Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Uluslararası Arazi Koalisyonu (ILC) ve CIRAD iş birliğiyle yayımlanan “Status of Land Tenure and Governance (SLTG)” raporu, küresel ölçekte arazi mülkiyeti ve kullanımına ilişkin en kapsamlı güncel envanterlerden birini ortaya koydu. FAO’nun duyurusuna göre rapor, arazi tenürü, dağılımı, yönetişim çerçeveleri ve kadınların arazi hakları gibi başlıklarda ayrıntılı veri ve analiz sunuyor.
Rapordaki öne çıkan bulgular şöyle:
-
Resmî belgelilik düşük: Dünyada mülkiyet/tenür ya da kullanım haklarının yalnızca %35’i resmî olarak belgelenmiş durumda.
-
Tarım arazilerinde aşırı yoğunlaşma: Küresel kara alanının yaklaşık %37’si tarımsal nitelikte kabul edilirken, en büyük %10 arazi sahibi tarım arazilerinin %89’unu “işletiyor/operasyonel olarak kontrol ediyor.”
-
Mülkiyet yapısı: Devletlerin yasal sahipliği %64’ün üzerinde; bu pay, geleneksel (customary) tenürle kullanılan ama resmî belgesi bulunmayan alanları da kapsayabiliyor. Öte yandan, dünya kara alanının %18’i (yaklaşık 2,4 milyar hektar) özel kişi ve şirketlerin mülkiyetinde görünüyor.
-
Güvence kaygısı büyüyor: 1,1 milyar kişi (yaklaşık her dört yetişkinden biri), önümüzdeki beş yıl içinde arazi ve/veya konut üzerindeki haklarını kaybetme ihtimalini “olası” görüyor.
FAO Başekonomisti Máximo Torero Cullen’in değerlendirmesi rapora yansıyan temel uyarıyı özetliyor: Arazi güvencesizliği; üretkenlik, dayanıklılık ve beslenme üzerinde maliyeti yüksek bir eşitsizlik alanı olarak görülüyor.
Tarım Pusulası’nın aktardığı rapor özetinde de, büyük arazi sahipliğindeki yoğunlaşmanın kaynaklara erişimde eşitsizlik yarattığı, bunun özellikle küçük çiftçiler açısından riskleri büyüttüğü vurgulandı.




