Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Suriye Devleti SDG’li Teröristleri Vuruyor: Operasyon Başladı

Suriye ordusu, Halep’in doğusunda Deyr Hafir–Meskene hattında SDG/YPG’ye ait mevzileri vurmaya başladı. Şam yönetimi, operasyonun terör unsurlarını hedef aldığını açıkladı.

Suriye ordusu, Halep’in doğusunda Deyr Hafir–Meskene hattında SDG/YPG’ye ait mevzileri

Suriye ordusu, Halep ilindeki Deyr Hafir–Meskene hattında YPG/SDG’yi hedef alan askeri operasyonu resmen başlattı. Suriye ordusu, terör örgütü YPG/SDG’ye karşı operasyon başlatması beklenen Halep ilindeki Deyr Hafir-Meskene hattında belirlediği bazı hedefleri ateş altına aldı.

Hükümet güçleri, çatışma ihtimali yüksek bölgedeki belirlenen hedeflere topçu, roketatar ve uçaksavarlarla ateş açtığını duyurdu. Ordu açıklamasında, söz konusu noktaların YPG/SDG ve PKK mensupları ile eski rejim güçleri tarafından kamikaze İHA’ları da dahil olmak üzere Halep ve çevresindeki yerleşimlere saldırı için kullanıldığı iddia edildi. Sivillerin bu bölgelerden uzak durması çağrısı yapıldı.

Suriye ordusu, 13 Ocak’ta Fırat Nehri’nin batısını askeri bölge ilan etmiş ve silahlı unsurların doğuya çekilmesini talep etmişti. Operasyon öncesinde Deyr Hafir çevresinde insani koridor açılarak sivillerin tahliyesine yönelik çağrılar yapılmış, ancak YPG/SDG’nin bu koridoru engellediği bildirildi.

Uluslararası Medya Ne Diyor — AP, Reuters ve Diğer Kaynaklar

Uluslararası ajanslardan alınan bilgiler, Suriye ordusunun Doğu Halep’teki çatışmaları genişletme riski taşıyan bir askeri baskı başlattığını gösteriyor. Associated Press (AP), ordunun YPG/SDG ile yaşanan çatışmaların ardından sivilleri tahliye etmek için “insani koridor” açtığını ve ordunun bu adımını muhtemel bir büyük operasyonun sinyali olarak değerlendirdiğini aktardı. SDG ise bu tahliye çalışmalarının engellendiği yönündeki iddiaları reddediyor ve hükümetin olası bir saldırısını “savaş suçu” olarak nitelendirdi.

Reuters’a göre Suriye ordusu, Kürt liderliğindeki alanlara yönelik olası bir taarruzu görüşerek bu hamleyi diplomatik pazarlıkta bir baskı aracı olarak kullanıyor. Kaynaklar, operasyonun aynı zamanda Şam ile Kürt güçler arasındaki müzakerelerde avantaj sağlamak amacı taşıdığını belirtiyor. Washington’dan gelen diplomatik sesler, taraflara gerilimi artırmama çağrısı yöneltiyor ancak ABD hükümetinin sınırlı eleştiriden öte güçlü bir muhalefet belirtmediği aktarılıyor.

AP Haber Ajansı’nın Ayrıntılı Yorumu

AP’nin bölgede saha muhabirleriyle hazırladığı rapor, Suriye ordusunun halkı ana karayolu boyunca tahliye edilmesi için belirlenen saatlerde insani koridora yönlendirdiğini ancak binlerce kişinin sınırlı şekilde tahliye olabildiğini aktardı. Bazı ailelerin ana güzergâhın kapalı olması nedeniyle alternatif yolları kullanmak zorunda kaldığı belirtildi. SDF ise sivillerin çıkmasının engellendiğine dair iddiaları reddetti.

Bölgede Önceki Çatışmaların Kısa Bağlamı

Suriye ordusu ile SDF arasında Halep ve çevresinde çatışmalar 2025’ten bu yana artarak süregeldi. Mart 2025’te kabul edilen bir entegrasyon anlaşması uygulanamazken bölgede ağır çatışmalar yaşandı; yeniden karışıklığın çıktığı Sheikh Maqsoud ve Ashrafieh gibi bölgelerde binlerce sivil etkilendi ve yer değiştirdi.

Analiz ve Değerlendirme

Bu gelişmeler, Suriye’deki geçiş hükümetinin ve merkezi otoritenin Kürt nüfuslu bölgeler üzerindeki kontrolünü güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak okunuyor. Saha operasyonu, yalnızca askeri değil aynı zamanda siyasi bir baskı hamlesi olarak değerlendiriliyor. Ancak insani etkileri ve sivillerin güvenli tahliyesi konusu, uluslararası toplumun ve özellikle ABD ile Avrupa medyasının dikkatini çekmeye başladı.

Durumun seyrine göre bu cephede çatışma yoğunluğu artabilir veya diplomatik çabalarla gerilim azaltılabilir; fakat şu anda bölge ciddi bir askeri tırmanma riskini barındırıyor.

Şara’dan “Kürtler için özel kararname”: Silah bırakana güvenli dönüş ve kültürel haklar vurgusu

Diğer taraftan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Suriyeli Kürtlerin “Suriye halkının ayrılmaz parçası” olduğunu belirten 2026/13 sayılı başkanlık kararnamesini yayımladı. Şara, televizyon konuşmasında “güvenli dönüş” çağrısını “silahların bırakılması” şartına bağladı; ayrıştırıcı söylemlere karşı uyardı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Suriyeli Kürt vatandaşların ülkenin “temel ve asli unsuru” olduğunu kayda geçiren 2026/13 sayılı başkanlık kararnamesini imzaladı. Suriye devlet ajansı SANA’nın yayımladığı metne göre kararname, Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğinin Suriye’nin “birleşik ve çoğul ulusal kimliğinin” ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor.

