Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin ardından açıklamalarda bulundu. Zirvenin 22 yıl aradan sonra Türkiye’de ikinci kez, başkent Ankara’da ise ilk kez düzenlendiğini belirten Erdoğan, organizasyonun başarıyla tamamlandığını söyledi.
Erdoğan, Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde düzenlenen zirvenin, NATO’nun geleceği açısından kritik bir dönemeç olduğunu vurguladı. Ankara Zirvesi’nde daha güçlü, daha dengeli yük paylaşımına dayalı ve askeri kapasitesi güçlendirilmiş bir NATO anlayışının temellerinin atıldığını ifade etti.
Zirve sonrası açıklamalarında özellikle savunma sanayii, F-35 süreci, ABD ile ilişkiler, yaptırımlar, KAAN savaş uçağının motorları, Çelik Kubbe hava savunma sistemi, Gazze’deki insani kriz ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim öne çıktı.
F-35 mesajı: “Amerika verdiği sözü tuttu diyecekler”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri F-35 konusu oldu. Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik olumlu bir yaklaşım içinde olduğunu belirterek, F-35 teslimatlarına ilişkin “Bizi izlemeye devam edin” mesajı verdi.
Erdoğan, “F-35 konusunda da Sayın Trump, aslında Türkiye’ye yönelik olumlu bir yaklaşım içerisinde. İnşallah F-35’lerin Türkiye’ye teslimi gerçekleştiği anda da bütün dünya, ‘Amerika verdiği sözü tuttu.’ diyecektir” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, Türkiye’nin uzun süredir gündeminde olan F-35 programı ve ABD ile savunma sanayii ilişkileri açısından dikkat çekici bir mesaj olarak değerlendirildi.
Yaptırımlar açıklaması: “Büyük ölçüde kalkmış vaziyette”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarıyla ilgili soruya da yanıt verdi. Erdoğan, mevcut durumda Türkiye’ye yönelik bir yaptırım uygulamasının bulunmadığını belirterek, “Büyük oranda, büyük ölçüde bu yaptırımlar kalkmış vaziyette” dedi.
Erdoğan, herhangi bir sıkıntı yaşandığında Trump ile hızlı temas kurabildiklerini de ifade etti.
Savunma sanayii vurgusu: “Türkiye kendi uçağını, tankını, gemilerini üreten ender müttefiklerden”
Zirvenin ana gündemlerinden biri savunma sanayii oldu. Erdoğan, Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayii alanında büyük bir atılım gerçekleştirdiğini belirtti.
Türkiye’nin kendi savaş uçağını, tankını, gemilerini ve hava savunma sistemlerini geliştiren ender NATO müttefiklerinden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, İHA ve SİHA teknolojilerinde de Türkiye’nin dünyada güçlü bir konuma ulaştığını söyledi.
Erdoğan, NATO’nun birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olması gerektiğini belirterek, savunma sanayii ürünlerinin ticaretine yönelik engellemelerin tamamen kaldırılması gerektiğini ifade etti.
Çelik Kubbe mesajı: “Birilerinin farklı kubbeleri varsa bizde de Çelik Kubbe var”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hava savunma mimarisi açısından stratejik önemdeki Çelik Kubbe Projesi’ne de değindi. Erdoğan, Çelik Kubbe’nin yalnızca Türkiye için değil, NATO’nun bulunduğu bölgedeki savunma kapasitesi açısından da güçlü bir unsur olacağını söyledi.
Erdoğan, “Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var” ifadeleriyle Türkiye’nin savunma alanındaki kararlılığını vurguladı.
KAAN motorları için Trump mesajı
Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’ın motorlarıyla ilgili soruya da yanıt veren Erdoğan, konuyu daha önce Trump ile görüştüğünü söyledi. Erdoğan, Trump’ın olumlu bir yaklaşım sergilediğini belirterek, “İnşallah bu konuda bir sıkıntı olmayacak” dedi.
Gazze: “Orta Doğu’nun en büyük insani felaketlerinden biri”
Erdoğan, zirve kapsamında Gazze konusunu özellikle ve ısrarla gündeme getirdiğini belirtti. Gazze’de yaşananları Orta Doğu’nun en büyük insani felaketlerinden biri olarak nitelendiren Erdoğan, meselenin bir an önce barışçıl çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı: “Savaş gölüne dönüşmesini istemiyoruz”
İran-ABD gerilimi ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, Türkiye’nin elinden gelen tüm çabayı göstereceğini söyledi. Erdoğan, Hürmüz Boğazı’nın savaş gölüne dönüşmesini istemediklerini belirtti.
Miçotakis ve Netanyahu açıklaması
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in açıklamalarına da yanıt verdi. Erdoğan, “Her iki açıklamanın da benim dünyamda bir yeri yok” dedi.
