Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Mübarek Ramazan’ın 24’üncü günü

Ramazan’ın 24’üncü gününde rahmet, bereket ve dayanışma iklimi gönülleri kuşatırken, dualar ve ibadetlerle manevi huzur daha da derinleşiyor.

Ramazan’ın 24’üncü gününde rahmet, bereket ve dayanışma iklimi gönülleri kuşatırken,

Mübarek Ramazan’ın 24’üncü gününe ulaşmanın huzurunu ve bereketini yaşıyoruz. Rahmet, mağfiret ve arınma ikliminin kuşattığı bu müstesna günde; gönüllerimize sükûnet, sofralarımıza bereket, dualarımıza kabul niyaz ediyoruz. Ramazan’ın birlik, paylaşma ve kardeşlik ruhunun hayatımıza daha çok yansıdığı bu anlamlı günde, edilen duaların kabul, tutulan oruçların makbul olmasını diliyoruz.

Ayet:

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla;

“Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarf edenler var ya; onların mükâfatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.”

Allah ne güzel buyurdu.
(Bakara Suresi, 274. ayet)

Hadis:
Allah’ın Resûlü, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına karşı hayırlı davranandır. Allah katında komşuların en hayırlısı ise komşusuna karşı hayırlı davranandır.”

Allah’ın Resûlü ne güzel buyurdu.
(Tirmizî, Birr, 28; Dârimî, Siyer, 3)

Dua:

Allah’ım, beni; senden korkmayan ve kendini her şeyden emin gören bütün varlıklardan emniyette kıl, her şeyi de kendi zât-ı şerifinden korkut. Korkup çekindiğim şeylerden beni emin eyle. Şüphesiz sen her şeye kâdirsin.

Ey ayıpları örten Settâr, benim ayıplarımı da ört.

Hiçbir göz seni göremez, hiçbir el sana ulaşamaz. Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eyle. Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi.

Mülk ve melekûtun sahibinin korumasına girdim. İzzet ve ceberût sahibi Allah’a sığındım.

Hiçbir zaman uyumayan Melik’e, Hayy’a, Kayyûm’a ve Halîm’e tevekkül ettim.

Allah’ın korumasına girdim, Allah’ın muhafazasına girdim, Allah’ın emânına girdim.

Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd hakkı için kifayet olundum.

Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf ve “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-Aliyyi’l-Azîm” hakkı için himaye olundum.

Âmin.

Buhârî

Muhammed b. İsmâil

1/3

Muhammed b. İsmâil el-Buhârî, 13 Şevval 194 (20 Temmuz 810) Cuma günü Buhara’da doğdu. Dedesinin dedesi Berdizbeh Mecûsî idi. Onun oğlu Mugīre, Buhara Valisi Cu‘feli Yemân vasıtasıyla Müslüman oldu. Buhârî bu sebeple Cu‘fî nisbesiyle de anılmıştır. Dedesi İbrâhim hakkında fazla bilgi bulunmamakla birlikte, babası İsmâil’in Mâlik b. Enes ve Abdullah b. Mübârek gibi âlimlerden hadis öğrenen biri olduğu bilinmektedir. Buhârî henüz çocukken babasını kaybetmiş, hadise dair bazı kitapları kendisine intikal etmiştir. Annesinin ise duası makbul, dindar bir kadın olduğu zikredilmektedir.

Buhârî, on yaşlarına doğru Muhammed b. Selâm el-Bîkendî ve Abdullah b. Muhammed el-Müsnedî gibi Buharalı muhaddislerden hadis öğrenmeye başladı. On bir yaşlarında, hocası Dâhilî’nin rivayet sırasında yaptığı bazı hataları tashih etmesiyle dikkat çekti. On altı yaşına geldiğinde İbnü’l-Mübârek ve Vekî‘ b. Cerrâh’ın kitaplarını tamamen ezberlemişti. Bu sırada annesi ve kardeşi Ahmed ile birlikte hacca gitti. Hac sonrası onlar memleketlerine döndüler, Buhârî ise Mekke’de kalarak Hallâd b. Yahyâ ve Humeydî gibi âlimlerden hadis tahsil etti.

