Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi Basın Bilgilendirme Toplantısı ve Bütçe Bağlama Töreni’nde konuştu.
2027 yılı bütçe kanunu teklifini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine sunacaklarını belirten Yılmaz, bütçeyi makroekonomik istikrarı koruyan, dezenflasyon sürecini destekleyen, kamu kaynaklarını etkin kullanan, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı güçlendiren bir anlayışla hazırladıklarını söyledi.
Ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırmayı ve toplumsal refahı gözetmeyi amaçladıklarını ifade eden Yılmaz, ortak akıl ve ilgili paydaşların katkılarıyla şekillendirilen bütçenin Türkiye’nin küresel rekabet gücünü ileri taşırken büyüme ve refah artışının toplumun tüm kesimlerine daha güçlü, dengeli ve kapsayıcı biçimde yansıtılmasını sağlayacağını belirtti.
“Toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları ve talepleri gözetilerek hazırlandı”
Yılmaz, bütçenin temel yaklaşımına ilişkin şunları söyledi:
“2027 yılı bütçemiz, zorlu bölgesel ve küresel koşullar karşısında, ekonomimizin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye’nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımlarımızı kalıcı sosyal refaha taşıyan bir ‘dayanıklılık, refah ve dönüşüm’ bütçesidir.”
2027 yılı bütçesinin AK Parti hükümetlerinin 25’inci, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 9’uncu, Türkiye Yüzyılı’nın 4’üncü bütçesi olduğunu hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Geçmiş kazanımlarımız zemininde 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz, yeşil ve dijital dönüşüm politikaları ile üretim süreçlerinde verimliliği ve rekabetçiliği bütüncül olarak artırmayı amaçlayan bir bütçedir. 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle, çalışanı ve emeklisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla ve engellisiyle toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları ve talepleri gözetilerek hazırlanmış, her kaleminde 81 ilimizin, ülkemizin ve milletimizin gereksinimleri düşünülmüştür.
Bütçemiz, kamu hizmetlerinin kaliteli, adil ve kapsayıcı bir şekilde sunulmasını esas alarak yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen ve sosyal refahı artıran bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz depremden etkilenen bölgelerde yeniden yapılanma süreci büyük ölçüde tamamlanmıştır. Bu bütçe ve sonraki bütçelerimizde şehirlerimizi afetlere dirençli hale getirmek temel önceliklerimizden olmaya devam edecektir. 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz.”
Dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımını hızlandırdıklarını belirten Yılmaz, kira artışlarını sınırlandırmak ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut imkânını yaygınlaştıracaklarını söyledi.
Türkiye’nin içinde bulunduğu stratejik coğrafyayı ve çevresindeki güvenlik risklerini dikkate alarak savunma ve güvenlik kapasitesini güçlendirmeyi sürdüreceklerini bildiren Yılmaz; savunma sanayisinde ve kritik savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığın azaltılmasını, sürdürülebilir teknolojik üstünlüğün sağlanmasını, katma değerli ihracatın desteklenmesini ve bu alandaki kazanımların sivil endüstrilere yayılmasını hedeflediklerini ifade etti.
Küresel ekonomide enerji maliyetleri ve enflasyon baskısı
Küresel ekonomik gelişmeleri değerlendiren Yılmaz, şu açıklamayı yaptı:
“Geçtiğimiz yıl Orta Vadeli Program’ın hazırlanmasından sonra küresel görünümde önemli değişimler yaşanmıştır. Ticaret ortaklarımızın büyüme beklentileri önemli oranda aşağı yönlü güncellenirken, Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler enerji piyasalarında yeni riskler ortaya çıkarmış ve petrol fiyatlarında belirgin yükselişlere neden olmuştur. Bu gelişmeler küresel büyüme ve ticaret görünümünü zayıflatırken, enerji maliyetleri ve yeniden güçlenen enflasyon baskıları birçok ülkede sıkı finansal koşulların beklenenden daha uzun süre devam etmesine yol açmıştır.”
Uluslararası Para Fonunun açıkladığı son tahminlere değinen Yılmaz, küresel büyüme oranının 2025 yılındaki yüzde 3,5’ten 2026’da yüzde 3,1’e gerilemesinin beklendiğini söyledi.
2027’de ise küresel büyümenin yüzde 3,4’e, küresel ticaret hacmi artışının yüzde 4,7’ye yükselerek bir miktar toparlanmasının öngörüldüğünü belirtti.
