Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Duygusal Açlık: Stres Anında Yeme Davranışını Kontrol Etmenin Yolları

Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, stresin “duygusal açlık”la kontrolsüz yemeyi tetikleyebildiğini belirterek, farkındalık ve sağlıklı başa çıkma yöntemlerinin bu döngüyü kırmada kritik olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, stresin “duygusal açlık”la kontrolsüz yemeyi

Modern yaşamın hızlanan temposu; stres, baskı ve yoğun duygusal dalgalanmaları gündelik rutinin parçası hâline getirirken, uzmanlar bunun beslenme alışkanlıklarını da doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor. Kaygı, üzüntü, öfke ya da sıkıntı gibi duyguların yoğunlaştığı dönemlerde, birçok kişinin fiziksel olarak açlık hissetmediği hâlde yiyeceğe yöneldiği; bu tablonun “duygusal açlık” olarak tanımlandığı belirtiliyor.

İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, duygusal açlığın stresle başa çıkmak için sık başvurulan bir mekanizma olduğuna işaret ederek, stres anında yeme davranışının çoğu kişide otomatik bir rahatlama tepkisi şeklinde devreye girebildiğini ifade etti. Şimşek’e göre kritik eşik, duygusal açlık ile gerçek açlık arasındaki farkı görebilmek: Bu ayrımın yapılması, hem fiziksel hem de psikolojik sağlığın korunması açısından önem taşıyor.

“Ödül arayışı kontrolsüz yemeyi tetikleyebiliyor”

Uzman değerlendirmelerine göre farkındalığın azaldığı anlarda kontrolsüz yeme eğilimi artabiliyor. Yorgunluk, stres ya da sıkıntı hissiyle karşılaşıldığında, açlık olmadığı hâlde beynin “ödül” arayışına girebildiği; bunun da yüksek kalorili ve şekerli gıdalara yönelimi artırdığı belirtiliyor. Ancak kısa süreli rahatlama hissinin, sonrasında pişmanlık, suçluluk ya da artan stres gibi olumsuz duygulara dönüşebileceği vurgulanıyor.

Alternatif başa çıkma yolları: Yürüyüş, nefes, yaratıcı uğraşlar

Prof. Dr. Şimşek, duygusal açlıkla mücadelede farkındalığın yanı sıra alternatif başa çıkma yöntemlerinin de belirleyici olduğunu ifade ederek; fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, kısa yürüyüşler ve yaratıcı uğraşların stresin bedensel etkilerini hafiflettiğini, bu sayede yemek yeme eğiliminin de azalabildiğini belirtti.

Şimşek, yoğun stres dönemlerinde “kişiye iyi gelen” etkinliklere zaman ayırmanın duygusal yükü azalttığını ve kontrol duygusunu güçlendirdiğini kaydederken; beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmenin, yemekle duygular arasındaki bağı fark etmenin ve gerektiğinde profesyonel destek almanın uzun vadede ruhsal-fiziksel dengeyi korumada kritik rol oynadığını dile getirdi.

Amaç “yasak” değil, davranışı dönüştürmek

Duygusal açlığın çoğu zaman bastırılmış duyguların bir dışavurumu olabildiğini belirten Prof. Dr. Şimşek, yeme davranışını kontrol altına almanın kişinin kendini tanıma sürecinin bir parçası olduğunu vurguladı. Şimşek’e göre hedef, yemeği tamamen yasaklamak değil; duyguların yerine konan bu davranışı anlamak ve sağlıklı alternatiflerle dönüştürmek. Farkındalık geliştikçe bireyin hem bedenini hem de zihnini daha dengeli tutmasının mümkün olduğu ifade ediliyor.