Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile UN Women Türkiye’nin ortak yayımladığı “Türkiye’de İstatistiklerle Kadın 2025” raporu, kadınların eğitim düzeyinde ve bazı mesleki alanlarda ilerleme kaydettiğini, buna karşın istihdam, karar alma mekanizmalarına katılım, yoksulluk ve şiddet başlıklarında eşitsizliğin sürdüğünü ortaya koydu. Rapora göre, Türkiye’de kadınların istihdam oranı 2024 itibarıyla yüzde 32,5’te kalırken, erkeklerde bu oran yüzde 66,9 oldu. Meclis’te kadın milletvekili oranı yüzde 19,9, üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarındaki kadın oranı ise yüzde 21,5 olarak kaydedildi.
Nüfus ve yaşam süresi
Rapordaki verilere göre Türkiye nüfusu 2025 yılında 86 milyon 92 bin 168’e ulaştı. Nüfusun yüzde 49,98’ini kadınlar, yüzde 50,02’sini erkekler oluşturdu. Doğurganlık göstergeleri ise düşüş eğiliminin sürdüğünü gösterdi. Toplam doğurganlık hızı 2001’de 2,38 çocukken 2024’te 1,48’e geriledi. İlk doğumdaki ortalama anne yaşı da 2014’te 25,5 iken 2024’te 27,3’e yükseldi.
Kadınların yaşam süresi erkeklerden daha uzun olmaya devam etti. 2022-2024 dönemi için doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde 75,5 yıl, toplamda ise 78,1 yıl olarak hesaplandı. Buna karşın Türkiye’de doğuşta sağlıklı yaşam süresi toplamda 57,6 yıl ile Avrupa Birliği ortalamasının altında kaldı. Anne ölüm oranı da 2024 itibarıyla 100 bin canlı doğumda 11,5 olarak yer aldı.

Eğitimde tablo
Eğitim verileri, kadınların okulda kalma süresinin arttığını gösterdi. 25 yaş ve üzeri kadınların ortalama eğitim süresi 2011’de 6,4 yılken 2024’te 8,8 yıla çıktı. Aynı dönemde erkeklerde bu süre 8,3 yıldan 10,2 yıla yükseldi. Ancak eğitim düzeyi arttıkça fark azalsa da tamamen kapanmadı. 25 yaş ve üzerindeki kadınların yüzde 23,6’sı yükseköğretim mezunuyken, erkeklerde bu oran yüzde 26,8 oldu. Buna karşılık yükseköğretimde eğitim, sağlık ve sanat alanlarından mezunların yüzde 73,1’ini kadınlar oluştururken; bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında kadın mezun oranı yüzde 34,2’de kaldı.

İstihdamda eşitsizlik
Raporun en dikkat çekici başlıklarından biri işgücü ve istihdam verileri oldu. 2024’te 15 yaş ve üzeri nüfusta işgücüne katılım oranı kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde yüzde 72 olarak hesaplandı. İstihdam oranı kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde yüzde 66,9 olurken, işsizlik oranı kadınlarda yüzde 11,8, erkeklerde yüzde 7,1 olarak kayda geçti. Kadınların çalışma hayatında kalma süresi 20,7 yıl, erkeklerin ise 39,7 yıl oldu. Rapora göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9’da kalırken, aynı durumdaki erkeklerde oran yüzde 90,9’a ulaştı. Bu tablo, bakım yükünün kadınların işgücüne katılımı üzerindeki etkisini açık biçimde ortaya koydu.

Kadınların işgücüne katılımında eğitim düzeyi belirleyici olmaya devam etti. Raporda, yükseköğretim mezunu kadınlarda işgücüne katılımın çok daha yüksek seyrettiği vurgulanırken, düşük eğitim düzeylerinde kadınların istihdam ve işgücüne katılım oranlarının ciddi biçimde gerilediği görüldü. Ayrıca kadınlarda ev işleriyle meşguliyetin, işgücüne dahil olmama nedenleri içindeki payı yüzde 35 olarak kaydedildi. Yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranı da kadınlarda yüzde 18,3, erkeklerde yüzde 9 oldu.

Siyaset ve yönetimde kadın temsili
Karar alma mekanizmalarındaki tablo da kadınlar açısından sınırlı temsile işaret etti. 2025 itibarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın milletvekili oranı yüzde 19,9’da kaldı; bu oran Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkenin ortalaması olan yüzde 33,6’nın altında gerçekleşti. 2025’te kabinede yalnızca 1 kadın bakan bulunurken 16 bakan erkek oldu. Yerel yönetimlerde kadın belediye başkanı oranı yüzde 5,6, il belediye başkanı oranı yüzde 13,6, ilçe belediye başkanı oranı yüzde 5,1, belediye meclisi üyesi oranı yüzde 11,8 ve kadın muhtar oranı yüzde 3,3 olarak kayda geçti. Üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarında kadın oranı yüzde 21,5 olurken, BIST 50 şirketlerinin yönetim kurullarındaki kadın oranı yüzde 18,3 oldu.
Meslek gruplarına ilişkin veriler, bazı alanlarda kadın oranının arttığını gösterdi. 2024 itibarıyla kadın savcı oranı yüzde 18,1, kadın hakim oranı yüzde 46,6 oldu. Kadın büyükelçi oranı 2025’te yüzde 28,4’e ulaşırken, yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın oranı yüzde 34,9, doçentler içinde ise yüzde 43,3 olarak açıklandı. Buna karşın devlet üniversitelerinde kadın rektör oranı yüzde 4,7, vakıf üniversitelerinde yüzde 13,7’de kaldı. Vali ve kaymakamlıkta da erkek ağırlığı sürdü.