Daha sonra ilim merkezlerini dolaşmaya başladı. Bağdat’a sekiz defadan fazla gitti ve her seferinde Ahmed b. Hanbel ile görüşüp ondan faydalandı. Basra’ya dört veya beş defa gitti; orada Ebû Âsım en-Nebîl, Ensârî diye tanınan Basra kadısı Muhammed b. Abdullah ve Haccâc b. Minhâl gibi muhaddislerden istifade etti. Belh’e birkaç defa giderek Mekkî b. İbrâhim, Kuteybe b. Saîd gibi âlimlerden hadis dinledi. Dımaşk’ta Ebû Müshir’den hadis öğrendi. Hicaz’da altı yıl kaldı. Humus’a gitti. Kûfe’ye birçok defa seyahat ederek Âdem b. Ebû İyâs, Ubeydullah b. Mûsâ ve Ebû Nuaym Fazl b. Dükeyn gibi muhaddislerden hadis dinledi. Medine’de İsmâil b. Ebû Üveys’ten, Merv’de Abdân b. Osman’dan, iki defa gittiği Mısır’da Saîd b. Ebû Meryem, Abdullah b. Yûsuf ve Asbağ b. Ferec gibi hocalardan hadis tahsil etti. İlk defa 209’da (824), son olarak da 250’de (864) gittiği ve beş yıl süreyle hadis okuttuğu Nîşâbur’da Yahyâ b. Yahyâ el-Minkarî gibi hadis hâfızlarından faydalandı.

Buhârî, kendilerinden hadis yazdığı muhaddislerin sayısının 1080 olduğunu söyler. Meşhur talebesi Firebrî, el-Câmiʿu’s-Sahîh’i Buhârî’den 90 bin talebenin dinlediğini belirtir. En tanınmış talebeleri arasında İmam Müslim, Tirmizî, Ebû Hâtim, Ebû Zür‘a er-Râzî, Muhammed b. Nasr el-Mervezî, Sâlih Cezere ve İbn Huzeyme gibi muhaddisler yer alır.

Buhârî’nin uzun seyahatleri sonunda derlediği hadislerle geniş bir kütüphane meydana getirdiği ve seyahatlerinde kitaplarını imkân nisbetinde yanında taşıdığı anlaşılmaktadır. Câriyesinin, odasında adım atacak yer bulunmadığından şikâyet etmesi ve bir gece uyumayıp o güne kadar yazdığı hadisleri hesaplayarak senedleri muttasıl 200 bin hadis kaydettiğini söylemesi, bunu göstermektedir.

Bağdat’ta verdiği imtihan da onun güçlü hafızasının en dikkat çekici örneklerinden biridir. Rivayete göre muhaddisler 100 hadisin sened ve metinlerini birbirine karıştırarak çeşitli kişilere verdiler. Buhârî’ye bunlar sorulduğunda, önce hiçbirini okunduğu şekliyle tanımadığını söyledi; ardından her hadisin doğru sened ve metnini tek tek düzeltti. Böylece onun hadis ilmindeki kudreti bir kez daha ortaya çıkmış oldu.

Buhârî ve Mihne Olayı

Kur’ân-ı Kerîm’in mahlûk olup olmadığına dair Mu‘tezile tarafından ileri sürülen görüş, devlet desteğiyle İslâm âleminde büyük bir fitneye sebep oldu. Ahmed b. Hanbel bu meselede büyük bir direnç göstermiş, sonunda devlet desteği çekilince Mu‘tezile bu davayı kaybetmiştir. Ancak tartışmalar tamamen sona ermemiş, Buhârî de bu süreçten etkilenmiştir.

İmam Müslim’in nakline göre Buhârî Nîşâbur’a gittiğinde halk kendisine büyük itibar göstermiştir. Nîşâbur’un tanınmış muhaddisi Muhammed b. Yahyâ ez-Zühlî de onu karşılamaya gitmiş, fakat talebelerine ona kelâm meseleleriyle ilgili soru sormamalarını tembihlemiştir. Daha sonra bir kişinin Kur’an’ın mahlûk olup olmadığını sorması üzerine Buhârî’nin verdiği cevap tartışmalara sebep olmuş, bu mesele yüzünden şehirde büyük bir ihtilaf çıkmıştır.

Buhârî, “Kur’an Allah kelâmıdır, mahlûk değildir; kulların fiilleri ise mahlûktur. Kur’an’ı okuyuş da kulların fiillerindendir” görüşünü savunmuştur. Ancak bu mesele etrafında çıkan tartışmalar sebebiyle Nîşâbur’dan ayrılmak zorunda kalmıştır.

