Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Türk halk edebiyatının keskin dilli ozanı: Abdurrahim Karakoç

Türk halk edebiyatının usta isimlerinden gazeteci, şair ve yazar Abdurrahim Karakoç, “Mihriban” başta olmak üzere dilden dile dolaşan eserleriyle vefatının 14’üncü yılında anılıyor.

Türk halk edebiyatının usta isimlerinden gazeteci, şair ve yazar Abdurrahim

Gazeteci, şair ve yazar Abdurrahim Karakoç’un vefatının üzerinden 14 yıl geçti.

Türk şiirine ve halk müziğine kazandırdığı eserlerle geniş kitlelere ulaşan Abdurrahim Karakoç, 7 Nisan 1932’de Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü köyünde dünyaya geldi.

Fadime Hanım ile Ümmet Efendi’nin oğlu olan Karakoç, dört kuşak şair bir ailede yetişti. Bir süre köyünde marangozluk ve çiftçilik yapan Karakoç, 1958’de Elbistan Belediyesinde muhasebeci olarak çalışmaya başladı. Karakoç, 1981’de emekli olana kadar bu görevini sürdürdü.

“Mihriban” şiiri dilden dile dolaştı

Abdurrahim Karakoç, 1964’te Pakize Hanım ile evlendi. Çiftin ilk çocukları Mihriban 1967’de, ikinci çocukları Türk İslam 1969’da, üçüncü çocukları Enderhan ise 1971’de dünyaya geldi.

Şairin oğlu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enderhan Karakoç, bir konuşmasında babasından söz etmenin kendisi için kolay olmadığını belirterek, “Abdurrahim Karakoç’u anlamak, şiirlerinin içine girmekle mümkün. Sadece şiir değil, nesir de yazdığı için halkın sesi oldu. Hiçbir zaman yılmadı, korkmadı, düşüncelerini açıkça ifade etti. Davasını oğluna ‘Türk İslam’, şiirini kızına ‘Mihriban’ ismini vererek yaşattı. Yazdıklarını hak, hakikat, cesaret ve samimiyetle kaleme aldı, halkına her zaman yakın oldu.” ifadelerini kullanmıştı.

Karakoç’un eserleri ilk olarak Elbistan’da yayımlanan Engizek gazetesinde okuyucuyla buluştu. Usta şair, 1958’de yazmaya başladığı ve birbirinin devamı niteliğindeki 22 şiirden oluşan “Hasan’a Mektuplar” adlı eserini 1964’te yayımladı.

Emekliliğinin ardından Ankara’ya yerleşen Karakoç, çeşitli gazete ve dergilerde yazılar kaleme aldı. Şiirlerinin pek çoğu halk arasında ezberlenerek yayıldı.

“Şiire başladığımda lambadaki alev titremeye başladı”

Türkü formunda bestelenerek dilden dile dolaşan “Mihriban” şiirini 1960’ta yazdığını anlatan Karakoç, bir açıklamasında, “Bazıları ‘Gerçek mi?’ diyor. ‘Gerçek’ diyorum ama adı Mihriban değil. O gençliğimde yaşanmış bir aşktı ama şimdi adını deşifre etmem, ayıp olur. Benim takmış olduğum sembol bir isimdir Mihriban. Masa başında yazılmış, hayal bir aşk, bu tadı ve lezzeti vermez. Yaşayacaksın ki yazacaksın. O zamanlar elektrik yoktu. Lamba ışığı altında yazıyordum. Şiire başladığımda lambadaki alev titremeye başladı. ‘Lambadaki alev üşüyor’ çıktı… Bazen aklıma düşüyor. Ben unutursun diyorum ama insan hiçbir zaman unutamıyor… O bir mektup üzerine yazılmıştır. Benim gönderdiğim bir mektuptan dolayı bir cevap aldım. ‘Unutmak kolay mı?’ mektubun başlığı…” demişti.

Abdurrahim Karakoç, “Mihriban”ın yanı sıra “Saati Yok Eremi Yok (Ben Hep Seni Düşünürüm)”, “Anadolu Sevgisi”, “Zikrullah”, “Hak Yol İslam Yazacağız”, “Bayramlar Bayram Ola”, “İsyanlı Sükut” ve “Tut Ellerimden” gibi eserlere imza attı.

Şair ayrıca 5 şiirden oluşan “Hasan’dan Gelen Mektup”, 8 şiirden oluşan “Haberler Bülteni”, 7 şiirden oluşan “Vatandaş Türküsü” ve 5 şiirden oluşan “Masal” adlı eserleriyle de edebiyat dünyasında iz bıraktı.

Şiirlerinde ilahi ve beşeri aşk, tabiat, gurbet, toplumsal yozlaşma, Türklük, İslam davası ve ölüm gibi temaları işleyen Karakoç, şiiri “bir gayeye varmak için araç” olarak gördüğünü ifade etmişti.

Eserleri ünlü isimler tarafından seslendirildi

Türk halk edebiyatının keskin dilli ozanı Karakoç, “El Kulakta”, “Vur Emri”, “Kan Yazısı”, “Dosta Doğru”, “Suları Islatamadım”, “Beşinci Mevsim”, “Akıl Karaya Vurdu”, “Yasaklı Rüyalar”, “Gökçekimi”, “Gerdanlık” ve “Parmak İzi” adlı kitapları okuyucuyla buluşturdu.

Karakoç, şiirlerinin yanı sıra “Düşünce Yazıları” ve “Çobandan Mektuplar” gibi düz yazılar da kaleme aldı.

Eserleri Fedai, Devlet, Töre ve Bizim Ocak dergilerinde; Yeni Düşünce, Gündüz, Yeni Hafta ve Akit gazeteleriyle kendi çıkardığı Yeni Ufuk gazetesinde yayımlandı. Doğuş Edebiyat 1983’te, Genç Kardelen 1998’de, Kardeş Kalemler dergisi ise 2012’de Karakoç için özel sayı hazırladı.

Şairin 100’e yakın şiiri bestelenerek İbrahim Tatlıses, Selda Bağcan, Musa Eroğlu, Esat Kabaklı, Cem Adrian, Mahsun Kırmızıgül, Hasan Sağındık ve Haluk Levent’in de aralarında bulunduğu sanatçılar tarafından seslendirildi.

Eserlerinin yanı sıra şahsiyetiyle de tanınan Karakoç, Anadolu insanının karşılaştığı zorlukları ve çektiği sıkıntıları şiirlerinde ve yazılarında işledi.

Abdurrahim Karakoç, 7 Haziran 2012’de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Karakoç, Ankara’da Bağlum Mezarlığı’nda Şeyh Abdülhakim Arvasi Türbesi’nin yanına defnedildi.