Miçotakis’in açıklaması için “Böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi” ifadesini kullanan Erdoğan, Türkiye’nin Yunanistan’ın savunma alımlarını eleştirmediğini, Türkiye’nin de hem üretme hem de satın alma hakkına sahip olduğunu söyledi.
NATO’da Ankara vurgusu: “Türkiye’ye duyulan güvenin ispatı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye tüm müttefiklerin lider düzeyinde katılım göstermesinin Türkiye’ye duyulan güvenin ve Türk diplomasisinin saygınlığının yeni bir ispatı olduğunu dile getirdi.
ABD Başkanı Trump’ın zirveye katılımında Türkiye’nin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu söylediğini hatırlatan Erdoğan, “Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Hassasiyetinden ötürü değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyoruz” dedi.
Erdoğan’ın açıklamalarının tamamı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi sonrası açıklamaları şöyle:
“Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirvesi’ni az önce başarıyla tamamladık.
Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir yük paylaşımı suretiyle askerî kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da atmış bulunuyoruz.
Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak Soğuk Savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere, bölgemizdeki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askerî yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerideyiz.
Zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey’de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifaka yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık.
NATO Ankara Zirvesi’nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti. Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak ettiler. Bunu Türkiye’ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz. Biliyorsunuz, Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyoruz.
NATO’nun 1952 yılından beri üyesiyiz. Kara Kuvvetleri’nin tarihi 2.235 yılı aşan, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO’ya üye olmakla ittifaka yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda iki bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan savaş sanatımızı da kazandırdık.
NATO’nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Türkiye bu emanete hakkıyla sahip çıkmıştır. İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan ve gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk. NATO’nun harekât ve misyonlarıyla ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız.
İttifakın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız. F-16 uçaklarımız, ağustos ayından itibaren NATO Hava Polisliği Misyonu kapsamında Estonya’da konuşlanacak. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı; üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretimden oluşan üç boyutlu derinlik sağlar. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın en güçlü sacayakları olacaktır.
Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında ve savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken, diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz.
Bu sabahki konuşmamda da ifade ettiğim gibi, Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki girişimleri NATO’yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimizin ve Avrupa Birliği liderliğinin dikkatine getiriyorum. Şurası bir hakikattir ki Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dâhil edilmediğinde bu girişimlerin etkisi çok sınırlı olacaktır. Diğer yandan, müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler her ne kadar azalmış olsa da hâlen devam ediyor. Bunların amasız, fakatsız bir biçimde en kısa sürede kaldırılması gerekiyor. Bu hususa zirve bildirisinde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık.
Şunun altını bir kez daha çizmek zorundayım: NATO, birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır. Zirve kapsamında ev sahipliği yaptığımız Savunma Sanayi Forumu vesilesiyle, NATO’nun savunma sektörüyle daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi müttefikler tarafından kabul edildi.
Terörizm, NATO’ya yönelik iki ana tehditten biridir. Son dönemdeki tüm zirvelerimizde bu hususta atılabilecek adımları ele aldık. Ankara Zirvesi’nde de terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kez daha vurguladık.
Görüşmelerimizde Ukrayna’da beşinci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratma savaşına dönüşen bu muharebede her ay on binlerce zayiat verilmektedir. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik.
Ülkemizin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
İnşallah 2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağız. 29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Liderler Zirvesi’ni yine burada, başkentimiz Ankara’da gerçekleştireceğiz. Hemen ardından 19-20 Kasım tarihlerinde COP31 İklim Zirvesi’ni Antalya’da tertipleyeceğiz.”
Soru-cevap bölümünde öne çıkan başlıklar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve sonrası gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erdoğan’ın soru-cevap bölümündeki açıklamaları şöyle:
Netanyahu ve Miçotakis’in açıklamaları
“Her iki açıklamanın da benim dünyamda bir yeri yok. Zira Netanyahu’nun hangi sularda yüzdüğü bellidir. Sayın Miçotakis’in ise böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi.
Biz bugüne kadar Sayın Miçotakis’e, Yunanistan için aldığı savunma araçları konusunda ‘Bunları niçin aldın?’ veya ‘Niçin alıyorsun?’ diye herhangi bir eleştiride bulunduk mu? Hayır. Hâlbuki kendisi bizim kapı komşumuzdur. Böyle bir şey söyleme imkânımız elbette olabilirdi. Ancak buna gerek duymadık.
Yunanistan alabilir, satabilir. Türkiye ise bugün bunları zaten üretiyor. Üretmenin yanında elbette satın alma hakkına da sahiptir.”
F-35 sorusu
“Bizi izlemeye devam edin.
