Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Ramazan’ın 6. Günü: Manevi Tefekkür, İftar Menüsü, Tepsi Mantısı Tarifi ve Dünya İmsakiye Vakitleri

Ramazan’ın 6. gününde infak bilincini hatırlatan ayet ve hadisle manevi iklim güçlenirken; pirinçli kemik çorbası, tepsi mantısı, güllaç ve gül şerbetinden oluşan dengeli iftar menüsü ile Konya’dan Tokyo’ya imsak-iftar vakitleri aynı sofrada buluşuyor.

Ramazan’ın 6. gününde infak bilincini hatırlatan ayet ve hadisle manevi

Ramazan ayı, İslam dünyasında manevi bir yenilenme, toplumsal dayanışma ve bireysel arınma dönemidir. Her günü ayrı bir anlam ve güzellik taşıyan bu mübarek ayda, oruç ibadetiyle birlikte dua, tefekkür ve paylaşım ön plana çıkar.

Ramazan’ın 6. günü, oruç tutanlar için sabrın, şükrün ve manevi derinliğin daha da hissedildiği bir zaman dilimidir. Bu özel günün ruhuna uygun olarak, hem manevi bir metin hem de dengeli ve lezzetli bir iftar menüsü sunmak, sofraların bereketini ve huzurunu artıracaktır. Ayrıca, Konya ve çevre illerinden Türkiye’nin büyük şehirlerine, Mekke’den Tokyo’ya kadar dünyanın önemli merkezlerinde Ramazan’ın 6. gününe ait imsak ve iftar vakitlerini paylaşmak, küresel bir birlikteliğin de altını çizer.

Ayet

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla;

Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir.

Allah (C.C.) ne güzel söyledi.

Bakara Suresi, 254. Ayet

Hadis

Allah’ın Resulü Hz Muhammet (S.A.V.) şöyle buyurdu;

Yüce Allah şöyle buyurmuştur, “Siz infak edin, ben de size infak edeyim”.

Allah’ın Rasulü Hz. Muhammet ne güzel söyledi.

Buhari, Nafakat 1

Dua

Allah’ım! Beni, ailemi, anne ve babamı bağışla, bana, aileme, anne ve babama hidayet nasip eyle, bize rızık bolluğu ver, bizi afiyette daim eyle ve bize merhamet et.

Âmin

48.100+ Iftar Stok Fotoğrafları, Resimler ve Royalty-Free Görseller - iStock

Ramazan’ın 6. Günü İçin İftar Menüsü

Ramazan’da iftar menüsü oluştururken, hem besleyici hem de mideyi yormayan, mevsime ve bölgeye uygun yemekler seçmek önemlidir. 6. gün için önerilen menü, geleneksel ve modern lezzetleri bir araya getirerek dengeli bir öğün sunar. Menüde çorba, ana yemek, yardımcı yemek, tatlı ve içecek yer alır. Ana yemek olarak ise Anadolu’nun sevilen lezzetlerinden “Tepsi Mantısı” seçilmiştir.

Menü Listesi

  • Çorba: Pirinçli Kemik Çorbası
  • Ana Yemek: Tepsi Mantısı
  • Yardımcı Yemek: Mevsim Salata
  • Tatlı: Güllaç
  • İçecek: Gül Şerbeti

Bu menü, hem protein, karbonhidrat ve lif açısından dengeli, hem de iftar sonrası sindirimi kolaylaştırıcı özellikler taşır. Menüdeki her bir kalem, Ramazan’ın geleneksel sofralarına uygun olarak seçilmiştir ve iftarı hem lezzetli hem de sağlıklı kılar.

Menü İçeriklerinin Ayrıntılı Analizi

Çorba: Pirinçli Kemik Çorbası

Pirinçli kemik çorbası, hem besleyici hem de mideyi rahatlatıcı bir başlangıçtır. İçeriğindeki kemik suyu, uzun süreli açlık sonrası vücudun mineral ve protein ihtiyacını karşılar. Pirinç ise çorbanın doyuruculuğunu artırır. Bu çorba, özellikle Konya ve İç Anadolu mutfağında sıkça tercih edilen bir iftar başlangıcıdır. Alternatif olarak mercimek, yayla veya sebze çorbaları da tercih edilebilir.

