Sigara kullanımı, önlenebilir hastalıklar ve erken ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer almayı sürdürüyor. Uzmanlar, sigaranın toplumda hâlâ “kişisel tercih” ya da “kötü alışkanlık” gibi görülmesine karşın, nikotinin yol açtığı bağımlılık döngüsü nedeniyle tıbbi bir sorun olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Taş, 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü’nün sigarayı bırakmayı düşünen bireyler için önemli bir farkındalık fırsatı olduğunu belirterek, “Sigara bir alışkanlık değil, tedavi edilmesi gereken bir bağımlılıktır” mesajını verdi.
“Dumanın içinde en az 70 kanserojen madde var”
Prof. Dr. Taş, sigara dumanında bulunan binlerce kimyasalın en az 70’inin doğrudan kanserojen olduğuna işaret etti. Sigaranın; akciğer kanseri başta olmak üzere kalp-damar hastalıkları, inme, KOAH, ağız ve gırtlak kanserleri ile mide ve pankreas kanserleri ile doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.

Pasif içicilik: Çocuklar ve gebeler için kritik risk
Sigaranın zararlarının yalnızca içen kişiyle sınırlı kalmadığını belirten Taş, pasif içiciliğin özellikle çocuklar, gebeler ve yaşlılar için ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu söyledi. Çocuklarda astım atakları, solunum yolu enfeksiyonları ve ani bebek ölümü sendromu ile pasif duman maruziyeti arasında ilişki bulunduğunu kaydetti.
“Bırakmak için asla geç değil”
“Artık çok geç” düşüncesinin bilimsel karşılığı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Taş, sigaranın hangi yaşta bırakılırsa bırakılsın sağlık üzerinde olumlu etkiler sağladığını anlattı. Taş’ın paylaştığı bilgilere göre bırakma sonrası vücuttaki değişim takvimi şöyle:
-
20 dakika: Kalp hızı ve kan basıncı düşmeye başlar.
-
24 saat: Kalp krizi riski azalmaya başlar.
-
Birkaç hafta: Akciğer fonksiyonlarında iyileşme görülür.
-
1 yıl: Koroner kalp hastalığı riski yaklaşık yarıya iner.
-
Uzun vadede: Kanser riski belirgin şekilde azalır.
“İrade değil, tedavi süreci”
Sigara bağımlılığının fiziksel olduğu kadar psikolojik ve davranışsal boyutları da bulunduğunu belirten Taş, nikotinin beyinde dopamin salınımını artırarak geçici bir rahatlama sağladığını, etkinin kısa sürede geçmesiyle bağımlılığın pekiştiğini dile getirdi. “Bu nedenle sigarayı bırakma süreci irade eksikliği olarak değil, profesyonel destek gerektiren bir tedavi süreci olarak görülmeli” dedi.
En zor dönem: İlk 3–5 gün
Bırakma sürecinde en zor günlerin genellikle ilk 3–5 gün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Taş, özellikle 2. ve 3. günlerde nikotin yoksunluk belirtilerinin zirve yaptığını söyledi. Bu dönemde sigara isteği, huzursuzluk, sinirlilik, dikkat dağınıklığı, baş ağrısı, uykusuzluk ve iştah artışı görülebileceğini belirten Taş, “Sigara isteği çoğu zaman 5–10 dakika sürer ve geçer. İlk haftayı geçenlerin başarı şansı artar” ifadelerini kullandı.
“Kilo almak kader değil”
Sigarayı bırakınca kilo almanın kaçınılmaz olmadığını söyleyen Taş, doğru stratejilerle kilo artışının sınırlanabileceğini belirtti. Su tüketiminin artırılması, sigara isteğiyle açlığın karıştırılmaması ve düzenli fiziksel aktivitenin bu süreçte önemli olduğuna dikkat çekti.
“Elektronik sigara çözüm değil”
Elektronik sigaraların “zararsız” olduğuna dair algının yanlış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Taş, bu ürünlerin nikotin bağımlılığını sürdürdüğünü, akciğeri tahriş eden ve damar fonksiyonlarını bozan maddeler içerebildiğini ifade ederek “Asıl hedef nikotinsiz bir yaşam olmalı” dedi.
“Amaç yargılamak değil, desteklemek”
9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü’nün sigara içen bireyleri suçlamak için değil, onları anlamak ve desteklemek için önemli olduğunu belirten Taş, “Bugün bırakılan bir sigara, yarın kazanılan bir nefes demektir. Bir gün değil, bugün başlamak mümkündür” çağrısını yaptı.




