Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Şerife Bozoğlan Eker
Şerife Bozoğlan Eker

Modern insanın evcil yalnızlığı

Modern çağın en büyük paradokslarından biri şudur: İnsan, tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar kalabalık yaşamamışken, yine hiçbir dönemde bu kadar yalnız hissetmemiştir. Sokaklar dolu, ekranlar ışıklı, iletişim sınırsızdır; fakat insanın iç dünyası giderek daha sessiz, daha kırılgan ve daha yorgun hâle gelmektedir. İşte tam bu kırılmanın ortasında, hayvanlarla kurulan ilişki bambaşka bir anlam kazanmaya başlamıştır.

Eskiden insan, hayvanla aynı hayatın içinde yaşardı; şimdi ise birçok insan, hayatını insanlardan çok hayvanlarla paylaşır hâle gelmiştir. Bu elbette yalnızca “hayvan sevgisi” ile açıklanabilecek bir durum değildir. Çünkü bugün mesele, bir canlıya merhamet göstermekten daha derin bir yere uzanıyor: İnsan, insandan kaçıyor.

Modern ilişkiler yorucu hâle geldi. Dostluklar hızlandı, aile bağları zayıfladı, komşuluk çözüldü, güven azaldı. İnsan artık anlaşılmaktan çok tüketiliyor; dinlenmekten çok yargılanıyor. Böyle bir çağda birçok kişi, karmaşık insan ilişkilerinin yerine daha güvenli, daha sessiz ve daha risksiz bağlar arıyor. Hayvan tam da bu noktada bir sığınak gibi görülüyor.

Çünkü hayvan kırmıyor, hesap sormuyor, terk etmiyor, ihanet etmiyor. İnsan da bu koşulsuz yakınlığı bir huzur alanına dönüştürüyor. Fakat burada dikkat çekici olan şey, hayvanın artık yalnızca bir dost değil; kimi zaman çocuk, aile, hatta kimlik hâline gelmesidir. Bu durum, modern insanın duygusal boşluklarını başka bir tür üzerinden tamamlama çabasını gösteriyor.

Bugün sosyal medya da bu dönüşümü büyütüyor. Evcil hayvanlar artık sadece yaşamın bir parçası değil; aynı zamanda sergilenen bir yaşam tarzının sembolü. İnsan, kuramadığı aidiyeti bazen bir hayvan üzerinden görünür kılmaya çalışıyor. Böylece sevgi, doğal bir bağ olmaktan çıkıp kültürel bir gösteriye dönüşebiliyor.

Oysa mesele hayvanları sevmek değildir; mesele, insanın neden giderek insanla yaşamaktan uzaklaştığıdır. Çünkü bir toplumda insanlar birbirine tahammül edemez hâle geliyorsa, orada yalnızlık bireysel değil toplumsal bir sorundur.

Belki de çağımızın en büyük krizi tam burada saklıdır: İnsan, kendini korumak için insandan uzaklaşıyor; fakat uzaklaştıkça da kendi insanlığını yavaş yavaş kaybediyor.

İnsan, başka bir canlıya sığınarak huzur arar; ama kendi hakikatinden kaçamaz.

Hayvana verilen sevgi, içindeki boşluğu örtebilir, yalnızlığını susturabilir  onu yok edemez. Kendinden kaçamaz.  Hayvana sığınır fakat en sonunda kendisiyle baş başa kalır.