Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Şehirler hem kuraklık hem sel riskine karşı hazırlanmalı

Prof. Dr. Şermin Tağıl, değişen iklim koşullarında kentlerin yalnızca kuraklığa ya da yalnızca sele karşı değil, iki riske birden hazırlanması gerektiğini belirtti. Tağıl, yağmur suyu hasadının yaygınlaştırılması, su kayıplarının azaltılması ve arıtılmış suyun yeniden kullanılması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Şermin Tağıl, değişen iklim koşullarında kentlerin yalnızca kuraklığa

İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, Akdeniz havzasında gözlenen kuraklaşma eğiliminin Ege Bölgesi’ni de etkilediğini belirterek, uzun dönemli kuraklık baskısına karşı su yönetiminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yağışların beklenen düzeyde gerçekleşmemesinin toprak nemini azalttığını, tarımsal üretimi zorlaştırdığını ve yer altı su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Tağıl, kuraklığın Ege’nin her bölgesinde aynı şiddette yaşanmadığını söyledi.

“Yağışın miktarı kadar zamanı ve şiddeti de önemli”

Gelecek dönemin yağışlı geçmesine ilişkin tahminlerin tek başına su kaynaklarının toparlanacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Tağıl, özellikle tarımsal kuraklık ve yer altı suları açısından yağışın ne zaman, ne miktarda gerçekleştiği ve toprağa ne kadar sızabildiğinin önemli olduğunu kaydetti.

Yer altı su kaynaklarının yeniden beslenmesinin uzun zaman alabildiğini belirten Tağıl, kurak dönemlerde aşırı kullanılan rezervlerin toparlanmasının daha da uzun sürebildiğine dikkat çekti.

Yağmur suyu hasadı çağrısı

Kentlerde acil su yönetimi adımlarının atılması gerektiğini ifade eden Tağıl, yağmur suyu hasadının yaygınlaştırılması, şebeke kayıplarının azaltılması, arıtılmış suların yeniden kullanılması ve tarımsal sulama ile yer altı suyu kullanımının havzaların kapasitesine göre yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Tağıl, uzun süre yağış almayan toprağa kısa sürede yoğun yağış düşmesi halinde suyun tamamının toprağa sızamayabileceğini ve yüzey akışına geçerek sel riskini artırabileceğini belirtti.

Kentlerdeki beton ve asfalt yüzeylerin de bu riski büyüttüğünü ifade eden Tağıl, şiddetli yağışların tek başına kuraklığın sona erdiği veya su kaynaklarının yeterince beslendiği anlamına gelmeyeceğini kaydetti.

“Kentleri iki riske birden hazırlamalıyız”

Değişen iklim koşullarında kuraklık ve aşırı yağış risklerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Tağıl, şu ifadeleri kullandı:

“Kentleri artık yalnızca kuraklığa ya da yalnızca sele karşı değil, her iki riske birden hazırlamalıyız. Yağmur suyunu hızla uzaklaştırılması gereken bir sorun olarak görmek yerine, uygun alanlarda toprağa sızmasını sağlamalı, çatı sularını toplayıp depolamalı ve şebeke kayıplarını azaltmalıyız. Çünkü mesele yalnızca ne kadar yağmur yağdığı değil, düşen suyu ne ölçüde tutabildiğimiz ve ihtiyaç duyduğumuz döneme aktarabildiğimizdir.”