Daha sonra Merv’e, oradan da Buhara’ya geçen Buhârî, devlet adamlarından uzak durmayı tercih etmiş, ilmi saraylara taşımayı doğru bulmamıştır. Buhara Valisi Hâlid b. Ahmed ez-Zühlî’nin özel ders taleplerini de reddetmiştir. Bunun üzerine bazı çevrelerin ithamlarına maruz kalmış ve memleketinden ayrılmak zorunda bırakılmıştır.

Semerkant’a gitmek üzere yola çıkan Buhârî, yolda Hartenk kasabasındaki akrabalarını ziyaret etti. Orada hastalandı ve 256 yılının Ramazan Bayramı gecesi vefat etti. Ertesi gün, 1 Eylül 870 Cuma günü orada toprağa verildi.

Şahsiyeti

Buhârî orta boylu, zayıf ve ince yapılıydı. Az konuşur, başkalarının imkânlarına göz dikmezdi. Dünya malına değer vermez, cömert ve yardımsever bir hayat sürerdi. Borçlularına karşı gösterdiği müsamaha bunun açık örneklerinden biridir. İlmi dünya menfaati için kullanmayı asla kabul etmezdi.

Tenkit ettiği râviler hakkında da son derece mutedil ifadeler kullanır, gıybetten titizlikle kaçınırdı. Hatta hadis okuturken âmâ talebesi Ebû Ma‘şer’e tebessüm ettiği için sonradan ondan helallik istemesi, ahlâkî hassasiyetini göstermektedir.

Onu yakından tanıyan âlimler, Buhârî’yi “bu ümmetin fakihi”, “hadiste emsalsiz bir imam” gibi ifadelerle anmışlardır. İmam Müslim’in ona hitaben söylediği, “Dünyada senin bir benzerinin bulunmadığına şahadet ederim” sözü, ona duyulan büyük saygının en dikkat çekici örneklerindendir.

Hadisçiliği

Buhârî’nin İslâm ilim tarihindeki önemi, sadece sahih hadisleri ilk defa bir araya getirmesi değil, aynı zamanda hadis ilmindeki tartışmasız otoritesidir. Yüz binlerce rivayet arasından en sahih olanları seçmedeki titizliği, raviler arasındaki görüşme şartını gözetmesi ve hadislerden fıkhî hükümler çıkarmadaki mahareti, onu ayrı bir yere koymuştur.

En meşhur eseri olan el-Câmiʿu’s-Sahîh, halk arasında Sahih-i Buhârî adıyla tanınmıştır. Buhârî bu eseri yaklaşık 600 bin hadis arasından seçerek 16 yılda tamamladığını belirtmiştir. Bunun yanında et-Târîḫu’l-kebîr, el-Edebü’l-müfred, Ḫalḳu efʿâli’l-ʿibâd, Refʿu’l-yedeyn fi’s-salât ve Kitâbü’l-Kırâʾati خلفe’l-imâm gibi birçok önemli esere de imza atmıştır.

2/3

Akaide dair görüşleri

Buhârî, ünlü bir muhaddis olmasının yanında itikadî meselelerle de yakından ilgilenmiştir. el-Câmiʿu’s-Sahîh ile Ḫalḳu efʿâli’l-ʿibâd adlı eserlerinden, ayrıca akaide dair başka kitaplar kaleme almasından, onun Selef inancına bağlı bir çizgide yer aldığı anlaşılmaktadır. Buhârî; Cehmiyye, Mu‘tezile, Havâric ve Şîa gibi mezheplerin bazı görüşlerini eleştirmiş, Ehl-i sünnet akaidinin oluşumuna katkı sağlayan ilk Sünnî âlimlerden biri olmuştur.

  1. İlâhî sıfatlar

Buhârî’ye göre Allah’ın zâtı, isimleri, sıfatları ve fiilleri vardır. Bunların hepsi O’na ait olup kadîmdir. Allah’ın kelâmı da bu sıfatlardan biridir. Bu sebeple Kur’an Allah kelâmıdır ve mahlûk değildir. Buna karşılık Kur’an’ı okuma ve yazma gibi fiiller kullara ait olduğu için mahlûktur.

Ayrıca yed, vech, nefs, ayn ve istivâ gibi naslarda geçen kavramları Allah’ın sıfatları olarak kabul eder. Allah’ın dünyada görülemeyeceğini, ahirette ise müminler tarafından görüleceğini savunur.

  1. Kader

Buhârî’ye göre her şey Allah’ın kaderiyle gerçekleşir. İnsanların fiillerini yaratan Allah’tır; kullar ise o fiilleri işleyen ve kazanan varlıklardır. Bu yaklaşım, kulun fiillerinde tam bağımsız bir yaratıcı güç bulunduğunu savunan anlayışlara karşıdır.