İkili ilişkilerimizin geliştirilmesi konusunda gerek Sayın Başkan gerekse bizler mutabıkız. İşte en önemlisi, az önce de gündeme geldiği gibi F-35 konusu. F-35 konusunda da Sayın Trump, aslında Türkiye’ye yönelik olumlu bir yaklaşım içerisinde. İnşallah F-35’lerin Türkiye’ye teslimi gerçekleştiği anda da bütün dünya, ‘Amerika verdiği sözü tuttu.’ diyecektir.”
Çelik Kubbe konusu
“Çelik Kubbe Projesi, aynı zamanda NATO’nun bulunduğumuz bölgedeki en güçlü savunma unsurlarından biri olacaktır. Bu konuda bütün adımlarımızı attık. Çelik Kubbe’de Türkiye her geçen gün daha da mesafe alıyor. Bunları zaman zaman kamuoyuna da sergiledik, sergiliyoruz ve sergilemeye devam edeceğiz. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var.”
Ruhban Okulu sorusu
“Miçotakis’in özellikle Ege Denizi’ndeki sorunları çözme konusundaki düşüncesini ben de aynen paylaşıyorum. İnşallah ilk aşamada dışişleri bakanlarımız görüşür, daha sonra gerekirse biz de masaya oturur ve bu konuyu ele alırız. Ama şunu açık ve net söyleyeyim ki sorunları çözmek birinci derecede liderlerin görevidir. Bu konuda aynı düşünceyi ben de paylaşıyorum.”
“Sorun çözülmez” demem
“Daha adil bir dünya mümkün. Biz buna çalışmamız gerekiyor. Bunun için de hep birlikte düşünen, uygulayan ve bu konuda adım atan siyasetçilerin kararlı bir şekilde yürüyüşünü sürdürmesi gerekir. Ben ‘Bu sorun çözülemez.’ demem. Tam aksine, çözeriz diyorum. Hep birlikte bu adımı inşallah atacağız. Bu adımı atması gerekenlerin içerisinde başta Sayın Trump olmak üzere tüm dünyadaki siyasetçilerin bu konuya yürek koyması, el vermesi gerekir. Derdi barış olanlar bu işe katkı sunmalıdır.”
İnsansız sistemler ve Baykar açıklaması
“Bu konuda, mükemmeliyet merkezleriyle ilgili çalışmaların içinde yer alan arkadaşlarımız gerekli açıklamaları zamanı geldiğinde yapacaklardır. Türkiye olarak bu alanda belli bir imkâna ve güce sahibiz. Gerek sahip olduğumuz kabiliyetleri gerek imkânlarımızı, gerekse mükemmeliyet merkezlerimizin çalışmalarını ve bunların artışını tüm dünyaya gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz.
Bu noktada Baykar önemli bir örnektir. Bu süreç başarıyla devam ediyor. Dünyanın birçok ülkesinden ciddi siparişler alıyorlar ve almaya devam ediyorlar. Bu da gösteriyor ki insansız hava araçlarımız, İHA’larımız ve SİHA’larımız dünyada güçlü bir karşılık bulmuştur.”
15 Temmuz ve Terörsüz Türkiye süreci
“15 Temmuz konusunda ve terörsüz Türkiye sürecinde hükümetimiz önemli bir başarı elde etti. Bugün artık Güneydoğu’da ve Doğu’da çobanlarımız yaylalarda rahatlıkla hayvancılık yapabiliyor, sürülerini otlatabiliyor. Hatta sürülerini gönül rahatlığıyla evlatlarına emanet edebiliyorlar. Böyle bir ortamı yakaladık.
Aynı şekilde nehirlerde ve ırmaklarda insanlar özgürce yüzebiliyor. Bu günlere geldik. Bölgede toplantılarımızı ve mitinglerimizi en geniş katılımla gerçekleştirebiliyor, özgürce yapabiliyoruz. Demek ki terörsüz Türkiye sürecini ciddi bir noktaya taşımış bulunuyoruz.”
Yaptırımlarla ilgili son durum
“Şu anda Amerika’nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok. Büyük oranda, büyük ölçüde bu yaptırımlar kalkmış vaziyette.
İşte şu anda Millî Savunma Bakanım burada, Genelkurmay Başkanım burada, Dışişleri Bakanım burada ve Cumhurbaşkanı Yardımcım burada. Hepsi de bu yaptırımların Türkiye’ye uygulanmadığını bizzat yaşıyor ve görüyor. Dolayısıyla böyle bir sıkıntımız yok. Herhangi bir sıkıntı yaşandığında da Sayın Trump, sağ olsun, aradığımız zaman 24 saat içinde bize dönüş yapıyor. Aynı şekilde 24 saat içinde gerekli cevabı da alıyoruz.”
Mehter ekibine liderlerin tepkisi
“Hepsi de övgüyle bahsettiler. Tokalaşırken, ‘Gerçekten muhteşemdi.’ dediler. Hatta bazıları, ‘Biz Yeniçerilerinizi tanırız.’ ifadelerini kullandı.”
İran-ABD masası dağıldı mı?
