Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bakan Fidan’dan İran uyarısı: Yeni bir saldırı savaşı büyütür, askeri müdahale çözüm değil

İstanbul’da Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen kritik toplantılardan diplomasi ve ateşkes çağrısı çıktı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran’a yönelik yeni bir saldırının bölgedeki savaşı genişleteceği konusunda ülkelerin hemfikir olduğunu açıklarken Hürmüz Boğazı’nın açılması, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erdirilmesi ve Karadeniz’den tahıl sevkiyatının yeniden başlatılması gerektiğini vurguladı. Almanya, sekiz ülkeyi buluşturan diplomatik mekanizmanın sonraki toplantısına ev sahipliği yapacağını duyurdu.

İstanbul'da Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Almanya, İngiltere, Fransa ve

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 23 Ekim 2026 Cuma günü İstanbul’da düzenlenen R4 ve R4+E3 Dışişleri Bakanları Toplantılarının ardından yaptığı açıklamalarda Orta Doğu’daki savaş, İran’a yönelik olası askeri müdahale, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Karadeniz’deki tahıl sevkiyatı konularında önemli mesajlar verdi.

Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantılarda, bölgesel çatışmaların daha fazla yayılmasının önlenmesi, uluslararası deniz yollarının güvenliği, enerji ve gıda arzındaki sorunlar ile diplomatik çözüm seçenekleri ele alındı.

İstanbul’daki görüşmelerin ilk aşamasında Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan oluşan R4 ülkeleri bir araya geldi. Daha sonra İngiltere, Almanya ve Fransa’nın oluşturduğu E3 grubuna İtalya’nın da katılmasıyla sekiz ülkenin dışişleri bakanları ortak toplantıda buluştu.

Toplantının ardından basın mensuplarının karşısına geçen Bakan Fidan, katılımcı ülkelerin savaşların sona erdirilmesi ve diplomasinin güçlendirilmesi konusunda ortak anlayış geliştirdiğini belirtti.

İran’a yeni saldırı konusunda ortak uyarı

Bakan Fidan, toplantıya katılan bütün ülkelerin savaşın daha fazla yayılmasını istemediğini, hem Körfez’deki çatışmaların hem de Rusya-Ukrayna Savaşı’nın mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesinden yana olduklarını söyledi.

Katılımcı ülkelerin diyaloğun ve diplomasinin temel çözüm yöntemi olduğu konusunda hemfikir olduğunu ifade eden Fidan, İran’a yönelik yeni bir saldırının sonuçlarına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Tabii bu önemli. Bu mesajı bütün taraflara aynı şekliyle verme, iletme kararı aldık. Özellikle İran’a yönelik yeniden yapılacak bir saldırının gerçekten bölgedeki savaş ve çatışmayı tekrar yaygınlaştırmaya yol açacağı konusunda hemfikiriz. Bunun yerine diyaloğu diplomasiyi tercih etmenin en doğru yol olduğu konusunda hemen hemen bir fikir birliği sağladık.”

Bölgede askeri seçenekler yerine müzakere süreçlerinin işletilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, sekiz ülkenin ortak mesaj vermesinin uluslararası diplomasi açısından önem taşıdığını belirtti.

“İran’a yapılacak askeri bir müdahale hiçbir şekilde çözüm değil”

Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasının uluslararası piyasalara zarar verdiğine dikkat çeken Fidan, boğazın yeniden deniz ulaşımına açılması gerektiğini söyledi. Ancak bunun İran’a yönelik yeni bir askeri operasyonla sağlanamayacağını ifade etti.

Fidan, Türkiye’nin diplomasi konusundaki yaklaşımının diğer ülkeler tarafından da benimsendiğini belirterek şöyle konuştu:

“Tabii ki Hürmüz Boğazı’nın bir an önce açılması gerekiyor. Piyasalara olan negatif etkisinin artık ortadan kalkması lazım. Ama dediğim gibi İran’a da yapılacak askeri bir müdahale hiçbir şekilde çözüm değil. Bunu hiç kimse şu anda onaylamıyor. Onun yerine diplomasinin en iyi yol olduğu konusunda Türkiye’nin görüşü vardı zaten. O görüş, diğer ülkeler tarafından da paylaşılıyor. Paylaşılmakta da kalmıyor. Aynı zamanda savunuluyor.”

