Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul’da uluslararası medya temsilcileriyle buluştu. Toplantıda, uluslararası sistemdeki belirsizlikler, çok taraflı kurumların kapasite sorunları, küresel riskler ve Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki rolü öne çıktı. Duran, gazeteciliğin küresel “fotoğrafı” kayda geçirmedeki önemine vurgu yaparken, İletişim Başkanlığı olarak uluslararası medya ile “simetrik, şeffaf ve diyaloğu açık” bir iletişim yürüttüklerini söyledi.
“Küresel ölçekte ne bir pusulamız ne de bir Kutup Yıldızımız var”
Duran, Türkiye’nin küresel birçok krizin kilit hale gelmiş konularını bünyesinde barındırdığını, çok boyutlu belirsizliğin hakim olduğunu ve gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirmede kritik rol oynadığını ifade etti. Konuşmasında uluslararası kurumlara yönelik eleştirilerin uzun zamandır gündemde olduğunu belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha adil bir dünya” çağrısına atıf yaptı.
Türkiye’nin dış politika yaklaşımı ve arabuluculuk vurgusu
Duran, Türkiye’nin çözüm odaklı ve ilkesel bir çizgiyle aranan bir arabulucu aktör konumuna geldiğini söyledi; Rusya-Ukrayna Savaşı, Karadeniz Tahıl Girişimi, Filistin/Gazze, Suriye, Etiyopya-Somali anlaşmazlığı ve Karabağ gibi başlıklarda Türkiye’nin girişimlerine değindi.
Dezenformasyonla mücadele ve uluslararası medyayla iletişim modeli
Duran, hakikatin çarpıtıldığı ve dezenformasyonun sistemik araç olarak kullanıldığı bir dönemde “sorumlu ve etik gazeteciliğin” daha da önem kazandığını belirtti. Uluslararası medya ile ilişkilerde doğrulanmış bilgiye dayalı, sürdürülebilir iletişim ve güvenin korunmasının temel ilke olduğunu vurguladı.
Duran’ın Konuşmasından;
“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın defalarca başta Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlardaki ifade ettiği konular olmak üzere, küresel ölçekteki kapasite sorunlarının çözülmesi meselesiydi. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ‘Daha adil bir dünya’ çağrısı elbette dünyanın farklı coğrafyalarında bir karşılık buldu. Karşı karşıya olduğumuz adaletsizlikleri, güvenlik risklerini, insani krizleri çözmek için bugün ne yazık ki ne bir pusulamız ne de bir Kutup Yıldızımız var.”
“Bugün iklim konuları, gıda güvenliği meselesi, teknolojik dönüşümün hayatımıza kattığı fırsatlar kadar riskler de geleneksel küresel sorunların yanına eklenmiş bulunuyor. Bu sorunların çözümüne dair dünyada çok taraflı, güçlü bir dayanışmanın olmadığını görüyoruz.”
“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye’nin daha adil bir gelecek inşası için aktif rol üstlendiğini belirtmem gerekir. Türkiye, bugün çatışma ve kriz sahalarında aranan güvenilir bir arabulucu aktör olarak öne çıkıyorsa bu hiç de tesadüf değildir. Aksine hem geçmiş tecrübelerimize hem gelecek tahayyülümüze dayanan çözüm odaklı, ilkesel ve tutarlı bir dış politika yaklaşımının neticesidir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ‘Daha adil bir dünya mümkündür’ şiarı sadece bir itiraz olarak anlaşılmamalı. Bu aynı zamanda bir çözüm önerisi, daha kapsayıcı ve adil bir küresel düzen arayışını hep birlikte yapma çağrısıdır. Türkiye, çatışma ve krizlerle diplomatik diyalog kanallarının açık tutulmasının hayati olduğunu savunurken, diğer yanda da sahadaki gerçekliği de her zaman yakından izleyerek adil ve gerçekçi çözüm önerileri sunan bir konumda olmaktadır. Bu yaklaşımla Türkiye, bölgesel ve küresel krizlerde diyalog temelli tutumu ve çatışmaların kalıcı çözümüne yönelik girişimleri öne çıkarmaktadır. Bu anlamda da aranan, takdir edilen bir aktör konumuna gelmiştir.”