Ana Yemek: Tepsi Mantısı

Tepsi mantısı, Anadolu’nun özellikle Kayseri ve çevresinde bilinen, fırında pişirilen, bol kıymalı ve yoğurtlu bir hamur işidir. Hem doyurucu hem de sofrada şık bir sunum sağlar. Tepsi mantısı, protein ve karbonhidratı bir arada sunarak iftar sonrası uzun süreli tokluk hissi verir. Detaylı tarifi ilerleyen bölümde sunulacaktır.

Yardımcı Yemek: Mevsim Salata

Mevsim salata, taze sebzelerle hazırlanır ve iftar menüsüne hafiflik katar. Domates, salatalık, yeşil biber, havuç, marul ve limonlu zeytinyağlı sos ile hazırlanan salata, vitamin ve mineral desteği sağlar. Ayrıca, sindirimi kolaylaştırır ve ana yemeğin ağırlığını dengeler. Alternatif olarak çoban salata, yoğurtlu mezeler veya közlenmiş sebze salataları da tercih edilebilir.

Tatlı: Güllaç

Güllaç, Ramazan ayının vazgeçilmez hafif ve sütlü tatlısıdır. Süt, güllaç yaprakları, şeker ve isteğe göre gül suyu ile hazırlanır. Üzeri nar taneleri veya Antep fıstığı ile süslenir. Sindirimi kolay olduğu için iftar sonrası mideyi yormaz. Güllaç, Osmanlı’dan günümüze Ramazan sofralarının klasikleşmiş tatlısıdır.

İçecek: Gül Şerbeti

Gül şerbeti, Osmanlı mutfağından günümüze ulaşan, ferahlatıcı ve mideyi rahatlatıcı bir içecektir. Gül yaprakları, şeker, limon suyu ve su ile hazırlanır. İftar sonrası sindirimi kolaylaştırır ve sofraya zarif bir dokunuş katar. Alternatif olarak ayran, komposto veya limonata da tercih edilebilir.

Ana Yemek: Tepsi Mantısı Tarifi

Tepsi Mantısının Kökeni ve Özellikleri

Tepsi mantısı, Anadolu’nun birçok bölgesinde bilinse de özellikle Kayseri ve çevresinde “fırında mantı” olarak öne çıkar. Klasik haşlama mantıdan farklı olarak, ince açılan hamurun içine kıymalı harç konur, bohçalar halinde tepsiye dizilir ve fırında pişirilir. Üzerine salçalı sos ve sarımsaklı yoğurt dökülerek servis edilir. Hem pratik hem de kalabalık sofralar için ideal bir ana yemektir. Tepsi mantısı, protein, karbonhidrat ve süt ürünlerini bir arada sunarak dengeli bir öğün oluşturur.

Malzeme Listesi ve Porsiyon Hesaplama

4-6 Kişilik Tepsi Mantısı İçin Malzemeler:

Hamur için:

  • 3,5 su bardağı un
  • 1 adet yumurta
  • 3/4 su bardağı ılık su
  • 1 çay kaşığı tuz

İç harç için:

  • 350 gram yağsız kıyma (dana veya kuzu)
  • 1 adet kuru soğan (rendelenmiş)
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • Tuz (damak tadına göre)

Sosu ve üzeri için:

  • 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 3 su bardağı sıcak su
  • 250 gram yoğurt
  • 1 diş sarımsak
  • Tuz

Bu ölçülerle hazırlanan tepsi mantısı, ortalama 4-6 kişilik bir aile veya küçük bir davet için uygundur. Daha kalabalık sofralar için malzemeler orantılı olarak artırılabilir.

Hazırlık ve Pişirme Aşamaları

  1. Hamurun Hazırlanması

Un ve tuz derin bir kaba alınır. Ortası açılır, yumurta eklenir ve karıştırılmaya başlanır. Ilık su azar azar eklenerek ele yapışmayan, orta sertlikte bir hamur yoğrulur. Hamur top haline getirilip üzeri nemli bir bezle örtülerek 20-30 dakika dinlendirilir. Dinlenen hamur, açma işlemi sırasında daha kolay şekil alır ve elastikiyet kazanır.

  1. İç Harcın Hazırlanması

Kıyma, rendelenmiş soğan, karabiber ve tuz bir kapta iyice karıştırılır. Dileyenler harca ince doğranmış maydanoz veya pul biber de ekleyebilir. İç harç, hamurun içine konulmaya hazır hale getirilir.