Bakan Fidan, bu yaklaşımın İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Türkiye tarafından ortak şekilde dile getirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkes ve barış çağrısı

İstanbul’daki toplantının bir diğer önemli gündem maddesi Rusya-Ukrayna Savaşı oldu. Fidan, katılımcı ülkelerin öncelikli hedefinin Ukrayna’da mümkün olan en kısa sürede ateşkes ilan edilmesi ve bunun kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürülmesi olduğunu söyledi.

Böyle bir anlaşmanın hemen sağlanamaması durumunda Karadeniz’deki deniz ulaşımının güvenli hâle getirilmesine yönelik adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Fidan, şu ifadeleri kullandı:

“Bunun olmadığı takdirde, Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin, serbestisinin bir an önce hayata geçmesi konusunda adımlar atılması konusunda yine bir talep var.”

Fidan, Karadeniz’deki deniz ulaşımının yeniden güvence altına alınmasının dünya ticareti ve gıda arzı bakımından önem taşıdığına işaret etti.

“Ya savaş dursun, durmuyorsa enerji ve tahıl konusunda istisna getirilsin”

Türkiye’nin daha önce yürüttüğü Tahıl Girişimi’ni ve Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleştirilen diplomatik temasları toplantıya katılan bakanlarla paylaştıklarını anlatan Fidan, savaş devam etse bile enerji ve tahıl ticaretinin çatışmalardan ayrı tutulmasını önerdiklerini belirtti.

Bakan Fidan, Türkiye’nin yaklaşımını ayrıntılı şekilde şu sözlerle aktardı:

“Kendimizin ayrıca bu meseleyle ilgili onlarla istişare etmek istediğimiz hususlar vardı. Onları da kendileriyle görüştük. Yani ya savaş dursun, durmuyorsa enerji ve tahıl konusunda bir istisna getirilsin taraflar tarafından. Biliyorsunuz iki buçuk yıl önce Türkiye bunu mümkün kılmıştı. İki ülke birbirini yok edesiye aslında savaşırken bari uluslararası piyasalar ve diğer ülkeler aynı şekilde etkilenmesin durumu var. Umarım bir an önce ateşkes gelir, barış gelir, bu sıkıntı da kökten çözülür. Ama şu anda cari meselemiz, biz Ukrayna’da ve Rusya’da şu anda bulunan tahılı nasıl dünya piyasalarına çıkartacağız, bunun için neler yapabiliriz? Bazı teklifler var, görüşler var, tartışmalar var. Onu, ilgili taraflarla konuşuyoruz.”

Açıklamasında Rusya ve Ukrayna’daki tahıl stoklarının dünya piyasalarına ulaştırılabilmesi için çeşitli tekliflerin değerlendirildiğini belirten Fidan, görüşmelerin ilgili taraflarla sürdürüldüğünü kaydetti.

“Dünyanın enerji ve gıda ihtiyacı ciddi şekilde etkileniyor”

Toplantıda Avrupalı mevkidaşlarıyla bir araya gelmenin önemine de değinen Fidan, Avrupa ülkeleriyle bölgenin önde gelen İslam ülkelerinin küresel meseleleri aynı masada değerlendirmesinin diplomatik açıdan önemli olduğunu söyledi.

Fidan, bu görüşünü şu sözlerle dile getirdi:

“Hem Avrupa ülkelerinin hem belli başlı İslam ülkelerinin bir araya gelerek hem bölgesel konuları hem küresel konuları detaylı bir şekilde masaya yatırmaları, bu konuda görüş alışverişinde bulunmaları önemli.”

Görüşmelerde iki temel kriz alanının öne çıktığını anlatan Fidan, bunları şöyle sıraladı:

“Bunlardan birincisi şu anda Körfez’deki savaş nedeniyle kapalı olan Hürmüz Boğazı ve Babülmendeb’in inkıtaya uğraması zaman zaman, oradaki geçişlerin risk altına girmesi ve diğer taraftan Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin şu anda hemen hemen ortadan kalkmış olması.”

