Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bayburt yaylalarında göçerlerin zorlu mesaisi: Koyun sütü tulum peynirine dönüşüyor

Bayburt’un Kitre köyünden aileleriyle birlikte 2 bin rakımın üzerindeki yaylalara çıkan göçerler, yaz boyunca çadırlarda yaşamlarını sürdürüyor. Günde iki kez sağılan koyunlardan elde edilen süt, geleneksel yöntemlerle tulum peynirine dönüştürülürken aileler, sürülerini yabani hayvan saldırılarına karşı Kangal köpekleriyle koruyor.

Bayburt’ta küçükbaş hayvancılıkla uğraşan göçer ailelerin yüksek rakımlı yaylalardaki zorlu mesaisi devam ediyor.

Doğu Anadolu ile Karadeniz bölgelerini birbirine bağlayan Bayburt, serin havası, geniş meraları ve zengin su kaynaklarıyla hayvancılık için önemli imkânlar sunuyor. Merkeze bağlı Kitre köyünde yaşayan göçer aileler de her yıl mayıs ayında sürüleriyle birlikte 2 bin rakımın üzerindeki yaylalara çıkıyor.

Yaz boyunca belirledikleri alanlarda çadır kurarak yaşayan aileler, yüzlerce koyunun bakımını yapıyor, hayvanları meraya çıkarıyor ve günde iki kez sağım gerçekleştiriyor.

Saatler süren sağım mesaisi

Sabah erken saatlerde meraya çıkarılan koyunlar, akşam saatlerinde yeniden yayladaki çadırlara getiriliyor. Sağım için sürüden ayrılan hayvanlar, aile fertleri tarafından tek tek elle sağılıyor.

Elektrik imkânının bulunmaması nedeniyle sağım makinelerinden yararlanamayan göçerler, yüzlerce koyunu eşleri ve çocuklarıyla birlikte sağmak için saatlerce çalışıyor.

Sağılan süt önce süzülüyor, ardından geleneksel yöntemlerle tulum peynirine dönüştürülüyor. Üretilen peynirler başta Erzincan olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerine gönderiliyor.

Çocuklar hem eğleniyor hem ailelerine yardım ediyor

Yayla hayatının içinde büyüyen çocuklar da gün boyunca anne ve babalarına destek oluyor.

Hayvanların otlatılmasından sağıma kadar birçok işe yardımcı olan çocuklar, boş zamanlarında yaylada top oynuyor ve kendi yaptıkları salıncaklarda vakit geçiriyor.

Aileler, çocuklarının küçük yaşlardan itibaren hayvancılığı öğrenmesini ve atalarından miras kalan göçerlik geleneğini sürdürmesini önemsiyor.

Sürüler Kangal köpekleriyle korunuyor

Yüksek rakımlı yaylalarda çadır hayatını sürdüren göçerlerin en büyük sorunlarından birini yabani hayvanlar oluşturuyor.

Ayı, kurt ve çakal saldırılarına karşı gece boyunca tedbir alan aileler, sürülerini Kangal köpekleriyle koruyor. Özellikle yabani hayvanların çadırlara ve hayvanların bulunduğu alanlara yaklaştığı gecelerde nöbet tutuluyor.

Göçerler, hava koşullarının zorlaşması ve sıcaklıkların düşmesiyle birlikte sonbaharda köylerindeki kışlaklara dönüyor.

“Hava soğuk, çadırda yaşantı olduğu için şartlar zor”

Göçerlerden Halil Çetin, aslen Erzincanlı olduğunu ve yaklaşık 5 yıl önce ailesiyle birlikte arazi satın alarak Kitre köyüne yerleştiklerini söyledi.

Yaz aylarını yüksek rakımda kurdukları çadırlarda geçirdiklerini belirten Çetin, ürettikleri tulum peynirinin yüzde 90’ını Erzincan’a gönderdiklerini, buradan da Türkiye’nin farklı şehirlerine satış yapıldığını anlattı.

Bayburt meralarında yeşil dönemin uzun sürdüğünü ve serin havanın hayvanlar için avantaj sağladığını dile getiren Çetin, şu ifadeleri kullandı:

“Zor bir meslek, çoluk çocuğumuzla bu işi yapıyoruz. Elektrik sıkıntımız oluyor. Zaman zaman yabani hayvanlardan dolayı sıkıntı yaşıyoruz. Tedbirimizi alıyoruz ancak gece çadıra yaklaştıklarında özellikle sorun oluyor.”

Koyunlar akşam saatlerine kadar merada kalıyor

Hayvanların sabah saatlerinde yaylıma çıktığını anlatan Çetin, koyunların akşam saat 20.00-21.00’e kadar merada otladığını belirtti.

Günde iki kez sağım yaptıklarını söyleyen Çetin, “Hava soğuk, çadırda yaşantı olduğu için şartlar zor. Burada ekim ayına kadar yeşillik devam ediyor. Bu nedenle peynir daha beyaz ve daha lezzetli oluyor.” dedi.

Elektrik olmadığı için bütün sağım işlemlerini elle gerçekleştirdiklerini ifade eden Çetin, “Makineyle sağmak isteriz ancak elektrik olmadığı için hayvanları eşlerimizle birlikte elimizle sağıyoruz.” diye konuştu.

Çoban bulmakta zorlanıyorlar

Göçer ailelerin karşılaştığı bir diğer önemli sorun ise çoban bulamamak.

Halil Çetin, çalıştıracak çoban bulmakta güçlük yaşadıklarını, bulunan çobanların da zaman zaman üretimin en yoğun olduğu dönemde işi bırakarak aileleri yalnız bırakabildiğini söyledi.

Bu nedenle hayvanların otlatılması, sağılması ve korunması gibi işlerin büyük bölümü aile fertleri tarafından yapılıyor.

Süt üç aşamadan geçirilerek hazırlanıyor

Halil Çetin’in eşi Birgül Çetin de ailece küçükbaş hayvancılıkla uğraştıklarını belirtti.

Üç çocuk annesi Çetin, en kaliteli ve lezzetli peyniri üretebilmek için büyüklerinden öğrendikleri yöntemleri titizlikle uyguladıklarını söyledi.

Sağılan sütün peynir yapımına geçilmeden önce üç farklı aşamadan geçirildiğini ifade eden Çetin, hijyen ve ürün kalitesine büyük önem verdiklerini dile getirdi.

Atalardan kalan gelenek yaşatılıyor

Göçer aileler; soğuk hava, elektrik yetersizliği, yabani hayvan tehdidi ve uzun çalışma saatlerine rağmen atalarından kalan hayvancılık geleneğini sürdürmeye devam ediyor.

Bayburt’un yüksek rakımlı yaylalarında doğal otlarla beslenen koyunlardan elde edilen süt, geleneksel yöntemlerle işlenerek tulum peynirine dönüştürülüyor.

Ailelerin aylar süren emeğiyle hazırlanan peynirler, yayladan sofralara uzanan zahmetli bir üretim sürecinin ardından tüketiciyle buluşuyor.