Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Meme bütünlüğü mikrocerrahi ile korunabiliyor

Meme kanseri nedeniyle memenin tamamı veya bir bölümünün alınması sonrasında uygulanan meme rekonstrüksiyonu, kaybedilen dokunun yeniden oluşturulmasına imkan sağlıyor. İmplantların yanı sıra hastanın kendi dokularının kullanıldığı mikrocerrahi yöntemler de uygun hastalarda önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Meme kanseri nedeniyle memenin tamamı veya bir bölümünün alınması sonrasında

Meme kanseri nedeniyle memenin tamamının ya da bir bölümünün alınması, yalnızca fiziksel görünümü değil, beden algısını ve psikolojik iyilik halini de etkileyebiliyor.

Meme rekonstrüksiyonu, kaybedilen meme dokusunun yeniden oluşturulmasını sağlayarak vücut bütünlüğünün ve mümkün olduğunca doğal görünümün yeniden kazanılmasına katkı sunuyor.

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ümit Naci Karaçal, meme kanseri sonrasında yapılacak onarımın zamanlaması, cerrahi yöntemleri ve iyileşme sürecinin her hasta için ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Meme onarımında yöntem kişiye özel belirleniyor

Meme rekonstrüksiyonu, meme kanseri nedeniyle memenin tamamı veya bir bölümü alındıktan sonra kaybedilen dokunun yeniden oluşturulmasını kapsıyor.

Cerrahinin amacı yalnızca kaybedilen hacmi yerine koymak değil, vücut bütünlüğünü desteklemek ve karşı meme ile mümkün olduğunca doğal bir görünüm ve simetri sağlamak.

Tedavi yöntemi belirlenirken hastanın genel sağlık durumu, kanser tedavisinin hangi aşamada olduğu, radyoterapi gereksinimi, vücut yapısı ve beklentileri dikkate alınıyor.

Aynı ameliyatta da sonradan da yapılabiliyor

Meme rekonstrüksiyonu, kanser ameliyatıyla aynı seansta gerçekleştirilebildiği gibi tedavilerin tamamlanmasının ardından da planlanabiliyor.

Eş zamanlı rekonstrüksiyonda meme onarımı, memenin alındığı ameliyat sırasında yapılıyor. Gecikmiş rekonstrüksiyonda ise işlem hastanın tedavi süreci ve sağlık durumuna göre daha sonraki bir tarihe bırakılıyor.

Özellikle radyoterapi alması gereken hastalarda zamanlama ve yöntemin dikkatle belirlenmesi gerekiyor.

Bu nedenle kararın meme cerrahisi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi ve plastik cerrahi ekiplerinin ortak değerlendirmesiyle verilmesi önem taşıyor.

Mikrocerrahi ile hastanın kendi dokusu kullanılabiliyor

Meme rekonstrüksiyonunda temel olarak implantla onarım ve hastanın kendi dokularının kullanıldığı yöntemler bulunuyor.

İmplantla yapılan rekonstrüksiyonda meme hacmi protezlerle oluşturulurken, otolog rekonstrüksiyonda karın, sırt veya vücudun başka bölgelerinden alınan dokular kullanılabiliyor.

Mikrocerrahi teknikler sayesinde bu dokuların damar bağlantıları korunarak veya yeniden oluşturularak meme bölgesine aktarılması mümkün olabiliyor.

Uygun hastalarda değerlendirilen yöntemlerden biri olan DIEP flebinde, karın bölgesindeki deri ve yağ dokusu, karın kası mümkün olduğunca korunarak kullanılıyor. Aktarılan doku mikrocerrahi yöntemlerle meme bölgesindeki damarlara bağlanıyor.

Amaç doğal görünüm ve beden bütünlüğünü desteklemek

Meme rekonstrüksiyonunun yalnızca estetik bir işlem olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor.

Meme kaybı bazı hastalarda özgüven, beden algısı, sosyal yaşam ve kıyafet seçimi üzerinde etkili olabiliyor. Rekonstrüksiyon ise bu alanlarda yaşam kalitesinin desteklenmesine katkı sağlayabiliyor.

Cerrahi planlamada meme hacminin yanı sıra şekil, çıkıntı, cilt dokusu, meme altı oluğu, meme başı ve areolanın görünümü de değerlendiriliyor.

Bazı hastalarda iki meme arasında uyum sağlamak amacıyla sağlam memeye de küçültme, dikleştirme veya uygun durumlarda büyütme işlemleri uygulanabiliyor.

Kanser takibi rekonstrüksiyon sonrasında da sürüyor

Meme rekonstrüksiyonunun kanseri tedavi eden bir işlem olmadığı özellikle vurgulanıyor.

Kanser tedavisi, hastalığın özelliklerine göre planlanan onkolojik cerrahi ve diğer tedavilerle yürütülürken, rekonstrüksiyonun amacı kaybedilen meme dokusunu yeniden oluşturmak.

Meme onarımı yapılmış olması, hastalığın tekrarlama riskini ortadan kaldırmadığı gibi düzenli onkolojik takip gereksinimini de sona erdirmiyor.

İyileşme süresi yönteme göre değişiyor

Meme rekonstrüksiyonu sonrasındaki iyileşme süreci, uygulanan yönteme ve ameliyatın kapsamına göre değişiklik gösterebiliyor.

İmplantla yapılan işlemlerde toparlanma daha kısa sürebilirken, hastanın kendi dokularının kullanıldığı mikrocerrahi ameliyatlarda iyileşme süreci daha uzun olabiliyor.

Ameliyat sonrasında ağrı, ödem ve hareketlerde geçici kısıtlılık görülebiliyor. Hastaların ağır kaldırma ve yoğun fiziksel aktiviteye dönüş konusunda hekim önerilerine uyması gerekiyor.

Bazı hastalarda meme başı ve areolanın yeniden oluşturulması, yağ enjeksiyonu veya simetri düzeltmeleri gibi ek işlemler de gerekebiliyor.

Uzmanlar, meme kanseri sonrası onarımda temel hedefin onkolojik güvenliği ön planda tutarak vücut yapısıyla uyumlu ve mümkün olduğunca doğal bir sonuç elde etmek olduğunu vurguluyor.