Yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarının günlük yaşamda yaygınlaşması, bu sistemlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini de tartışmaya açtı.
İnsanlar artık yapay zekâyı yalnızca soru sormak veya bilgi edinmek için değil; kaygılarını anlatmak, ilişkileri üzerine düşünmek, yaşadıkları olayları değerlendirmek ve duygularını ifade etmek amacıyla da kullanabiliyor.
Uzm. Kln. Psikolog Nadide Demiral, yapay zekânın ruh sağlığı alanında destekleyici bir araç olabileceğini ancak terapi veya gerçek insan ilişkisinin yerine konulmaması gerektiğini söyledi.
Duyguları yazıya dökmek rahatlatabiliyor
Demiral’a göre düşünceleri ve duyguları yazılı biçimde ifade etmek, kişinin yaşadığı olaylara daha sistemli bakmasına yardımcı olabiliyor.
Yapay zekâ uygulamalarının kolay ulaşılabilir olması ve kişinin yargılanma kaygısı yaşamadan kendisini ifade edebilmesi de bazı kullanıcılar açısından avantaj sağlayabiliyor.
Bu nedenle yapay zekâyla yapılan yazışmalar;
- düşünceleri düzenlemeye,
- olaylara farklı açılardan bakmaya,
- duyguları tanımlamaya,
- kısa süreli rahatlama sağlamaya
yardımcı olabiliyor.
Araştırmalar kısa süreli faydaya işaret ediyor
2024 ve 2025 yıllarında yayımlanan bazı araştırmalarda, yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarını kullanan kişilerde yalnızlık hissinin azalması, duygu düzenlemede geçici iyileşme ve stres düzeyinde kısa süreli düşüş bildirildi.
Ancak mevcut bilimsel bulgular, bu etkilerin kalıcı psikolojik iyilik hali sağladığını göstermek için henüz yeterli değil.
Yapay zekâ duyguları modelleyebilir ama yaşamaz
Büyük dil modellerinin kaygı, korku, öfke ve üzüntüyle ilişkili bazı düşünce ve davranış örüntülerini modelleyebilmesi, psikoloji araştırmaları açısından yeni imkanlar sunabiliyor.
Ancak Demiral, önemli bir ayrımın altını çiziyor: Bir yapay zekânın duyguyu modellemesi, o duyguyu gerçekten yaşadığı anlamına gelmiyor.
İnsanlarda duygular; geçmiş deneyimler, ilişkiler, bedensel tepkiler ve kişinin olaylara yüklediği anlamlarla birlikte şekilleniyor.
“Yapay zekâ terapistin yerini alamaz”
Demiral, psikoterapinin yalnızca bilgi vermek veya tavsiyede bulunmaktan ibaret olmadığını vurguladı.
“Terapötik ilişkinin temelinde güven, empati, anlaşılma ve koşulsuz kabul bulunuyor. Yapay zekâ empati kuruyormuş gibi görünen yanıtlar üretebilse de gerçek anlamda duygular yaşamıyor.”
Yapay zekânın beden dili, ses tonu ve diğer sözel olmayan iletişim unsurlarını bir terapistin değerlendirdiği biçimde ele alamadığını belirten Demiral, bu nedenle en sağlıklı kullanımın profesyonel psikolojik desteğin yerine geçmek değil, gerektiğinde onu tamamlayan bir araç olarak kullanmak olduğunu ifade etti.