  1. Hamurun Açılması ve Şekillendirilmesi

Dinlenen hamur 3-4 bezeye ayrılır. Her beze, unlanmış zeminde merdane ile bıçak sırtı kalınlığında (yaklaşık 1-1,5 mm) açılır. Açılan hamur, 2’şer cm genişliğinde şeritler halinde kesilir. Şeritlerin bir kenarına aralıklı olarak kıymalı harçtan küçük parçalar konur. Şerit ikiye katlanır ve harçların arasından kesilerek minik bohçalar elde edilir. Hazırlanan mantılar, yağlanmış fırın tepsisine yan yana dizilir.

  1. Fırında Pişirme

Önceden ısıtılmış 180°C fırında, mantılar hafifçe pembeleşene kadar (yaklaşık 20-25 dakika) pişirilir. Bu aşamada mantıların tamamen kurumasına izin verilmemelidir; çünkü üzerine sos dökülecektir.

  1. Salçalı Sosun Hazırlanması

Bir tavada zeytinyağı ısıtılır, domates salçası eklenip birkaç dakika kavrulur. Üzerine 3 su bardağı sıcak su ve bir miktar tuz eklenir, karıştırılır ve kaynama noktasına gelince ocaktan alınır.

  1. Mantıların Soslanması ve Son Pişirme

Fırından çıkan mantıların üzerine hazırlanan salçalı sos gezdirilir. Tepsi tekrar fırına verilir ve 10-15 dakika daha pişirilir. Bu sürede mantılar sosu iyice çeker ve yumuşar.

  1. Sarımsaklı Yoğurt Hazırlama ve Servis

Yoğurt, ezilmiş sarımsak ve tuz bir kapta çırpılır. Fırından çıkan mantıların üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek sıcak servis edilir. Dileyenler üzerine kızdırılmış tereyağında pul biber ve nane gezdirebilir.

Püf Noktaları ve Alternatifler

  • Hamurun çok ince açılması, mantının ağızda dağılmasını sağlar.
  • İç harcın bol tutulması, tepsi mantısının lezzetini artırır.
  • Mantılar ilk fırınlanışta tamamen kurutulmamalı, sosu çekebilecek yumuşaklıkta olmalıdır.
  • Sarımsaklı yoğurt, mantıların biraz dinlenmesinden sonra dökülmelidir ki yoğurt kesilmesin.
  • Yanında turşu, ayran veya taze yeşillikli bir salata çok yakışır.
  • Mantı, önceden hazırlanıp pişirildikten sonra buzdolabında 3-4 gün, dondurucuda ise 6 aya kadar saklanabilir. Isıtılıp soslandıktan sonra tazeliğini korur.

Sunum ve Sofra Düzeni

Tepsi mantısı, büyük bir fırın tepsisinde veya porsiyonluk küçük tepsilerde hazırlanabilir. Servis sırasında üzerine bolca sarımsaklı yoğurt ve kızdırılmış tereyağlı pul biber gezdirilmesi, hem görsel hem de lezzet açısından sofrayı zenginleştirir. Yanında taze nane, sumak veya ince doğranmış yeşillikler ile sunum yapılabilir. Sofrada Ramazan pidesi, mevsim salata ve ayran ile tamamlayıcı bir bütünlük sağlanır. Sofra düzeninde her misafire çorba kasesi, ana yemek tabağı, salata kasesi ve tatlı tabağı yerleştirilmelidir. Peçete, su bardağı ve içecek bardağı da unutulmamalıdır.

Besin Güvenliği ve Saklama

Artan tepsi mantısı, hava almayan kaplarda buzdolabında 3-4 gün, dondurucuda ise 6 aya kadar saklanabilir. Yeniden ısıtılırken üzerine bir miktar su veya et suyu eklenerek yumuşaklığını koruması sağlanabilir. Sarımsaklı yoğurt ise taze hazırlanmalı ve mantıların üzerine servis sırasında dökülmelidir. Gıda güvenliği açısından, pişmiş yemeklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemesi ve hızlıca soğutularak saklanması önerilir.

Yardımcı Yemek ve Salata Önerileri

Mevsim Salata

Mevsim salata, domates, salatalık, yeşil biber, havuç, marul ve limonlu zeytinyağlı sos ile hazırlanır. Alternatif olarak çoban salata, yoğurtlu mezeler veya közlenmiş sebze salataları da tercih edilebilir. Salatalar, iftar menüsüne hafiflik ve renk katar, sindirimi kolaylaştırır ve vitamin desteği sağlar.

