İran’da 28 Aralık 2025’te ekonomik sıkıntıların tetiklediği ve kısa sürede ülke geneline yayılan protestoların ardından, sahadan gelen son bilgiler tansiyonun görece düştüğüne işaret ediyor. Uluslararası ajanslar ve yerel kaynaklar, 17 Ocak 2026 tarihinde Tahran’da geniş çaplı bir gösteri ya da ciddi bir olay rapor edilmediğini aktarırken, güvenlik güçlerinin sokak hâkimiyetini adım adım geri aldığı belirtiliyor.
Ölü sayısı ve gözaltılar: Farklı veriler, aynı belirsizlik
Protestolardaki can kaybı konusunda net bir tablo oluşmuş değil. ABD merkezli insan hakları izleme ağı HRANA, 3.308 ölüm tespit ettiklerini, ayrıca binlerce vaka üzerinde incelemenin sürdüğünü bildiriyor. Aynı dönemde bir İranlı yetkili ise “doğrulanmış” ölü sayısının en az 5 bin olduğunu, bunların yaklaşık 500’ünün güvenlik personeli olduğunu öne sürdü. Gözaltı sayısına ilişkin iddialar da yüksek: HRANA, 24 bini aşan gözaltıdan söz ediyor.
Hamaney’den dikkat çeken kabul: “Binlerce kişi öldü”
Süreçte en çok dikkat çeken gelişmelerden biri, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ilk kez kamuoyu önünde “binlerce kişinin öldüğünü” kabul etmesi oldu. Hamaney, ölümlerden ABD’yi ve yabancı bağlantılı grupları sorumlu tuttu; protestoları “dış destekli” olarak niteleyen Tahran’ın söylemini yineledi.
Dış müdahale söylemi ve “idam” tartışması gerilimi büyütmüştü
Protestolar sürerken, Washington’dan gelen sert mesajlar ve Tahran’ın buna verdiği karşılıklar bölgesel tansiyonu yükseltmişti. Bu süreçte, protestoculara yönelik toplu idam iddiaları da uluslararası tepki çekmiş; ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “800’den fazla infazı iptal ettiği” yönündeki açıklamasını kamuoyuna duyurmuştu. İran tarafı ise bu iddialara mesafeli yaklaşmıştı.
Sahadan gelen “sokakların sakinleştiği” yönündeki haberler, protestoların tamamen bittiği anlamına gelmiyor. İnternet kısıtlamaları ve bilgi akışındaki düzensizlik nedeniyle, kayıp ve gözaltı rakamları ile ülke geneline ilişkin tabloyu doğrulamak güçleşiyor.





