Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Hapishaneden cumhurbaşkanlığına uzanan mücadele: Aliya İzetbegoviç vefatının 23. yılında anılıyor

Bosna Hersek’in bağımsızlık mücadelesine liderlik eden, eski Yugoslavya döneminde fikirleri nedeniyle iki kez hapse giren ve savaş yıllarında halkının özgürlük mücadelesinin simgesi haline gelen ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, 19 Ekim 2003’teki vefatının 23. yılında anılıyor. Hayatını insan haklarına, Boşnak halkının kimliğine ve Bosna Hersek’in bağımsızlığına adayan İzetbegoviç, siyasi mücadelesi, düşünce eserleri ve savaşın sona ermesini sağlayan Dayton Barış Antlaşması’ndaki rolüyle tarihteki yerini koruyor.

Bosna Hersek'in bağımsızlık mücadelesine liderlik eden, eski Yugoslavya döneminde fikirleri

Bosna Hersek’in bağımsızlık mücadelesinin öncüsü, düşünür, hukukçu ve devlet adamı Aliya İzetbegoviç, 19 Ekim 2003’te hayatını kaybetmesinin 23. yılında fikirleri ve geride bıraktığı mücadeleyle anılıyor.

Eski Yugoslavya yönetimi altında iki kez cezaevine giren, toplam yıllarca özgürlüğünden mahrum bırakılan ve daha sonra Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı olan İzetbegoviç’in hayatı, 20. yüzyıl Avrupa tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birine tanıklık etti.

Gençlik yıllarında Müslüman Boşnakların dini ve milli kimliğini korumak amacıyla başlayan mücadelesi, 1990’lı yıllarda Bosna Hersek’in bağımsızlık savaşına liderlik etmesiyle yeni bir boyut kazandı.

Bosna Savaşı sırasında halkını bağımsızlık mücadelesi etrafında bir araya getiren İzetbegoviç, savaşın ardından ülkesinin uluslararası alanda tanınan bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesinde önemli rol oynadı.

Siyasi hayatının yanı sıra kaleme aldığı eserler ve özgürlük, adalet, ahlak, insan hakları ve medeniyet üzerine geliştirdiği düşüncelerle de tanınan İzetbegoviç, Bosna Hersek’in sınırlarını aşan bir düşünce mirası bıraktı.

1925’te başlayan hayat: Bosanski Samac’tan Saraybosna’ya

Aliya İzetbegoviç, 1925 yılında Bosna Hersek’in Bosanski Samac şehrinde dünyaya geldi.

Mustafa ve Hiba İzetbegoviç çiftinin beş çocuğundan biri olan Aliya, henüz üç yaşındayken ailesiyle birlikte Saraybosna’ya taşındı.

Çocukluk ve gençlik yıllarını Saraybosna’da geçiren İzetbegoviç, eğitimini de burada tamamladı.

İzetbegoviç’in gençliği, Avrupa’da siyasal çalkantıların, milliyetçi hareketlerin ve İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerinin yoğun biçimde yaşandığı bir döneme denk geldi.

Bosna Hersek’te Müslüman Boşnakların dini ve milli kimliklerinin baskı altında bulunduğu bu yıllar, onun düşünce dünyasının şekillenmesinde belirleyici oldu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Hırvatistan’daki faşist Ustaşa rejiminin Bosna Hersek’i kendi yönetimine dahil etmesi ve Müslüman Boşnakları Hırvat kimliği altında tanımlamaya çalışması, bölgede ciddi baskılara yol açtı.

Aynı dönemde Sırp milliyetçisi Çetnik hareketinin Müslümanlara yönelik saldırıları da çok sayıda sivilin yaşamını kaybetmesine neden oldu.

Savaşın yıkımına ve baskılara tanıklık eden İzetbegoviç, genç yaşlardan itibaren dini ve milli kimliğin korunması, insan hakları ve toplumsal eşitlik konularında çalışmalar yürüttü.