Fidan, söz konusu sorunların enerji arzını, gıda güvenliğini ve serbest ticaret sistemini olumsuz etkilediğini, bunun da coğrafi ayrım gözetmeksizin ülkeler ve vatandaşlar üzerinde ekonomik baskı oluşturduğunu belirtti.

Bu sorunların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Fidan, “Tabii ki sorumlu devletlerin rolü, bu sorunlara mümkün olduğunca barışçıl çözümler aramak.” dedi.

Toplantıda Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların sona erdirilmesi ve bu konuda diplomatik girişimlerin nasıl yürütülebileceğinin de ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini bildirdi.

İstanbul toplantısının diplomatik önemine dikkat çekti

Bakan Fidan, İstanbul’daki buluşmanın son aylardaki en önemli diplomatik toplantılardan biri olabileceğini belirterek Türkiye’nin coğrafi konumunun toplantıya ayrı bir anlam kattığını söyledi.

Fidan, toplantıya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“İki önemli komşu coğrafyadaki aktörlerin tam da bu iki coğrafyanın ortasında olan geçişkenliği sağlayan Türkiye’de, İstanbul’da, Asya’yı ve Avrupa’yı birleştiren bir mekanda boğazın hemen kenarında bir araya gelmeleri ayrıca önemli bir sembolik anlama sahip. Bu açıdan katılımcı bütün bakan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ortaya koydukları emek ve çaba önemli. Aynı şekilde endişe ediyor olmaları, aynı şekilde çözüm arıyor olmaları ve bunu da karşılıklı dayanışma içerisinde, işbirliği içerisinde yapma arzuları bizi ziyadesiyle memnun etti.”

ABD-İran gerilimi: “Diplomasiye de savaşa da büyük bir alan var”

Basın toplantısında ABD ile İran arasındaki gerilime ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Fidan, sürecin geleceğinin bölgesel ve küresel aktörlerin tutumlarına bağlı olduğunu ifade etti.

Fidan, “Bu olayda diplomasiye de çok büyük bir alan var, savaşa da büyük bir alan var. Özellikle ilgili aktörlerin, bölgedeki devletlerin, bazı küresel aktörlerin bu konuda nasıl bir tutum alacağına bağlı.” dedi.

Toplantıda bütün aktörlerin diyaloğu çözüm yolu olarak öne çıkardığını anlatan Fidan, bunun ülkelerin egemenlik haklarına yönelik ihlallerin veya Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının kabul edildiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Bakan Fidan, konuya ilişkin açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Burada tabii hiç kimsenin, başka ülkenin haklarına vesairesine, tecavüzüne izin veriyoruz manasına gelmiyor veya Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasına da izin vereceğiz manasına gelmiyor. Fakat burada daha fazla savaşın yaygınlaşmasına meydan vermeden, daha fazla yıkıma yol açmadan bu meseleyi nasıl halledebiliriz? Onun parametreleri açıkçası konuşuldu.”

“Orta Doğu’daki gelişmeler Avrupa’yı, Avrupa’daki gelişmeler Orta Doğu’yu etkiliyor”

Fidan, sekiz ülkeyi buluşturan diplomatik girişimin yapısına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

R4 ve Avrupa ülkelerinin oluşturduğu formatların kendi bölgelerindeki sorunlarla ilgilenen mekanizmalar olduğunu belirten Fidan, krizlerin birbirini etkilemesi nedeniyle ortak bir toplantıya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

R4 mekanizmasının daha önce verimli sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Fidan, yeni işbirliği platformunun avantajlarını şöyle anlattı:

“Bizim platformumuzun en önemli özelliği gayriresmi bir platform olması, esnek olması, serbestçe fikirlerimizin ortaya konması, bu fikirler etrafında birtakım politikaların oluşturulması gerekirse, somut eylem aşamalarının belirlenmesi gibi çok fazla faydası var.”