Alternatif Yardımcı Yemekler

  • Zeytinyağlı Enginar: Lif ve vitamin açısından zengin, hafif bir yardımcı yemektir.
  • Patates Salatası: Doyurucu ve pratik bir seçenektir.
  • Yoğurtlu Havuç Tarator: Yoğurt ve havuç ile hazırlanan, ferahlatıcı bir meze olarak sofrada yer alabilir.

Tatlı: Güllaç

Güllaç’ın Özellikleri ve Hazırlanışı

Güllaç, Ramazan ayının klasikleşmiş sütlü tatlısıdır. Hafif yapısı ve kolay sindirimi ile iftar sonrası için idealdir. Temel malzemeleri süt, güllaç yaprakları, şeker ve isteğe göre gül suyudur. Üzeri nar taneleri veya Antep fıstığı ile süslenir. Güllaç, Osmanlı saray mutfağından günümüze ulaşan, Ramazan sofralarının vazgeçilmez tatlısıdır.

Kısa Tarif:

  • 10-12 adet güllaç yaprağı, 1,5 litre süt, 1,5-2 su bardağı şeker, 1 su bardağı ceviz, 2 yemek kaşığı gül suyu kullanılır.
  • Süt ve şeker ısıtılır, güllaç yaprakları sırayla sütle ıslatılarak tepsiye dizilir.
  • Ortasına ceviz serpilir, kalan yapraklar aynı şekilde yerleştirilir.
  • Son olarak gül suyu eklenir, buzdolabında 2-3 saat dinlendirilir.
  • Servis sırasında nar taneleri veya Antep fıstığı ile süslenir.

İçecek: Gül Şerbeti

Gül Şerbetinin Özellikleri ve Hazırlanışı

Gül şerbeti, Osmanlı’dan günümüze geleneksel bir Ramazan içeceğidir. Ferahlatıcı, aromatik ve sindirimi kolaylaştırıcı etkisiyle iftar sofralarında tercih edilir. Gül yaprakları, şeker, limon suyu ve su ile hazırlanır. Soğuk servis edilir.

Kısa Tarif:

  • 20-30 adet kokulu gül yaprağı, 3,5-4 litre kaynar su, 2-2,5 su bardağı şeker, 1 limonun suyu veya 1 yemek kaşığı limon tuzu kullanılır.
  • Gül yaprakları yıkanır, kaynar su ve şekerle bir gece bekletilir.
  • Ertesi gün süzülür, limon suyu eklenir ve soğutularak servis edilir.
  • Dileyenler şerbeti bal ile de tatlandırabilir.

2026 Ramazan iftar çadırı noktaları: Hangi şehirde nerede yemek veriliyor?  İstanbul, İzmir, Bursa...

Ramazan’ın 6. Günü İmsak ve İftar Vakitleri Tablosu

Aşağıdaki tabloda, Konya ve çevre illeri, Türkiye’nin büyük şehirleri ve dünyanın önemli merkezlerinde Ramazan’ın 6. gününe (24 Şubat 2026 Salı) ait imsak ve iftar vakitleri sunulmuştur. Saatler yerel saatlere göredir ve resmi Diyanet ve yerel otoritelerden alınmıştır.

Şehir İmsak (Sahur) İftar (Akşam)
Konya 06:02 18:45
Aksaray 06:01 18:41
Karaman 06:02 18:44
Niğde 05:59 18:39
İstanbul 06:15 18:55
Ankara 06:00 18:41
İzmir 06:22 19:01
Bursa 06:14 18:58
Antalya 06:13 18:51
Adana 06:01 18:34
Gaziantep 05:51 18:23
Diyarbakır 05:46 18:17
Trabzon 05:37 17:54
Erzurum 05:31 17:45
Mekke 05:31 18:30
Medine 05:33 18:28
Kudüs 05:06 17:32
Londra 05:21 17:33
Paris 05:52 18:16
Berlin 05:24 17:34
New York 05:26 17:44
Tokyo 04:59 17:28

Not: Saatler, ilgili şehirlerin resmi imsakiye ve namaz vakitlerinden alınmıştır. Zaman dilimi farkları ve yerel uygulamalar dikkate alınmıştır. Dünya şehirlerinde saatler, yerel otoritelerin 2026 Ramazan imsakiye verilerine göre güncellenmiştir.

