Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), 2026 yılı Temmuz ayına ilişkin çiğ süt üretim maliyeti çalışmasının sonuçlarını açıkladı. Derneğin hesaplamasına göre haziran ayında litre başına 26,97 TL olan sıcak çiğ süt üretim maliyeti, temmuzda yüzde 0,37 azalarak 26,87 TL’ye geriledi.
Böylece üretim maliyetinde bir önceki aya göre litre başına 10 kuruşluk düşüş gerçekleşti. Maliyetteki gerilemenin temel nedenini, süt hayvancılığının önemli kaba yem girdilerinden biri olan kuru yonca otu fiyatlarındaki yüzde 6’lık azalış oluşturdu. Kesif yem fiyatlarında ise temmuz ayında kayda değer bir değişiklik yaşanmadı.
Kuru yoncadaki düşüş maliyetleri aşağı çekti
Süt üretiminde yem giderleri, işletmelerin toplam maliyetleri içinde en büyük payı oluşturuyor. Bu nedenle kuru yonca, mısır silajı, arpa ve süt yemi gibi girdilerde yaşanan fiyat değişimleri doğrudan litre başına üretim maliyetine yansıyor.
TÜSEDAD’ın temmuz ayı hesaplamasında kuru yoncanın kilogram fiyatı 11,30 TL, mısır silajının kilogram fiyatı 5,10 TL, arpanın kilogram fiyatı 14 TL ve yüzde 21 protein içeren süt yeminin kilogram fiyatı 18,54 TL olarak dikkate alındı.
Enerji ve işletme giderleri kapsamında ise motorinin litre fiyatı 65 TL, elektriğin kilovatsaat fiyatı 4 TL ve süt soğutma gideri litre başına 1,80 TL olarak hesaplamaya dahil edildi.
Temmuz ayında kuru yonca fiyatlarının yüzde 6 gerilemesi üretici açısından sınırlı bir maliyet avantajı sağladı. Ancak kesif yem, enerji, işçilik, veterinerlik, sigorta, bakım ve hayvan yenileme giderlerinin yüksek seviyesini koruması nedeniyle toplam maliyetteki düşüş yalnızca 10 kuruşla sınırlı kaldı.
Reforme hayvan fiyatındaki düşüş avantajı sınırladı
Maliyet hesabında yalnızca giderler değil, süt işletmelerinin yan gelirleri de dikkate alınıyor. Damızlık özelliğini kaybeden veya ekonomik ömrünü tamamlayan hayvanların kesime gönderilmesinden sağlanan gelir, süt üretiminin litre başına net maliyetini azaltan unsurlar arasında bulunuyor.
Temmuz ayında reforme hayvan kesim fiyatlarının yüzde 3 gerilemesi, işletmelerin bu kalemden elde ettiği geliri azalttı. Bu nedenle kuru yonca fiyatlarındaki düşüşün sağladığı maliyet avantajının bir bölümü, reforme hayvan gelirlerindeki kayıpla dengelendi.
TÜSEDAD, kuru yonca fiyatlarındaki gerileme daha belirgin olmasına rağmen toplam maliyetin yalnızca yüzde 0,37 düşmesinde bu gelişmenin etkili olduğuna işaret etti.
Hesaplama 100 başlık örnek işletme üzerinden yapıldı
TÜSEDAD’ın maliyet çalışması, 100 baş sağmal Holstein ineğin bulunduğu ve hayvan başına günlük ortalama 30 litre süt verimi elde edilen örnek bir işletme modeli üzerinden hazırlandı.
Hesaplamada hayvanların ihtiyaç duyduğu kaba ve kesif yemlerin yanı sıra elektrik, akaryakıt, su, işçilik, veterinerlik hizmetleri, ilaç, suni tohumlama, sigorta, bakım, amortisman, soğutma ve hayvan yenileme gibi çok sayıda gider kalemi dikkate alındı.
Bu nedenle açıklanan 26,87 TL’lik rakam yalnızca hayvanın tükettiği yemin maliyetini değil, sütün işletmede üretilmesine kadar ortaya çıkan toplam ekonomik yükü ifade ediyor. İşletmenin büyüklüğü, hayvan başına süt verimi, yemin işletmede üretilip üretilmemesi, borçluluk durumu ve bölgesel fiyat farklılıkları nedeniyle gerçek maliyetler işletmeden işletmeye değişebiliyor.
Tavsiye fiyat ile maliyet arasında 2,57 TL fark bulunuyor
Ulusal Süt Konseyi, 16 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı değerlendirmede çiğ inek sütü tavsiye satış fiyatını değiştirmedi. Yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein içeriğine sahip çiğ inek sütü için üreticinin eline net geçmesi gereken fiyat, çiğ süt desteği hariç litre başına 24,30 TL olarak uygulanmaya devam ediyor.
Bu rakam TÜSEDAD’ın açıkladığı 26,87 TL’lik temmuz üretim maliyetiyle karşılaştırıldığında, tavsiye fiyatın maliyetin 2,57 TL altında kaldığı görülüyor. Başka bir ifadeyle TÜSEDAD hesabındaki üretim maliyeti, güncel tavsiye satış fiyatının yaklaşık yüzde 10,6 üzerinde bulunuyor.
Ulusal Süt Konseyinin kararına göre soğutma, nakliye ve diğer cari giderlerin üretici örgütü tarafından karşılanması halinde üreticiye litre başına 1,80 TL ilave ödeme yapılması gerekiyor. Bu ek ödeme dahil edildiğinde üreticiye ulaşabilecek tutar 26,10 TL’ye çıkıyor. Buna rağmen TÜSEDAD maliyetine göre litre başına yaklaşık 77 kuruşluk fark devam ediyor.
