ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada, Suriye’nin kuzeydoğusunda Kürtlerin geleceğine dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Barrack, Esad sonrası geçiş sürecinin Kürtler için tarihsel bir fırsat sunduğunu belirterek, bu dönemin vatandaşlık hakları, kültürel güvenceler ve siyasal katılım bakımından yeni bir kapı aralayabileceğini ifade etti.
Barrack’a göre, Beşar Esad döneminde çok sayıda Kürt vatansız bırakıldı, ana dil kullanımı sınırlandı ve sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya kaldı. Yeni dönemde ise Kürtlerin, birleşik bir Suriye devleti içinde tam yurttaşlık haklarına kavuşabileceği bir zemin oluşmuş durumda.
“ABD’nin askeri varlığı IŞİD’le mücadele içindi”
Açıklamasında ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri varlığının geçmişteki gerekçelerine de değinen Barrack, bu varlığın temel nedeninin IŞİD’le mücadele olduğunu hatırlattı. Kürtlerin öncülük ettiği **Suriye Demokratik Güçleri**nin (SDG), 2019’a kadar IŞİD’in sözde toprak hâkimiyetinin sona erdirilmesinde sahadaki en etkili ortak olduğunu belirten Barrack, binlerce IŞİD mensubu ile ailelerinin el-Hol ve el-Şeddadi gibi kamp ve cezaevlerinde tutulduğunu kaydetti.
O dönemde işlevsel bir merkezi Suriye devleti bulunmadığını vurgulayan Barrack, Esad rejiminin İran ve Rusya ile olan ittifakları nedeniyle IŞİD’e karşı güvenilir bir ortak olarak görülmediğini ifade etti.
“Bugün tablo değişti”
Barrack, mevcut durumda Suriye’de tablonun köklü biçimde değiştiğini belirterek, ülkenin artık tanınan bir merkezi yönetime sahip olduğunu ve bu yönetimin 2025’in sonlarında IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu’na 90’ıncı üye olarak katıldığını hatırlattı. Bunun, Şam yönetiminin Batı ile iş birliği ve ABD ile terörle mücadele alanında yeni bir yönelime girdiğinin göstergesi olduğunu ifade etti.
Bu gelişmenin, ABD–SDG ortaklığının gerekçesini de değiştirdiğini dile getiren Barrack, SDG’nin sahadaki birincil IŞİD karşıtı güç olma misyonunun büyük ölçüde tamamlandığını, Şam’ın artık güvenlik sorumluluklarını ve IŞİD tutuklularının bulunduğu tesislerin kontrolünü devralabilecek konumda olduğunu söyledi.
“ABD geçişi kolaylaştırıyor”
ABD’nin bu süreçte ayrı bir SDG yapısının sürdürülmesinden yana olmadığını açıkça ifade eden Barrack, Washington’un geçişi aktif biçimde kolaylaştırdığını vurguladı. Bu kapsamda ABD’nin, Suriye hükümeti ve SDG yönetimiyle yoğun temaslar yürüttüğünü, 18 Ocak’ta bir entegrasyon anlaşmasının imzalandığını ve bunun barışçıl ve zamanında uygulanması için bir yol haritası oluşturulduğunu belirtti.
Söz konusu anlaşmanın; SDG mensuplarının bireysel olarak ulusal orduya katılmasını, petrol sahaları, barajlar ve sınır kapıları gibi kritik altyapıların devrini ve IŞİD cezaevi ile kamplarının kontrolünün Şam yönetimine bırakılmasını öngördüğünü kaydetti. Barrack, ABD’nin uzun vadeli bir askeri varlık hedeflemediğinin altını çizerek, önceliklerinin IŞİD kalıntılarının temizlenmesi, uzlaşı sürecinin desteklenmesi ve ayrılıkçılığı ya da federalizmi teşvik etmeden ulusal birliğin güçlendirilmesi olduğunu söyledi.
“Kürtler için benzersiz bir pencere”
Barrack, bu sürecin Kürtler açısından benzersiz bir fırsat sunduğunu belirterek, entegrasyonun daha önce vatansız bırakılanlar dahil olmak üzere tam yurttaşlık hakları, Kürtlerin Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınması, Kürt dili ve kültürü için anayasal güvenceler ve yönetime katılım imkânı sağlayabileceğini dile getirdi. Bu imkânların, iç savaş koşullarında oluşan yarı-özerk yapıdan çok daha ileri bir noktayı temsil ettiğini vurguladı.
Risklerin tamamen ortadan kalkmadığını da ifade eden Barrack, kırılgan ateşkesler, zaman zaman yaşanan çatışmalar, sertlik yanlısı unsurlar ve geçmiş hesaplaşmaları yeniden gündeme getirmek isteyen aktörler bulunduğuna dikkat çekti. Buna karşın ABD’nin, Kürt haklarının güvence altına alınması ve IŞİD’le mücadelede iş birliğinin sürdürülmesi için diplomatik baskısını sürdürdüğünü belirtti.