Genç Müslümanlar hareketiyle başlayan mücadele

Aliya İzetbegoviç’in toplumsal ve düşünsel mücadelesinde önemli bir dönüm noktası, Yugoslavya’daki Müslüman toplumun dini ve milli bilincini canlı tutmayı amaçlayan Genç Müslümanlar hareketine katılması oldu.

Hareket içerisinde aktif rol üstlenen İzetbegoviç, Boşnakların diğer halklarla eşit haklara sahip olması ve savaş sırasında zarar gören dini ve toplumsal yapıların yeniden ayağa kaldırılması için çalışmalar yaptı.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte ülkede komünist yönetim dönemi başladı.

Bu dönemde de Müslüman toplumun yaşadığı sorunları gündeme getiren İzetbegoviç, 1946 yılında Genç Müslümanlar hareketinin diğer üyeleriyle birlikte gözaltına alındı.

Henüz 21 yaşında olan İzetbegoviç, yargılandığı davada üç yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Böylece hayatının ilk büyük siyasi baskısıyla karşı karşıya kalan İzetbegoviç’in cezaevi yılları başladı.

Ancak hapis cezası, onun düşünce ve hak mücadelesinden vazgeçmesine neden olmadı.

Cezaevinden çıktı, hukuk eğitimi aldı ve ailesini kurdu

İlk hapis cezasının ardından eğitim hayatına devam eden İzetbegoviç, önce ziraat fakültesine, ardından hukuk fakültesine yöneldi.

Hukuk eğitimini tamamlayan İzetbegoviç, 1949 yılında Halida ile evlendi.

Bu evlilikten Leyla, Sabina ve Bakir isimli üç çocuğu dünyaya geldi.

İzetbegoviç, ailesi ve mesleki yaşamının yanı sıra düşünsel çalışmalarını da sürdürdü.

Josip Broz Tito yönetimindeki Yugoslavya’da Müslümanların haklarına ilişkin değerlendirmelerini çeşitli yayın organlarında kaleme aldı.

Preporod, Takvim ve Glasnik gibi yayınlarda yazıları yayımlanan İzetbegoviç, bazı çalışmalarında çocuklarının isimlerinin baş harflerinden oluşturduğu “LSB” mahlasını kullandı.

Düşüncelerini geliştirmeye devam eden İzetbegoviç, 1960’lı yıllarda kaleme aldığı ve 1970 yılında yayımlanan “İslam Deklarasyonu” adlı eseriyle dikkat çekti.

Eser, İslam toplumlarının düşünsel, ahlaki ve toplumsal meselelerine ilişkin görüşleriyle İslam dünyasında geniş yankı uyandırdı.

Fikirleri nedeniyle ikinci kez cezaevine girdi

Aliya İzetbegoviç’in yaşamında ikinci büyük hapis dönemi, 1980’li yıllarda başladı.

Yugoslavya’nın uzun yıllar liderliğini yapan Josip Broz Tito’nun 1980 yılında hayatını kaybetmesinin ardından ülkedeki siyasi dengeler değişmeye başladı.

Milliyetçi hareketlerin yükselişe geçtiği bu dönemde İzetbegoviç’in düşünceleri de Yugoslav yönetiminin hedefi haline geldi.

1983 yılında “Doğu ve Batı Arasında İslam” adlı kitabının yayımlanmasına kısa süre kala İzetbegoviç, 12 Müslüman aydınla birlikte tutuklandı.

“Saraybosna Süreci” olarak bilinen davada İzetbegoviç, düşüncelerini açıklaması ve örgüt kurarak düşmanca faaliyet yürüttüğü iddialarıyla yargılandı.

Mahkeme, “İslam Deklarasyonu”nda dile getirdiği görüşleri de kararına dayanak göstererek İzetbegoviç’i 14 yıl hapis cezasına çarptırdı.

İkinci kez cezaevine giren İzetbegoviç, hapiste geçirdiği yıllarda da düşünsel çalışmalarını bırakmadı.

1983-1988 yılları arasındaki cezaevi döneminde kaleme aldığı notlar, daha sonra “Özgürlüğe Kaçışım – Zindandan Notlar” adıyla yayımlandı.

