Değerli dostlarım Özhan Say ve Akif Solak’ın mihmandarlığında, Dr. Ayça Gökyer Hanım’ın da son derece kıymetli ev sahipliğinde KTO Karatay Üniversitesini kapsamlı bir şekilde gezme fırsatı bulduk. Önemli notlar aldım.
KTO Karatay Üniversitesini kuruluşundan bu yana yakından takip eden bir gazeteciyim. Üniversitenin attığı her adımı, geçirdiği değişimi ve ulaştığı seviyeyi bugüne kadar büyük bir dikkatle izledim. Bu kurumun gelişimini daima takdir ettim ve Konya adına ortaya koyduğu başarıdan gurur duydum.
Ancak bu ziyaretin ardından KTO Karatay Üniversitesini bir kez daha takdir ettim, bir kez daha sevdim. Gördüklerimi, hissettiklerimi ve zihnimde oluşan düşünceleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bilmenizi isterim ki burada anlatmamız gereken yalnızca modern binalar, geniş derslikler, laboratuvarlar, atölyeler, kafeler veya sosyal alanlar değildir.
Asıl üzerinde durmamız gereken konu insandır.
Mesele bina yapmak değil, insan yetiştirmektir.
Bir şehirde fabrikalar kurabilirsiniz.
En yeni makineleri satın alabilir, organize sanayi bölgeleri oluşturabilir, ticaret merkezleri inşa edebilir ve dünyanın farklı ülkelerine ürün satabilirsiniz.
Ancak bu tesisleri yönetecek, üretimi geliştirecek, teknolojiyi takip edecek, yeni pazarlar bulacak ve yapılan yatırımları geleceğe taşıyacak nitelikli insanınız yoksa bütün bu çalışmaların kalıcı olması mümkün değildir.
Bir şehrin en büyük sermayesi binaları, yolları veya makineleri değildir.
Bir şehrin en büyük sermayesi, iyi yetişmiş insanıdır.
Mühendisi, doktoru, hukukçusu, akademisyeni, teknisyeni, yöneticisi, iletişimcisi, girişimcisi ve tüccarıdır.
Daha da önemlisi; mesleğinin bilgisine sahip olduğu kadar ahlak, vicdan, adalet, merhamet ve sorumluluk duygusu taşıyan insanıdır.
KTO Karatay Üniversitesini değerlendirirken öncelikle bu gerçeği görmemiz gerekiyor.
Buradaki temel amaç yalnızca gençlere diploma vermek değildir.
Burada gençlere bir meslek kazandırılmaya, onları hayatın gerçeklerine hazırlamaya, bilgi ve tecrübeyle donatmaya çalışılıyor.
Gençlere yalnızca nasıl para kazanacakları değil, hayatın içerisinde nasıl doğru, adaletli ve sorumluluk sahibi insanlar olacakları da öğretiliyor.
Öncelikle Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na giren ve tercih yapmaya hazırlanan bütün genç arkadaşlarımıza KTO Karatay Üniversitesini yakından incelemelerini tavsiye ediyorum.
Bunun altını özellikle çizmek istiyorum.
Elbette hiçbir genç yalnızca bir kişinin tavsiyesiyle üniversite seçmemelidir.
Gidip kampüsü görmeli, akademisyenlerle konuşmalı, tercih etmeyi düşündüğü bölümün eğitim programını incelemeli, uygulama imkânlarını araştırmalı ve mezuniyet sonrasında kendisini nasıl bir hayatın beklediğini sorgulamalıdır.
Ancak benim gençlerimize samimi çağrım şudur:
KTO Karatay Üniversitesini görmeden, imkânlarını incelemeden ve sunduğu eğitim ortamını araştırmadan tercihinizi kesinleştirmeyin.
KTO Karatay Üniversitesinde bu tercih döneminde hizmet veren kapsamlı bir danışma merkezi de bulunuyor. Alanında uzman akademisyenler ve danışmanlar, öğrencilerin puanlarına, yeteneklerine, ilgi alanlarına ve gelecek hedeflerine göre doğru bir tercih yapmalarına yardımcı oluyor. Üstelik bu hizmet ücretsiz olarak sunuluyor.
Gençlerimiz bu imkândan mutlaka faydalanmalıdır.
Çünkü üniversite tercihi yalnızca dört veya beş yıl geçirilecek bir okulun seçilmesi değildir.
