Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği ICF Türkiye, psikiyatri alanının önemli isimlerinden Gülcan Özer’i İstanbul’da düzenlenen yüz yüze ve çevrimiçi etkinlikte profesyonel koçlarla buluşturdu. Yoğun katılımla gerçekleşen söyleşide ilişkiler, insan davranışları ve hayatın içindeki bağ kurma biçimleri çok boyutlu bir bakış açısıyla ele alındı.
ICF Türkiye üyeleri ve koçluk profesyonellerinin katıldığı etkinlikte, Gülcan Özer ilişkilerde iletişimin dönüştürücü gücüne dikkat çekti. Çatışmaların ertelenmesinin değil, açık ve dürüst şekilde konuşulmasının gerçek değişimi mümkün kıldığını vurgulayan Özer, sağlıklı bağların ancak samimi iletişimle kurulabileceğini ifade etti.
ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Karadeniz’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide konuşan Özer, ilişki konuşmalarının çoğu zaman zorlayıcı olduğunu ancak başka bir çıkış yolu bulunmadığını belirtti. İnsanların birbirini doğru anlamasının, yanlış anlamaktan daha zor olduğuna işaret eden Özer, her bireyin kendine özgü bir iç dünyası bulunduğunu söyledi.
Romantik ilişkilerin diğer ilişki türlerine göre daha kırılgan bir yapıya sahip olduğunu belirten Özer, bu nedenle bu alanda daha özenli ve bilinçli bir iletişim kurulması gerektiğini dile getirdi.
Söyleşide öne çıkan başlıklardan biri de olumsuz deneyimlerin ilişkiler üzerindeki etkisi oldu. Gülcan Özer, bir olumsuz deneyimin etkisini dengelemek için beş olumlu deneyime ihtiyaç duyulduğunu belirterek insan doğasının negatif olana daha duyarlı olduğunu ifade etti. İyi anların ve olumlu paylaşımların çoğu zaman dile getirilmediğini kaydeden Özer, ilişkilerde yalnızca sorunların değil, güzel anların da konuşulması gerektiğini söyledi.
İlişkilerin bir süreç olduğunu ve dönüşümün kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan Özer, bireylerin zaman içinde değişmesinin sağlıklı bir gelişim göstergesi olduğunu ifade etti. Ancak kişisel dönüşüm ile ilişki dinamiklerinin her zaman aynı hızda ilerlemediğini belirten Özer, tarafların farklı hızlarda değişmesinin zaman zaman uyumsuzluklara yol açabildiğini, esnemeyen yapıların ise kırılgan hale geldiğini söyledi.
Toplumda ilişkilerin çoğu zaman “ömür boyu sürmesi” üzerinden değerlendirildiğini dile getiren Özer, bunun her zaman gerçekçi olmadığını ifade etti. Her ilişkinin bir yaşam döngüsü olabileceğini söyleyen Özer, ilişkilerin sağlıklı şekilde sonlandırılmasının da en az sürdürülmesi kadar önemli olduğunu vurguladı. Ayrılık süreçlerinde nezaketin ve “helalleşme” kültürünün önem taşıdığına dikkat çekti.
Evliliği toplumsal bir kurum olarak tanımlayan Özer, değişen sosyolojik dinamiklerle birlikte evlilik yapısının da dönüşüm geçirdiğini belirtti. Özellikle kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha aktif rol almasının, ilişkilerin yapısını ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediğini söyledi.
Söyleşinin son bölümünde yaşam amacı kavramına da değinen Özer, hayatın anlamının bireysel ve değişken olduğunu ifade etti. İnsanların yaşamları boyunca farklı dönemlerde farklı anlamlar bulabileceğini belirten Özer, hayatın anlamının tek ve sabit bir hedef yerine kişisel deneyimlerle şekillenen dinamik bir süreç olduğunu anlattı.
Koçluk metodolojisiyle güçlü paralellikler taşıyan etkinliğin katılımcılara hem profesyonel hem de kişisel gelişim açısından önemli kazanımlar sunduğu belirtildi. Söyleşi sonunda katılımcılar, Gülcan Özer’in kitaplarını imzalatma fırsatı da buldu.
ICF Türkiye’nin farklı disiplinlerden uzmanları koçluk dünyasıyla buluşturmaya devam ederek, mesleki gelişimi destekleyen etkinliklerini sürdüreceği kaydedildi.