İzetbegoviç, 1988 yılında çıkarılan afla serbest bırakıldı.

Böylece yıllarını cezaevinde geçiren bir düşünürün hayatında, kısa süre sonra devlet başkanlığına uzanacak yeni bir dönem başladı.

1990’da siyasi liderliğe uzanan yol

İzetbegoviç, 1990 yılında kurulan Demokratik Eylem Partisinin (SDA) ilk genel başkanı seçildi.

Boşnakların siyasi temsilinde önemli rol üstlenen SDA, Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Bosna Hersek’in geleceğine ilişkin tartışmaların merkezinde yer aldı.

İzetbegoviç, aynı yıl Bosna Hersek’in cumhuriyet düzeyindeki başkanlık görevine geldi.

Ancak Yugoslavya’nın çözülmeye başlaması ve farklı cumhuriyetlerde yükselen milliyetçi hareketler, Bosna Hersek’i kısa süre içerisinde ciddi bir siyasi ve askeri krizle karşı karşıya bıraktı.

Slovenya ve Hırvatistan’da başlayan çatışmaların etkileri Bosna Hersek’e de yayıldı.

Bu süreçte Bosna Hersek’in Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet olup olmayacağı temel tartışma konularından biri haline geldi.

İzetbegoviç ise Bosna Hersek’in bağımsız, egemen ve farklı halkların eşit haklarla yaşayabileceği bir devlet olması gerektiğini savundu.

1992 referandumu ve bağımsızlık mücadelesi

Bosna Hersek’in geleceğini belirleyen en önemli gelişmelerden biri, 29 Şubat-1 Mart 1992 tarihlerinde gerçekleştirilen bağımsızlık referandumu oldu.

Bosnalı Sırpların büyük bölümünün boykot ettiği referandumda sandığa giden seçmenlerin yüzde 99,7’si bağımsızlık yönünde oy kullandı.

Referandumun ardından Bosna Hersek’in bağımsızlığına karşı çıkan Sırp güçlerinin saldırıları yoğunlaştı.

Yugoslav Halk Ordusu ve Sırp paramiliter birliklerinin saldırılarıyla ülkenin birçok bölgesinde çatışmalar başladı.

İzetbegoviç, Bosna Hersek’in bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü savunarak halka direniş çağrısında bulundu.

Böylece İzetbegoviç, yalnızca siyasi bir lider değil, savaş koşullarında ülkesinin bağımsızlık mücadelesini yöneten isim haline geldi.

Bosna Savaşı: Kuşatma, katliamlar ve ağır insani kayıplar

1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna Savaşı, Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı sonrasında gördüğü en ağır insani felaketlerden birine dönüştü.

Bosna Hersek’teki Sırp güçleri, ülkenin çeşitli bölgelerinde sivilleri hedef alan saldırılar gerçekleştirdi.

Başkent Saraybosna yaklaşık üç buçuk yıl boyunca kuşatma altında kaldı.

Kentte yaşayan siviller, ağır bombardımanlar, keskin nişancı saldırıları, açlık, elektrik ve su kesintileriyle mücadele etmek zorunda kaldı.

Prijedor, Bijeljina, Zvornik, Vişegrad, Foça ve Srebrenitsa başta olmak üzere birçok yerleşim yerinde sivillere yönelik ağır suçlar işlendi.

Çok sayıda Boşnak yaşadığı topraklardan zorla çıkarıldı. Kadınlar cinsel şiddete maruz kaldı, siviller toplama kamplarında tutuldu ve dini yapılar yıkıldı.

Srebrenitsa’da Temmuz 1995’te 8 binden fazla Boşnak erkek ve erkek çocuğunun öldürülmesi, uluslararası mahkemeler tarafından soykırım olarak kabul edildi.

Bosna Hersek’in kuzey ve doğusunda Sırp güçleriyle, güney ve batısında ise belirli dönemlerde Hırvat güçleriyle savaşan bağımsızlık yanlıları, ülkenin varlığını korumak için mücadele etti.

İzetbegoviç, bu ağır koşullar altında hem siyasi hem de diplomatik girişimleri yürüttü.