Zaman Dilimleri ve Tarih Dönüşümü

Ramazan’ın 6. günü, 24 Şubat 2026 Salı gününe denk gelmektedir. Türkiye’de ve ilgili şehirlerde saatler yerel saatle verilmiştir. Dünya şehirlerinde ise yerel saatler kullanılmıştır. Zaman dilimi farkları nedeniyle, örneğin Tokyo’da imsak ve iftar vakitleri Türkiye’ye göre daha erken veya geç olabilir. Bu nedenle, her şehirdeki imsakiye verileri, o ülkenin resmi otoritelerinden veya Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uluslararası imsakiye kaynaklarından alınmıştır.

Teknede İftar Yemeği Fiyatları 2026 - İstanbul Boğazda İftar Turu

Talhâ bin Ubeydullah (R.A.)

Mekke’de 598 yılında doğdu. Cennetle müjdelenen 10 sahabeden biridir.

İslam’ı ilk kabul edenlerdendir. Rivayet edildiğine göre, ticaret için gittiği Şam’ın Busra kasabasında karşılaştığı bir rahipten, Mekke’den bir peygamber çıkacağını ona uymasını ona uyanların kurtuluşa ereceklerini öğrenir. Dedeleri kardeş olan Hazreti Ebu Bekir(ra)’e gidip olanları anlatır. Hazreti Ebu Bekir “ben Hazreti Muhammed(sav)’in getirdiği dine onun peygamber olduğuna inandım iman getirdim” deyip birlikte Hazreti Muhammed(sav)’in yanına giderler. Hazreti Muhammed(sav) ona İslam’ı anlatınca hemen kelime-i şahadet getirip iman ederek, kurtuluşa eren kutlu gruba girmiş oldu. İlk iman edenlerin sekizincisidir.

İslamiyet’e girdikten sonra onu dininden vazgeçirmek isteyenler tarafından ve en yakın akrabaları dâhil olmak üzere Mekke müşriklerinden işkence gördü. Evlerine hapsedilmiş, günlerce aç ve susuz bırakılmıştır. Kardeşi Osman da Hazreti Talha(ra) vasıtasıyla iman etmiş, bu işkencelere o da tabi tutulmuştur. Hele namazlarını eda edecekleri zaman çektikleri sıkıntı ve kendilerine reva görülen işkence tahammülü mümkün olmayan cinstendi.

Talha(ra), Peygamber(sav) Efendimizin bacanağıydı. Hanımlarından dört tanesi Resulullah (s.a.v.)’ın zevcelerinin kız kardeşleriydi.

Talha (ra) erkek çocukların her birine bir peygamber ismi vermişti. Muhammed, İmran, Musa, Yakup, İsmail, İshak, Zekeriyyâ, Yusuf, İsâ, Yahya, Salih.

Kur’ân-ı Kerim’i hıfzedip usul ve kaidesine uygun okuyan ve “Kurra Hafızları” olarak adlandırılan ilk hafızlardandır.

Günlük geliri bin altın idi. Öksüzleri gözetir; fakirlerin ihtiyaçlarını görür, biçarelere yardım eder. Paraya ihtiyacı olanlara para verirdi. Teymoğullarının bütün muhtaçları, onun yardımları altında idi. Hz. Talha bunların dullarını evlendirir, borçlularının borçlarını öderdi.

Talhâ bin Ubeydullah, 622 yılında hicrete katılarak Mekke’den Medine’ye geldi. Uhud Savaşı’na katıldı. Savaşın ilerleyen aşamalarında, İslam Ordusu sıkıntılı bir süreç yaşadı, bu olaylar yaşanırken, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’i savunmak için sahabelerden birisi de Talha bin Ubeydullah’tır. Bu savaşta Seksenin üzerinde yara aldığı ve bunlardan birinin kolunu sakat bıraktığı rivayet edilir.

Hazreti Muhammed(sav) Efendimiz; “Uhud günü yeryüzünde sağımda Cebrail solunda Talha bin Ubeydullah’dan başka bana yakın bir kimse bulunmadığını gördüm” buyurmuşlardır

Talhâ, cennetle müjdelenen on sahabeden biridir.

Ömer bin Hattab, halife olabilecekler arasında Talhâ bin Ubeydullah’ı da saymış ancak o, Osman bin Affan lehine feragat etmiştir. Hz. Osman’ın halifeliği sırasında ona muhalif olanlara karşı mücadele etmiştir.

Cemel Savaşı’nda Hz. Ali’ye karşı Hz. Aişe’nin yanında savaşmıştır.

