Türkiye’nin tahıl ambarı Konya’da hububat hasadı öncesi tarlalarda umut var, hesap defterlerinde ise endişe büyüyor. İlkbahar yağışlarıyla birlikte birçok bölgede buğday ve arpa gelişimi güçlenirken, çiftçinin asıl gündemi artık yalnızca verim değil; mazot, gübre, elektrik, ilaç ve işçilik maliyetleri oldu.
Konya Ovası’nda başaklar dolu görünse de üretici, “bu yıl tarladan ne kadar ürün alırım?” sorusundan çok “bu üründen sonra cebime ne kalır?” sorusunu soruyor. Çünkü resmi veriler de çiftçinin yaşadığı maliyet baskısını doğruluyor.
Çiftçi destek değil, buğday ve arpada alım fiyatının artırılmasını istiyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, temel destek ve planlı üretim desteği tutarlarının güncelleneceğini açıkladı.
Erdoğan, “Bu yıl için açıkladığımız temel destek ve planlama desteği tutarımızı, İran kriziyle birlikte girdi maliyetlerinde oluşan aşırı artışları göz önüne alarak güncelliyoruz. Destek tutarlarımızı buna göre artırıyoruz” dedi.
Çiftçiler ise açıklanan desteklerin üreticinin sorununa çözüm olmayacağını belirterek, destek yerine Toprak Mahsulleri Ofisi’nin buğday ve arpa alım fiyatlarını artırmasını istiyor.
Üreticiler, destek ödemelerinin 2027 yılında yapılacağını, dekar başına verilen desteğin ise doğrudan üreticiye değil tapu sahibine ödendiğini ifade ediyor. Bu nedenle çiftçiler, artan maliyetler karşısında asıl çözümün buğday ve arpada alım fiyatının yükseltilmesi olduğunu vurguluyor.
Tarımsal girdi enflasyonu çiftçinin sırtına bindi
TÜİK’in son yayımladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi verilerine göre Tarım-GFE, Mart 2026’da yıllık yüzde 34,26 arttı. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerdeki yıllık artış ise yüzde 35,82’ye çıktı. Bu tablo, üreticinin tarlaya girmeden önce yaptığı her harcamanın geçen yıla göre ciddi şekilde pahalandığını gösteriyor.
Çiftçinin en ağır hissettiği kalemlerin başında gübre geliyor. Tarım-GFE alt gruplarında yıllık değişimin en yüksek olduğu kalem yüzde 48,33 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu. Enerji ve yağlayıcılarda yıllık artış yüzde 34,24, tarımsal ilaçlarda ise yüzde 20,30 olarak kayıtlara geçti.
| Girdi kalemi | Yıllık artış |
| Gübre ve toprak geliştiriciler | yüzde 48,33 |
| Enerji ve yağlayıcılar | yüzde 34,24 |
| Tarımsal ilaçlar | yüzde 20,30 |
| Tarımda kullanılan mal ve hizmetler | yüzde 35,82 |
| Genel Tarım-GFE | yüzde 34,26 |
Bu rakamlar, hububat üreticisinin neden “yüksek verim yetmez” dediğini açıkça ortaya koyuyor. Çünkü çiftçi tarlaya tohumu atarken, gübreyi verirken, sulama yaparken, ilaçlama ve biçim planı çıkarırken geçen yıldan çok daha yüksek bir maliyetle karşı karşıya kalıyor.
Enflasyon yüzde 32,61, tarım girdisi yüzde 34,26
Türkiye’de Mayıs 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,61 olarak açıklandı. Tarımsal girdi fiyatlarındaki yüzde 34,26’lık yıllık artış ise çiftçinin üretim maliyetinin genel enflasyonun da üzerinde seyrettiğini gösteriyor.
Bu durum, Konya’daki üretici açısından şu anlama geliyor: Çiftçi, ürününü satmadan önce zaten enflasyonun üzerinde artan bir maliyetle sezona başlıyor. Bu nedenle açıklanan alım fiyatı yalnızca ürün fiyatı olarak değil, çiftçinin bütün yıl boyunca üstlendiği maliyetin karşılığı olarak görülüyor.
Mazot tarlanın görünmeyen yükü oldu
Konya’da 10 Haziran 2026 itibarıyla ortalama motorin fiyatı 68,45 TL seviyesinde bulunuyor.
Motorin yalnızca traktör deposuna giren yakıt değil. Ekimde, gübrelemede, ilaçlamada, sulamada, nakliyede ve hasatta çiftçinin karşısına çıkan temel maliyetlerden biri. Biçerdöver tarlaya girdiğinde de, ürün kamyona yüklendiğinde de, ambar ya da TMO yoluna çıktığında da mazot maliyeti yeniden çiftçinin hesabına yazılıyor.
Görüşüne başvurduğumuz bir Ziraat Odası yetkilisi, motorinin çiftçi için “tek kalem değil, bütün üretim zincirini etkileyen ana maliyet” olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bugün çiftçi mazotu sadece traktöre koymuyor. Mazot, ekimde var, gübre atarken var, ilaçlamada var, biçerdöverde var, nakliyede var. Yani mazot arttığında tarladaki bütün işler pahalanıyor. Konya gibi geniş arazilerin işlendiği bir şehirde mazot maliyeti çiftçinin kârını doğrudan belirleyen kalemlerden biridir.”
