Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Uzmanından ailelere önemli uyarı: Yaşlıları unutkanlıkları nedeniyle eleştirmeyin

Yaşlılıkta ortaya çıkan unutkanlık, içe kapanma, ani öfke ve kişilik değişiklikleri her zaman yaşlanmanın doğal sonucu olmayabilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, bu belirtilerin depresyon, bilişsel bozukluklar, ilaç yan etkileri veya farklı sağlık sorunlarından kaynaklanabileceğini belirterek aileleri uyardı. Şen, yaşlı bireylerin unutkanlıkları nedeniyle eleştirilmesinin kaygılarını artırabileceğini ve yaşadıkları sorunları gizlemelerine yol açabileceğini söyledi.

Yaşlılıkta ortaya çıkan unutkanlık, içe kapanma, ani öfke ve kişilik

Yaş ilerledikçe hafızada, davranışlarda ve sosyal ilişkilerde bazı değişiklikler meydana gelebiliyor. Ancak uzmanlar, özellikle sonradan ortaya çıkan ve günlük yaşamı etkileyen davranış değişikliklerinin yalnızca yaşlılığa bağlanmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, yaşlı bireylerde görülen unutkanlık, kişilik değişiklikleri, depresyon ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi belirtilere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Yaşlı bireylerin yakınları tarafından doğru şekilde gözlemlenmesi gerektiğini belirten Şen, erken tanı ve uygun tedavinin hem hastaların hem de ailelerinin yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Yaşlılıkta kişilik değişiklikleri ciddi bir sorunun habercisi olabilir

Yaşlı bireylerin zaman içerisinde daha sakin hale gelmesinin veya sosyal çevrelerinin daralmasının olağan karşılanabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, belirgin ve yeni başlayan kişilik değişikliklerine karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

Ailelerin sıklıkla, yakınlarının eskisi kadar sosyal olmadığını, çabuk sinirlendiğini, alınganlaştığını veya çevresindeki insanlardan şüphelenmeye başladığını ifade ettiğini belirten Şen, şu değerlendirmede bulundu:

“Yaş aldıkça insanın bazı alışkanlıklarının değişmesi gayet normal olabilir. Daha sakin olabilir. Sosyal çevresi biraz daha azalabilir. Ama belirgin ve yeni başlayan bir kişilik veya davranış değişikliğini sadece yaşlılığa bağlamak çok sağlıklı değildir. Çünkü bazen bunlar ciddi anlamda bir depresyonun, bilişsel sorunların, kullanılan bazı ilaçların yan etkilerinin veya başka tıbbi problemlerin sonucu olabilir.”

Şen, özellikle daha önce sosyal ve hareketli bir yaşam süren kişinin aniden içine kapanması, insanlarla görüşmek istememesi veya alışılmadık davranışlar sergilemesinin araştırılması gerektiğini ifade etti.

Aileler yaşlı bireylere nasıl yaklaşmalı?

Yaşlı bireylerde gözlemlenen davranış değişiklikleri karşısında suçlayıcı ve eleştirel ifadeler kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken Şen, aile üyelerinin anlayışlı ve destekleyici bir iletişim kurmasını önerdi.

“Sen çok değiştin, neden böyle oldun?” gibi ifadelerin yerine kişinin yaşadığı sıkıntıyı anlamaya yönelik sorular sorulmasının daha doğru olacağını belirten Şen, şöyle konuştu:

“Son zamanlarda seni biraz daha içine kapanmış görüyorum. Seni üzen veya sıkan bir şeyler mi var? gibi yaklaşmak, durumu biraz daha anlayışla karşılamak gerekiyor. Çünkü bazen yaşlı bir insanın davranışındaki değişiklik, bize söyleyemediği çok ciddi bir sıkıntının ilk işareti olabilir. Unutmayalım, yaşlanmak kişiliğin tamamen değişmesi anlamına gelmez. Eğer değişiklik belirginse ve günlük yaşamını özellikle etkiliyorsa bu, bizim dikkatli olmamız gereken bir durumdur.”

Her unutkanlık Alzheimer hastalığı anlamına gelmiyor

Yaşlı bireylerde en sık karşılaşılan sorunlardan birinin unutkanlık olduğunu belirten Şen, her hafıza probleminin Alzheimer hastalığına işaret etmediğini vurguladı.

Bir kişinin zaman zaman isimleri hatırlayamaması, anahtarını nereye koyduğunu unutması veya eşyalarının yerini karıştırmasının tek başına Alzheimer tanısı için yeterli olmadığını ifade etti.