“2027 yılında büyümemizin yüzde 4,2 seviyesine yükseleceğini öngörüyoruz”
Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uyguladığı istikrarlı politikalar, güçlü altyapısı, stratejik konumu ve kurumsal kapasitesi sayesinde küresel gelişmeler karşısında sağlam duruşunu koruduğunu vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:
“Makroekonomik temellerimiz sağlamdır. Zorlu küresel ve bölgesel koşullara rağmen Programımızın kararlılıkla uygulanması sayesinde yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde ettik. Ekonomimiz, küresel finansal koşulların sıkılaştığı, dış talebin zayıfladığı ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde dahi büyümesini sürdürmüştür. 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılını yüzde 3,3 büyüme ile kapatmasını bekliyoruz. Bu dönemde yatırımların özel tüketimden daha hızlı artması, üretim kapasitemizi güçlendirmiş ve büyümenin niteliğini iyileştirmiştir. Bu görünüm, enflasyonla mücadeleyle uyumlu, dengeli ve sağlıklı bir büyüme kompozisyonunun oluştuğunu göstermektedir. 2027 yılında küresel görünümde beklenen iyileşmenin ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümemizin yüzde 4,2 seviyesine yükseleceğini öngörüyoruz. Özellikle 2027’nin ticaret ortaklarımızda büyümenin ivmeleneceği bir yıl olacağı tahmin edilmektedir. Bu da ihracatımız ve dengeli büyüme perspektifimiz açısından bizlere önemli bir imkan sunmaktadır. Program dönemi boyunca verimlilik odaklı politikalarla büyümenin kademeli olarak hızlanmasını ve program dönemi sonunda yüzde 5 seviyesine ulaşmasını hedefliyoruz.”
Bu süreçte üretim faktörlerinin daha etkin kullanımını sağlayacaklarını, toplam faktör verimliliğini artıracaklarını, teknolojik dönüşümü hızlandıracaklarını ve yenilikçilik kapasitesini güçlendireceklerini belirten Yılmaz; tarımda verimliliği, sanayide teknoloji yoğunluğunu ve hizmetler sektöründe yüksek katma değerli faaliyetleri destekleyerek ekonominin üretim kapasitesini kalıcı biçimde artıracaklarını söyledi.
Beşerî sermayenin niteliğini güçlendiren politikaları sürdürürken kamu yatırımlarının özel sektör yatırımlarını tamamlayıcı ve harekete geçirici rolünü daha da güçlendireceklerini kaydetti.
İstihdamda 657 bin kişilik artış bekleniyor
İş gücü piyasası ve ihracat verilerini paylaşan Yılmaz, şunları söyledi:
“İş gücü piyasamızın dirençli yapısı korunmaktadır. 2026 yılında istihdamın artış eğilimine girmesini ve işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilemesini bekliyoruz. 2027 yılında büyümedeki ivmelenmenin etkisiyle istihdamın 657 bin kişi artacağını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4’e yükseleceğini ve işsizlik oranının yüzde 8’e gerileyeceğini öngörüyoruz. Küresel ticarette yaşanan belirsizliklere rağmen ihracatımız güçlü performansını sürdürmektedir. 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde, ihracatımız yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaşmış, yıllıklandırılmış bazda ise 283,7 milyar dolar ile tarihi yüksek seviyesine çıkmıştır. 125 milyar dolar seviyesine ulaşan hizmet ihracatımızı da dikkate aldığınızda, toplam mal ve hizmet ihracatımızın 410 milyar dolar seviyelerine çıkmasını bekliyoruz. Yıllıklandırılmış ihracatın yıl sonu tahminimizi aşmış olması, ihracat performansımızın olumlu seyrini ortaya koymaktadır.”
İhracattaki artışın yalnızca miktar bakımından değil, nitelik bakımından da önemli bir dönüşüme işaret ettiğini belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“2000’li yılların başında orta-yüksek ve yüksek teknolojinin ihracatımızdaki payı yüzde 28 civarındayken bugün geldiğimiz noktada bu yıl için bu pay yüzde 44’e yükselmiş durumdadır. Bunu yüzde 50’nin üzerine çıkardığımızda ekonomimizin niteliksel dönüşümü çok daha belirgin bir hale gelecektir. Cari açığımızın ise savaş kaynaklı geçici yükselişe rağmen 2026 yılında yüzde 2,6 düzeyinde oldukça yönetilebilir seviyede kalması beklenmektedir.”
