Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Karatay’da dirençli kentler için ortak uygulama modeli masaya yatırıldı

Karatay Belediyesi ev sahipliğinde ve Kent Araştırmaları Enstitüsü paydaşlığında düzenlenen “Dirençli Kentler Uygulama Modeli Geliştirme Çalıştayı”nda, Konya’daki yerel yönetimlerin iklim değişikliği ve afet risklerine karşı karşılaştığı ortak sorunlar, mevcut uygulamalar ve hayata geçirilebilir çözüm modelleri ele alındı. Çalıştayda ortaya çıkacak sonuçların COP31 sürecine ve 11. Kent Araştırmaları Kongresi’ne taşınması hedefleniyor.

Karatay Belediyesi ev sahipliğinde ve Kent Araştırmaları Enstitüsü paydaşlığında düzenlenen

Karatay Belediyesi, iklim değişikliği ve afet risklerine karşı daha dirençli şehirlerin oluşturulmasına yönelik önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptı.

Kent Araştırmaları Enstitüsü paydaşlığında gerçekleştirilen “Dirençli Kentler Uygulama Modeli Geliştirme Çalıştayı”, Ali Ulvi Kurucu Gençlik Merkezi’nde düzenlendi.

“COP31 Antalya 2026” kapsamında yürütülen “İklim Risklerinin Yerel Yönetimlerin Karar ve Yönetim Süreçlerine Entegrasyonu” başlıklı yan etkinlik çalışmalarının bir parçası olarak gerçekleştirilen programa; Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Kent Araştırmaları Enstitüsü Genel Direktörü Emir Osmanoğlu, Konya AFAD Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Dr. Halil İbrahim Çiçekdağı, Konya AFAD Şube Müdürü Fethi Çoruk, Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık ile akademisyenler, uzmanlar, araştırmacılar ve davetliler katıldı.

Osmanoğlu: “Bir şehrin direnci, kurumların birlikte karar verebilme becerisiyle ölçülür”

Kent Araştırmaları Enstitüsü Genel Direktörü Emir Osmanoğlu, çalıştaya ev sahipliği yapan Karatay Belediyesi ile Belediye Başkanı Hasan Kılca’ya teşekkür ederek, iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca hazırlanan rapor ve stratejilerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.

İklim değişikliği konusunda önemli bir bilgi birikiminin oluştuğunu ifade eden Osmanoğlu, asıl meselenin bu bilginin doğrudan karar alma süreçlerine aktarılması olduğunu belirtti.

Osmanoğlu, şunları söyledi:

“İklim riskleri on yıllar içerisinde büyür; yerel kararların döngüleri ise çok daha kısadır. Bugün alınmayan bir karar, yarın çok daha pahalı bir müdahaleye dönüşebilir. Riski bir kurum ölçer, planı başka bir kurum yapar, yatırımı bir üçüncüsü üstlenir. Aradaki bağ kurulmadığında risk herkesin konusu olur ama kimsenin kararı olmaz.”

Üretilen bilginin imar planlarından altyapı yatırımlarına, sulama tercihlerinden belediyelerin yıllık yatırım programlarına kadar doğrudan karar süreçlerine yansıması gerektiğini vurgulayan Osmanoğlu, iklim riskleriyle mücadelede “dil ve yöntem, zaman ve sorumluluk” olmak üzere üç temel boşluk bulunduğuna dikkat çekti.

Konya Ovası’nda su, tarım, sanayi ve kentleşme baskılarının aynı anda yaşandığını hatırlatan Osmanoğlu, dirençli kentlere ilişkin ilkelerin yalnızca teorik düzeyde değil, bu kararları sahada uygulamak zorunda olan yerel aktörlerin deneyimleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Osmanoğlu, çalıştaydan elde edilecek bulguların 12-14 Ekim tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek 11. Kent Araştırmaları Kongresi kapsamında gerçekleştirilecek Karatay özel oturumunda akademik tartışmaya taşınacağını belirterek, sadece başarılı örneklerin değil başarısız uygulamaların da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Osmanoğlu konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bir şehrin direnci, kurumların birlikte karar verebilme becerisiyle ölçülür. Bugün burada bir araya gelmemizin anlamı da bu becerinin kendisidir.”

Kılca: “Dirençli kent kavramının gerçek karşılığı uygulanabilirliktir”

Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca da iklim değişikliğinin artık geleceğe ilişkin uzak bir senaryo olmaktan çıktığını vurguladı.

Kılca, “Bugün burada yalnızca bir çalıştay gerçekleştirmek için değil, şehirlerimizin karşı karşıya olduğu iklim risklerine yerel yönetimler olarak nasıl cevap verebileceğimizi birlikte düşünmek için bir aradayız.” dedi.