Talha bin Ubeydullah 656 yılında Kasım ayında İslam Devleti’nde yaşanan ilk iç savaş olan Cemel savaşında şehit olmuş 64 yıllık şeref ve haysiyet dolu bir ömrün sahibi olarak hayatta iken müjdelendiği üzere cenneti alaya göç etmiştir.

Diyarbakır'da ilk sahur ve iftar saat kaçta? - Amed Haber | Diyarbakır  Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi

 Ârif Rivegerî (K.S.)

Orta boylu, ayyüzlü, iri gözlü idi. Kaşları hilal gibi inceydi. Teninin rengi, beyaz ve kırmızı karışımı; gülkurusunu andırırdı. İlim, hilim, takva, riyazat, ibadet ve sünnete mütabaat ehliydi.

Hacegan yolunun ulusu, zikr-i hafinin sahibi ve “onbir esas”ın kurucusu Hace Abdülhalik Gucdüvanî’den sonraki halka Arif Rivegerî. Gucdüvanî’nin dördüncü halifesi. Nakşbendîliğin mukaddimesi olan “Hacegan” yolunda zikir, bu zat eliyle tekrar “cehri” şekle konuldu.

Rivegerî, 560/1165 yılında Riveger’de doğdu. Riveger, Buhara’ya altı, Gucdüvan’a bir mil mesafede bir köy. Arif Rivegerî, zahir ilimlerine ait eğitiminden sonra devrin büyük şeyhi Abdülhalik Gucdüvanî’ye intisab etti. Genç yaşında gerçekleşen bu intisabdan kısa bir süre sonra, Rivegeri, irşada mezun oldu. 35 yaşlarında iken şeyhi vefat edince Rivegerî, onun yerine postnişin oldu. İrşad hizmetini uzun yıllar devam ettirdi. Ömrünün 150 yıla ulaştığı rivayeti biraz mübalağa gibi görünürse de, vefatı sırasında yüz yaşı civarında olduğu düşünülürse 660/1262 yılları civarında vefat etmiş olmalıdır. Kabri köyündedir ve ziyaretgâhtır.

Gucdüvanî’nin yaktığı meşaleyle, Türkistan diyarının, her bölgesine ulaştırmaya gayret gösteren Rivegerî, Türk meşayihının önderlerinden sayılır. Hayatı hakkında verilen bilgiler, her nedense pek sınırlıdır. Nakşibendî silsilenamelerinde adları saygı ile yâd edilen büyük meşayihtan bir kısmının durumu böyledir. Kendilerinin yazılı eserleri bulunmadığı veya bize ulaşmadığı, ya da hayatlarında iken haklarında bilinen ve dillerde dolaşan özellikleri malum olduğu ve bunlar yazıya intikal etmediği için haklarında yazılı bilgi azdır. Zaten çok iyi bilinenlerin çoğu zaman kaderi, meçhul kalmaktır. Oysaki Arif Rivegerî, devrinde hakikat bahçesinin nuru, tarikatın gözbebeğiydi.

Rivegeri’nin hafi zikirden cehrî zikre geçişi ömrünün son yıllarına rastlar. Halifesi Mahmüd Fağnevî’ye cehri zikri öğreterek halkı, gaflet kasvetinden kurtarıp zikrin haşyetiyle uyarmak istemiştir.

Camiu keramati’l-evliya müellifi Nebhanî, Hoca Arifin şöyle bir menkıbesini nakleder: Hoca Arif, önceleri, Buhara ulemasından birinin derslerine devam etmektedir. Çarşıya çıktığı bir sırada Abdülhalik Gucdüvanî ile karşılaşır. Gucdüvanî kasaptan et almış, dükkândan çıkmaktadır. O’nun kemali ve cemali karşısında son derece etkilenen Hoca Arif, hemen sokulup hizmet arzeder ve:

– İzin verirseniz elinizdeki et paketini taşıyarak size yardım edebilir miyim? Der. Hace Abdülhalik bu teklifi kabul eder ve:

– Peki, evladım, al paketi ve bizim eve kadar beraber gidelim, der. Birlikte evin kapısına kadar gelirler ve Hace Abdülhalik:

– Hizmetinize çok teşekkür ederim. Bir saat sonra sofraya beklerim, der.

Bir saat sonra sofraya oturduklarında Hoca Arifin Gucdüvani’ye olan hayranlığı arttıkça artar ve nihayet ilim tahsilini bırakıp Gucdüvanî’nin meclisine devama başlar.

