Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Meme kanseri tanısını geciktiren 10 yanlış inanış

Meme kanseriyle ilgili toplumda doğru kabul edilen bazı yanlış bilgiler, kontrollerin ertelenmesine ve memedeki değişikliklerin önemsenmemesine yol açabiliyor. “Ailemde yoksa bende olmaz”, “Ağrımayan kitle önemli değildir” ve “Biyopsi kanseri yayar” gibi inanışlar erken tanının önündeki önemli engeller arasında gösteriliyor.

Meme kanseriyle ilgili toplumda doğru kabul edilen bazı yanlış bilgiler,

Meme kanserinde erken tanı, tedavi sürecinin planlanması açısından büyük önem taşıyor. Ancak hastalıkla ilgili yanlış inanışlar, kişilerin belirtileri göz ardı etmesine veya sağlık kontrollerini geciktirmesine neden olabiliyor.

Uzmanlar, memede fark edilen yeni bir değişikliğin yaşa, ağrı durumuna veya aile öyküsüne bakılmaksızın değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

1. “Ailemde meme kanseri yoksa benim de riskim yoktur”

Bu düşünce doğru değil. Meme kanseri yalnızca kalıtsal nedenlerle ortaya çıkmıyor. Aile öyküsü ve bazı genetik değişiklikler riski artırabilse de ailede meme kanseri bulunmaması kişiyi tamamen risksiz hale getirmiyor.

Bu nedenle rutin kontrollerin ve kişisel risk değerlendirmesinin ihmal edilmemesi gerekiyor.

2. “Mememdeki kitle ağrımıyorsa kanser değildir”

Meme kanseri erken dönemde ağrıya neden olmadan da gelişebiliyor.

Memede yeni ortaya çıkan, daha önce olmayan ya da zaman içinde değişiklik gösteren bir kitlenin ağrılı olup olmadığına bakılmaksızın değerlendirilmesi gerekiyor.

3. “Mememde ağrı varsa kesin kanserim”

Meme ağrısı tek başına kanser anlamına gelmiyor. Hormonal değişiklikler başta olmak üzere birçok iyi huylu neden de meme ağrısına yol açabiliyor.

Ancak özellikle tek taraflı ve belirli bir bölgede devam eden ağrıya kitle, meme başı değişikliği veya akıntı eşlik ediyorsa hekime başvurulması öneriliyor.

4. “Mamografi kansere yol açar”

Mamografi, düşük doz X-ışını kullanılarak yapılan ve meme kanserinin erken tanısında önemli yer tutan bir görüntüleme yöntemi.

Radyasyon endişesi nedeniyle hekim tarafından önerilen mamografinin ertelenmesi, erken tanı fırsatının kaçırılmasına yol açabiliyor.

5. “Mememi düzenli kontrol ediyorum, mamografiye ihtiyacım yok”

Kişinin kendi memesindeki değişiklikleri fark etmesi önemli ancak bu durum düzenli sağlık kontrollerinin ve görüntüleme yöntemlerinin yerini tutmuyor.

Bazı meme kanserleri elle hissedilen bir kitle oluşturmadan görüntüleme yöntemleriyle erken dönemde tespit edilebiliyor.

6. “Biyopsi yapılırsa kanser yayılır”

Şüpheli bir lezyonda kesin tanıya ulaşabilmek için biyopsi gerekebiliyor.

Biyopsinin kanseri vücuda yaydığı düşüncesinin bilimsel dayanağı bulunmuyor. Gerekli olduğu halde biyopsiden kaçınmak ise tanı ve tedaviyi geciktirebiliyor.

7. “Genç kadınlarda meme kanseri olmaz”

Meme kanseri riski yaşla birlikte artsa da genç yaşlarda da görülebiliyor.

Özellikle aile öyküsü, genetik yatkınlık veya başka risk faktörleri bulunan kişilerde takip programları farklı olabiliyor. Genç yaşta olmak, memedeki şüpheli değişikliklerin göz ardı edilmesi için gerekçe olarak görülmemeli.

8. “Emziriyorsam meme kanseri olmam”

Emzirmenin meme kanseri riskini azaltıcı etkisi bulunabilse de hastalık riskini tamamen ortadan kaldırmıyor.

Emzirme döneminde geçmeyen bir kitle veya olağan dışı değişiklik olduğunda bunun yalnızca süt birikmesi ya da enfeksiyon olduğu varsayılmamalı.

9. “Memede kitle varsa mutlaka kanserdir”

Memede görülen her kitle kanser anlamına gelmiyor. Kistler, fibroadenomlar ve başka iyi huylu meme hastalıkları da kitle şeklinde ortaya çıkabiliyor.

Ancak kitlenin iyi ya da kötü huylu olduğuna yalnızca elle muayene ile karar verilemiyor. Gerektiğinde ultrasonografi, mamografi ve biyopsi gibi yöntemlerle değerlendirme yapılması gerekiyor.

10. “Meme kanseri tanısı konursa memenin tamamı alınır”

Günümüzde meme kanseri cerrahisi, hastalığın evresi, tümörün özellikleri, yerleşimi ve hastanın bireysel durumuna göre planlanıyor.

Uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi ve onkoplastik yöntemler sayesinde memenin tamamının alınmasına gerek kalmadan tedavi uygulanabiliyor.

Meme kanserinde doğru bilgiye ulaşmak, belirtileri önemsemek ve gerekli kontrolleri zamanında yaptırmak erken tanı açısından belirleyici önem taşıyor.