Şehirlerin su kaynakları üzerindeki baskıdan kuraklığa, aşırı hava olaylarından afet risklerine kadar çok sayıda tehditle karşı karşıya olduğunu belirten Kılca, bu risklerin tek bir belediyenin sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti.

Kılca şöyle konuştu:

“Bir havzadaki su kaybı tarımsal üretimi, bir bölgedeki iklim riski ise başka bir bölgedeki planlama ve altyapı kararlarını etkileyebiliyor. Bu nedenle dirençli kent yaklaşımının temelinde yalnızca risklere müdahale etmek değil; riskleri doğru anlamak, doğru veriyi kullanmak ve bu bilgiyi karar alma süreçlerine zamanında taşımak bulunuyor. Bizim için dirençli kent kavramının gerçek karşılığı, uygulanabilirliktir. Karatay Belediyesi olarak biz de çalışmalarımızı bu anlayış doğrultusunda geliştirmeye gayret ediyoruz.”

Karatay Belediyesi olarak sürdürülebilirlik ve iklim dirençliliği alanındaki çalışmaları geliştirmeye devam ettiklerini belirten Kılca, 2021 yılında Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında Gönüllü Yerel Değerlendirme Raporu hazırladıklarını hatırlattı.

Kılca, Avrupa Birliği İklim Değişikliğine Uyum Misyonu kapsamında iklim dirençliliğini geliştiren şehirler arasında yer aldıklarını, 2025 yılında hazırlanan Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı ile azaltım ve uyum hedeflerini belediyenin farklı hizmet alanlarını kapsayan bütüncül bir yapıya taşıdıklarını ifade etti.

Başkan Kılca, “Dirençli Karatay” projesine de değinerek şu ifadeleri kullandı:

“Bu yaklaşımı, Karatay’ın karşı karşıya olduğu somut riskler üzerinden daha ileri bir noktaya taşımaya çalışıyoruz. ‘Dirençli Karatay’ projemiz de bunun önemli bir örneğidir. Bu anlayışla, bugün burada Karatay’ın deneyimini ortaya koyarken bunu tek başına bir model olarak sunmak yerine, Konya’daki diğer belediyelerin, kamu kurumlarının, akademisyenlerin ve uzmanların deneyimleriyle birlikte değerlendirmeyi amaçlıyoruz.”

Çalıştay kapsamında dört tematik masada gerçekleştirilecek çalışmaların önemine de işaret eden Kılca, hedeflerinin yalnızca sorunları sıralamak olmadığını söyledi.

Kılca, “Hangi çözümlerin mevcut belediye araçlarıyla uygulanabileceğini, hangi engellerle karşılaşıldığını ve hangi kurumlarla iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

COP31’in Türkiye’de gerçekleştirilecek olmasının şehirlerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki deneyimlerinin ve yerel çözümlerinin görünür hale gelmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu kaydeden Kılca, Konya’da ortaya çıkacak ortak sorun, çözüm önerisi ve uygulama deneyimlerinin ulusal ve uluslararası iklim gündemine taşınmasını hedeflediklerini belirtti.

Kılca, “Yerel yönetimlerin sahada karşılaştığı sorunları ve geliştirdiği uygulanabilir çözümleri bir araya getirerek, COP31 sürecine yerel yönetimlerin deneyimleriyle katkı sunmayı önemsiyoruz.” dedi.

Yerel yönetimlerin saha deneyimi, akademinin bilimsel yaklaşımı ve kamu kurumlarının teknik kapasitesinin aynı zeminde buluşmasının daha gerçekçi ve uygulanabilir çözümler geliştirilmesini sağlayacağını belirten Kılca, çalıştaya katkı veren kurumlara, akademisyenlere, uzmanlara ve belediye temsilcilerine teşekkür etti.

Çalıştayda katılımcılar dört temel başlık altında oluşturulan tematik masalarda değerlendirmelerde bulundu. Çalışmalar; İklim, Afet ve Risk Yönetimi, Dirençli Kentsel Planlama ve Yapılaşma, Su, Yeşil Alan ve Doğa Temelli Çözümler ile Yönetişim, Finansman, Veri ve Teknoloji başlıklarında gerçekleştirildi.

Programda iyi uygulama örnekleri paylaşılırken, çalışma yöntemi ve prosedürleri hakkında bilgi verildi. İki ayrı masa oturumunda elde edilen değerlendirmeler doğrultusunda, Konya’daki yerel yönetimlerin kendi koşullarına uyarlayabileceği ortak bir dirençli kent uygulama modelinin geliştirilmesine yönelik somut çıktıların oluşturulması hedeflendi.

Çalıştay, katılımcıların yapılan çalışmalar ve ortaya çıkan önerilere ilişkin değerlendirmeleriyle sona erdi.

 

Reklamı Geç