İhracatçıların finansmana erişimi ve enerji arz güvenliği
Gelecek dönemde ticaret diplomasisini güçlendirmeye, ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya, markalaşmayı desteklemeye, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmaya ve ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini bildiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Genel finansal koşullardaki iyileşmeye paralel bir şekilde seçici bazda reel sektörümüzü destekleyici finans programlarını devreye almayı sürdüreceğiz. Hizmet ihracatında yakaladığımız güçlü performansı da koruyarak dış dengemize katkı sağlayacağız.”
Gelecek yıl cari açığın milli gelire oranının yeniden yüzde 2’nin altına inmesini beklediklerini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bölgesel gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin ithalat değeri üzerindeki baskısı geçici olup dış ticaretimizi daha sağlam temellere kavuşturmak amacıyla ihracatı artıran, enerji arz güvenliğini güçlendiren ve enerji ithalatına bağımlılığı azaltan politikalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Enerji bizim için en öncelikli alanlardan biri olmaya devam edecektir.”
“Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır”
Enflasyonla mücadele ve maliye politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, “Orta Vadeli Programla uyumlu şekilde dezenflasyon sürecini destekliyor, bütçe açığını kademeli olarak azaltıyor ve kamu borçluluğunu güçlü görünümünü koruyacak seviyede tutuyoruz.” dedi.
Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“2024 Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinde önemli ilerleme kaydedilmiştir. 2026 yılında enerji ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam etmektedir. Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır. Bu doğrultuda para politikasındaki kararlı duruşu mali disiplin ve gelirler politikalarıyla desteklemeye devam edilecektir. Uzun bir aradan sonra eylülde yüzde 30’un altına inen enflasyon oranının, yıl sonunda yüzde 28,4 olacağını tahmin ediyoruz. Sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalar ile bu düşüşü devam ettireceğiz. Bu politika çerçevesiyle tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz. Orta vadede ise kalıcı tek haneli enflasyona ulaşmayı hedefliyoruz.”
Mali disiplin, fiyat istikrarı ve yapısal dönüşümü birlikte ilerleten yaklaşımın ekonominin dayanıklılığını güçlendirirken sürdürülebilir büyüme ve kalıcı sosyal refah hedeflerine ulaşmanın da temel güvencesi olacağını belirten Yılmaz, üretim, verimlilik ve ihracat odaklı dönüşümü sürdürerek fiyat istikrarıyla uyumlu, dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme anlayışını güçlendireceklerini söyledi.
Yılmaz, “Elde edilen kazanımların toplumun tüm kesimlerine yansıdığı, ekonomik güvenliğin ve toplumsal refahın güçlendiği bir ortamda Türkiye Yüzyılı hedeflerimize kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Büyüme, enflasyon ve istihdamda açıklanan göstergeler
| Gösterge | 2025 gerçekleşmesi | 2026 beklentisi | 2027 beklentisi |
|---|---|---|---|
| Ekonomik büyüme | %3,7 | %3,3 | %4,2 |
| Yıl sonu tüketici enflasyonu | Açıklamada belirtilmedi | %28,4 | %21 |
| İşsizlik oranı | Açıklamada belirtilmedi | %8,1 | %8 |
| İş gücüne katılım oranı | Açıklamada belirtilmedi | Açıklamada belirtilmedi | %53,4 |
| İstihdam artışı | Açıklamada belirtilmedi | Artış eğilimi bekleniyor | 657 bin kişi |
| Cari açık / milli gelir | Açıklamada belirtilmedi | %2,6 | %2’nin altı |
2026 bütçesinde gelir ve gider tahminleri güncellendi
2026 bütçesinde başlangıçta 18 trilyon 979 milyar lira gider, 16 trilyon 266 milyar lira gelir öngörüldüğünü hatırlatan Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5 olarak tahmin edildiğini söyledi.
2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da 2026 bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, gelirlerinin 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açığının milli gelire oranının ise yüzde 3,1 olarak revize edildiğini belirtti.
Gelirlerin ve giderlerin yukarı yönlü güncellendiğini, ancak gelirlerin oransal olarak giderlerden daha fazla artması sonucunda bütçe açığının milli gelire oranında yaklaşık 0,4 puanlık düşüş öngörüldüğünü ifade eden Yılmaz, “Başlangıçta öngörülen göre çok daha iyi bir bütçe açığıyla bu yılı kapatacağımızı öngörüyoruz.” dedi.
