Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bahçeli: Ara seçim yok, seçimler zamanında yapılacak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Orta Doğu’daki gelişmeler, tarım politikaları ve güvenlik başlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, toplantı sonrası ara seçim tartışmalarına da son noktayı koydu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Orta Doğu’daki

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bahçeli, Orta Doğu’da yaşanan çatışmalar, İsrail’in bölgedeki saldırıları, küresel güvenlik dengeleri, Türkiye’nin iç cephesinin güçlendirilmesi, tarım politikaları ve Türk Polis Teşkilatı’nın önemine ilişkin kapsamlı mesajlar verdi.

Bahçeli, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan sürecin geçici ateşkese rağmen sona ermediğini belirterek, bölgede krizin yalnızca biçim değiştirdiğini söyledi. Bahçeli, “28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın, 7 Nisan’da iki haftalık ateşkese bağlanmış görünmesi krizin bittiği anlamına gelmemektedir. Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkân tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir” dedi.

Geçici ateşkesin kalıcı çözüm anlamına gelmediğini vurgulayan Bahçeli, “Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bu nedenle bugün ateşkes diye sunulan tabloyu saf dil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır. Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini ve İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını söylemesi, buna karşılık İran’ın da savaş hedeflerine ulaşıldığını ilan etmesi krizin masaya taşındığını göstermiştir. Anlaşılmaktadır ki silahların geçici olarak susması, hesapların kapandığı değil, gerek sahada gerek masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret etmektedir” ifadelerini kullandı.

İslamabad’da yapılan ABD-İran müzakerelerine de değinen Bahçeli, sonuç alınamamasının küresel riskleri artırdığını savundu. Bahçeli, “İslamabad’da sonuçsuz kalan görüşmeler, bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Denetimsiz ve önü alınmayan güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu’da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa, yarın Avrupa’nın göbeğinde, Asya’nın düğüm noktalarında ve Afrika’nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır” dedi.

Bahçeli, artan küresel gerilim karşısında yeni bir uluslararası mekanizma kurulması çağrısında bulunarak, “Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antony Kuvvertes’in öncülüğünde ABD, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir Dünya Barış Konseyi mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi, insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir” diye konuştu.

Türkiye’nin bu süreçte sorumluluk üstlenmeye hazır olduğunu belirten Bahçeli, “Barış lafzını taşıyıp savaşı fiilen büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, tarihinin yüklediği sorumlulukla ve coğrafyasının biçtiği misyonla elini taşın altına koymaya hazırdır” dedi.

İsrail’in Lübnan’daki saldırılarına da tepki gösteren Bahçeli, Gazze’de yaşananların Lübnan’da da tekrarlandığını söyledi. Bahçeli, “Aziz dava arkadaşlarım, dikkat çekici olan bir diğer durum ise İran cephesinde geçici bir frenleme yaşanırken Lübnan cephesinin açık tutulmasıdır. İsrail ordusunun Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında yaşanan can kayıpları, Siyonist hesapların Lübnan topraklarını terk etmeye niyetli olmadığını göstermektedir. Gazze’deki çığlıklar bugün Lübnan’da yankı bulmaktadır. İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, İsrail’i bölgedeki savaşın tek sorumlusu olarak nitelendirerek, “İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada Amerika Birleşik Devletleri güdümünde ve desteğinde sürdürülen emperyalist faaliyetlerin yoğunlaştığı görülmektedir. Bölgemizdeki komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak Siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayış yalnızca kaos üretmektedir. İsrail bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. Amerika Birleşik Devletleri’nin şımarık çocuğunun saldırganlığının nasıl tolere edildiği, hatta zaman zaman nasıl teşvik edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir” dedi.

Filistin meselesine de geniş yer ayıran Bahçeli, Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasını sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, “İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa, Miraç mucizesinin eşi, Peygamber Efendimiz’in ümmetine yadigârıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma, doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır. Mescid-i Aksa’nın İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil, kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekânlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinde de yürütüldüğünü göstermektedir” diye konuştu.

