Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

21 Mart’ta ekinoks ve Nevruz birlikte yaşanıyor

21 Mart, hem ilkbahar ekinoksu hem de Nevruz Bayramı olarak doğanın yenilenmesini simgeliyor. Gece ile gündüzün eşitlendiği bu tarih, Türk dünyasında Ergenekon’dan çıkışın sembolü olarak da özel bir anlam taşıyor.

21 Mart, hem ilkbahar ekinoksu hem de Nevruz Bayramı olarak

21 Mart, yılın en dikkat çekici günlerinden biri olarak hem ilkbahar ekinoksuna hem de Nevruz Bayramı’na işaret ediyor. Aynı gün, güneşin Koç Burcu dönencesine giriş yaptığı tarih olarak da kabul ediliyor. Bu yönüyle 21 Mart, yalnızca astronomik bir olay değil, aynı zamanda kültürel ve tarihi anlamlar taşıyan özel bir gün olarak öne çıkıyor.

İlkbahar ekinoksunda güneş ışınları ekvatora 90 derecelik açıyla dik geliyor. Bu nedenle ekvator çizgisinde gölge boyu sıfıra inerken, gece ile gündüz süreleri birbirine eşitleniyor. Bu tarihle birlikte kuzey yarım kürede ilkbahar, güney yarım kürede ise sonbahar başlıyor.

Ekinoks yılda iki kez yaşanıyor

Ekinoks olayı yılda iki kez meydana geliyor. Bunlardan ilki 21 Mart’ta gerçekleşen ilkbahar ekinoksu, diğeri ise 23 Eylül’de yaşanan sonbahar ekinoksu olarak biliniyor. Dünya’nın eksen eğikliği nedeniyle güneş ışınlarının geliş açısı yıl boyunca değiştiği için mevsimler ve iklimsel farklılıklar ortaya çıkıyor.

Ekinoks kelimesi de bu doğa olayının anlamını doğrudan yansıtıyor. Latince kökenli olan sözcük, “eşit” anlamındaki aequus ile “gece” anlamındaki nox kelimelerinin birleşiminden türemiş bulunuyor. Bu yönüyle ekinoks, gündüz ile gecenin eşitliğini ifade ediyor.

Nevruz, baharın ve yeni günün bayramı

21 Mart aynı zamanda Nevruz Bayramı olarak da kutlanıyor. Farsça kökenli olan Nevruz kelimesi, “nev” yani “yeni” ile “ruz” yani “gün” kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor. Anlam olarak “yeni gün” ifadesini taşıyan Nevruz, dünya genelinde birçok halk tarafından baharın gelişi, doğanın uyanışı ve yeni başlangıçların simgesi olarak kabul ediliyor.

Nevruz geleneğinin kökeninin çok eski dönemlere uzandığı belirtiliyor. Bazı kaynaklarda bu geçmişin on beş bin yıl öncesine kadar götürüldüğü ifade edilse de, genel kabul Nevruz’un yaklaşık üç bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu yönünde. Kesin olarak üzerinde durulan nokta ise Nevruz adına ilk yazılı kaynaklarda milattan önce ikinci yüzyılda Pers metinlerinde rastlandığı bilgisi.

Birleşmiş Milletler de 21 Mart’ı kabul etti

21 Mart tarihi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 23 Şubat 2010 tarihinde kabul edilen A/RES/64/253 sayılı karar ile “Uluslararası Nevruz Günü” olarak tanındı. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülkenin girişimiyle kabul edilen bu karar, Nevruz’un uluslararası düzeyde kültürel bir miras ve ortak değer olarak görüldüğünü ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler bildirgesinde, Nevruz’un 300 milyondan fazla insan tarafından 3 bin yılı aşkın süredir kutlandığı vurgulandı. Anadolu, Balkanlar, Karadeniz havzası, Kafkaslar, Orta Asya ve Orta Doğu başta olmak üzere geniş bir coğrafyada kutlanan Nevruz, ortak kültürel hafızanın önemli unsurlarından biri olarak gösteriliyor.

Türk dünyasında Nevruz’un anlamı daha da derin

Nevruz, Anadolu ve Orta Asya Türk halkları açısından yalnızca baharın gelişi değil, aynı zamanda tarihi hafızanın da güçlü bir sembolü olarak görülüyor. 21 Mart, Türklerin, özellikle de Göktürklerin Ergenekon’dan çıkış günü olarak kabul ediliyor. Bu nedenle Nevruz, Türk dünyasında yeniden dirilişin, birlik duygusunun ve zorlukları aşarak yeniden ayağa kalkmanın simgesi olarak ayrı bir değer taşıyor.

Doğanın yeniden canlandığı, gün ile gecenin eşitlendiği ve baharın başladığı 21 Mart; ekinoksun bilimsel anlamını, Nevruz’un kültürel derinliğini ve Türk dünyasının tarihsel hafızasını aynı günde buluşturuyor.