“Masa kolay değil. Türkiye’de de biliyorsunuz altılı masa kurdular. Daha kurulmadan dağıldı. Bu ise farklı bir masa. Ama biz elimizden gelen her türlü gayreti ortaya koyuyoruz. Bütün mesele masayı sağlam tutabilmek. Bizim masamız ise kolay kolay dağılmaz.”
KAAN motorları
“Bu motorlarla ilgili konuyu ben Sayın Trump’la daha önce görüştüm. Kendileri olumlu bir yaklaşım sergilediler. İnşallah bu konuda bir sıkıntı olmayacak.”
Hürmüz Boğazı konusu
“Hürmüz Boğazı konusunda biz, Türkiye olarak elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, yapacağız. Hürmüz Boğazı’nın bir savaş gölüne dönüşmesini istemiyoruz. Bunu başarabilirsek ne mutlu bize.”
Gazze açıklaması
“Gazze konusunu ben özellikle ve ısrarla gündeme getirdim. Üzerinde durdum. Gazze’yi Orta Doğu’nun en büyük insani felaketlerinden biri olarak görüyorum. İnşallah bu meselenin de bir an önce barışçıl bir çözüme kavuşturulması gerekiyor.”
Savunma sanayii alanında ortak çalışmalar
“Takvim demeyeyim ama Sayın Trump’la bu konuda mutabık kaldık. Özellikle savunma sanayi ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda ortak çalışma yürütülmesi konusunda görüş birliğine vardık.
Hatta Türkiye’nin savunma sanayi alanında Amerika’ya yönelik atabileceği adımları da kendi aramızda değerlendirdik. Özellikle gemi inşa sanayii üzerinde durduk. Bu kapsamda fırkateynler olabilir, korvetler olabilir, farklı deniz platformları olabilir. Bunların hepsini konuştuk. Türkiye bunları yapabilir mi? Evet, Türkiye bunları kendi tersanelerinde yapabilecek kapasiteye sahiptir. Buna da muktedirdir.”
Zirvenin ana başlıkları
| Başlık | Erdoğan’ın Mesajı |
|---|---|
| NATO Zirvesi | Ankara’da tarihi zirve başarıyla tamamlandı |
| F-35 | Trump’ın Türkiye’ye yönelik olumlu yaklaşım içinde olduğu belirtildi |
| Yaptırımlar | ABD yaptırımlarının büyük ölçüde kalktığı ifade edildi |
| Savunma sanayii | Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesi vurgulandı |
| Çelik Kubbe | NATO’nun bölgedeki güçlü savunma unsurlarından biri olacağı belirtildi |
| KAAN | Motorlar konusunda Trump’ın olumlu yaklaşım sergilediği açıklandı |
| Gazze | Orta Doğu’nun en büyük insani felaketlerinden biri olarak nitelendirildi |
| Hürmüz Boğazı | Türkiye’nin savaş gölüne dönüşmesini istemediği vurgulandı |
| Terörle mücadele | NATO içinde samimi dayanışma çağrısı yapıldı |
| Türkiye-ABD ilişkileri | Savunma sanayii ve ekonomi başta olmak üzere ortak çalışma mesajı verildi |
Ankara Zirvesi Türkiye’nin diplomasi vitrinine dönüştü
Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen NATO Zirvesi, yalnızca ittifakın savunma politikaları açısından değil, Ankara’nın diplomatik görünürlüğü açısından da önemli bir organizasyon olarak öne çıktı. Erdoğan’ın açıklamalarında zirvenin Türkiye’ye duyulan güvenin bir göstergesi olduğu vurgulanırken, Ankara’nın bundan sonraki süreçte de büyük uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapacağı belirtildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılı bitmeden iki büyük zirvenin daha Türkiye’de düzenleneceğini açıklayarak, 29-30 Ekim’de Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Liderler Zirvesi’nin Ankara’da, 19-20 Kasım’da ise COP31 İklim Zirvesi’nin Antalya’da yapılacağını duyurdu.
Sonuç: F-35, savunma sanayii ve diplomasi Ankara Zirvesi’ne damga vurdu
NATO Ankara Zirvesi’nin ardından yapılan açıklamalar, Türkiye’nin ittifak içindeki rolünü, savunma sanayii kapasitesini ve ABD ile ilişkilerde yeni döneme ilişkin mesajları öne çıkardı. Erdoğan’ın özellikle F-35, yaptırımlar, KAAN motorları ve savunma sanayii iş birliği konularında verdiği mesajlar, zirve sonrası gündemin en önemli başlıkları arasında yer aldı.
Erdoğan’ın “Bizi izlemeye devam edin” sözleri ise F-35 sürecine ilişkin önümüzdeki dönemde yeni gelişmeler yaşanabileceği yönünde güçlü bir siyasi mesaj olarak değerlendirildi.