Batı dünyasını da ikiyüzlülükle suçlayan Bahçeli, “Batı’nın insan hakları söylemiyle Orta Doğu’nun gerçekliği arasındaki uçurum artık gizlenemez hâle gelmiştir. Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları adına dünyaya nizam vermeye kalkışanlar, söz konusu Filistin olunca ya derin bir sessizliğe gömülmekte ya da apaçık hukuksuzlukları muğlak ve utangaç cümlelerle geçiştirmektedir. Batı’nın bu sessizliği hesaplı bir ahlaki körlük ve organize bir siyasi ikiyüzlülüktür” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, Hürmüz Boğazı, enerji geçişleri ve su güvenliği gibi başlıkların da bölgesel çatışmalarla birlikte okunması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin iç cephesinin sağlam tutulmasının önemine işaret etti. Bahçeli, “Bugün bölgedeki her sarsıntı, Türkiye’ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekâlet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabartmaktadır. Türkiye’yi içeriden tartışmalı hâle getirmek, etnik ve mezhebi fay hatlarını kaşımak, Terörsüz Türkiye süreci devam ederken devletin omurgasını yumuşatmak, sınır dışındaki kirli hesapların içerideki yankısından başka bir şey değildir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir” dedi.

Muhalefete de sert eleştiriler yönelten Bahçeli, “Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisi’nin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikrî omurgasını ve yegâne kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir. Oysa ne idrakleri bu meseleyi kavramaya yeter, ne ufukları bu süreci okumaya yeter, ne de çapları Milliyetçi Hareket Partisi’ni tartışmaya yeter” diye konuştu.

Konuşmasının önemli bölümünü tarım ve gıda güvenliği konularına ayıran Bahçeli, toprağın yalnızca savunulmasının değil işlenmesinin de vatan anlayışının parçası olduğunu vurguladı. Bahçeli, “Vatanımız emekle yaşatılan, ekinle güçlendirilen, ekmek olup nimete dönüşen, evlatlarımıza geleceğe taşınan bir emanettir. İşte bu sebeple tarım meselesine basit bir sektör başlığı, dar bir ekonomik alan, sadece çiftçinin gündemi veya piyasa dengeleriyle sınırlı bir faaliyet olarak bakamayız” dedi.

Tarımın milli egemenlik ve beka meselesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Karnının başkasının doyurmasına izin veren devlet hür değildir” ifadesini kullandı. Bahçeli devamında, “Bu nedenle gıda güvenliği doğrudan doğruya bir millî egemenlik, bir millî beka meselesidir. Tarım meselesi ertelenebilecek bir yatırım kalemi değildir. Gıda güvenliği tali bir politika başlığı değildir. Savaş bugün sadece cephede çarpışmayla verilmemektedir. Savaş bazen sınır hattında olur, bazen gümrük kapılarında olur, bazen yağmur duasına çıkan ellerde olur” dedi.

Bahçeli, çocukların sağlıklı gıda ile büyümesinin önemine de değinerek yerli malı haftası uygulamasını hatırlattı ve toprağın kıymetinin yeni nesillere anlatılması gerektiğini söyledi. Köylerin yeniden üretim merkezine dönüşmesi gerektiğini savunan Bahçeli, “Bugün için üreten, yarın için depolayan, kooperatifleşen, yaylaları, tarlaları, meraları ve seraları boş bırakmayan, hayvanın başında duran, suyunu kirletmeyen, toprağını nadasa bırakmayan, havasını zehirlemeyen, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla ve çocuğuyla üreten köylere ihtiyacımız vardır” ifadelerini kullandı.

“Terörsüz Türkiye” hedefiyle üretim seferberliği arasında bağ kuran Bahçeli, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da güvenlik ortamının güçlenmesiyle birlikte kırsal kalkınmanın da hız kazanacağını ifade etti. Bahçeli, “Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenecek köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyük şehirde aramayan gençlerdir” dedi.

Bahçeli, konuşmasının son bölümünde Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümüne de değinerek emniyet mensuplarının fedakarlıklarına dikkat çekti. “Türk polisi, asayişin teminatı, kamu düzeninin muhafazası, toplumsal huzurun siperi, bayrağın gölgesinde görev yapan şefkâtli evlatlarımızdır” diyen Bahçeli, polislerin ağır çalışma şartları ve psikolojik yüklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Polis intiharlarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Bahçeli, “Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir. Yalnız bırakılmamalıdır. Yalnızlaştırılmamalıdır” diye konuştu.

Bahçeli, konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı vererek dava arkadaşlarını selamladı.

Grup toplantısının ardından gazetecilerin ara seçim tartışmalarına ilişkin sorularını yanıtlayan Bahçeli, “Ara seçim yok, seçimler zamanında yapılacak” dedi.