Ancak bu karşılaştırmada, soğutma ve nakliye bedelinin doğrudan gelir değil, üretici veya üretici örgütü tarafından üstlenilen hizmet giderlerinin karşılığı olduğu unutulmamalı. Ayrıca her üreticinin aldığı gerçek fiyat; sütün yağ ve protein oranına, bölgeye, alıcı firmayla yapılan sözleşmeye, kalite primlerine, nakliye şartlarına ve desteklerden yararlanma durumuna göre değişebiliyor.
Ulusal Süt Konseyi, yağ ve protein oranlarındaki her 0,1’lik değişim için litre fiyatına artı veya eksi 36 kuruş kalite farkı uygulanacağını bildirdi. Tavsiye fiyatın ekim ayında yeniden değerlendirilmesi planlanıyor.
Süt primi ve buzağı desteği hesaplamada etkili
TÜSEDAD’ın çalışmasında ortalama süt primi desteği litre başına 0,56 TL olarak dikkate alındı. Buzağı başına ortalama destek tutarının ise 2025 yılındaki 2 bin 170 TL seviyesinden 2026 yılında 3 bin 19 TL’ye yükseldiği belirtildi.
Buna göre ortalama buzağı desteğinde hayvan başına 849 TL, yaklaşık yüzde 39 oranında artış yaşandı. Desteklerdeki yükseliş üreticinin toplam gelirine katkı sağlasa da yem, enerji, işçilik ve finansman maliyetlerinin yüksek seyri nedeniyle işletmelerin gelir-gider dengesinde belirleyici sorunlar devam ediyor.
Kalite kriterlerine bağlı ilave destekler de süt üretiminde kayıtlılığın artırılması ve daha yüksek kalite standartlarının teşvik edilmesi açısından önem taşıyor. Bununla birlikte sektör temsilcileri, destek ödemelerinin zamanlaması ile piyasa fiyatlarının üretim maliyetlerine uyumunun işletmelerin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu değerlendiriyor.
Farklı kurumların maliyet hesapları değişebiliyor
Çiğ süt üretim maliyetine ilişkin kamuoyuna açıklanan rakamlar, kullanılan işletme modeline ve hesaplama yöntemine göre farklılık gösterebiliyor.
Ulusal Süt Konseyinin haziran ayı çalışmasında, günlük 20 litre süt veren 600 kilogram ağırlığındaki Holstein cinsi bir inek esas alınarak litre başına maliyet 20,78 TL olarak hesaplandı. Bu modelde yem giderlerinin toplam giderler içindeki payı yüzde 62,1, işçilik, yakıt, elektrik, sağlık, sigorta, faiz ve amortisman gibi diğer giderlerin payı ise yüzde 37,9 olarak belirlendi.
Ulusal Süt Konseyinin çalışmasında devlet destekleri maliyete dahil edilmezken, TÜSEDAD’ın çalışması 100 başlık ve günlük 30 litre verime sahip farklı bir örnek işletme üzerinden hazırlanıyor. Bu nedenle iki kurumun açıkladığı rakamların doğrudan karşılaştırılması yerine, kullanılan verim, işletme ölçeği, yem rasyonu, gelir ve destek varsayımlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Süt arzında sınırlı artış sürüyor
Türkiye İstatistik Kurumunun son açıklanan süt ve süt ürünleri verilerine göre ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü miktarı mayıs ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 artarak 1 milyon 22 bin 587 tona yükseldi.
Ocak-mayıs döneminde toplanan inek sütü miktarındaki yıllık artış ise yüzde 0,5 ile sınırlı kaldı. Aynı dönemde içme sütü üretimi yüzde 9,2, yoğurt üretimi yüzde 8,4, ayran ve kefir üretimi yüzde 8,9, inek peyniri üretimi yüzde 2,8 arttı. Tereyağı ve sadeyağ üretimi ise yüzde 5 geriledi.
Toplanan süt miktarının artış göstermesi sektörde üretimin devam ettiğine işaret ederken, yılın ilk beş ayındaki yüzde 0,5’lik sınırlı yükseliş üretimde güçlü bir genişleme olmadığını gösteriyor. Maliyet ile satış fiyatı arasındaki dengenin bozulması halinde üreticilerin hayvan sayısını azaltması veya süt hayvancılığından çekilmesi, ilerleyen dönemlerde süt arzını ve süt ürünleri fiyatlarını etkileyebilecek riskler arasında yer alıyor.
Tüketici fiyatlarına etkisi gecikmeli olabilir
Çiğ süt, içme sütünden peynir ve yoğurda, ayrandan tereyağına kadar geniş bir ürün grubunun temel hammaddesini oluşturuyor. Bu nedenle çiğ süt üretim maliyetlerinde yaşanan değişimler, işleme, ambalaj, enerji, soğuk zincir, nakliye ve perakende giderleriyle birlikte tüketici fiyatlarına yansıyabiliyor.
Temmuz ayında üretim maliyetinde yaşanan yüzde 0,37’lik düşüşün oldukça sınırlı olması, marketlerde satılan süt ve süt ürünlerinde kısa vadede belirgin bir fiyat indirimi oluşacağı anlamına gelmiyor. Özellikle ambalaj, enerji, işçilik ve dağıtım maliyetleri yüksek seyrini koruduğu sürece ham madde maliyetindeki 10 kuruşluk düşüşün raf fiyatlarına etkisinin düşük kalması bekleniyor.
Üretici açısından ise maliyetlerdeki sınırlı gerilemeye karşın çiğ süt satış fiyatının üretim maliyetinin altında kalması, sektörün temel gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Gözler, kuru yem ve kesif yem fiyatlarının yanı sıra ekim ayında yeniden değerlendirilecek ulusal çiğ süt tavsiye fiyatına çevrildi.






