Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Uzun ömrün sırrı sade, anlamlı ve dengeli yaşam

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlıklı yaşlanma ve uzun ömür konusuna ilişkin değerlendirmesinde yaşam tarzının belirleyici rolüne dikkat çekti. Tarhan, sıradan şeylerden mutlu olmanın, basit ama anlamlı bir yaşam sürmenin uzun ömrün en önemli sırlarından biri olduğunu söyledi.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlıklı

Ortalama yaşam süresi artıyor, yaşam tarzının önemi büyüyor

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son yıllarda “longevity” yani uzun ömür kavramının daha fazla gündeme geldiğini belirterek, insanlık tarihinde ortalama yaşam süresinin giderek yükseldiğini ifade etti.

Yaklaşık 100 yıl önce dünya genelinde ortalama yaşam süresinin 40’lı yaşlarda olduğunu hatırlatan Tarhan, bugün Türkiye’de bu sürenin kadınlarda ortalama 78, erkeklerde ise 74-76 yaş aralığına kadar çıktığını söyledi. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer ve unutkanlık gibi daha önce daha az görülen sağlık sorunlarının da arttığını vurgulayan Tarhan, sağlıksız yaşam tarzının uzun ömrü hastalıklarla birlikte getirdiğini kaydetti.

“Hastalıkların büyük bölümü yaşam tarzıyla ilişkili”

Prof. Dr. Tarhan, araştırmalara göre hastalıkların yüzde 60 ila 70’inin doğrudan yaşam tarzıyla bağlantılı olduğunu belirtti. Diyabetten depresyona kadar birçok rahatsızlığın sağlıksız beslenme, yetersiz hareket ve yoğun stres gibi etkenlerle ortaya çıktığını söyleyen Tarhan, doğru yaşam alışkanlıklarının birçok hastalığı önleyebileceğine dikkat çekti.

Yaşam tarzı psikoterapisi öne çıkıyor

Günümüzde tüm dünyada yaşam tarzı eğitimlerine daha fazla ağırlık verildiğini dile getiren Tarhan, artık “yaşam tarzı psikoterapisi” adı verilen bir yaklaşımın uygulandığını söyledi.

Tarhan, bu yöntemin kişiye hasta olmadan önce sağlıklı yaşama becerileri kazandırmayı amaçladığını belirterek, yaklaşımın aynı zamanda pozitif psikoterapinin bir türü olduğunu ifade etti. Bu modelde amacın sadece uzun yaşamak değil, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek olduğunu kaydetti.

Sağlıklı yaşamın temeli: beden ve zihin farkındalığı

Sağlıklı yaşam tarzı eğitiminde en önemli başlıklardan birinin beden farkındalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, kişinin kendi bedenini tanımasının, beslenme, uyku, su tüketimi ve metabolik denge gibi alanlarda doğru kararlar almasını sağladığını vurguladı.

Zihinsel farkındalığın da en az beden farkındalığı kadar önemli olduğunu ifade eden Tarhan, kişinin psikolojik durumunu, olaylara nasıl tepki verdiğini ve otomatikleşmiş düşünce kalıplarını fark etmesinin ruh sağlığı açısından belirleyici olduğunu söyledi. Tarhan’a göre hem bedensel hem zihinsel farkındalığın ilk şartı kişinin kendini tanıması ve öz bilinç geliştirmesi.

Yalnızlık değil, sağlıklı ilişkiler önemli

İnsanın sosyal bir varlık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, sağlıklı ve mutlu bir yaşam için kişinin sosyal hayatın içinde ilişkilerini yönetebilmesi gerektiğini söyledi.

Seçilmiş yalnızlığın belli ölçüde fayda sağlayabileceğini ancak aşırıya kaçan yalnızlığın bencillik ve ben-merkezcilik doğurabileceğini belirten Tarhan, günümüzde bireyin gelişimini sosyal ilişkiler içinde sürdürmesinin daha gerçekçi ve sağlıklı olduğunu ifade etti.