Şen, “Bir ismi unutmak, anahtarı nereye koyduğunu unutmak, bazen bir yere sakladığı ya da kaldırdığı takılarının veya parasının yerini unutmak… Tüm bunlar hemen Alzheimer olduğu anlamına gelmez.” dedi.

Yaşla birlikte bazı bilgilerin daha yavaş hatırlanabildiğini belirten Şen, unutkanlığın günlük yaşamı etkilemeye başlaması halinde mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bu unutkanlık belirtilerine dikkat!

Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, özellikle şu durumların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti:

  • Aynı sorunun kısa aralıklarla tekrar tekrar sorulması.

  • Yakın zamanda yaşanan olayların belirgin şekilde unutulması.

  • İlaçların düzenli alınmasında veya paranın yönetilmesinde güçlük yaşanması.

  • Daha önce kolaylıkla yapılan günlük işlerde zorlanma.

  • İyi bilinen yerlerde yönünü kaybetme veya eve dönüş yolunu bulamama.

  • Unutkanlığın günlük yaşamı ve bağımsız hareket edebilme becerisini etkilemesi.

Şen, bu belirtilerin yalnızca yaşlılığa bağlanmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Bunlar artık normal yakınmalar deyip geçiştirilmemesi gereken durumlardır ve erken değerlendirilmesi gerçekten önemlidir. Çünkü her unutkanlık Alzheimer değildir ama unutkanlıkla ilgili belirtilerin erken saptanması hem yaşlının hem de yaşlı yakınlarının hayatını çok ciddi anlamda kolaylaştırır.”

‘Bunu da mı unuttun?’ demek kaygıyı artırabilir

Yaşlı bireylerin unutkanlıkları nedeniyle sürekli uyarılması veya eleştirilmesinin olumsuz sonuçlara yol açabileceğini belirten Şen, ailelere önemli bir uyarıda bulundu.

Özellikle “Bunu da mı unuttun?”, “Yine unuttun” ve “Sen de hiçbir şeyi hatırlamıyorsun” gibi ifadelerin yaşlı bireylerde yoğun kaygıya neden olabileceğini söyledi.

Şen, bu tür yaklaşımların kişinin unutkanlık belirtilerini gizlemesine veya yaşadığı güçlükleri yakınlarıyla paylaşmaktan kaçınmasına yol açabileceğine dikkat çekti.

Konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle şunun bilinmesi gerekir; ‘Aa, bunu da mı unuttun? Bak, yine unuttun. Sen de bir türlü hatırlamıyorsun.’ gibi cümleler, yaşlı hastalar için gerçekten yoğun anksiyeteye neden olan, unutkanlığın daha da hızlanmasına veya mevcut belirtilerin gizlenmesine yol açabilen durumlardır. O yüzden bu gibi durumlarda hastadaki değişimi iyi gözlemlemek, hastayı iyi anlamak ve bir uzmanla konuşmak her zaman daha sağlıklıdır.”

Uzman, yaşlı bireyin yaşadığı güçlükleri küçümsemek yerine sabırlı, anlayışlı ve destekleyici bir tutum sergilenmesinin önemini vurguladı.

Yaşlılarda depresyon farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor

Yaşlılık döneminde görülen depresyonun her zaman belirgin üzüntü veya ağlama şikâyetiyle ortaya çıkmadığını belirten Şen, bazı hastaların depresyonda olduklarının farkında bile olmayabileceğini söyledi.

Yaşlı bireylerde depresyonun sosyal hayattan uzaklaşma, günlük aktivitelere karşı isteksizlik, enerji kaybı, uyku bozuklukları ve bedensel yakınmalarla kendini gösterebildiğini ifade etti.

Şen, yaşlı bireylerin yaşadıkları sorunları çoğu zaman şu sözlerle dile getirdiğini aktardı:

“Hiçbir şey yapmak istemiyorum. İnsanlarla görüşmek istemiyorum. Eve kimse gelmesin. Çocukların dahi eve gelmesini istemiyorum. Kalabalık oluyor. Başım kaldırmıyor. Rahatsız oluyorum. Çabuk yoruluyorum. Ben zaten yaşlıyım.”

Bu tür yakınmaların yalnızca yaşlanmanın doğal sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Şen, özellikle yeni başlayan isteksizlik ve içe kapanmanın depresyon açısından araştırılmasının önemli olduğunu vurguladı.

Unutkanlık ve depresyon bir arada görülebiliyor

Yaşlılık depresyonunda hafıza ve dikkat sorunlarının da ortaya çıkabildiğini belirten Şen, hastaların düşünme ve öğrenme becerilerinde yavaşlama yaşayabildiğini söyledi.

