Protestolar katliama döndü, rejim ‘hızlı idam’ vurgusunu sertleştirdi
İran’da Aralık sonunda başlayan ve ülke geneline yayılan rejim karşıtı protestolar, uluslararası insan hakları örgütlerine göre modern İran tarihinin en kanlı siyasi krizine dönüşmüş durumda.
ABD merkezli Human Rights Activists News Agency (HRANA), güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu ölü sayısının en az 2.500’ü aştığını, gözaltı sayısının ise 18 bini geçtiğini bildiriyor. Bazı medya ve muhalif kaynaklar, gerçek rakamın 10 binler seviyesinde olabileceğini savunuyor.
Bu tabloya rağmen, İran Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsini-Ejei, günlerdir hem devlet televizyonunda hem de yargı kurumlarına yaptığı ziyaretlerde “hızlı yargılama ve cezalandırma” çağrısı yapıyor. Financial Times, Ejei’nin sözlerinin özellikle protestolarda tutuklananlar için “idam dahil en ağır cezaların, gecikmeden uygulanması” mesajı taşıdığına dikkat çekiyor.
Ejei’nin “Eğer bir şey yapacaksak, şimdi yapmalıyız; iki–üç ay sonra aynı etkiyi bulamayız” şeklindeki açıklaması, binlerce protestocunun toplu idam riskiyle karşı karşıya olduğu yorumlarına yol açtı. Associated Press ve diğer uluslararası ajanslar, 26 yaşındaki gösterici Erfan Soltani’nin bugün idam edilmesinin gündemde olduğunu ve bunun yeni dalga için emsal olabileceğini aktarıyor.
Washington’da ‘çok sert karşılık’ senaryoları
Art arda gelen idam mesajları, Washington’da askeri seçenek tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
CBS News’e konuşan ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın protestocuları asarak idam etmesi durumunda “very strong action / çok sert bir karşılık” vereceklerini söyledi; ancak bu karşılığın tam olarak ne anlama geldiğine dair ayrıntı vermedi.
Associated Press ve diğer ajansların aktardığına göre, Beyaz Saray’da son günlerde yapılan güvenlik toplantılarında:
- İran’daki sorumlu güvenlik birimlerinin komuta kademesini hedef alan sınırlı hava saldırıları,
- Devrim Muhafızları ve Besiç ağına yönelik siber operasyonlar,
- Ve ülkenin kritik altyapısını felç etmeye dönük psikolojik/elektronik harp senaryoları masada değerlendiriliyor.
ABD basınında yer alan kulis haberlerinde, şu aşamada nükleer tesislerin doğrudan hedef alınmasının öncelikli seçenek olmadığı, asıl odağın protestocuların vurulmasından sorumlu yapılar ve komuta merkezleri olduğu belirtiliyor.
‘İran’ı hemen terk edin’: Küresel tahliye uyarıları
Gerilimin tırmanmasıyla birlikte çok sayıda ülke vatandaşlarını İran’dan çıkmaya çağırdı.
ABD’nin İran için oluşturduğu sanal büyükelçilik kanalıyla yayımlanan güvenlik duyurusunda, “İran’ı hemen terk edin” ifadesi kullanıldı; ülkede bulunan Amerikan vatandaşlarına, hükümetten yardım beklemeden en kısa sürede ayrılmaları çağrısı yapıldı.
AP’nin haberine göre Hindistan ve Pakistan da öğrenciler ve çalışanlar başta olmak üzere vatandaşlarına tahliye çağrısı yaptı; bazı kafileler Tahran’dan otobüslerle sınır kapılarına yönlendirildi.
İletişim altyapısının günlerdir ağır kısıtlamaya tabi tutulduğu ülkede Starlink üzerinden sağlanan uydu internetinin bir süreliğine ücretsiz erişime açılması, hem aktivistler hem de yabancı misyonlar açısından kritik önemde görülüyor.
Tahran’dan açık tehdit: “ABD vurursa, Türkiye dahil üsleri hedef alırız”
İran yönetimi, Trump’ın çıkışını yalnızca iç politika sorunu olarak değil, “rejimi devirmeye dönük dış müdahale planı” olarak okuyor ve sert bir karşı tehdit dili kullanıyor.
Reuters’ın üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı habere göre Tahran, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, BAE ve diğer bölge ülkelerine, topraklarındaki ABD üslerinin olası bir saldırıda hedef alınacağı mesajını iletti. Yetkili, “Bu ülkeler Washington’u durdurmak için devreye girmeli; aksi takdirde ABD üsleri meşru hedefimizdir” dedi.
ABC News’in analizinde, İran’ın özellikle Katar’daki El Udeyd Hava Üssü ile Bahreyn, Kuveyt ve Türkiye’deki Amerikan askeri varlığını açıkça işaret ettiği vurgulanıyor.
Bu açıklamalar, olası bir ABD-İran çatışmasının bölgesel bir savaşa dönüşme riskini daha da artırmış durumda.
Körfez’den Trump’a fren: “İran’a saldırı bölgeyi kaosa sürükler”
Bölgedeki birçok yönetim, Tahran’a mesafeli olmalarına rağmen ABD’nin askeri müdahalesine temkinli yaklaşıyor.
The Wall Street Journal kaynaklı bilgilere dayanan haberlere göre Suudi Arabistan, Umman ve Katar, Washington’a gizli kanallardan “İran’a operasyonun bölgeyi istikrarsızlaştıracağı ve enerji piyasalarını sarsacağı” uyarısı gönderdi.