  1. Nübüvvet

Peygamberlik, gaybdan haber verme ve mucize gösterme gibi delillerle sabittir. Hz. Peygamber’in geleceğe dair verdiği haberlerin gerçekleşmesi ve gösterdiği mucizeler, nübüvvetinin açık işaretleri olarak kabul edilir.

  1. Âhiret halleri

Kabir azabı veya nimeti, haşir, hesap, mizan, sırat, cennet ve cehennem haktır. Bunlara iman etmek farzdır. Buhârî, cennet nimetlerinin ebedî olduğunu ve yok olmayacağını da açıkça kabul eder.

  1. İman ve günah

Buhârî’ye göre iman; kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve amelle desteklenmesinden oluşur. İman artar ve azalır. Büyük günah işleyen kimse kâfir olmaz; günahkâr mümin sayılır. Bu yönüyle Mürcie, Cehmiyye ve Kerrâmiyye gibi bazı fırkaların görüşlerine karşı çıkar.

Buhârî’nin en çok tartışılan meselesi halku’l-Kur’ân konusudur. Onun bu husustaki görüşü açıkça şöyledir: “Kur’an Allah kelâmıdır, mahlûk değildir; kulların fiilleri ise mahlûktur.” Sonraki dönemlerde bazı çevreler bu görüşü farklı şekillerde aktarmış olsa da, Buhârî’nin kendi eserlerinde ortaya koyduğu çizgi budur.

3/3

Fıkıh ilmindeki yeri

Buhârî, büyük bir hadis imamı olarak tanınmakla birlikte aynı zamanda güçlü bir fakih olarak kabul edilir. Hayatı ve ilmî şahsiyetiyle ilgili tabakat eserlerinde onun “fakihlerin efendisi”, “bu ümmetin fakihi” ve “Allah’ın yarattığı kullar içinde en fakih olanlardan biri” diye anıldığı görülür.

Dört mezhebin mensupları da onu kendi gelenekleri içinde değerlendirmeye çalışmıştır. Ancak birçok araştırmacıya göre Buhârî, belli bir mezhebin sınırları içinde kalan bir müctehid değil; doğrudan Kur’an ve sünnetten hüküm çıkarabilen mutlak müctehid seviyesinde bir âlimdir.

Buhârî’nin fıkıh alanındaki en büyük mirası, hiç şüphesiz el-Câmiʿu’s-Sahîh’tir. Bu eser sadece bir hadis kitabı değil, aynı zamanda büyük bir fıkıh ve fetva hazinesi olarak görülmüştür. Özellikle bab başlıklarında yer verdiği hükümler, onun fıkhî görüşlerini yansıtması bakımından son derece önemlidir. Bu sebeple, “Buhârî’nin fıkhı bab başlıklarındadır” sözü meşhur olmuştur.

Buhârî, sadece kendi görüşlerini aktarmakla kalmamış; gerektiğinde muhalif görüşleri de kaydederek onlarla tartışmıştır. Hadisleri bablara ayırırken takip ettiği yöntem, hadislerin ihtiva ettiği fıkhî hükümleri merkeze almak ve meseleleri Kur’an, hadis ve sahâbe fetvalarıyla temellendirmek olmuştur.

Bu yönüyle Buhârî hem hadis hem fıkıh sahasında derin izler bırakmış büyük bir İslâm âlimidir.


Mardin usulü iftar menüsü

İftariyelik
Hurma, su, zeytin, kuru kayısı veya ceviz

Çorba
Mercimek çorbası ya da lebeniye benzeri yoğurtlu hafif bir başlangıç

Ara sıcak
İkbebet (içli köfte) veya sembusek

Ana yemek
Kaburga dolması

Yan lezzetler
Bulgur pilavı, cacık ya da süzme yoğurt, mevsim salatası

Tatlı
Harire, zerde ya da cevizli irmik tatlısı

İçecek
Ayran, demirhindi şerbeti veya hoşaf


Ana yemek tarifi: Mardin usulü kaburga dolması

Kaburga dolması, Mardin mutfağının en bilinen ve en gösterişli yemeklerinden biridir. Kalabalık iftar sofralarına çok yakışır.