Üniversite tercihi, çoğu zaman insanın bütün hayatının yönünü belirleyen önemli bir karardır.
KTO Karatay Üniversitesine yalnızca Konya’dan bakmamak gerekir
KTO Karatay Üniversitesini yalnızca Konya ölçeğinde değerlendirmek büyük bir haksızlık olur.
KTO Karatay Üniversitesi, Anadolu’nun en büyük ve en kapsamlı vakıf üniversitesidir.
Akademik yapısı, kampüsü, laboratuvarları, uygulama alanları, teknolojik altyapısı ve sosyal imkânlarıyla İstanbul ve Ankara’daki birçok vakıf üniversitesinden hiçbir açıdan geri değildir.
Hatta pek çoğundan daha ileri bir seviyede olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Ankara ve İstanbul dışında bu kadar kapsamlı, geniş ve büyük bir vakıf üniversitesi bulmak kolay değil. Bunun da altını çizelim.
Ben KTO Karatay Üniversitesinin Türkiye’nin en kıymetli vakıf üniversiteleri arasında bulunduğunu düşünüyorum. Hatta vakıf üniversiteleri arasında ilk sıralarda, benim kanaatimce ilk beş içerisinde değerlendirilebilecek bir yapıya ulaştığı konusunda hiçbir şüphe taşımıyorum.
Üniversitenin sosyal imkânları da gerçekten fevkalade.
Öğrencilerin derslerden kalan zamanlarını değerlendirebilecekleri kafelerden yeme içme alanlarına, dinlenme ve gezinti bölümlerinden öğrenci topluluklarına ve etkinlik alanlarına kadar son derece güçlü bir sosyal ortam oluşturulmuş.
Türkiye’de standartları bu kadar yüksek, düzenli ve kapsamlı kampüslerin sayısı sanıldığı kadar fazla değil. Fakat KTO Karatay Üniversitesinin değerini yalnızca kafeleriyle, binalarıyla ve sosyal alanlarıyla ölçmek de doğru olmaz. Çünkü üniversitenin asıl gücü, eğitim anlayışında ve insan yetiştirme iradesinde ortaya çıkıyor.
Öğrenciye diploma değil, donanım kazandırılıyor
Türkiye’de üniversite mezunu birçok gencin en büyük problemi, yıllarca eğitim aldıktan sonra iş hayatına yeterince hazırlanamadan mezun olmasıdır.
Gençler teorik bilgiye sahip olsalar bile uygulamada büyük güçlüklerle karşılaşabiliyorlar.
KTO Karatay Üniversitesi ise teoriyle uygulamayı bir araya getirmeye çalışan bir anlayışa sahip. Pilot olmak isteyen bir genç, havacılığı yalnızca kitaplardan okumuyor. Uçağı, uçuş disiplinini ve havacılığın gerektirdiği sorumlulukları uygulamalı olarak öğreniyor.
Mimarlık, inşaat mühendisliği, makine mühendisliği, metalürji ve malzeme mühendisliği gibi alanlarda eğitim alan öğrenciler; çizim, tasarım, üretim ve teknik uygulamalarla tanışıyor.
Meslek yüksekokullarında sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli teknik elemanların yetiştirilmesine önem veriliyor. Kaynak yapmayı, makine kullanmayı, bakım ve onarım gerçekleştirmeyi öğrenen gençler, üretim hayatına daha hazır hâle geliyor.
Dış ticaretle uğraşmak isteyen bir genç; dış ticareti, uluslararası pazarları ve iş dünyasının işleyişini öğreniyor.
İktisat, işletme, muhasebe, bankacılık, sigortacılık, finans ve İslami finans gibi alanlarda eğitim alan öğrenciler, iş dünyasının gerçek ihtiyaçlarına göre yetiştiriliyor.
Bugün iş hayatında hangi alanda insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu düşünürseniz, KTO Karatay Üniversitesinde o ihtiyaca cevap vermeye çalışan bir bölümle karşılaşmanız mümkündür.
Sadece Konya’nın değil, Türkiye’nin, hatta dünyanın dört bir tarafının KTO Karatay Üniversitesinin hinterlandına girdiğini de rahatlıkla ifade edebiliriz. KTO Karatay Üniversitesi mezunu pilotlar bugün dünyanın dört bir yanında görev yapıyor. Aynı şekilde kabin memurları da dünyanın farklı bölgelerinde çalışıyor.