“Alternatif istikrarsızlık olur”
Açıklamasının sonunda Barrack, uzun süreli ayrışmanın istikrarsızlığa ya da IŞİD’in yeniden güç kazanmasına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu. ABD diplomasisinin desteğiyle yürütülen bu entegrasyon sürecinin, Kürtlerin tanınan bir Suriye ulus-devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmesi için şimdiye kadarki en güçlü fırsat olduğunu söyledi.
Barrack, ABD’nin Suriye’de iki temel hedefe odaklandığını da vurguladı: Halen SDG tarafından korunan IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevi tesislerinin güvenliğinin sağlanması ve SDG ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmeler aracılığıyla, SDG’nin barışçıl biçimde entegre edilmesi ve Suriye Kürtlerinin tam yurttaşlık temelinde siyasal hayata dahil edilmesi.
| ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
Suriye’deki Kürtler için şu andaki en büyük fırsat, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükümet döneminde, Esad sonrası geçiş sürecinde yatmaktadır. Bu an; birçok Kürdün vatansızlık, dil kısıtlamaları ve sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı Beşar Esad rejimi altında uzun süredir reddedilen vatandaşlık hakları, kültürel korumalar ve siyasi katılım ile birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon için bir yol sunmaktadır. Tarihsel olarak, Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD askeri varlığı öncelikle IŞİD ile mücadele ortaklığı olarak gerekçelendirilmişti. Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), 2019 yılına kadar IŞİD’in bölgesel halifeliğini yenilgiye uğratmada ve binlerce IŞİD savaşçısı ile aile üyesini El-Hol ve El-Şeddadi gibi hapishane ve kamplarda tutmada en etkili kara ortağı olduğunu kanıtladı. O dönemde ortaklık kurulacak işleyen bir merkezi Suriye devleti yoktu; Esad rejimi zayıflamıştı, tartışmalı bir durumdaydı ve İran ile Rusya ile olan ittifakları nedeniyle IŞİD’e karşı uygulanabilir bir ortak değildi. Bugün durum temelden değişmiştir. Suriye artık (2025 sonlarında 90. üye olarak) IŞİD’i Yenmek İçin Küresel Koalisyon’a katılan, Batı’ya yönelme ve terörle mücadelede ABD ile iş birliği sinyali veren, tanınmış bir merkezi hükümete sahiptir. Bu durum, ABD-SDG ortaklığının mantığını değiştirmektedir: Şam’ın artık IŞİD gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır olmasıyla, SDG’nin sahadaki birincil anti-IŞİD gücü olma yönündeki asıl amacı büyük ölçüde sona ermiştir. Son gelişmeler, ABD’nin ayrı bir SDG rolünü uzatmak yerine bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını göstermektedir: * 18 Ocak’ta imzalanan bir entegrasyon anlaşmasını güvence altına almak ve zamanında, barışçıl bir uygulama için net bir yol belirlemek amacıyla Suriye Hükümeti ve SDG liderliği ile kapsamlı görüşmeler yaptık. * Anlaşma; SDG savaşçılarının ulusal orduya (en tartışmalı konular arasında yer alan bireysel katılım şeklinde) entegre edilmesini, kilit altyapıların (petrol sahaları, barajlar, sınır kapıları) devredilmesini ve IŞİD hapishaneleri ile kamplarının kontrolünün Şam’a bırakılmasını öngörmektedir. * ABD’nin uzun süreli askeri varlıkta bir çıkarı yoktur; önceliği ayrılıkçılığı veya federalizmi desteklemeden IŞİD kalıntılarını yenmek, uzlaşmayı desteklemek ve ulusal birliği ilerletmektir. Bu durum Kürtler için eşsiz bir pencere açmaktadır: Yeni Suriye devletine entegrasyon; tam vatandaşlık hakları (daha önce vatansız olanlar dahil), Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürü için anayasal korumalar (örneğin Kürtçe eğitim, Nevruz’un ulusal bayram olarak kutlanması) ve yönetime katılım gibi, SDG’nin iç savaş kaosu ortasında sahip olduğu yarı özerkliğin çok ötesinde imkanlar sunmaktadır. Riskler (örneğin kırılgan ateşkesler, zaman zaman yaşanan çatışmalar, sertlik yanlılarına dair endişeler veya bazı aktörlerin geçmişteki mağduriyetleri yeniden gündeme getirme arzusu) devam etse de, Amerika Birleşik Devletleri Kürt hakları ve IŞİD ile mücadele iş birliği konusunda güvenceler için baskı yapmaktadır. Alternatif olan uzun süreli ayrılık, istikrarsızlığa veya IŞİD’in yeniden canlanmasına davetiye çıkarabilir. ABD diplomasisi tarafından desteklenen bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için şimdiye kadarki en güçlü şansı temsil etmektedir. Suriye’de Amerika Birleşik Devletleri şu konulara odaklanmıştır: 1) Şu anda SDG tarafından korunan ve IŞİD mahkumlarının tutulduğu hapishane tesislerinin güvenliğini sağlamak; 2) SDG’nin barışçıl entegrasyonuna ve Suriye’deki Kürt nüfusunun tarihi, tam bir Suriye vatandaşlığına siyasi katılımına izin vermek için SDG ile Suriye Hükümeti arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak. |