Hem yapısı hem de işleyişi bakımından bu formatı doğru bulduklarını dile getiren Fidan, Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu arasındaki konumuna dikkat çekti:

“Aynı zamanda Orta Doğu’da olan bir olayın Avrupa’yı, Avrupa’da olan olayın Orta Doğu’yu etkilediği bir dünyada yaşıyoruz. Her iki coğrafya da birbirinin coğrafi olarak, tarih olarak, bir noktada kültür olarak devamlılığı yapıyor. Türkiye, bunların tam geçiş noktasında bulunmakta.”

Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Karadeniz’de yaşanan sıkıntıların Orta Doğu ve Afrika’yı da derinden etkilediğini belirten Fidan, özellikle Rus ve Ukrayna tahılının dünya pazarlarına ulaştırılamamasının ciddi sorunlara neden olduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı’ndaki krizin Avrupa’da enerji fiyatlarını artırdığına da dikkat çeken Bakan Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hürmüz Boğazı’ndaki kapanıklık, tıkanıklık, Avrupa’da çok ciddi enerji krizine ve fiyatlarının artmasına sebep oluyor. Dolayısıyla bu iki platformun artık yan yana gelip beraber çalışmasından daha normal bir husus yok.”

İsrail’in Türkiye karşıtı söylemlerine tepki

Bakan Fidan, basın toplantısında İsrail’deki seçim sürecinde Türkiye’yi hedef alan siyasi söylemlere ilişkin soruyu da yanıtladı.

İsrail’deki bazı siyasi partilerin Türkiye karşıtı açıklamalar üzerinden iç politikada destek sağlamaya çalıştığını savunan Fidan, bu yaklaşımı reddettiklerini belirtti.

Fidan, “Seçimlere giderken İsrail’de yapılan retoriklerde, Türkiye’nin kullanılması meselesini, biz kategorik olarak reddediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin seçim propagandasına malzeme yapılmasına karşı çıktıklarını vurgulayan Fidan, Türkiye’yi hedef alan bu söylemleri “siyasal ucuzculuk” olarak değerlendirdi.

Bazı radikal siyasi partilerin Türkiye’yi “yererek, şeytanlaştırarak” seçmen desteği elde etmeye çalıştığını söyleyen Fidan, bunun “ucuz bir siyasi hamle” olarak görüldüğünü ve çok fazla ciddiye alınacak bir tarafı bulunmadığını ifade etti.

Libya ile deniz yetki alanları anlaşması yeniden gündemde

Dışişleri Bakanı Fidan’ın açıklamalarında Libya ile Türkiye arasındaki deniz yetki alanlarına ilişkin mutabakat da önemli yer tuttu.

Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın üzerinden yaklaşık yedi yıl geçtiğini hatırlatan Fidan, hukuken yürürlükte olan anlaşmanın Libya Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmesinin siyasi tartışma konusu yapılmasını yadırgadıklarını belirtti.

Yunanistan’ın anlaşmayla ilgili Avrupa Birliği nezdinde yürüttüğü girişimlerin farkında olduklarını söyleyen Fidan, Türkiye’nin Libya’da siyasi istikrarın sağlanmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.

Mısır’ın da söz konusu anlaşma hakkında bazı çekinceleri bulunduğunu belirten Fidan, Türkiye’nin birkaç yıldır bu konuyu Mısır yönetimiyle ele aldığını ve yapıcı bir yaklaşım benimsediğini ifade etti.

Türkiye, Mısır ve İtalya’nın bir araya gelerek Mısır ile Libya’nın endişelerini değerlendirebileceğini açıklayan Fidan, şunları söyledi:

“Olumlu, yapıcı yaklaşımlar tabii ki ortaya konabilir. Konmalı da bu konuda bizim hiçbir sıkıntımız yok. Bunu Mısırlı meslektaşıma da ifade ettim. Cumhurbaşkanımızın durduğu yer de burası.”