Yakın coğrafyada ve dünyada yaşanan savaşlar ile gerginlikler sonucunda petrol başta olmak üzere enerji ve emtia fiyatlarında önemli artışlar yaşandığını belirten Yılmaz, bu gelişmelerin enflasyon etkisi nedeniyle kamu personel ve sosyal güvenlik giderlerinde ilave harcama ihtiyacı doğurduğunu söyledi.
Girdi fiyatlarındaki artışa bağlı olarak enerji desteklerinde ilave maliyetler oluştuğunu kaydeden Yılmaz, enerji fiyatlarındaki yükselişin mal ve hizmet alımları başta olmak üzere bütçenin diğer giderlerini de artırdığını ifade etti.
Petrol fiyatlarının yükselmesinden vatandaşların sınırlı düzeyde etkilenmesi amacıyla akaryakıttan alınan özel tüketim vergisinde indirim sağlandığını hatırlatan Yılmaz, şöyle konuştu:
“Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen bütçe disiplininden taviz vermedik. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz.”
Tasarruf tedbirleri ve kamu borcuna ilişkin açıklamalar
Bütçe disiplinine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Yılmaz, şunları kaydetti:
“2021’den bu yana, ülkemizde yaşanan depremin bütçe açığına etkisinin yüksek olduğu, 2023 hariç bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranını bütçede öngördüğümüz rakamların altına indirmeyi başardık. 2024, 2025 ve 2026’da başlangıçta öngördüğümüz bütçe açığından daha iyi sonuçla yılı kapatmış olduk. Bu da mali disipline verdiğimiz önemin çok açık bir göstergesidir. 2024’te hayata geçirilen tasarruf tedbirleri ile izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modelini güçlü ve kararlı bir şekilde uygulamaktayız. Tasarruf tedbirleri kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payının, uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6’dan, 2024 yılında yüzde 3,1, 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine düşmesi sağlanmıştır. Bu da tasarruf genelgelerimizin etkinliğini ortaya koyan önemli bir rakamdır. Kamu borcunun milli gelire oranı, son yıllardaki olağanüstü afet harcamalarına rağmen tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunmakta ve uluslararası karşılaştırmalarda güçlü görünümünü korumaktadır. 2002 yılında AB tanımlı genel devlet borç stokunun gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 71’in üzerindeyken, 2026 yılının ilk çeyreğinde bu oran yüzde 23,1’e, ikinci çeyreğinde ise yüzde 22,3’e gerilemiştir.”
Faiz giderlerinin bütçe içindeki payının 2002’de yüzde 43,2 olduğunu hatırlatan Yılmaz, 2026 itibarıyla bu oranın yüzde 14,4 olmasının beklendiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dünyamızda risklerin, belirsizliklerin arttığı, dönüşüm ihtiyacının güçlendiği bir dönemde düşük kamu borçluluk oranıyla Türkiye’nin bu sürece girmiş olması, geleceğe dönük en önemli avantajlarımızdan bir tanesidir.”
Deprem bölgesinin ihyasına 5,4 trilyon lira
2023-2026 döneminde deprem bölgesinin ihyası için güncel fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcandığını açıklayan Yılmaz, bu tutarın 104 milyar dolara karşılık geldiğini söyledi.
6 Şubat depremlerinin ardından vatandaşların ihtiyaçlarının hızla karşılandığını, imar ve ihya çalışmalarına ivedilikle başlandığını belirten Yılmaz, toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün inşasının tamamlanarak teslim edildiğini bildirdi.
Organize sanayi bölgelerinin, şehir altyapılarının, okulların, hastanelerin ve kamu binalarının yenilendiğini hatırlatan Yılmaz, deprem harcamalarının bütçe dengesi üzerindeki etkisini de açıkladı.
2023’te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 5,1 olarak gerçekleştiğini, deprem harcamaları hariç tutulduğunda oranın yüzde 1,6 olduğunu belirten Yılmaz, 2024’te yüzde 4,7 olan açık oranının deprem harcamaları hariç yüzde 3 seviyesinde bulunduğunu aktardı.