Uzun yaşamın ortak noktası sade beslenme ve anlam odaklı yaşam

Mavi bölgeler olarak bilinen Japonya, İtalya ve Yunanistan’daki bazı bölgelerde yaşayan insanların ortak özelliklerine dikkat çeken Tarhan, bu kişilerin hem uzun hem de sağlıklı yaşadığını söyledi.

Bu bölgelerdeki insanların bitkisel temelli, sade ve sağlıklı beslendiğini kaydeden Tarhan, özellikle sebze ağırlıklı beslenmenin öne çıktığını ifade etti. Hayata bakışlarının haz odaklı değil, anlam odaklı olduğunu belirten Tarhan, yemek yerken tam doymadan sofradan kalkmanın da dikkat çekici alışkanlıklardan biri olduğunu söyledi.

Meditatif uygulamalar zihni ve bedeni destekliyor

Prof. Dr. Tarhan, günlük hayatın yoğunluğu içinde yapılan 20 dakikalık meditatif uygulamaların zihni sakinleştirdiğini ve kişiye öz gözlem imkânı sunduğunu belirtti.

Meditatif sürecin zihinsel rahatlama, fiziksel gevşeme ve işitsel destek unsurlarını bir araya getirdiğini anlatan Tarhan, kişinin seçtiği bir kelimeye odaklanması, bedeni gevşetici egzersizler yapması ve müzik ya da doğa sesleriyle bu süreci desteklemesinin beyin üzerinde olumlu etkiler yarattığını söyledi.

“Sıradan şeylerden mutlu olmak uzun ömrün sırrıdır”

Sağlıklı yaşam için maddi varlıklar, sağlık ve bilgeliğin dengeli olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu üç unsurun “akıl tepsisine” konularak dengeli biçimde yaşanmasının uzun ömürlü ve sağlıklı bir hayatın anahtarı olduğunu söyledi.

Tarhan, “Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır” diyerek, pozitif etkileşim içinde olan, mizahı kullanan ve çevresine huzur veren kişilerin daha uzun yaşama eğiliminde olduğunu ifade etti.

Mizah stresle baş etmede etkili rol oynuyor

Negatif enerjili bireylerin çevresine huzursuzluk yaydığını belirten Tarhan, mizahın stresle baş etmede çok etkili bir araç olduğunu söyledi. Şaka kaldırabilen, kendisiyle dalga geçebilen ve çevresine güven veren kişilerin daha sağlıklı ilişkiler kurduğunu belirten Tarhan, bu kişilerin daha uzun ömürlü olabildiğini dile getirdi.

Kadınlar neden daha uzun yaşıyor?

Kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının arkasında biyolojik ve psikolojik nedenler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, kadın beyninin duygulara, şefkate ve empatiye daha yatkın bir yapıda çalıştığını söyledi.

Kadınların empati yeteneğinin daha gelişmiş olduğunu belirten Tarhan, bunun iç huzur ve uzun yaşam açısından önemli bir avantaj sağladığını kaydetti.

Mutlu evlilik yaşam süresini uzatabiliyor

Araştırmaların evli bireylerin ortalama olarak daha uzun yaşadığını gösterdiğini belirten Tarhan, bunun ancak mutlu bir evlilik söz konusu olduğunda geçerli olduğunu söyledi.

Huzursuz ve sürekli çatışmalı evliliklerin uzun yaşamı desteklemediğini ifade eden Tarhan, ideal evliliğin rekabete değil yol arkadaşlığına dayalı olması gerektiğini vurguladı. Geleneksel kültürde eşlerin “refik” ve “refika”, yani yol arkadaşı olarak tanımlandığını hatırlatan Tarhan, gerçek evliliğin iki bireyin birlikte daha büyük bir anlam üretmesiyle mümkün olduğunu söyledi.