Libya ordusunun birleşmesine ilişkin yeni gelişme sinyali

Libya’nın doğusu ve batısı arasında kalıcı birleşmenin sağlanması için uygun zamanın geldiğini ifade eden Fidan, Türkiye’nin ve uluslararası toplumdaki bazı aktörlerin bu yönde çalışmalar yürüttüğünü anlattı.

Söz konusu çalışmaların yalnızca siyasi bütünlüğü değil, Libya’daki askeri yapıların tek çatı altında bir araya getirilmesini de kapsadığını belirten Fidan, yakın zamanda yeni bir gelişmenin duyurulabileceğini söyledi.

Fidan, bu konudaki açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Her iki tarafın da askeri yapısı var. Madem bir ülke bütünleşmesi olacak, bu yapıların milli bir ordu altında bir araya gelmesi gerekiyor. Bunun en önemli ayaklarından biri de her iki tarafın ayrı ayrı kontrol ettiği askeri unsurların nasıl bir çatı altında bir araya geleceği, İnşallah yakında da Türkiye olarak buna çok iyi bir haber vereceğimizi duyacaksınız.”

Bakan Fidan’ın bu açıklaması, Türkiye’nin Libya’nın siyasi ve askeri bütünleşmesine yönelik diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ortaya koydu.

Sonraki sekizli toplantıya Almanya ev sahipliği yapacak

İstanbul’daki toplantıların ardından Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da önemli açıklamalarda bulundu.

Wadephul, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’dan oluşan E4 ile Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan oluşan R4 ülkelerinin dışişleri bakanlarının bir araya geldiği toplantının beklentilerin üzerinde verimli geçtiğini söyledi.

Toplantıların düzenli yapılması konusunda mutabakata varıldığını belirten Wadephul, bir sonraki buluşmanın Almanya’da gerçekleştirileceğini ve sekiz ülkenin de daveti kabul ettiğini duyurdu.

Hazırlıklara kısa süre içerisinde başlayacaklarını bildiren Alman Bakan, ülkeler arasında ortak tutum geliştirilmesinin önemini vurguladı.

Wadephul, İstanbul görüşmelerinin önemini şu sözlerle anlattı:

“Burada fark ettik ki; durum bir koordinasyona, bir mutabakata ve bu 8 ülkenin sesine ihtiyaç duyuyor. Çünkü ‘yeter artık’ dediğimizde burada tek bir ses olarak konuşuyoruz.”

Sekiz ülkenin uluslararası krizlerde eş güdüm içerisinde hareket etmesinin önem taşıdığını belirten Wadephul, diplomatik girişimlerin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Alman Bakan’dan İran ve Husilere ilişkin açıklamalar

İran ve Husilerin uluslararası deniz taşımacılığına yönelik saldırılarının küresel ekonomi üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Wadephul, Suudi Arabistan’ın Husilerin saldırılarına karşı kendisini savunmasına destek verdiklerini açıkladı.

Avrupa Birliği’nin Aspides deniz misyonu kapsamındaki taahhütlerinin somut adımlarla hayata geçirilmesi gerektiğini kaydeden Alman Bakan, Yemen’deki meşru hükümetin desteklenmesi ve Husilerle müzakerelerin yeniden başlaması için uygun koşulların oluşturulması çağrısında bulundu.

Bölgedeki çatışmaların enerji fiyatlarına etkisinin Almanya’da da hissedildiğini anlatan Wadephul, yeni bir askeri tırmanışın önlenmesi için bütün tarafların yeniden müzakere masasına dönmesi gerektiğini söyledi.

Wadephul, “Bu çatışmanın askeri bir çözümü mümkün değildir.” diyerek diplomatik seçeneklerin güçlendirilmesi çağrısını yineledi.

İran’a nükleer müzakerelere dönme çağrısı

Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul, İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin müzakereler hakkında da açıklama yaptı.

Tahran yönetiminin sürdürülebilir ve diplomatik bir çözüm için ciddi bir irade ortaya koyması gerektiğini belirten Wadephul, İran’a aşırı taleplerden vazgeçerek yeniden görüşmelere açık olması çağrısında bulundu.

