı ifade ediliyor.

Füze programı ve vekil güçler gündem dışı bırakılıyor iddiası

İran basınındaki taslak iddiasına göre, İran’ın füze programı ve “direniş grupları” olarak nitelendirdiği vekil güçlere verdiği destek gibi konular görüşmelerin gündeminden “kesin olarak” çıkarıldı.

Bu iddia, anlaşmanın en tartışmalı başlıklarından biri olabilir. Çünkü ABD ve bölgedeki bazı müttefikleri, İran’ın füze kapasitesi ve bölgesel vekil güçlerle ilişkisini uzun süredir güvenlik tehdidi olarak değerlendiriyor. Buna karşılık Tahran, bu başlıkları egemenlik ve savunma politikası kapsamında görüyor.

ABD’li yetkilinin açıklamalarında ise anlaşmanın öncelikli olarak Hürmüz Boğazı, nükleer program, zenginleştirilmiş uranyum ve uzun vadeli bölgesel barış hedefleri üzerine kurulduğu vurgulandı. Bu nedenle füze programı ve bölgesel vekil güçler meselesinin nihai metinde nasıl yer alacağı henüz belirsizliğini koruyor.

Resmi açıklamalar ve sızdırılan taslak arasında fark var

ABD Başkanı Trump’ın, İran basınına sızdığı ileri sürülen şartların “gerçeği yansıtmadığı” yönündeki açıklaması, anlaşma sürecinde bilgi kirliliği ve diplomatik mesaj savaşının da yaşandığını gösteriyor.

Bir tarafta ABD’li üst düzey yetkilinin anlaşmanın birkaç gün içinde imzalanabileceğine ilişkin güçlü mesajları bulunuyor. Diğer tarafta İran tarafından temkinli açıklamalar geliyor ve sızdırılan taslakların içeriği konusunda taraflar arasında açık bir görüş ayrılığı yaşanıyor.

Bu nedenle uzmanlar, resmi metin yayımlanmadan anlaşmanın kapsamı, yaptırımların kaldırılma takvimi, uranyumun akıbeti, Hürmüz Boğazı’nın açılma biçimi ve bölgesel güvenlik maddeleri konusunda kesin hüküm verilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Bölge için kritik eşik

ABD ile İran arasında imza aşamasına gelindiği belirtilen anlaşma, gerçekleşmesi halinde Orta Doğu’da son yılların en kritik diplomatik adımlarından biri olabilir. Anlaşmanın hayata geçmesi, enerji piyasaları, deniz ticareti, nükleer denetim rejimi, yaptırım politikaları ve bölgesel güvenlik denkleminde önemli sonuçlar doğurabilir.

Ancak sürecin hâlâ tamamen sonuçlanmadığı görülüyor. ABD’li yetkili imza ihtimalini yüzde 80-85 seviyesinde gördüğünü ifade ederken, Trump sızdırılan maddeleri reddediyor, İran ise son onay verilmeden spekülasyon yapılmaması gerektiğini vurguluyor.

Bu tablo, anlaşmanın çok yakın olduğunu ancak diplomatik sürecin hâlâ kırılgan bir zeminde ilerlediğini ortaya koyuyor. Nihai metnin açıklanmasıyla birlikte Hürmüz Boğazı’nın statüsü, İran’ın nükleer programının geleceği, zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti, yaptırımların kaldırılması ve bölgesel barış mekanizmasının kapsamı netlik kazanacak.