2025’te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9, deprem harcamaları hariç yüzde 2,1 olarak gerçekleştiğini söyleyen Yılmaz, “2026 yılı sonunda bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,1 olarak öngörülmektedir. Deprem harcamaları hariç bu oran yüzde 2,3 seviyesindedir.” bilgisini verdi.
Bütçe açığında gerçekleşmeler ve gelecek dönem öngörüleri
| Yıl | Bütçe açığı / milli gelir | Deprem harcamaları hariç açık / milli gelir | Verinin niteliği |
|---|---|---|---|
| 2023 | %5,1 | %1,6 | Gerçekleşme |
| 2024 | %4,7 | %3,0 | Gerçekleşme |
| 2025 | %2,9 | %2,1 | Gerçekleşme |
| 2026 | %3,1 | %2,3 | Yıl sonu gerçekleşme tahmini |
| 2027 | %3,5 | %2,8 | Bütçe teklifi öngörüsü |
2027 bütçesinde 230 kamu idaresi bulunuyor
Bütçe kanunu teklifinin kamu idarelerine ait ödenek tutarları ve gelir kalemlerine ilişkin tahminleri içerecek şekilde hazırlandığını belirten Yılmaz, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında 230 kamu idaresinin bütçesinin bulunduğunu söyledi.
Yılmaz, temel bütçe büyüklüklerini şu sözlerle açıkladı:
“Önümüzdeki yıl milli gelirimizin 111 trilyon lira seviyesinde olmasını bekliyoruz. Bu büyüklük içinde, 2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. 2027 yılında bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Deprem harcamaları hariç bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz.”
Bütçenin düşük bir oranda da olsa 2025’ten başlayarak faiz dışı fazla verdiğini belirten Yılmaz, gelecek yıl da bu eğilimin sürmesini öngördüklerini söyledi.
2026 bütçesi ile 2027 teklifinin karşılaştırması
| Gösterge | 2026 başlangıç bütçesi | 2026 yıl sonu tahmini | 2027 bütçe teklifi |
|---|---|---|---|
| Bütçe giderleri | 18 trilyon 979 milyar TL | 19 trilyon 660 milyar TL | 27 trilyon 276 milyar TL |
| Bütçe gelirleri | 16 trilyon 266 milyar TL | 17 trilyon 28 milyar TL | 23 trilyon 408 milyar TL |
| Bütçe açığı* | 2 trilyon 713 milyar TL | 2 trilyon 632 milyar TL | 3 trilyon 868 milyar TL |
| Bütçe açığı / milli gelir | %3,5 | %3,1 | %3,5 |
| Deprem harcamaları hariç açık / milli gelir | Belirtilmedi | %2,3 | %2,8 |
| Milli gelir | Belirtilmedi | Belirtilmedi | Yaklaşık 111 trilyon TL |
Bütçe açığı tutarları, açıklanan giderlerden gelirler çıkarılarak hesaplandı. 2026 yıl sonu rakamları kesinleşmiş gerçekleşme değil, güncellenmiş tahmindir. 2027 rakamları bütçe teklifindeki öngörüleri ifade ediyor.
Gelir ve gider kalemlerini tek tek açıkladı
Yılmaz, 2027 yılı bütçe gelirleri ile ödeneklerin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımını şu sözlerle paylaştı:
“2027 yılı bütçe gelirlerinin alt kalemleri şu şekildedir; gelir vergisi 5 trilyon 533 milyar lira, kurumlar vergisi 2 trilyon 223 milyar lira, özel tüketim vergisi 3 trilyon 284 milyar lira, katma değer vergisi 5 trilyon 681 milyar lira, diğer vergi gelirleri 3 trilyon 184 milyar lira, vergi dışı gelirler ise 3 trilyon 502 milyar liradır. 2027 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı şu şekildedir: Personel giderleri 7 trilyon 117 milyar lira, mal ve hizmet alım giderleri 2 trilyon 184 milyar lira, cari transferler 10 trilyon 240 milyar lira, sermaye giderleri 1 trilyon 855 milyar lira, sermaye transferleri 750 milyar lira, borç verme giderleri 613 milyar lira, yedek ödenekler 542 milyar lira, faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar liradır.”