Depresyon belirtileri gösteren yaşlıların zaman zaman “Eskisi gibi düşünemiyorum” veya “Artık öğrenemiyorum” gibi ifadeler kullandığını aktaran Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bedensel yakınmalar, somatik belirtiler, unutkanlığın artması ve özellikle sosyal hayattan geri çekilme, yaşlılık depresyonunda çok sık gördüğümüz belirtilerdir. Özellikle yeni başlayan içe kapanma ve unutkanlığın ani ilerlemesi, yaşlılık depresyonu açısından ciddi olarak düşünülmesi gereken belirtilerdir. Bazen depresyon, bilişsel işlevlerin belirgin şekilde yavaşlamasıyla da ortaya çıkabilir.”

Uzman, bu nedenle unutkanlık şikâyetleriyle başvuran yaşlı bireylerde psikiyatrik sorunların da değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Yaşlılık depresyonunda intihar riskine dikkat

Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, yaşlılık döneminde depresyonun erken tanınması ve tedavi edilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Yaşlılık depresyonunda intihar riskinin önemli bir sorun olduğunu belirten Şen, tedaviye yanıtın bazı hastalarda daha yavaş gelişebileceğini söyledi.

“Yaşlılık depresyonunda özellikle dikkat edilmesi gerekir. Çünkü yaşlılık depresyonunda ne yazık ki intihar riski daha ön plandadır. Yaşlılık depresyonu, yaşlılarda birçok hastalıkta olduğu gibi tedaviye biraz daha yavaş yanıt verebilir. O yüzden erken tanınması ve erken tedaviye başlanması çok çok önemlidir.”

Uzmanların değerlendirmesine göre, özellikle yaşlı bir kişinin yaşamdan vazgeçtiğine yönelik ifadeler kullanması, kendisine zarar verme düşüncelerinden söz etmesi veya davranışlarında belirgin kötüleşme yaşanması halinde gecikmeden profesyonel yardım alınması gerekiyor. Acil tehlike durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istenmesi önem taşıyor.

Psikiyatri servisinde tedavi her zaman ağır hastalık anlamına gelmiyor

Yaşlı bireyin psikiyatri servisinde tedavi görmesinin hem hasta hem de ailesinde kaygıya neden olabildiğini belirten Şen, hastaneye yatışın her zaman çok ağır veya iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığa işaret etmediğini söyledi.

Bazı durumlarda hastanın güvenliğinin sağlanması, ilaç tedavisinin düzenlenmesi ve yakın takip yapılması amacıyla hastane yatışının gerekli olabileceğini ifade etti.

Şen, şu açıklamada bulundu:

“Hastanın güvenliğini sağlamak, tedaviyi düzenlemek ve yakından takip etmek için psikiyatrik yatışa başvurabiliyoruz. Özellikle ağır depresyonlarda, intihar riski olan hastalarda, bazen psikotik belirtileri olan yaşlılarda veya temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan yaşlılarda kötüleşmeyi durdurabilmek ve daha hızlı müdahale edebilmek için hastaneye yatışı öneriyoruz.”

Hastaneye yatış sürecinde doğru iletişim önemli

Psikiyatrik tedavi sürecinde hastaya kullanılan dilin önemine de değinen Şen, hastaneye yatış kararının kişiyi korkutacak ifadelerle açıklanmaması gerektiğini belirtti.

Şen, “Seni hastaneye yatırıyoruz çünkü çok hastasın” demek yerine, “Bir süre seni daha yakından takip edelim. Tedavinin düzenlenmesini sağlayalım diye seni bir süre gözlem altında tutacağız” şeklinde açıklama yapılmasının hastanın kaygılarının azaltılmasına yardımcı olabileceğini ifade etti.

Tedavi sürecinde ailelerin iş birliğinin ve hastaya güven veren yaklaşımın önem taşıdığını vurguladı.

Uzmanından ailelere erken tanı çağrısı

Yaşlılık dönemindeki davranış ve hafıza değişikliklerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, ailelerin bu belirtileri yalnızca yaşlanmayla ilişkilendirmemesi gerektiğini söyledi.

Özellikle günlük yaşamı olumsuz etkileyen unutkanlık, ani kişilik değişiklikleri, belirgin içe kapanma, uyku ve iştah sorunları ile günlük faaliyetlere karşı isteksizlik durumlarında uzman değerlendirmesi önem taşıyor.

Erken tanı ve uygun tedaviyle yaşlı bireylerin yaşadığı sorunların daha etkili biçimde ele alınabileceğini belirten Şen, ailelere anlayışlı ve destekleyici yaklaşım çağrısında bulundu.