Gecelerini ibadetle geçiren, haramlardan şiddetle kaçan, hatta harama düşerim korkusuyla bazı mubahlardan bile uzak duran Arif-i Rivegerî hızla manevi makamları katetti, “Hâce” diye anılmaya başladı. Abdülhâlik-ı Gücdüvanî hazretlerinin vefatından sonra henüz 35 yaşlarında iken Hâcegân yolunda yürüyen kafilenin başına geçti, sonsuzluk kervanının kılavuzu oldu.

Her zaman, “Cenab-ı Hak bizleri, hepimizi, dünya ve ahiretin efendisi, insanların en yücesi, en hayırlısı Resulullah Efendimiz s.a.v.’e tabi olmak saadetiyle şereflendirsin!” diye dua ederdi. Duası icabet bulan veli kullardan biriydi ki Rasul-i Zîşân’ın izinde yürümekle şereflendi, bağlılarının da o şerefe ulaşmasına vesile oldu.

-Rahmetullahi aleyh-

Toplam 29 gün sürecek 🕌 Ramazan ayı ne zaman başlıyor, ne zaman bitiyor?  2026 Ramazan Bayramı tarihleri bu yıl hangi günlere denk geliyor? - Sayfa 3

 Manevi Diriliş Ayı Ramazan

Makale: Ali Ramazan Dinç Hocaefendi

Ramazan-ı Şerif, ağacın meyvesi, yemeğin tuzu, aşın ekmeğin tadıdır. Tesbihin imamesi, yola çıkan üç kişiden birinin imamı, camide cemaatin öncüsüdür. Mahallenin muhtarı, ilçenin kaymakamı, ilin valisi, ülkenin reis-i cumhurudur. Her kesimi bir araya getiren birliğin simgesidir.

Toplumun yarasına merhem, acısına ortak, neşesine neşe, velhasıl her derde devadır Ramazan-ı Şerif. Açlara ekmek, susuzlara su, çıplaklara elbise, ihtiyaç sahiplerine bir ümit kapısıdır. Kardeşliğin bütün boyutudur. Ev, mescid, cami ve cemaatle yapılan evradla bir nefis terbiyesidir.

Zikr-i hafî, kalp zikri, rabıta ve murakabeyle ruhun yücelmesidir. Uzlet, halvet ve itikâfla tam bir yoğun bakıma alınmadır Ramazan-ı Şerif. Ramazan-ı Şerif, beynin jimnastiği, kalbin gelişen teknolojiye esir olmamasıdır. Namazı, bedensel bir egzersiz olarak değil, haşyet, azamet-i İlahî’yi tefekkürle eda etmektir.

Zekâtı, helal yolla elde edilen nimetin temizliği olarak görmektir. Haccı, İbrahim’in (as) iradesini Allahü Teâlânın iradesine teslim etmesi şeklinde anlamaktır. Bütün taatleri ruhuyla yapmaktır. Ramazan-ı Şerif, uzun günlerde tutulan oruçla, sigara tiryakiliğinden kurtulunduğu gibi, kin, kibir, hasetlik hastalığından da azade olmaktır.

Oruç, sadece bir fabrika gibi mideyi dinlendirme değil, tavır ve hareketlerimizi de dinlendirmektir. Bir değişimdir. Ramazan-ı Şerif, ilmi üstaddan alma, ilmin bulunmadığı yerde İslamî hayatın kalmadığını bilerek, cehaletten ilme hicrettir. Dinin temizlik üzerine kurulduğunu bilip, maddî ve manevî arınmaya geçiştir.

Sağa sola akan suyun, bağı bahçeyi sulayamadığını görerek, dağınık fikirden vahdeti temin eden fikre dönüştür. Ramazan-ı Şerif, ulvî değerlere saygı, edep, erkân, güzel geçim, sabır, insaf, doğruluk, emanete riayet, üstüne düşmeyen işlere karışmama, ilmiyle amel ve niyetin düzgünlüğüdür.

Ramazan-ı Şerif, ibadet maksadıyla, bedenin sağlığı için bir tıbbiye, tıp fakültesidir. Okunan Kur’ân-ı Kerim cüzleri, evrad ve ezkar ve Ramazan-ı Şerif’in son on gününde itikâfa girmekle bir dergâhtır. Kürsü ve minberlerde, görsel cihazlar vasıtasıyla yapılan nasihatlerle bir medresedir. Pişen aştan, fakirlere ikramla aşhane, yolcuların konakladığı kervan saraydır.