Bu başkentler, İran rejimine dair ciddi çekinceler taşısalar da:
- Petrol ve doğalgaz hatlarının güvenliği,
- Kendi iç istikrarları,
- Ve olası bir savaşın İran yanlısı milisleri harekete geçirme ihtimali nedeniyle geniş çaplı bir ABD harekâtına mesafeli duruyor.
Aynı uyarı çizgisi, Avrupa’dan gelen açıklamalarda da görülüyor. Birçok AB ülkesi, İran’daki katliamı kınayan yeni yaptırımları gündeme alırken, “askeri seçenek son çare bile olmamalı” vurgusunu öne çıkarıyor.
İsrail faktörü ve ‘kanatlarını açan’ başkanlık uçağı
Trump yönetimiyle İran dosyasında en yakın koordinasyonun İsrail’le yürütüldüğü biliniyor.
İsrail basını, ordu kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin olası İran misillemelerine karşı hava savunma sistemlerini “yüksek alarm” seviyesine çıkardığını yazıyor.
Türk ve bölge medyasında, İsrail’in resmî başkanlık uçağı **“Siyon’un Kanatları / Wing of Zion”**un son günlerdeki uçuş verilerine ilişkin çeşitli iddialar dolaşıyor; bazı paylaşımlar uçağın bakım gerekçesiyle İsrail dışına çıkarıldığını öne sürüyor. Yunan basını, 2025’teki bir önceki kriz sırasında aynı uçağın Atina uçuş bilgi bölgesine konuşlandırıldığını hatırlatarak, bu tür hareketlerin “büyük çaplı operasyonların arifesinde liderliği korumaya dönük rutin adımlar” olabileceğine dikkat çekiyor.
Ancak şu an için 2026’daki son gerilim bağlamında, İsrail başkanlık uçağının rota değişikliğine dair uluslararası medya tarafından teyit edilmiş güncel bir veri bulunmuyor; tartışma daha çok uçuş takip siteleri ve sosyal medya paylaşımlarına dayanıyor.
‘Venezuela kadar kolay olmayacak’
Washington’da tartışılan bir diğer başlık, olası İran operasyonunun riskleri…
ABD, yılın ilk günlerinde Venezuela’da yürüttüğü “Operation Absolute Resolve” ile Nicolas Maduro yönetimini hedef alan bir dizi hava harekâtı ve özel kuvvet operasyonu gerçekleştirmiş, kısa sürede sonuç almıştı.
Ancak diplomatik ve askerî çevreler, İran’ın:
- Çok daha geniş coğrafyaya yayılmış balistik füze kapasitesine,
- Bölge genelinde etkin milis ağlarına (Lübnan, Irak, Yemen vb.),
- Ve kalabalık, dağlık bir araziye sahip olmasına dikkat çekiyor.
Bu nedenle birçok uzman, “Venezuela örneğinde görülen görece hızlı operasyon modelinin İran’da çok daha maliyetli ve uzun soluklu bir çatışmaya evrilebileceği” uyarısında bulunuyor.
Trump şimdi ne yapacak?
Trump yönetimi, bir yandan “İranlılara yardım yolda” mesajı veriyor, diğer yandan askeri seçeneklerin siyasi ve bölgesel maliyetini hesaplıyor.
- CNN ve BBC’nin de aktardığı üzere, internet karartması ve sahadan gelen sınırlı görüntüler nedeniyle kesin can kaybı sayısı hâlâ net değil; bu da dış müdahalenin gerekçelendirilmesi tartışmasını daha hassas kılıyor.
- İranlı muhalif çevreler ve bazı ABD’li senatörler, Trump’a “sözünü tut, müdahale et” çağrısı yaparken, Körfez başkentleri ve Avrupa, savaş riskine karşı frene basıyor.
Diplomasi kanallarında şu başlıklar öne çıkıyor:
- Sınırlı ve nokta atışı operasyon: Protestocuların katliamından sorumlu görülen belirli komuta merkezlerinin vurulması,
- Tam kapsamlı hava harekâtı: Devrim Muhafızları altyapısı ve füze kapasitesini hedef alan daha geniş bir kampanya,
- Sadece yaptırım ve siber baskı: Askerî harekât yerine elektronik, ekonomik ve diplomatik baskı araçlarının ağırlaştırılması.
Ancak hem Reuters hem de AP’nin geçtiği son haberlerde, “nihai kararın henüz alınmadığı, Washington’un hem bölgeden gelen uyarıları hem de iç kamuoyunun savaş yorgunluğunu dikkate aldığı” vurgulanıyor.
Orta Doğu nefesini tutmuş bekliyor
Sonuç olarak:
- İran rejimi, protestoları bastırmak için idam kartını açıkça masaya sürmüş durumda.
- ABD Başkanı Trump, “eğer asarlarsa, çok sert bir karşılık olacak” diyerek askeri müdahaleyi yüksek sesle telaffuz ediyor.
- İran, olası bir saldırıda Türkiye dahil bölgedeki ABD üslerini vurma tehdidini resmen komşularına iletiyor.
- Körfez ülkeleri ve Avrupa ise büyük bir bölgesel savaşı önlemek için bastırıyor.
Bütün bu başlıkların kesişim noktasında, “İran’a operasyon gelir mi, gelirse kapsamı ne olur?” sorusu, yalnızca Tahran ve Washington’un değil, Ankara’dan Riyad’a, Tel Aviv’den Brüksel’e kadar tüm başkentlerin önündeki en kritik dosya haline gelmiş durumda.
Önümüzdeki günlerde Trump yönetiminin atacağı adımlar, hem İran’daki protestoların kaderini hem de Orta Doğu’nun savaş ya da diplomasi ekseninde yolunu belirleyecek.





