Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Şerife Bozoğlan Eker
Şerife Bozoğlan Eker

İş mi yok, çalışan mı?

“İş var ama çalışan yok” dediğinizi duyar gibiyim.

İş varsa neden bulunamıyor o zaman? Sorun nerede?

Ülkemizin en derin yaralarından biri hâline gelen işsizlik, artık yalnızca ekonomik bir kavram değil; psikolojik, sosyolojik ve hatta kültürel boyutları olan toplumsal bir mesele. Bugün üniversite sıralarında yıllarca emek veren gençler, mezun olduklarında kendilerini bambaşka iş kollarında bulabiliyor. Bu durum yalnızca bireyin hayatını değil; ailesini, çevresini ve toplumun dokusunu da etkiliyor. Gençler, hayallerindeki mesleği yapmaktan ziyade, çoğu zaman ilk buldukları işe başlıyor.

Bir kafede çalışan garsonla sohbet ettiğinizde, “Tarih öğretmenliğini bitirdim, arkadaşım da psikoloji mezunu… İş bulana kadar boş durmayalım dedik” cevabını duymak, aslında gençlerin ne kadar güçlü ve mücadeleci olduğunu gösteriyor. Hâlâ umutlarının olduğunu görmek ise bizleri ümitvar ediyor.

Kimileri “iş bana gelsin” diye beklerken, kimileri hayatın tam ortasında, sahada, alın teriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Bu tavır, takdiri fazlasıyla hak ediyor. Kendilerini bu davranışlarından dolayı tebrik ediyorum.

Çünkü sorumluluk bilinci sadece diplomalarla değil, duruşla da ölçülür.

Ne var ki okuyup da kendi alanında iş bulamamak, gençlerde ciddi bir özgüven kaybına, “Emeğim boşa mı gitti?” endişesine ve uzun vadede psikolojik yorgunluğa yol açıyor. Bu yorgunluk, bireyin ailesine, sosyal ilişkilerine ve geleceğe dair bakışına da yansıyor. Bir gencin umutla kurduğu cümlelerin zamanla “Ne olacak bu hâlimiz?” sorusuna dönüşmesi, toplumun geleceğine dair sessiz bir çığlıktır.

Öte yandan, sadece iş bulamamak değil; iş beğenmeme konusu da ciddi bir tartışma alanıdır. Kimi gençler masa başı bir iş beklentisiyle yıllarca adım atmazken, kimileri hiçbir işi küçümsemeden “Ben buradayım” mesajı veriyor. Elbette herkes sevdiği işi yapmak ister; ancak hayatın gerçekleri her zaman buna izin vermez. Sevdiğin işi yapmak bir şanstır; yaptığın işi sevmeyi öğrenmek ise bir erdemdir.

Bugün işsizlik, yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Eve eli boş dönmenin ağırlığı, ailesine destek olamamanın sıkıntısı, yıllarca okumanın ardından belirsiz bir geleceğe bakmanın kırgınlığı… Bütün bunlar; toplumsal barışı, aile bağlarını ve bireylerin ruh sağlığını etkileyen en önemli unsurlardır.

Çözüm yalnızca devlette ya da işverende değil; eğitimden beklentilerimizde, çalışma kültürümüzde ve gençlere verdiğimiz değerde saklıdır. Sahada çalışan, çabalayan, iş ararken bile üretmekten vazgeçmeyen gençlerimizin emeğini görmek ve onların yollarını açmak hepimizin sorumluluğudur. Çünkü bugün onların yaşadığı bu zorluk, yarın toplumun aynasına yansıyan gerçek olacaktır.

Genç işsizse, gelecek beklemededir. Bir gencin kaybı, bir ülkenin kaybıdır!

Reklamı Geç