2027 bütçesinde gelir tahminleri
| Gelir kalemi | Öngörülen tutar |
|---|---|
| Gelir vergisi | 5 trilyon 533 milyar TL |
| Kurumlar vergisi | 2 trilyon 223 milyar TL |
| Özel tüketim vergisi | 3 trilyon 284 milyar TL |
| Katma değer vergisi | 5 trilyon 681 milyar TL |
| Diğer vergi gelirleri | 3 trilyon 184 milyar TL |
| Vergi dışı gelirler | 3 trilyon 502 milyar TL |
| Açıklanan toplam gelir | 23 trilyon 408 milyar TL |
2027 bütçesinde gider tahminleri
| Gider kalemi | Öngörülen tutar |
|---|---|
| Personel giderleri | 7 trilyon 117 milyar TL |
| Mal ve hizmet alım giderleri | 2 trilyon 184 milyar TL |
| Cari transferler | 10 trilyon 240 milyar TL |
| Sermaye giderleri | 1 trilyon 855 milyar TL |
| Sermaye transferleri | 750 milyar TL |
| Borç verme giderleri | 613 milyar TL |
| Yedek ödenekler | 542 milyar TL |
| Faiz giderleri | 3 trilyon 975 milyar TL |
| Toplam gider | 27 trilyon 276 milyar TL |
Konuşmada açıklanan gelir alt kalemlerinin toplamı 23 trilyon 407 milyar lira olurken genel toplam 23 trilyon 408 milyar lira olarak verildi. Rakamlar açıklamadaki şekliyle korundu.
“En büyük payı yine eğitime ayırıyoruz”
Gelecek hafta Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda yapacağı sunumda bütçe teklifine ilişkin daha ayrıntılı bilgiler paylaşacağını belirten Yılmaz, temel politika alanlarına ayırdıkları kaynakları açıkladı.
AK Parti hükümetleri ve Cumhur İttifakı olarak eğitimi her zaman en öncelikli mesele olarak gördüklerini vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:
“Milli Eğitim Bakanlığına 2027 yılı bütçesinde 2 trilyon 459 milyar lira ödenek öngördük. 2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen sayısı yaklaşık 510 bin kişi iken 2026 Ekim ayı itibarıyla öğretmen sayımız 1 milyon 40 bin kişiye ulaşmıştır. Yükseköğretim kurumları bütçelerini 2027 yılında 872 milyar liraya çıkarıyoruz. Yükseköğretimi de dahil ettiğimizde eğitim bütçemizi 2027 yılında 3 trilyon 747 milyar liraya yükseltiyoruz. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranıyla en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz.”
Türkiye’nin PISA 2025 sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke olduğunu belirten Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Bu rastgele veya 1 yıllık bir çabayla oluşmuş bir sonuç değil. Son çeyrek asırda eğitime yaptığımız yatırımlar, öğretmeniyle, altyapısıyla, müfredatıyla gerçekleştirdiğimiz gelişmeler bu sonucun alınmasına zemin hazırlamıştır. Başta Cumhurbaşkanı’mız ve Milli Eğitim Bakanlarımız olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.”
Sağlık hizmetlerine ayrılan kaynaklar
AK Parti hükümetleri döneminde eğitimle birlikte en fazla önem verdikleri konuların başında sağlığın geldiğini belirten Yılmaz, şunları söyledi:
“Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2 trilyon 134 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 4 trilyon 532 milyar liraya ulaşmaktadır.”
Sosyal konut, yaşlı ve engelli aylıkları, doğum ve çocuk destekleri
Sosyal devlet anlayışıyla ülkenin ürettiği refahı toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırmayı hedeflediklerini belirten Yılmaz, sosyal yardım ve desteklere ilişkin açıklamasında şunları kaydetti:
“Sosyal yardım ve destekler için 2027 yılı bütçemizde 1 trilyon 341 milyar lira kaynak ayırdık. Bu tutar 2027 yılı bütçesinin yüzde 4,9’una denk gelmektedir. 2027 yılında sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla geçen yıla göre yüzde 150 artışla 250 milyar lira, ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 186 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 132 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 109 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 90 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 84 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 29 milyar lira, engellilerin eğitim taşıma giderleri için 19 milyar lira, koruyucu aile uygulaması kapsamında ise yaklaşık 4 milyar lira kaynak ayırdık.”
Enerji sübvansiyonlarına 605 milyar lira
Vatandaşların refahını artırmak üzere bütçede yer alan diğer sosyal destek kaynaklarına da değinen Yılmaz, enerji sübvansiyonlarına 2021’de başlandığını hatırlattı.