Finansçılar ve mühendisler de yalnızca Konya için değil, Türkiye’nin farklı bölgeleri ve dünyanın çeşitli ülkeleri için insan kaynağı ihtiyacına cevap veren gençler olarak yetişiyor.
Hukuktan iletişime, mühendislikten mimarlığa, dış ticaretten havacılığa ve sağlık bilimlerine kadar geniş bir eğitim yelpazesinden söz ediyoruz.
Bu üniversite, öğrencisini yalnızca mezun etmeyi değil, meslek sahibi ve donanımlı bir insan olarak hayata hazırlamayı hedefliyor.
Hukukçu yetiştirmek tek başına yeterli değildir
Bir üniversitenin görevi yalnızca bir mesleğin teknik bilgilerini öğretmek olamaz.
Örneğin bir hukuk fakültesi yalnızca kanun maddelerini ezberleyen hukukçular yetiştiriyorsa görevini eksik yapıyor demektir.
Hukuk fakültesi; adalet duygusu yüksek, vicdanlı, merhametli, mazlumun yanında durabilen ve zalimin karşısında söz söyleyebilen hâkimler, savcılar ve avukatlar yetiştirmelidir.
Evet, doğru… Hukuk fakültelerimiz, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” anlayışıyla hareket eden hukukçular yetiştirmelidir.
Bir doktor yalnızca hastalığı tedavi etmeyi bilmemeli, hastasının acısını da hissedebilmelidir.
Bir mühendis yalnızca bina yapmayı öğrenmemeli, yaptığı binada yaşayacak insanların güvenliğinden sorumlu olduğunu bilmelidir.
Bir işletmeci yalnızca kâr hesabı yapmamalı; çalışanının hakkını, müşterisinin hukukunu ve toplumun menfaatini gözetmelidir.
Bir iletişimci yalnızca haber üretmemeli; hakikatle yalan arasındaki çizginin korunmasının ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu kavramalıdır.
Eğitim, insana meslek kazandırırken ahlak, vicdan, adalet ve sorumluluk da kazandırmalıdır.
KTO Karatay Üniversitesinin gençlerin yalnızca maddi ve mesleki açıdan değil, manevi ve insani yönden de gelişmesine önem vermesini bu nedenle son derece kıymetli buluyorum.
KTO Karatay Üniversitesinde eğitim gören ve yakından tanıdığım gençler var.
Bu gençlerin duruşlarını, ahlaklarını, çalışkanlıklarını ve gelecek hedeflerini gördüğümde gerçekten hayranlık duyuyorum.
Tertemiz, donanımlı ve memleketine hizmet etme arzusu taşıyan gençlerden bahsediyorum.
İşte bu gençlerin yetişmesinde KTO Karatay Üniversitesinin önemli bir payı bulunuyor.
KOSAM, üniversitenin fikir üreten yüzü
Ziyaretimiz sırasında Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezini, yani KOSAM’ı da yakından tanıma fırsatı bulduk.
KOSAM Müdürü, kıymetli dostumuz Ahmet Çelik’ten merkezin yürüttüğü çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgiler aldım.
Dünyadaki gelişmeleri, Türkiye’nin değişen dinamiklerini ve Konya’nın geleceğini birlikte değerlendiren KOSAM’ın; hazırladığı araştırmalar, raporlar ve stratejik analizlerle önemli bir düşünce merkezine dönüştüğünü görmekten büyük mutluluk duydum.
KOSAM’ı ayrıca ve çok daha geniş bir yazıyla ele almak gerekir.
Ancak şimdilik şunu söylemek istiyorum:
Üniversite yalnızca ders anlatılan ve meslek öğretilen bir yer değildir.
Üniversite; araştıran, sorgulayan, düşünen, analiz eden, bilgi üreten ve gerektiğinde karar alıcılara yol gösteren bir kurumdur.
KOSAM’ın varlığı, KTO Karatay Üniversitesinin yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değil, Konya’nın ve Türkiye’nin geleceğiyle de ilgilendiğini gösteriyor.
Üniversitenin her noktasında bir vizyon görülüyor
Bu arada şunun da altını çizmek istiyorum: KTO Karatay Üniversitesinin hemen her noktasında Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk’ün ortaya koyduğu vizyonu görmek mümkün.
Bu vizyon, üniversitenin her tarafına sirayet etmiş.