Savaşın sona ermesine kadar geçen süreçte Bosna Hersek halkının bağımsızlık talebini uluslararası kamuoyuna anlatmaya çalıştı.

Dayton Barış Antlaşması ve tarihe geçen sözleri

Bosna Savaşı, 1995 yılında imzalanan Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi.

Savaşta çok sayıda insan yaşamını yitirirken bir milyondan fazla kişi yerinden edildi.

Dayton Antlaşması ile Bosna Hersek’in uluslararası alanda tanınan devlet yapısı korunurken ülkenin iç idari ve siyasi yapısı yeniden düzenlendi.

Bosna Hersek, Bosna Hersek Federasyonu ile Sırp Cumhuriyeti adlı iki entiteden oluşan bir yapıya kavuştu. Brçko ise daha sonra özel statülü bir bölge olarak düzenlendi.

Bosna Hersek Federasyonu kendi içerisinde 10 kantona ayrıldı.

Antlaşma savaşı sona erdirdi ancak ülkenin siyasi ve idari yapısında uzun vadeli tartışmalara neden olacak bir düzen ortaya çıkardı.

İzetbegoviç, savaşın sona erdirilmesi ile adil bir barışın sağlanması arasındaki farklılığa dikkat çekerek şu sözleri söyledi:

“Bu, adil bir barış değil fakat savaşın devam etmesinden daha iyidir.”

İzetbegoviç’in bu ifadesi, savaşın yarattığı ağır insani bedeller karşısında barışa verilen önemin simgelerinden biri oldu.

Bağımsız Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı oldu

Yugoslavya döneminde iki kez cezaevine giren Aliya İzetbegoviç, ülkesinin bağımsızlık mücadelesinin ardından Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti.

Savaşın ardından oluşturulan yeni devlet yapısında Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyine de ilk başkan olarak liderlik etti.

Böylece gençliğinde fikirleri ve siyasi faaliyetleri nedeniyle hapis cezasına çarptırılan İzetbegoviç, yıllar sonra bağımsız bir devletin yönetiminde en üst düzeyde sorumluluk üstlendi.

Onun siyasi hayatı, eski Yugoslavya’da baskılarla başlayan mücadeleden bağımsız Bosna Hersek’in devlet başkanlığına uzanan sıra dışı bir tarihsel süreci oluşturdu.

Sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrıldı

Savaş sonrası dönemde Bosna Hersek’in yeniden yapılanması ve siyasi kurumlarının oluşturulması sürecinde görev alan İzetbegoviç, sağlık sorunları nedeniyle 2000 yılında devlet başkanlığı görevinden ayrıldı.

2001 yılında gerçekleştirilen parti kongresinde de yeniden aday olmayacağını duyurdu.

Aktif siyasi hayatını sonlandırmasının ardından düşünsel çalışmaları ve Bosna Hersek’in geleceğine ilişkin değerlendirmeleriyle kamuoyundaki yerini korudu.

İzetbegoviç, hayatının son yıllarında ülkesinin bağımsızlığının korunması, farklı topluluklar arasında barışın sağlanması ve Bosna Hersek’in uluslararası alandaki konumunun güçlendirilmesi konularına önem verdi.

19 Ekim 2003’te hayatını kaybetti

Aliya İzetbegoviç, 19 Ekim 2003 tarihinde 78 yaşında hayatını kaybetti.

Vefatından kısa süre önce dönemin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile de bir araya gelen İzetbegoviç’in ölümü, Bosna Hersek başta olmak üzere birçok ülkede üzüntüyle karşılandı.

Cenaze törenine farklı ülkelerden 150 binden fazla kişinin katıldığı bildirildi.

İzetbegoviç, vasiyetinde dile getirdiği gibi Saraybosna’daki Kovaçi Şehitliği’nde, Bosna Savaşı’nda hayatını kaybedenlerin arasında toprağa verildi.

Gösterişli bir mezar yerine şehitlerin arasında mütevazı bir kabir istemesi, hayatı boyunca savunduğu değerlerle ilişkilendirilen tercihlerinden biri olarak hafızalarda kaldı.