Kararnamenin duyurulduğu saatlerde Şara, televizyon konuşmasında Kürt toplumuna doğrudan seslenerek “fitne anlatılarına” itibar edilmemesi çağrısı yaptı. Şara, “Size kim zarar verirse bizim de düşmanımızdır” mesajı verirken, ülkenin yeniden inşası ve birlik hedefi vurgusunu öne çıkardı. SANA’nın aktardığı konuşmada, “güvenli ve koşulsuz dönüş” çağrısı “silah bırakma” şartına bağlandı.

Kararnamede öne çıkan başlıklar

SANA’nın yayımladığı 2026/13 sayılı metinde dikkat çeken düzenlemeler şöyle sıralanıyor:

  • Kürtçenin “ulusal dil” olarak tanımlanması ve Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde devlet ve özel okullarda öğretimine izin verilmesi,
  • Haseke’deki 1962 nüfus sayımından doğan “istisnai yasa ve tedbirlerin” kaldırılması; kayıtsız bırakılanlar dahil Kürt kökenli sakinlere vatandaşlık verilmesi,
  • 21 Mart Newroz’un ülke genelinde resmi ve ücretli tatil ilan edilmesi,
  • Etnik/dil temelli ayrımcılığın ve dışlayıcı dilin yasaklanması; etnik kışkırtmaya yaptırım uygulanacağı vurgusu.

Şara’nın mesajında “Arap-Kürt-Türk” ayrımı yapılmadığı, üstünlüğün etnik kökene değil “takvaya ve kişisel erdeme” bağlı olduğu yönündeki ifadeler de yer aldı.

Türkiye açısından: “SDG adı altında terör koridoruna izin yok”

Suriye’nin kuzeyinde “SDG” adıyla örgütlenen yapı, sahada PKK’nın uzantısı niteliği taşıyor ve “Kürt” kavramını bir kalkan gibi kullanarak hem bölgeyi hem de bölge halkını istismar ediyor. Ankara’ya göre burada mesele, Kürt vatandaşların hakları ya da yerel talepler değil; silahlı bir terör yapılanmasının sınır hattımızda kalıcılaşma girişimi ve bunun Suriye’nin geleceğini rehin alma çabasıdır.

Bu nedenle Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde herhangi bir biçimde terör yapılanmasına alan açılmasına kesin olarak karşıdır. “Terörün isim değiştirmesi gerçeği değiştirmez” yaklaşımıyla Ankara, SDG’ye verilen desteği de doğrudan eleştiriyor: Türkiye’ye göre ABD ve bazı Avrupa çevrelerinin bu yapıya sağladığı askeri/siyasi destek, terörle mücadele iddiasıyla çelişmekte; sahada silahlı bir yapıyı güçlendirerek Suriye’yi daha da parçalı ve kırılgan hale getirmektedir.

Ankara’nın temel tezi nettir: Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmadan bölgede kalıcı istikrar sağlanamaz. Bu çerçevede Türkiye, Şam yönetiminin ülke genelinde otorite tesis etmesini, Suriye’nin parçalanmasını önleyecek ve terör yapılanmalarının zeminini daraltacak bir gereklilik olarak görüyor. Son dönemde yürütülen diplomatik temasların da, Türkiye’nin önceliklerini merkeze alarak terör örgütüne verilen desteğin kesilmesi ve bu yapının meşrulaştırılmasına son verilmesi yönünde yeni bir zemin oluşturduğu değerlendiriliyor.

MSB’nin geçmişte öne çıkan mesajı: “Suriye’nin güvenliği, Türkiye’nin güvenliğidir”

Milli Savunma Bakanlığı’nın önceki dönem açıklamalarında, “Suriye’nin güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir” vurgusu öne çıkmış; Ankara’nın Suriye dosyasına yaklaşımının yalnızca sınır hattıyla sınırlı olmadığı mesajı verilmişti. Bu çerçevede Türkiye’nin, Suriye’de devlet otoritesinin güçlenmesi, toprak bütünlüğünün korunması ve terör yapılanmalarına alan bırakılmaması hedeflerini “ulusal güvenliğin” parçası olarak gördüğü ifade edilmişti.

Aynı açıklamalarda, Suriye yönetiminin Türkiye’den talep etmesi halinde “her türlü desteğin verilebileceği” yönündeki ifadeler de dikkat çekmişti. MSB’nin bu mesajı, sahada terörle mücadele ve istikrarın tesisine dönük adımlarda Türkiye’nin “gerektiğinde destek sağlayabilecek” bir pozisyonda olduğunu göstermesi bakımından yorumlanmıştı.

SDG elebaşı Abdi: “Halep’in doğusundan çekilip Fırat’ın doğusuna konuşlanıyoruz”

SDG elebaşı Mazlum Abdi, Halep’in doğusundaki mevcut temas hatlarından çekilme kararı aldıklarını duyurdu. Abdi, son iki gündür saldırı altında olduklarını öne sürdükleri bölgelerden kuvvetlerini yarın sabah saat 07.00 itibarıyla geri çekeceklerini, unsurların Fırat’ın doğusuna yeniden konuşlandırılacağını açıkladı.

Açıklama, sahadaki gerilimin arttığı bir dönemde gelirken, çekilme kararının Halep’in doğusunda yeni bir askeri ve güvenlik dengesi yaratabileceği değerlendiriliyor. SDG kanadı, adımı “mevcut koşullara göre yeniden konumlanma” olarak sunarken, bölgedeki gelişmelerin seyrinin önümüzdeki saatlerde netleşmesi bekleniyor.