Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin tamamen ortadan kaldırılamasa da büyük ölçüde önlenebilir olduğunu belirterek erken farkındalığın hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Tarhan, okul şiddetinin ani bir patlama değil, önceden gelişen bir süreç olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Tarhan, araştırmalara göre saldırganların yüzde 70 ila 80’inin önceden sinyal verdiğini ifade ederek, bu belirtilerin çoğunlukla sosyal geri çekilme, tehdit dili, yoğun öfke ve planlama davranışı şeklinde ortaya çıktığını söyledi. Sadece güvenlik önlemleri, disiplin cezaları ya da kamera sistemlerinin sonucu azaltabileceğini ancak nedeni çözmediği için kalıcı olmayacağını dile getirdi.
ABD’de okul şiddetine karşı son yıllarda psikolojik sağlamlık çalışmalarının hız kazandığını belirten Tarhan, 2013-2023 yılları arasında bin 468 okul silah olayının yaşandığını, bunun önceki on yıla göre yüzde 324 artış anlamına geldiğini kaydetti. Bu gelişmelerin ardından okullarda bilinçli farkındalık, empati, anlam, amaç, paylaşımcılık, minnettarlık ve dürtü kontrolü gibi başlıklarda psikolojik dayanıklılık çalışmaları başlatıldığını söyledi.
Tarhan, sosyal ve duygusal beceri eğitimlerinin yaygınlaştırıldığını belirterek, 2024 yılında yaklaşık 336 okul silah olayının raporlandığını, 2025 okul yılında ise bu sayının 254’e düştüğünü ifade etti. Buna rağmen mevcut seviyenin 25 yıl öncesinin iki katından fazla olduğuna dikkat çekti.
Okul şiddetini önlemede üç aşamalı bir yaklaşım gerektiğini dile getiren Tarhan, birincil önlemenin tüm öğrencilere yönelik olması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda okul ikliminin dönüştürülmesi, sosyal-duygusal öğrenme, empati eğitimi, zorbalık karşıtı programlar ve duygu düzenleme becerilerinin kazandırılmasının önemine işaret etti. Üsküdar Üniversitesi tarafından hazırlanan “Mutluluk Bilimi ve Değerler” adlı yardımcı ders kitabının da rehberlik programlarında kullanılabileceğini belirtti.
İkincil önlemenin riskli öğrencileri hedef aldığını ifade eden Tarhan, erken müdahalenin kritik olduğunu vurguladı. Sessizleşen, görünmez hale gelen ya da alışılmışın dışında davranmaya başlayan öğrencilerin fark edilmesi gerektiğini söyledi. Yalnız öğrencilerin tespiti, depresyon belirtilerinin izlenmesi ve okul psikolojik danışmanlığının etkin kullanılması gerektiğini kaydetti.
Üçüncül önlemenin ise yüksek riskli durumlarda kriz müdahalesini kapsadığını belirten Tarhan, tehdit değerlendirme ekiplerinin kurulmasının, aile-okul-uzman iş birliğinin sağlanmasının ve gerektiğinde güvenlik önlemlerinin devreye alınmasının önemine dikkat çekti.
Araştırmaların en net sonuçlarından birinin, öğrencinin hayatında en az bir güvenilir yetişkinin bulunmasının şiddet riskini ciddi biçimde düşürmesi olduğunu ifade eden Tarhan, öğretmen, rehberlik uzmanı, ebeveyn ya da akran mentörüyle güvenli ilişki kuran çocukların hayata daha güvenli baktığını ve şiddete yönelmediğini söyledi.
“Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa dikkat” uyarısında bulunan Tarhan, okul şiddetinin çoğunlukla temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmamasıyla ilişkili olduğunu belirtti. Aidiyet, değerlilik, anlam ve duyguları ifade edebilme alanlarında yaşanan eksikliklerin yalnızlık, öfke ve umutsuzluğu artırdığını söyledi.
Aşırı dijitalleşmenin de önemli bir risk faktörü olduğuna işaret eden Tarhan, yoğun ekran maruziyetinin sosyal izolasyona ve yüzeysel ilişkilere yol açtığını, bazı rol modellerin ise şiddeti estetikleştirdiğini ifade etti. Bu nedenle okul şiddetini önleme çalışmalarının yalnızca okul içinde değil, dijital yaşamı da kapsaması gerektiğini sözlerine ekledi.