Düşünce dünyasına bıraktığı eserler

Aliya İzetbegoviç, siyasi ve askeri mücadelede üstlendiği rollerin yanı sıra düşünür kimliğiyle de tanındı.

İslam düşüncesi, medeniyet, insan hakları, ahlak, özgürlük ve toplum düzeni üzerine kaleme aldığı eserler, Bosna Hersek’in ötesinde geniş bir okur kitlesine ulaştı.

Öne çıkan eserleri arasında şunlar bulunuyor:

  • Doğu ve Batı Arasında İslam
  • İslam Deklarasyonu
  • Özgürlüğe Kaçışım – Zindandan Notlar
  • Tarihe Tanıklığım
  • Köle Olmayacağız

İzetbegoviç, eserlerinde insanın manevi ve maddi yönlerini, özgürlük ile sorumluluk arasındaki ilişkiyi ve farklı medeniyetlerin düşünsel temellerini ele aldı.

Özellikle “Doğu ve Batı Arasında İslam”, onun düşünce dünyasının en çok bilinen eserlerinden biri haline geldi.

Cezaevinde yazdığı notlar ise siyasi baskı altında geçen yıllarında özgürlük, ahlak ve insan üzerine geliştirdiği düşünceleri yansıttı.

Filistin’e duyarlılığıyla da tanınıyordu

Aliya İzetbegoviç, yalnızca Bosna Hersek’teki Müslümanların yaşadığı sorunlarla değil, dünyanın farklı bölgelerindeki halkların özgürlük mücadeleleriyle de ilgilendi.

Filistin meselesine özel önem veren İzetbegoviç, Filistin halkının haklarını ve bağımsızlık talebini destekleyen açıklamalarda bulundu.

13 Kasım 1995 tarihinde ABD’nin Dayton kentinde, dönemin Filistin Devlet Başkanı Yasir Arafat’a yazdığı mektup, bu yaklaşımının örneklerinden biri oldu.

İzetbegoviç mektubunda şu ifadeleri kullandı:

“Yıllardır süren mücadelenizde halkınız azim gösterdi ve siyasi liderliğiniz, ulusal hedefler konusunda net bir vizyona sahip. Filistin’in en iyi evlatlarının bu erdemleri, Allah’ın yardımıyla meyve verecektir.”

Bu mesaj, İzetbegoviç’in Bosna Hersek’in bağımsızlık mücadelesini yürütürken başka halkların özgürlük taleplerine de duyarlılık gösterdiğini ortaya koydu.

Aliya İzetbegoviç’in mücadelesi 23 yıl sonra da unutulmuyor

Aliya İzetbegoviç’in hayatı, genç yaşta başlayan düşünce mücadelesinden iki ayrı hapis dönemine, oradan bağımsızlık savaşına ve devlet başkanlığına uzanan önemli bir tarihsel süreci kapsıyor.

1925 yılında Bosanski Samac’ta dünyaya gelen İzetbegoviç, 1946 yılında ilk kez cezaevine girdi. 1983 yılında yeniden tutuklandı ve 1988’de serbest bırakıldı.

1990 yılında siyasi liderliğe, 1992’de bağımsızlık mücadelesinin merkezine, 1995’te ise savaşın sona ermesini sağlayan diplomatik sürecin ön saflarına taşındı.

19 Ekim 2003’te hayatını kaybettiğinde geride bağımsızlığını kazanmış bir Bosna Hersek ve geniş bir düşünce mirası bıraktı.

Ölümünün üzerinden 23 yıl geçmesine rağmen Aliya İzetbegoviç, Bosna Hersek’in bağımsızlık tarihindeki rolü, savaş yıllarındaki liderliği, özgürlük ve adalet anlayışı ile düşünce eserleri sayesinde anılmaya devam ediyor.

Hapishaneden devlet başkanlığına uzanan hayatı, Bosna Hersek’in bağımsızlık mücadelesinin en önemli simgelerinden biri olarak tarihteki yerini koruyor.

Reklamı Geç