“Türkiye, diplomatik kapasitesini askeri caydırıcılıkla normatif duruşunu sahadaki tecrübesiyle birleştirebilen bütüncül bir devlet aklını ortaya koymaktadır. Bu vizyon insani değerleri ve adaletin tesisini referans alan ve uluslararası sistemin dayanıklılığını arttırmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Bölgesel ve küresel düzeyde istikrarın korunmasına azamiyetle ehemmiyet vermektedir.”
“İsrail’in soykırımına uğrayan Gazze’de ateşkesin sağlanması, insani yardımların ulaştırılması ve kalıcı barışın tesisi için yürütülen yoğun diplomasi ve uluslararası çağrılarla Türkiye bu çabaya büyük bir destek vermiştir. Ateşkesin ardından kurulan Barış Kurulu’ndaki temsilimizle sonuç odaklı girişimlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bizim için bu noktada en kritik mesele kuşkusuz Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması, barış sürecinin devam etmesi ve yeniden inşa çalışmalarının başlamasıdır.”
“Suriye hükümetinin geçtiğimiz haftalarda kapsayıcı ve bütünleştirici bir anlayışla yürüttüğü terörle mücadele, yeniden inşa çabaları ve Suriye’nin tamamında istikrarı sağlama girişimlerini desteklediğimizi hatırlatmak isterim. Kalıcı istikrarın vazgeçilmez şartı olan ‘tek devlet, tek ordu’ ilkesinin hem kurumsal düzeyde hem de sahada tahkim edilmesi çok önemlidir. Sınır komşumuz kardeş Suriye halkının barış, refah ve istikrara kavuşması için her türlü katkıyı vermeye devam edeceğiz.”
“Tüm kriz alanları ve bunlara yönelik yaklaşımımız Türkiye’nin arabuluculuk rolünü de pekiştirmektedir. Tabii ki hep birlikte bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de uluslararası hukuku esas alan, barış ve istikrarı hedefleyen yapıcı ve insani odaklı bir dış politikayı sürdüreceğiz.”
“Hakikatin çarpıtıldığı, dezenformasyonun sistemik bir araç olarak kullanıldığı bir dönemde sorumlu ve etik gazetecilik her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Biz de bu anlamda ulusal ve uluslararası medyanın sağlıklı ve etkili iletişimini çok önemli görüyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın mütemmim cüzü olan İletişimin Yüzyılı ideali çerçevesinde ele alıyoruz. Uluslararası medyayla kurulan ilişkiyi, bilgi alışverişinin ötesinde karşılıklı anlayış, etkileşim ve güvenlik temelinde değerlendiriyoruz. Medya kuruluşlarıyla ve basın mensuplarıyla simetrik, şeffaf ve diyaloğu açık bir iletişim modeli yürütüyoruz. Hedefimiz, uluslararası gazetecilere sadece bilgi vermek değil, aynı zamanda siz basın mensuplarını dinlemek ve sizlerden gelecek katkılarla politikalarımızı geliştirmektir. Uluslararası medyayla ilişkilerde benimsediğimiz ilkelerin en başında doğrulanmış bilgiye dayalı ve sürdürülebilir bir iletişim anlayışıyla güvenin muhafaza edilmesi gelmektedir. Bu modelde doğrudan iletişim kanalları her zaman açık tutulmaktadır. Türkiye’nin ulusal ve uluslararası meselelere ilişkin mesajları doğru, hızlı ve etkin biçimde paylaşılmaktadır.”
“Uluslararası medyanın değerli temsilcileri ile bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duydum. Gerçeğin kayıt altına alınmasına ve evrensel insani değerlerin korunmasına katkı sunan tüm basın mensuplarına teşekkür ediyorum.”




