Okul temelli şiddet olaylarının önlenmesinde yalnızca güvenlik önlemlerinin değil, öğrencilerin davranışlarındaki erken değişimlerin fark edilmesinin de büyük önem taşıdığı belirtiliyor.
Klinik Psikolog İpek Erol, gençlerde şiddet riskini değerlendirirken tek bir davranıştan hareket edilmemesi gerektiğini belirterek, okul başarısındaki ani düşüş, sosyal çekilme, yoğun öfke, tehditkâr konuşmalar ve zarar verme imaları gibi belirtilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Erol, “Erken uyarı işaretleri genelde tek bir davranıştan değil, bir örüntüden anlaşılır” dedi.
Ani değişimler göz ardı edilmemeli
Okula yabancılaşma, yoğun öfke patlamaları, intikam içerikli ifadeler, şiddeti yücelten paylaşımlar ve kendine ya da başkasına zarar verme imalarının dikkatle ele alınması gerektiğini belirten Erol, özellikle ağır bir reddedilme ya da aşağılanma sonrasında ortaya çıkan davranış değişikliklerine dikkat çekti.
Erol, “Özellikle ‘beni görecekler’, ‘hesabını soracağım’, ‘artık dayanmayacağım’ gibi cümleler kesinlikle küçümsenmemelidir” ifadelerini kullandı.
Ancak her öfkeli, içe kapanık ya da zorlanan gencin şiddete yöneleceği anlamına gelmediğini de vurgulayan Erol, riskin çoğunlukla bireysel kırılganlıklarla aile, okul ve çevre koşullarının birleştiği noktada yükseldiğini söyledi.
Öğrenciyi yalnızca disiplin sorunu olarak görmek yeterli değil
Okullarda riskli davranış gösteren öğrencilerin yalnızca disiplin çerçevesinde değerlendirilmesinin erken müdahaleyi zorlaştırabileceğini belirten Erol, rehberlik servislerinin etkin kullanılmasının önemine işaret etti.
Öğretmenlerin risk sinyallerini tanıma konusunda desteklenmesi, ailelerin sürece dahil edilmesi ve gerektiğinde çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanlarıyla iş birliği yapılması gerektiğini söyledi.
Erol, “Öğretmen, aile, okul yönetimi, çocuk-ergen ruh sağlığı uzmanı ve gerektiğinde sosyal hizmet birimleri birlikte çalışmadığında erken fark etme şansı azalır” dedi.
Çocukla yalnızca kurallar değil, duygular da konuşulmalı
Aile içi iletişimin de önemli olduğunu belirten Erol, yalnızca başarıya odaklanan, aşırı sert ya da aşırı gevşek sınırların bulunduğu aile ortamlarının bazı çocuklarda kırılganlığı artırabileceğini ifade etti.
Ailelerin çocuklarıyla öfke, utanç, reddedilme, hayal kırıklığı ve yalnızlık gibi duyguları da konuşması gerektiğini belirten Erol, gençlerin yalnızca davranışları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Yalnızlık ve görünür olma isteği aynı anda yaşanabiliyor
Gençlerde yalnızlık, değersizlik hissi, başarısızlık korkusu, dışlanma ve gelecek kaygısının önemli duygusal yükler oluşturabildiğini belirten Erol, dijital kültürün de bu baskıyı artırabileceğini söyledi.
Gençlerin bir yandan görünür olmak isterken diğer yandan gerçek ilişkilerde yalnız hissedebileceğini belirten Erol, bu durumun öfke ve incinme duygularını güçlendirebileceğini ifade etti.
Okul saldırılarının arkasında çoğu zaman tek bir neden bulunmadığını vurgulayan Erol, dışlanmışlık hissi, küçük düşürülme algısı, yoğun yalnızlık, değersizlik ve intikam düşüncelerinin birikimli bir psikolojik sürecin parçaları olabileceğini kaydetti.
Psikiyatrik değerlendirmede genelleme yapılmamalı
Bazı vakalarda ağır psikiyatrik tabloların da bulunabileceğini belirten Erol, ancak ruhsal hastalıklarla şiddet arasında doğrudan ve genelleyici bir bağ kurulmasının doğru olmadığını söyledi.
Erken psikiyatrik değerlendirme ve uygun müdahalenin önemine dikkat çeken Erol, risk taşıyan vakaların uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Dijital oyunlar tek başına neden değil
Şiddet olaylarının yalnızca dijital oyunlarla açıklanamayacağını belirten Erol, bazı çalışmaların şiddet içerikli oyunların saldırgan duyguları artırabileceğine ya da duyarsızlaşmaya katkı sunabileceğine işaret ettiğini ancak ağır şiddet olaylarının tek başına oyun oynamayla açıklanamayacağını söyledi.
Erol’a göre gencin ruhsal durumu, aile ortamı, maruz kaldığı şiddet, sosyal dışlanma, öfke düzenleme becerisi ve özellikle silaha erişim gibi etkenlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Medyada önleme ve destek yolları öne çıkarılmalı
Medyada şiddet olaylarının aktarılma biçimine de dikkat çeken Erol, failin adı, görüntüsü ve hikâyesinin sürekli öne çıkarılmasının bazı kırılgan gençlerde taklit etkisi oluşturabileceğini söyledi.
Haberlerde olayın dramatik ayrıntılarından çok erken uyarı işaretleri, psikolojik destek yolları ve çözüm önerilerinin öne çıkarılmasının daha koruyucu bir yaklaşım olacağını ifade etti.
Uzmanlara göre okul şiddetini önlemenin en etkili yolu, öğrenciyi tanıyan, davranış değişikliklerini zamanında fark eden, aileyi sürece dahil eden ve gerektiğinde uzman desteğine yönlendiren bütüncül bir sistem oluşturmak.