Gübrede artış çiftçinin verim hesabını bozdu
Hububat üretiminde gübre, verimi doğrudan etkileyen en kritik girdilerden biri. Ancak yıllık yüzde 48,33’lük artış, üreticiyi zor bir tercih ile karşı karşıya bırakıyor: Ya yeterli gübre kullanıp maliyeti yükseltecek ya da gübreyi azaltıp verim kaybı riskini göze alacak.
Ziraat odası yetkilisi, gübre fiyatlarındaki artışın özellikle küçük ve orta ölçekli üreticiyi zorladığını vurguladı:
“Çiftçi gübreyi eksik atarsa verim düşer, tam atarsa maliyet yükselir. Bu yıl üreticinin en büyük çıkmazı budur. Tarlada ürün güzel görünüyor ama o görüntünün arkasında çok ağır bir girdi faturası var. Gübredeki artış çiftçinin kârını daha hasat başlamadan eritiyor.”
Elektrik ve sulama maliyeti Konya çiftçisini zorluyor
Konya’da sulama, özellikle yer altı suyu kullanılan bölgelerde üretim maliyetinin en hassas başlıklarından biri. Tarımsal sulama elektriğinde 2026 Nisan ayında yüzde 24,8 oranında artış yapıldığı duyuruldu.
Bu artış, hububatın yanı sıra pancar, mısır, ayçiçeği ve yem bitkileri üreten çiftçiler için de kritik önemde. Çünkü sulama maliyeti arttığında yalnızca elektrik faturası kabarmıyor; ürün deseninden ekim kararına kadar birçok başlık etkileniyor.
Ziraat odası yetkilisi, Konya Ovası’nda su ve enerji maliyetinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Konya’da su zaten stratejik bir mesele. Çiftçi suya ulaşmak için elektrik kullanıyor. Elektrik pahalandığında sulama da pahalanıyor. Sulama pahalandığında ürünün maliyeti yükseliyor. Bu zincir kırılmazsa üretici gelecek yıl hangi ürünü ekeceğini yeniden düşünmek zorunda kalır.”
Tarımsal ilaçta artış düşük görünse de üretici için zorunlu gider
Tarımsal ilaçlarda yıllık artış yüzde 20,30 olarak görülüyor. Bu oran gübre ve enerjiye göre daha düşük olsa da üretici açısından ertelenebilir bir kalem değil. Çünkü hastalık, zararlı ya da yabancı ot baskısı oluştuğunda ilaçlama yapılmaması doğrudan verim ve kalite kaybına yol açıyor.
Hububat üreticisi için özellikle yabancı ot mücadelesi ve hastalık baskısı kritik. Yağışlı geçen dönemlerde ürün gelişimi desteklenirken, bazı hastalık riskleri de artabiliyor. Bu nedenle çiftçi ilaç maliyetini kısmak istese bile çoğu zaman bu giderden tamamen kaçamıyor.
Yevmiye ve işçilik de üreticinin hesabını büyüttü
TÜİK verilerine göre 2025 yılında mevsimlik tarım işçilerinin günlük ücretleri bir önceki yıla göre yüzde 37,8 artarak 1.299 TL’ye çıktı. Sürekli tarım işçilerinin aylık ücretleri ise yüzde 42,1 artışla 37 bin 305 TL oldu.
Konya’da da sezonluk işçilik ücretleri üreticinin gündeminde. Çumra Ziraat Odası Başkanlığı tarafından 2026 yılı tarım işçisi günlük net ücretinin 1.200 TL olarak belirlendiği duyuruldu.
İşçilik maliyeti hububatta bazı ürünlere göre daha sınırlı görünse de pancar, sebze, yem bitkisi, hasat sonrası taşıma ve tarla işleri gibi alanlarda üretici için önemli bir yük oluşturuyor.
“Çiftçi artık verimi değil, maliyeti konuşuyor”
Ziraat odası başkanı, Konya’da bu yıl tarladaki görüntünün umut verdiğini ancak maliyet baskısının hasat sevincini gölgelediğini söyledi:
“Konya Ovası’nda bu yıl birçok bölgede ürün gelişimi iyi. Yağışlar tarlaya can verdi. Ama çiftçi artık sadece verimi konuşmuyor. Çiftçi mazotu, gübreyi, elektriği, ilacı, işçiliği konuşuyor. Çünkü hasat sonunda ürün çok olsa bile fiyat maliyeti karşılamazsa üretici kazanmış sayılmaz.”
Başkan, hububat fiyatlarının belirlenmesinde yalnızca piyasa dengesinin değil, üreticinin sürdürülebilirliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti:
“Buğday stratejik üründür. Konya da bu stratejik üretimin merkezidir. Çiftçi bu yıl zarar ederse gelecek yıl tarlaya atacağı tohumu, kullanacağı gübreyi, yapacağı sulamayı yeniden hesaplar. Üreticinin üretimde kalması için fiyat, destek ve ödeme takvimi birlikte ele alınmalıdır.”
Hasatın sorusu değişti: ürün kaç kilo değil, çiftçiye ne kalacak?
Konya Ovası’nda hasat yaklaşırken tarladaki görüntü umut veriyor. Ancak çiftçinin defterinde aynı umut yok. Gübrede yüzde 48’i aşan artış, enerji ve yağlayıcılarda yüzde 34’ü geçen yükseliş, elektrik ve işçilik giderleriyle birleşince üretici için sezonun en kritik sorusu değişti.
Artık mesele sadece “dekardan kaç kilo buğday alınacak?” değil.
Asıl soru şu:
Konya çiftçisi bu yıl tarladan ürünle mi çıkacak, yoksa yalnızca borç mu kapatacak?