Akademisyenlerden genel sekreterliğe, idari kadrodan teknik birimlerde çalışanlara kadar herkesin işine odaklandığını ve yaptığı işi son derece önemsediğini görüyorsunuz.
Selçuk Öztürk Başkanımız kadrosuyle birlikte; üniversiteyi yarınlara taşıyacak her türlü maddi ve manevi adımı kurgulamış ve bu anlayışı üniversitenin bütün yapısına adeta nakış nakış işlemişler.
Orada yalnızca binalar yok.
Emek var.
Heyecan var.
Mana var.
Aşk ve muhabbet var.
Geçmişten gelen vakıf anlayışıyla geleceğin modern üniversite modelini bir araya getirme iradesi var.
Bir kurumun başarısı yalnızca yöneticisinin vizyonuyla mümkün olmaz. O vizyonun bütün çalışanlar tarafından benimsenmesi ve ortak bir hedefe dönüştürülmesi gerekir.
KTO Karatay Üniversitesinde bu ortak hedefin oluştuğunu açıkça görebiliyorsunuz.
Caner Arabacı Hoca ile vakıf anlayışını konuştuk
Ziyaretimiz sırasında Prof. Dr. Caner Arabacı Hocamızla da karşılaştık.
Kendisiyle oturup bir süre sohbet etme imkânımız oldu.
Geçmişte vakıfların, medreselerin ve eğitim kurumlarının nasıl faaliyet gösterdiğini; bugün vakıf üniversitelerinin hangi sorumlulukları taşıması gerektiğini konuştuk.
Sohbetimizin merkezinde çok önemli bir gerçek vardı:
Bu kurumların birer insan yetiştirme yuvası olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.
Vakıf üniversiteleri para kazanmak amacıyla faaliyet gösteren ticarethaneler değildir ve olmamalıdır.
Zaten öğrencilerden alınan ücretlerin bu kadar büyük bir yapının bütün giderlerini karşılaması da mümkün değil. Nitelikli akademik kadroların oluşturulması, laboratuvarların kurulması, uygulama alanlarının hazırlanması, kampüsün geliştirilmesi ve teknolojik altyapının sürekli yenilenmesi son derece ciddi maliyetler gerektiriyor.
Konya Ticaret Odasının aktif desteği olmadan bu büyüklükteki bir üniversitenin aynı standartlarda faaliyetlerini sürdürmesinin imkânı yok.
KTO Karatay Üniversitesini kuruluşundan itibaren takip eden bir gazeteci olarak şunu çok açık bir şekilde söyleyebilirim:
KTO Karatay Üniversitesi ticaret yapmak veya para kazanmak amacıyla kurulmuş bir üniversite değildir.
Bu üniversite insan yetiştirmek için kurulmuştur.
Sanayiye insan yetiştiriyor.
Ticarete insan yetiştiriyor.
Hukuka, sağlığa, havacılığa, iletişime ve hayatın farklı alanlarına insan yetiştiriyor.
Gençlerin maddi, mesleki, manevi ve insani açıdan gelişmesine katkı sağlamaya çalışıyor.
Caner Arabacı Hocamızla sohbetimiz sırasında Selçuklu dönemindeki vakıf ve eğitim anlayışını da konuştuk.
Selçuklu medeniyetinde vakıflar yalnızca bina yapan veya yardım dağıtan kurumlar değildi.
Vakıflar; toplumun eğitim, sağlık, barınma ve sosyal dayanışma ihtiyaçlarını karşılayan büyük bir medeniyet anlayışının temsilcisiydi.
Geçmişte bazı eğitim kurumlarında öğrencilere günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için yevmiye verildiğini biliyoruz.
Bugünün şartlarında aynı sistemin bütünüyle uygulanması elbette kolay değil. Ancak öğrencilerden alınan ücretlerin mümkün olduğunca ulaşılabilir seviyelerde tutulması, başarılı ve ihtiyaç sahibi gençlere burs imkânlarının sağlanması ve eğitim kalitesinden taviz verilmeden en yüksek fedakârlığın gösterilmesi, geçmişten günümüze gelen bir medeniyet anlayışının yansımasıdır.
KTO Karatay Üniversitesinin de gençlerin daha iyi şartlarda eğitim görebilmesi için önemli fedakârlıklar yaptığını görüyoruz.