Aile ve toplumsal yaşam verileri, ev içi iş bölümündeki eşitsizliğin devam ettiğini gösterdi. Kadınlar hanehalkı ve aile bakımına günde ortalama 4 saat 35 dakika ayırırken, erkekler 53 dakika ayırdı. Yemek yapma sorumluluğunu üstlenenlerin yüzde 85,4’ü, çamaşır yıkama sorumluluğunu üstlenenlerin yüzde 85,6’sı kadınlardan oluştu. Çocuk bakımında da kadınların payı yüzde 94,4 oldu. Buna karşın internet kullanım oranında fark daraldı; 2025’te 16-74 yaş grubunda internet kullanım oranı kadınlarda yüzde 88,2, erkeklerde yüzde 93,6 olarak ölçüldü.
Evlenme verileri de toplumsal cinsiyet farklarını yansıttı. 2025’te resmi ilk evliliğini yapan kadınların ortalama evlenme yaşı 26, erkeklerin ortalama evlenme yaşı ise 28,5 oldu. Çocuk evliliği göstergelerinde düşüş eğilimi görülse de 16-17 yaş grubunda kız çocuklarının resmi evlilik oranı hâlâ erkek çocuklara göre belirgin biçimde daha yüksek seyretti. Raporda 2025 yılı itibarıyla bu yaş grubunda evlenen kız çocuklarının oranı yüzde 0,6, erkek çocuklarının oranı yüzde 0,04 olarak yer aldı.

Şiddet verileri
Raporun en çarpıcı bölümlerinden biri şiddet ve güvenlik verileri oldu. TÜİK’in 2024 tarihli Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması’na dayanan bulgulara göre, kadınların yüzde 28,2’si hayatının bir döneminde psikolojik şiddete, yüzde 18,3’ü ekonomik şiddete, yüzde 12,8’i fiziksel şiddete, yüzde 10,9’u ısrarlı takibe, yüzde 8,3’ü dijital şiddete ve yüzde 5,4’ü cinsel şiddete maruz kaldı. Şiddete uğrayan kadınların büyük bölümü şiddeti eş, eski eş ya da birlikte oldukları kişilerden gördü. Ekonomik şiddette aile bireyleri, ısrarlı takip ve dijital şiddette ise yabancı kişiler öne çıktı. Rapora göre şiddete maruz kalan kadınların yüzde 52,3’ü yaşadıklarını birileriyle paylaşırken, yüzde 47,7’si anlatmadı. Ayrıca 2025’te yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvensiz ya da çok güvensiz hisseden kadınların oranı yüzde 28,2 olarak ölçüldü; erkeklerde bu oran yüzde 12,3 oldu.
Yoksulluk verileri de kadınların daha kırılgan bir konumda olduğunu gösterdi. 2025’te 15 yaş ve üzeri nüfusta yoksulluk oranı kadınlarda yüzde 18,9, erkeklerde yüzde 16,7, toplamda ise yüzde 17,8 oldu. Eğitim düzeyi düştükçe yoksulluk oranı belirgin biçimde arttı. Okuryazar olmayan kadınlarda yoksulluk oranı yüzde 36’ya çıkarken, yükseköğretim mezunu kadınlarda bu oran yüzde 5,5’e kadar geriledi.
Yoksulluk ve yaşlılık
Yaşlılık verileri, kadınların daha uzun yaşadığını ancak yaşlılıkta da kırılganlıkların sürdüğünü ortaya koydu. 2025’te 65 yaş ve üzeri nüfus 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaştı ve toplam nüfusun yüzde 11,1’ini oluşturdu. Yaşlı nüfusun yüzde 55,3’ü kadınlardan oluştu. Yaşlı kadınların yoksulluk oranı 2025’te yüzde 17,9, erkeklerin ise yüzde 16,5 oldu. 65 yaş ve üzeri kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 6,5’te kalırken, erkeklerde bu oran yüzde 21,4 olarak açıklandı.
Genel tabloya bakıldığında rapor, kadınların eğitim düzeyinde, akademide, yargıda ve diplomasi gibi bazı alanlarda ilerleme kaydettiğini; ancak istihdam, karar alma mekanizmaları, ev içi yük paylaşımı, yoksulluk ve şiddet başlıklarında yapısal eşitsizliklerin sürdüğünü ortaya koyuyor. Özellikle küçük çocuk sahibi kadınların istihdam oranındaki sert düşüş, ev içi emeğin kadınlar üzerinde yoğunlaşması ve siyasette temsil oranlarının düşük kalması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en belirgin göstergeleri arasında öne çıkıyor.





