Halep’in kırsal ilçelerinden Afrin’de, Şam yönetiminin Kürtlerin haklarına ilişkin duyurduğu yeni düzenleme sahada yakından izleniyor. Şara’nın yayımladığı kararname; Kürt kimliğinin Suriye’nin “ulusal dokusunun” parçası olduğuna vurgu yaparken, Kürtçe için resmî/kurumsal kullanım alanlarını genişleten ve geçmişte vatandaşlıktan çıkarılanların statüsünü yeniden düzenleyen maddeler içeriyor.
Suriye, Şara imzasıyla Kürtlerin haklarının “anayasa ve hukuk çerçevesinde” güvence altına alınacağını savunarak, “fitne söylemlerine” itibar edilmemesi ve güvenli geri dönüş çağrısı yaptı.
Kararname, başta Afrin olmak üzere, birçok yerleşim yerinde sevinçlerle, kutlamalarla karşılandı.

Şam’da Rukn el-Din’de “kararname” kutlaması: Mahalleden görüntüler paylaşıldı
Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın Kürtlerin hakları ve mahremiyetine ilişkin güvence mesajı taşıyan özel kararnameyi yayımlamasının ardından, Şam’daki Rukn el-Din mahallesinde kutlamalar yapıldığı bildirildi. Mahalle sakinlerinin sokakta bir araya geldiği anlara ait olduğu belirtilen görüntüler sosyal medyada dolaşıma girerken, kutlamalar kararnameye yönelik “olumlu mesaj” algısının başkentte de karşılık bulduğuna işaret etti.
📌 Şara’nın Kürtler için yayımladığı kararname neleri kapsıyor?
Şara’nın yayımladığı (13) sayılı 2026 tarihli kararname metninde yer alan başlıca maddeler özetle şöyle:
- Kürtlerin statüsü: Suriyeli Kürtlerin “Suriye halkının temel ve asli parçası” olduğu; kültürel ve dilsel kimliklerinin “Suriye’nin çoklu ve birleşik ulusal kimliğinin” ayrılmaz unsuru olduğu vurgulanıyor.
- Kültürel/dilsel çeşitliliğin korunması: Devletin kültürel ve dilsel çeşitliliği korumayı taahhüt ettiği; Kürtlerin mirasını, sanatını yaşatma ve ana dilini geliştirme hakkının “ulusal egemenlik çerçevesinde” güvence altına alındığı belirtiliyor.
- Kürtçenin statüsü ve eğitim: Kürtçe “ulusal dil” olarak tanımlanıyor; Kürt nüfusun belirgin olduğu bölgelerde devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya kültürel-eğitsel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin veriliyor.
- 1962 Haseke sayımı kaynaklı uygulamalar: 1962’de Haseke’de yapılan sayımdan doğan “istisnai yasa ve tedbirlerin” kaldırıldığı; bu kapsamda mağdur edilen Kürt kökenli sakinlere (kayıtsız olanlar/maktum al-qayd dahil) Suriye vatandaşlığı verilmesi ve hak-yükümlülüklerde tam eşitlik öngörülüyor.
- Newroz: 21 Mart Newroz ülke genelinde ücretli resmî tatil ilan ediliyor.
- Ayrımcılık yasağı ve yaptırım: Etnik veya dil temelli ayrımcılık/dışlamanın yasaklandığı; devletin medya ve eğitim kurumlarının “kapsayıcı ulusal söylem” benimsemesi gerektiği; “kavmî fitneye tahrik” için yürürlükteki mevzuata göre yaptırım uygulanacağı ifade ediliyor.
- Uygulama talimatları: İlgili bakanlık ve kurumların, kararname hükümlerinin uygulanması için gerekli icra talimatlarını çıkaracağı belirtiliyor.
- Yürürlük: Kararnamenin resmî gazetede yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği kaydediliyor.
TÜRKİYE PERSPEKTİFİ
Türkiye’nin çizgisi: “Toprak bütünlüğü ve teröre alan yok”
Türkiye açısından Suriye’de kalıcı istikrarın yolu, ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve devlet otoritesinin ülke sathında tesis edilmesinden geçiyor. Ankara’nın yaklaşımında temel mesele, etnik kimlikler üzerinden yürütülen söylemler değil; silahlı yapıların meşrulaştırılması ve sınır hattında kalıcı güvenlik riskleri oluşturmasıdır.
Bu çerçevede Türkiye, “SDG/YPG” yapılanmasının sahadaki varlığını, Kürt halkının hak talepleriyle özdeşleştirmeyen bir hatta duruyor; hak ve özgürlük başlıklarının terör yapılanmalarına kalkan yapılmasına karşı çıkıyor. Ankara’nın vurgusu net: Suriye’nin birlik ve egemenliği güçlenmeden, terör yapılanmalarının alanı daraltılmadan bölgeye kalıcı huzur gelmez.