Elbette bursların ve desteklerin daha da artırılması, vakıf anlayışının güçlenmesine ve üniversitenin toplumsal etkisinin büyümesine katkı sağlayacaktır. Ancak kurumların sürdürülebilir olması gerektiğini ve bunun da günümüz şartlarına göre sağlanmasının zorunlu olduğunu biliyoruz.
Maddi imkânı sınırlı fakat yetenekli bir gencin önünü açmak, yapılabilecek en kıymetli hizmetlerden biridir.
Neticede dostlar, Konya Ticaret Odası, insan yetiştiren bu görkemli kurumun faaliyetlerini sürdürebilmesi için her türlü imkânı seferber ediyor; bu kurum aracılığıyla şehrimize ve ülkemize vizyon kazandırıyor.
Caner Hocamla da bu konuları konuştuk.
Dostlar, bir şehir için insan yetiştirmekten daha önemli bir yatırım olabilir mi?
Yol yaparsınız, zaman içerisinde eskir.
Bina yaparsınız, yıllar sonra yenilenmeye ihtiyaç duyar.
Makine alırsınız, teknolojisi bir süre sonra geride kalır.
Ancak iyi yetiştirdiğiniz bir insan; ailesine, şehrine, ülkesine ve insanlığa onlarca yıl hizmet eder.
İnsana yapılan yatırım hiçbir zaman değerini kaybetmez.
KTO Karatay Üniversitesi, Konya’nın en kıymetli insan yatırımlarından biridir.
Onun için KTO Karatay Üniversitesi yalnızca Konya Ticaret Odasının değil, bütün şehrin kazancıdır.
Burada insan yetiştiriliyor arkadaşlar.
KTO Karatay Üniversitesi yalnızca bir üniversite değildir.
Konya’nın geçmişten aldığı değerleri geleceğin bilgisiyle buluşturan, insan yetiştirmeyi merkezine alan ve şehrin yarınlarına yatırım yapan büyük bir eserdir.
Bu esere sahip çıkmak yalnızca Konya Ticaret Odasının değil, hepimizin sorumluluğudur.
Çünkü KTO Karatay Üniversitesinde yalnızca öğrenci yetiştirilmiyor.
Burada Konya’nın ve Türkiye’nin geleceği yetiştiriliyor.
Bu akademisyenlere, bu çalışanlara, bu kuruma ve ortaya konulan büyük emeğe sahip çıkmak hepimizin vazifesidir.
Sevgili gençler, bu deryaya dalın
KTO Karatay Üniversitesinin bu yıl 2 bin 276 yeni öğrenci kabul edeceğini öğrendim. Biri lisans olmak üzere dört yeni bölüm öğrenci kabul edecek. Böylece bu yıl 10 bin öğrenci sayısının da inşallah aşılması bekleniyor.
Allah yar ve yardımcıları olsun. İyi ki varlar. Durmak yok; aynı dinamizm ve anlayışla yola devam, inşallah.
Tabii burada şunu da yazalım: Benim KTO Karatay Üniversitesinin kontenjanlarının tamamını dolduracağı konusunda hiçbir şüphem bulunmuyor.
Ancak mesele yalnızca kontenjanların dolması değildir.
Asıl mesele, doğru gençlerin doğru bölümlerle buluşması ve üniversiteye adım atan her öğrencinin mezuniyetinde bilgi, beceri, özgüven, ahlak ve sorumluluk sahibi bir insan hâline gelmesidir.
Bu nedenle tercih yapacak bütün gençlerimize açık çağrım şudur:
KTO Karatay Üniversitesini mutlaka gidip görün.
Kampüsü gezin.
Akademisyenlerle konuşun.
Laboratuvarları, atölyeleri ve uygulama alanlarını inceleyin.
Mezunların nerelerde çalıştıklarını araştırın.
Sorularınızı çekinmeden sorun.
Geleceğinizle ilgili kararı yalnızca çevrenizden duyduklarınıza göre değil, araştırarak ve bilgi sahibi olarak verin.
Sevgili gençler…
Kendinizi mesleki bilgiyle, insani değerlerle ve güçlü bir gelecek hedefiyle donatmak istiyorsanız önünüzde büyük bir imkân bulunuyor.
Kendinizi bu eğitim deryasına bırakın.
İnanıyorum ki bu derya sizi yarınlara taşıyacak ve burada kendinize çok güzel bir gelecek kuracaksınız.