İngiltere, Fransa ve Almanya’nın oluşturduğu E3 grubunun nükleer müzakerelerde önemli deneyime sahip olduğunu hatırlatan Alman Bakan, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını önleyecek somut bir anlaşma için görüşmelere hazır olduklarını belirtti.

Almanya’dan Karadeniz’de tahıl sevkiyatı için Türkiye’ye destek

Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın küresel gıda güvenliği üzerindeki etkilerine de dikkat çekti.

Karadeniz üzerinden tahıl sevkiyatının yeniden başlatılması için yeni yöntemler geliştirilmesi gerektiğini belirten Wadephul, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sürdürmesini eleştirdi.

Moskova yönetiminin savaşın sona erdirilmesi için Ukrayna’nın müzakere çağrılarına karşılık vermesi gerektiğini ifade eden Alman Bakan, Rusya’nın Karadeniz’deki tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarının özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda krizini derinleştirdiğini savundu.

Hem Rusya hem de Ukrayna tahılının uluslararası pazarlara ulaştırılmasını hedeflediklerini vurgulayan Wadephul, şu açıklamayı yaptı:

“Önemli olan, hem Ukrayna hem de Rusya’dan gelen yardım gemilerinin limanlardan ayrılabilmesi ve tahıl sevkiyatlarının acil olarak ihtiyaç duyulan yerlere, yani küresel Güney’de açlık çeken insanlara ulaşabilmesidir.”

Tahılın uzun süre bekletilmesi durumunda bozulma riskinin bulunduğunu belirten Wadephul, sevkiyatların yeniden başlaması için hızlı hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Karadeniz’de deniz ulaşımının güvenli hâle getirilmesinin bütün tarafların çıkarına olacağını vurgulayan Alman Bakan, Türkiye’nin diplomatik çalışmalarına da değindi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya ve Ukrayna ile yoğun görüşmeler yürüttüğünü belirten Wadephul, Ankara’nın bu konudaki temaslarının önem taşıdığını ifade etti.

Fidan’dan İngiliz, Fransız ve Pakistanlı mevkidaşlarıyla ayrı ayrı görüşme

İstanbul’daki çok taraflı toplantılar kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İngiltere, Fransa ve Pakistan dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı görüşmeler de gerçekleştirdi.

Dışişleri Bakanlığının NSosyal hesabından yapılan paylaşımlara göre Fidan, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile bir araya geldi.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre Bakan Fidan, İtalya’nın da katıldığı R4+E3 Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile de İstanbul’da görüştü.

Görüşmelerin içeriklerine ilişkin ayrıntılı açıklama paylaşılmazken temaslar, sekiz ülkenin katıldığı diplomatik buluşmanın ikili görüşmeler boyutunu oluşturdu.

İstanbul’da ortak mesaj: Savaşların yayılması önlenmeli

İstanbul’da gerçekleştirilen toplantılarda İran’a yönelik yeni bir saldırının önlenmesi, Hürmüz Boğazı’nın açılması, Kızıldeniz ve Babülmendeb’de deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanması, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkes ve Karadeniz üzerinden tahıl sevkiyatının yeniden başlatılması başlıca gündem maddeleri oldu.

Toplantının ardından Fidan, sekiz ülkenin çatışmaların yayılmasının önlenmesi ve diplomasiye öncelik verilmesi gerektiği konusunda ortak bir yaklaşım sergilediğini açıkladı. Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul ise uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği, İran’ın nükleer programı ve bölgesel saldırıların sona erdirilmesi konularında diplomatik girişimlerin artırılmasını istedi.

Almanya’nın bir sonraki toplantıya ev sahipliği yapacak olmasıyla birlikte İstanbul’da başlayan sekizli diplomatik görüşme sürecinin devam etmesi kararlaştırıldı.

Toplantıların ardından yapılan açıklamalar, farklı bölgelerdeki çatışmaların yalnızca askeri ve siyasi sonuçlarının değil, enerji fiyatları, tahıl ticareti, deniz taşımacılığı ve küresel gıda güvenliği üzerindeki etkilerinin de ortak diplomatik gündemin merkezinde yer aldığını gösterdi.