Vatandaşların daha ucuz elektrik ve doğal gaz kullanabilmeleri için 2027 bütçesinde yüzde 62 artışla 605 milyar lira kaynak öngörüldüğünü söyleyen Yılmaz, gelecek yıl yüzde 3,5 olması beklenen bütçe açığının milli gelire oranının 0,5 puanlık bölümünün enerji sübvansiyonlarından kaynaklandığını belirtti.
Yılmaz, “Ekim ayında mesken aboneleri için düşük kademede doğal gazda yüzde 56, elektrikte düşük kademede yüzde 53 oranında faturalarda devlet desteği uygulandığını ifade etmek istiyorum.” dedi.
2022’den itibaren asgari ücrete kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı bırakıldığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bu kapsamda vergi istisnası yoluyla 2027 yılında tüm çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlamış oluyoruz. Doğal gaz ve elektrikteki devlet destekleri ile asgari ücret tutarına kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda sosyal harcamalara ayrılan kaynağın toplamda 3 trilyon 406 milyar liraya ulaştığını görüyoruz. Bu tutarın bütçemize oranı yüzde 12,5 seviyesindedir.”
Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar liralık imkân
Tarımı stratejik bir sektör olarak ele aldıklarını belirten Yılmaz, 2027 bütçesinde tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar liralık imkân sağladıklarını söyledi.
Yılmaz, bu kaynağın dağılımını şu sözlerle açıkladı:
“Bu kapsamda, tarım sektörü vergi harcamaları için 342 milyar lira, tarımsal kredi desteği için 325 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 268 milyar lira, tarımsal destek programları için 235 milyar lira, tarımsal KİT’lerin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için 135 milyar lira imkan sağlıyoruz.”
Çiftçinin mazot maliyetinin yüzde 50’sini, gübre maliyetinin ise yüzde 25’ini karşıladıklarını belirten Yılmaz, reel sektör desteklerini de kapsayan açıklamasında şunları söyledi:
“Tarımsal kredilerde faiz giderinin ortalama yüzde 70’i Hazinemiz tarafından karşılanmaktadır. Son 2 yıl içinde önemli ölçüde artırdığımız reel sektör desteklerine 2027 yılında da devam ediyoruz. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı ve dengeli büyüme stratejimizi sürdürüyoruz. Reel kesim destekleri için bütçemizde tarımsal krediler sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ödenek öngörüyoruz. Bu kapsamda, Sosyal Güvenlik Kurumu işveren prim desteği ödemeleri için 351 milyar lira, Halk Bankası esnaf kredileri sübvansiyon desteği için 92 milyar lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik ödemeleri için 73 milyar lira, ihracat destekleri için 65 milyar lira, diğer reel sektör destekleri için 78 milyar lira kaynak ayırdık.”
Savunma sanayisi ve afetlere dirençlilik
2027 bütçesinde deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dirençliliğin artırılması için 769 milyar lira ödenek öngörüldüğünü bildiren Yılmaz, savunma sanayisi ekosisteminin dışa bağımlılığını asgari seviyeye indirdiklerini söyledi.
Yılmaz, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu alanda son çeyrek asırda Türkiye Cumhuriyeti bir değişim değil, bir devrim yaşamıştır. Bugün dünyamızın geldiği şartlar bu tercihi zamanında yapmış olmamızın ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir. Bu da rastgele olmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın güçlü iradesiyle ve öngörüsüyle gerçekleşmiştir.”
Savunma, iç güvenlik, yerel yönetimler ve yatırımlara ilişkin ödenekleri açıklayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Milli Savunma Bakanlığı bütçesinde savunma harcamalarının önemli bir kısmını oluşturan silah, mühimmat, silah sistemleri ve diğer savunma araçları alımlarına ilişkin ödeneklerde yüzde 229 artış yapılmıştır. Diğer savunma harcamaları ile birlikte toplam savunma harcamaları için 2 trilyon 206 milyar lira, iç güvenlik harcamaları için ise 1 trilyon 248 milyar lira ödenek öngörüyoruz. Mahalli idarelerimizi de güçlendirmeye devam ediyoruz. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız toplam kaynağı 2 trilyon 384 milyar liraya çıkarıyoruz. 2002 yılında yerel yönetimlere ayrılan kaynağın bütçe içindeki payı yüzde 4 civarındaydı, bugün geldiğimiz noktada bu oran yüzde 8,7’ye çıkmış durumdadır. Sulama projelerinden demir yollarına, iltisak hatlarından deniz yolu yatırımlarına, petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinden madencilik projelerine kadar pek çok alanda yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. 2027 yılı bütçemizde yatırımlara ayırdığımız kaynağı 2 trilyon 849 milyar liraya yükseltiyoruz. Bu tutar, 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4’üne denk gelmektedir.”