Malzemeler

Et için

  • 1 adet kuzu kaburga

  • Tuz

  • Karabiber

İç pilav için

  • 2 su bardağı pirinç

  • 300 gram kuşbaşı kuzu eti ya da kıyma

  • 2 adet orta boy soğan

  • 3 yemek kaşığı tereyağı

  • 2 yemek kaşığı sıvı yağ

  • 1 çay bardağı badem

  • 1 çay bardağı kuş üzümü

  • 1 tatlı kaşığı tuz

  • 1 çay kaşığı karabiber

  • 1 çay kaşığı yenibahar

  • 1 çay kaşığı tarçın

  • 4 su bardağı sıcak su ya da et suyu

Üzeri için

  • 1 yemek kaşığı tereyağı


Yapılışı

Önce pirinci yıkayıp 20 dakika kadar ılık suda bekletin. Kuş üzümünü de ayrı bir kapta suda yumuşatın.

Soğanları ince ince doğrayın. Tereyağı ve sıvı yağı tencereye alıp soğanları kavurun. Ardından kuşbaşı eti ya da kıymayı ekleyip suyunu çekene kadar pişirin.

Bademleri ekleyin. Süzülmüş pirinci ilave edip birkaç dakika kavurun. Kuş üzümünü, tuzu, karabiberi, yenibaharı ve tarçını ekleyin. Üzerine sıcak suyu dökün. Pilavı tam pişirmeden, hafif diri kalacak şekilde ocaktan alın.

Kaburganın iç kısmını kasabınıza cep şeklinde açtırmanız en iyisidir. Hazırladığınız iç pilavı kaburganın içine çok sıkı olmayacak şekilde doldurun. Açık kısmını kalın iplikle dikin.

Kaburgayı fırın kabına alın. Üzerine biraz tuz, karabiber ve küçük parçalar halinde tereyağı sürün. Kabın içine az miktarda su ekleyin. Üzerini yağlı kâğıt ve ardından folyo ile kapatın.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 2,5 ila 3 saat pişirin. Son 20-30 dakikada üzerini açıp kızarmasını sağlayın.

Fırından çıktıktan sonra 10-15 dakika dinlendirin. Ardından dilimleyerek servis edin.


Servis önerisi

Kaburga dolmasını;

  • bademli bulgur pilavı,

  • süzme yoğurt,

  • sumaklı soğan salatası
    ile birlikte sunabilirsiniz.

Daha pratik bir Mardin menüsü

Daha az zahmetli bir seçenek istersen menüyü şöyle kurabilirsin:

  • Mercimek çorbası

  • İkbebet

  • Alluciye

  • Pirinç pilavı

  • Harire


İmsak ve iftar saatleri

Konya merkez ve ilçeler

Yer İmsak İftar
Konya (merkez) 05:36 19:02
Ahırlı 05:38 19:04
Akören 05:37 19:03
Akşehir 05:40 19:07
Altınekin 05:34 19:01
Beyşehir 05:39 19:06
Bozkır 05:38 19:04
Çeltik 05:37 19:05
Cihanbeyli 05:33 19:01
Çumra 05:35 19:01
Derbent 05:38 19:04
Derebucak 05:40 19:07
Doğanhisar 05:39 19:06
Emirgazi 05:30 18:57
Ereğli 05:30 18:56
Güneysınır 05:36 19:02
Hadim 05:37 19:03
Halkapınar 05:30 18:56
Hüyük 05:39 19:06
Ilgın 05:38 19:05
Kadınhanı 05:37 19:04
Karapınar 05:32 18:58
Karatay 05:36 19:02
Kulu 05:32 19:00
Meram 05:36 19:03
Sarayönü 05:36 19:03
Selçuklu 05:36 19:03
Seydişehir 05:39 19:05
Taşkent 05:37 19:03
Tuzlukçu 05:39 19:06
Yalıhüyük 05:38 19:04
Yunak 05:38 19:05

Çevre iller ve büyükşehirler

Yer İmsak İftar
Aksaray 05:29 18:56
Karaman 05:34 19:00
Ankara 05:32 19:01
Antalya 05:44 19:10
Eskişehir 05:42 19:10
Isparta 05:44 19:10
Mersin 05:28 18:54
Adana 05:25 18:51
İstanbul 05:47 19:16
İzmir 05:57 19:24
Bursa 05:47 19:16
Gaziantep 05:17 18:43

Dünyadaki önemli merkezler

Yer İmsak İftar
Mekke 05:17 18:36
Medine 05:16 18:37
Londra 04:25 18:09
Toronto 05:56 19:28