Bereketiyle, muhtacın elinden tutan, “Veren El”dir.

Gerçek Huzur

Dünya ve âhiretin sırlarını apaçık görme bahtiyarlığına eren yakîn ehli, huzur ehli, haramlardan uzaklaşır ve Rabbimizin emrine son derece riayet eder. Gerçek mutluluğa ulaşanlar; vuslata erip, Hak Teâlâ’ya kavuşan, her tecellîde, kalbe inen nurda Mevlâ’mızla olanlardır.

Bu zevke kavuşan, Allah Teâlâ’ya her şeyiyle teslim olan marifet ehli; tecelliye eren kullarla buluşur, arzu ve isteğini bizzat Rabbimizden sorar, Zât-ı Kibriya ile konuşup – görüşür. Hiç şüphesiz inanıyorum ki bunlar bize ağır gelecektir. Elbette ilköğretimdeki bir yavruya; cebirden denklemleri, geometri sinüsü, kosinüsü, tanjantı, kotenjantı öğretemezsiniz. Çünkü o çocuk daha sayıları saymakla, toplama ve çıkarmayla, bölme ve çarpımla meşguldür.

Bayezid (ks), söz ve sohbeti, avam kursağına sığmadığı için memleketinden yedi defa çıkartılmıştır. Hasan-ı Basri (ks)’ın, Rabiatü’l-Adeviye (rh. aleyhâ)’nın yüksek anlayışını, ‘Fillerin ağzına göre ayarlanan lokmalar, karıncanın ağzına sığmaz.’ diyerek avama göre kıyaslaması gibi. İmanın kemaline vesile olan tevhid dersi, nefy ü isbat tatbikinde, alınan feyizle, mânevi coşkunlukla, ‘Efendim! Bu dersler neden daha önce öğretilmedi!’ diyen müridan gibi.

İnsanlara akılları ölçüşünce konuşun, gereğine aykırı gibi görünen bu beyanlar, hakikatlere erip, nefsin tuzağına düşmememiz için anlatılmaktadır. Zaten kardeşlerimiz, bunları, bu anlayışla okuyup, dinler. Mürşid-i kâmillere, Sıddîk-ı Âzam (ra)’dan bu zamana kadar gelen meşâyih-i kirama yakınlığımızın derecesine göre, Habîbi Kibriyâ (sav)’ya kavuşurlar. Yetişkin evlatlarını, Rasûl-i Ekrem (sav)’e cübbelerinin altında takdim ederler. Allah Teâlâ‘ya, Rasülü (sav)’ne ve sizden olan ulü‘l-emre, otorite olan her şahsa itaat bize Kur’ân’da emredilen bir esastır. Dünyanın ve âhiretin ışıkları olan hakikat ehli, ulemâya bağlılık Hadis-i Şerifte haber verilen bir gerçektir. Dağlar, taşlar, bir kuru yaprak dahi Hak Teâlâ‘nın izniyle hareket ederken, bizler de kulluğumuzda daim ve kaim, dosdoğru olmaya gayret edelim.

Üstadımız (ks)’a, bu mânevî derslerin, evrat ve ezkârın sonu nedir diye sorduğumda, ‘Oğlum!

Ölünceye kadar Rabbimize kulluktur.’Buyurmuşlardı. Bize sorarsanız: işin gerçek yönü, Rabbimiz Teâlâ’nın azametini, ululuğunu, kendimizin de acziyetini, zayıflığını bilmektir.

İnsanımız – çok azı müstesna- dünya nimetine erince değişiyor. Bu, dünyanın geçiciliğini, âhiretin de ebedî olduğunu tam anlamamamızdan kaynaklanmaktadır. Buranın zindan, öbür âlemin sürür olduğunu bilenler, eli kârda, gönlü yarda olanlardır. Çin işkencesi gören, hapishaneden çıktıktan sonra tekrar cezaevine, zindana girmek ister mi? Balı, böreği tadar, cifeye konar mı? Allah Teâlâ’yı tanıma zevkine erenler gönüllerini bu fâni âleme bağlanmaz, İbrahim b. Edhem (ks), ‘İnsanlar bu dünyadan hiçbir şey tatmadan çıkıp gitmiştir.’ buyurunca, ‘Nedir bu tat?’diye soranlara, ‘Marifet lezzeti.’diye cevap vermiştir.