2027 bütçesinde açıklanan başlıca kaynaklar
| Alan | Öngörülen kaynak | Açıklama |
|---|---|---|
| Eğitim | 3 trilyon 747 milyar TL | Bütçenin %13,7’si |
| Milli Eğitim Bakanlığı | 2 trilyon 459 milyar TL | Eğitim kapsamındaki kurumsal ödenek |
| Yükseköğretim kurumları | 872 milyar TL | Kurum bütçeleri |
| Merkezi yönetimden sağlık hizmetleri | 2 trilyon 134 milyar TL | Merkezi bütçe kaynağı |
| Sağlık alanındaki toplam kaynak | 4 trilyon 532 milyar TL | Sosyal Güvenlik Kurumu harcamaları da dahil |
| Sosyal yardım ve destekler | 1 trilyon 341 milyar TL | Bütçenin %4,9’u |
| Sosyal konut finansmanı | 250 milyar TL | Açıklanan artış %150 |
| Enerji sübvansiyonları | 605 milyar TL | Açıklanan artış %62 |
| Ücretlerde vergi istisnası | 1 trilyon 460 milyar TL | Asgari ücret tutarına kadar olan ücretler |
| Geniş kapsamlı sosyal kaynak | 3 trilyon 406 milyar TL | Sosyal destek, enerji ve ücret istisnası birlikte |
| Tarım | 1 trilyon 305 milyar TL | Vergi harcaması, kredi, yatırım ve diğer destekler |
| Reel sektör destekleri | 658 milyar TL | Tarımsal kredi sübvansiyonu hariç |
| Kentsel dönüşüm | 276 milyar TL | Açıklanan artış %176 |
| Deprem hasarları ve afetlere dirençlilik | 769 milyar TL | Açıklanan toplam ödenek |
| Savunma | 2 trilyon 206 milyar TL | Toplam savunma harcamaları |
| İç güvenlik | 1 trilyon 248 milyar TL | İç güvenlik harcamaları |
| Mahalli idareler | 2 trilyon 384 milyar TL | Bütçenin %8,7’si |
| Yatırımlar | 2 trilyon 849 milyar TL | Bütçenin %10,4’ü |
Tablodaki tutarlar farklı kapsamları gösteriyor; bazı kalemler diğer toplamların içinde bulunduğundan satırlar birbiriyle toplanmamalı. Reel sektör desteklerinde açıklanan alt kalemlerin toplamı 659 milyar lira, belirtilen genel toplam ise 658 milyar liradır.
“Güçlü ve itibarlı Türkiye yürüyüşümüzü sürdüreceğiz”
2027 bütçesini insan odaklı ve sosyal adaleti gözeten bir anlayışla hazırladıklarını belirten Yılmaz, bütçenin Anayasa’da öngörülen süre içinde Meclisin takdirine sunulmasına ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
“Bu bütçe, güçlü aile, güçlü ülke, dijital kalkınma, sosyal adalet ve yeşil dönüşüm ilkeleri etrafında şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun somut bir yansımasıdır. 2027 yılı bütçemizle, eğitimi, sağlığı, enerjiyi, tarımı ve sanayiyi kapsayan bütüncül kalkınma vizyonumuz doğrultusunda güçlü ve itibarlı Türkiye yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.”
Bütçeyle ülkenin ekonomik gücünü ve uluslararası rekabet kapasitesini artırırken dış politikada milli çıkarları gözeten, barış ve istikrara katkı sunan dengeli ve vizyoner bir anlayışla Türkiye’nin küresel etkinliğini daha da güçlendireceklerini belirten Yılmaz, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin hayırlı olmasını diledi.
Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a güçlü liderliği, kararlılığı ve ortaya koyduğu vizyon için şükranlarımı sunuyorum. Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere bütçe teklifinin oluşturulmasına katkıda bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşlarımıza gönülden teşekkür ediyor, hepinizi bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”
Konuşmanın ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İsmail İlhan Hatipoğlu ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel’in katılımıyla bütçe bağlama töreni gerçekleştirildi.





