Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Şerife Bozoğlan Eker
Şerife Bozoğlan Eker

Aranızda selamı yayın: Hadis-i şerifi neden unuttuk?

Toplum olarak en temel değerlerimizden birini, selamı, ne oldu da yitirdik? Peygamber Efendimizin “Aranızda selamı yayın” buyruğu, Müslüman toplumu sevgi, dostluk ve barışla birbirine bağlayan en güçlü emirlerden biriydi. Selam; sadece bir söz değil, bir güven taahhüdü, bir barış akdiydi. “Senden bana, benden sana zarar gelmez” demenin en ince, en zarif yoluydu. Peki biz bu emaneti nasıl oldu da günlük hayatın telaşında, modern dünyanın gergin sokaklarında kaybettik?

Bugün şehirlerde yürürken insanlar birbirine bakmadan geçiyor. Aynı apartmanda yaşayanlar birbirini tanımıyor, aynı işyerinde çalışanlar göz göze gelmemek için çaba harcıyor. Kimi zaman korkudan, kimi zaman güvensizlikten, kimi zaman da alışkanlıktan… Oysa selam, bütün bu buzları eritmesi gereken bir sıcaklıktı.

Dini açıdan selam, Kur’an’ın barış, huzur ve esenlik kavramlarıyla iç içedir. “Selam” kelimesi Kur’an’da cennet tasvirlerinin içinde, Allah’ın kullarına hitabında, meleklerin müminlere seslenişinde geçer. Yani selam; ilahi bir rahmetin insan dilindeki yansımasıdır. Buna rağmen Peygamberimizin bu güçlü tavsiyesini neden hayatımızdan çıkardık?

Sosyolojik açıdan mesele daha derin. Modern toplum, bireyleri birbirinden uzaklaştıran görünmez duvarlar örüyor. Herkes acele içinde, herkes tedirgin, herkes yorgun. Selam ise bu hızlı dünyanın durup düşünmeye en az vakti olan değeri. Oysa selam, insanların birbirine “Seni görüyorum, seni tanıyorum, sen benim için bir tehdit değil, bir insansın” demesiydi. Güvensizlik arttıkça selam azaldı; selam azaldıkça da güvensizlik büyüdü.

Felsefi açıdan selam, insanın başka bir varlığı kabul ettiğini ilan eden bir eylemdir. Benliğin dışarıya açılmasıdır. Kendisini merkeze hapseden modern birey, bu açılmayı zor buluyor. Selam vermek, aslında insanın kendi kabuğundan çıkmasıdır; bu yüzden kaybettikçe ruhumuz da daraldı.

Toplumsal açıdan ise selam, bir toplumun ruh sağlığını gösterir. Selamsız toplum, sevgisi eksilmiş toplumdur. Çünkü selam, sevginin ve barışın kapısıdır.

Bugün hâlâ sorunun cevabı çok açık bir yerde duruyor:

Selamı kaybettik, çünkü birbirimize yaklaşma cesaretimizi kaybettik.

Oysa selam; korkuyu eritir, kalpleri yumuşatır, insanı insana yaklaştırır.

Selamı geri getirirsek, toplumu da kendimizi de iyileştiririz.

Oysa selam; insanın insana uzattığı en temiz köprüdür.

Ve unutmayalım:

Bir selamla başlar güven, güvenle yeşerir saygı, saygıyla çoğalır sevgi;
selamı, yayar, yaşatırsak toplum yeniden nefes alır.

Reklamı Geç