Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Sınavda anda kalmak başarıyı artırıyor

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav kaygısının doğru yönetildiğinde performansı artırabileceğini belirterek öğrencilere “zor soruya takılmayın, bildiğiniz sorulardan başlayın” önerisinde bulundu.

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav kaygısının doğru yönetildiğinde performansı

Sınav dönemlerinde öğrencilerin en çok karşılaştığı sorunlardan biri olan sınav kaygısı, doğru yönetildiğinde başarıyı destekleyen bir unsura dönüşebiliyor. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav kaygısı, erteleme alışkanlığı, başarı psikolojisi ve sınav anında uygulanabilecek yöntemlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Tarhan, sınav sırasında “anda kalma” becerisinin önemine dikkat çekerek, özellikle zor sorular karşısında panik yapılmaması gerektiğini söyledi. Tarhan, öğrencilerin sınavda önce iyi bildikleri soruları çözmelerinin, zorlandıkları soruları ise işaretleyerek sona bırakmalarının daha sağlıklı bir yöntem olduğunu ifade etti.

“Kaygı, sınava önem verdiğinizi gösterir”

Sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak görülmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kaygının öğrencinin sınava önem verdiğinin göstergesi olduğunu dile getirdi.

Tarhan, “Sınavda kişinin kaygı hissetmesi gayet istenen, beklenen bir şeydir. Kaygı, sınava önem verdiğini ve zihinsel yatırım yaptığını gösterir. Önemli olan kaygıyı kontrol edebilmektir.” dedi.

Kaygının kontrol edilemediğinde zihinde felaket senaryolarına dönüşebildiğini aktaran Tarhan, psikolojide bu durumun “katastrofizasyon” olarak tanımlandığını belirtti. Tarhan, öğrencinin sınavı hayatının en büyük krizi gibi görmesinin kaygıyı artırdığını vurgulayarak siyah-beyaz düşünce tarzından uzak durulması gerektiğini söyledi.

Büyük hedefler küçük adımlara bölünmeli

Öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan birinin hedefleri gözünde büyütmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, büyük hedeflerin küçük adımlara bölünmesi gerektiğini kaydetti.

Tarhan, “Bir elmayı birden yiyemezsiniz, parça parça yersiniz. Problemleri de küçülterek çözmek gerekir. Büyük hedefler küçük adımlara bölündüğünde erteleme ortadan kalkar.” ifadelerini kullandı.

Sınav sürecinde sonuç odaklı düşünmek yerine süreç odaklı hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Tarhan, “Sonuç kontrol edilemez ama süreç kontrol edilebilir. ‘Acaba kazanacak mıyım?’ yerine ‘Bugün kaç soru çözeceğim?’ diye düşünmek gerekir. Kontrol edilemeyen şeye odaklanan herkesin kaygısı artar.” diye konuştu.

“Mükemmeliyetçilik ve kıyaslama tuzaktır”

Erteleme davranışının arkasında çoğu zaman mükemmeliyetçilik ve kıyaslama eğiliminin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin “ya hep ya hiç” düşüncesinden uzak durması gerektiğini söyledi.

Tarhan, “Bazı kişiler ‘ya hep ya hiç’ diye düşünür. Tam yapamayacaksa hiç yapmamayı tercih eder. Oysa eksik yapmak, hiç yapmamaktan iyidir. Daha iyi, iyinin düşmanıdır. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. ‘Hiç çalışmadım’ deyip sınavdan yüksek yapan kişiler vardır. Onlar kendileriyle mücadele ediyor. Kıyaslama motivasyonu düşürür.” dedi.

Kontrollü stres performansı artırabilir

Sınav öncesinde yaşanan fiziksel belirtilerin doğal olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, kontrollü stresin doğru yönetildiğinde performansı artırabileceğini belirtti.

Tarhan, “Sınav öncesi salgılanan bazı hormonlar kişinin performansını artırmak içindir. Kontrollü stres bir enerji gibidir; doğru yönetilirse kişiyi hedefe götürür.” ifadelerini kullandı.

Motivasyonun her zaman aynı düzeyde kalmayacağını söyleyen Tarhan, başarının sürekli motive olmaktan değil, zorluklara rağmen yola devam edebilmekten geçtiğini kaydetti. Tarhan, sürdürülebilir motivasyonun planlı çalışmayla oluşacağını ifade etti.

“Beyin belirsizliği sevmez”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insan beyninin belirsizlik karşısında otomatik olarak tehdit algısı geliştirdiğini belirterek, sınavla ilgili belirsizliğin kaygıyı artırdığını söyledi.

Tarhan, “İnsan beyninin bir tuzağı var: Belirsizliği kabul edemiyor. Belirsizlik olduğunda beyin kontrol duygusunu kaybediyor, ne olacağını bilemediği için korku üretmeye başlıyor. Sınavla ilgili belirsizlik de kaygıyı artırır.” dedi.

Sınavın hayatın tamamı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Tarhan, gençlerin alternatifli düşünme becerisi geliştirmesinin önemine dikkat çekti. Tarhan, sınavın hayat yolunda yalnızca bir basamak olduğunu, ölüm kalım meselesi gibi değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Planlama kaygıyı azaltıyor

Günlük, orta ve uzun vadeli planlamanın psikolojik güven oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, plan yapmanın belirsizliği azalttığını dile getirdi.

Tarhan, “Bir insan günü planlarsa, yakın ve uzak hedeflerini belirlerse belirsizlik ortadan kalkar. Kurallı ortamlarda güven oluşur.” diye konuştu.

Zaman yönetiminin en önemli becerilerden biri olduğunu belirten Tarhan, insanın yalnızca akademik başarıya değil, anlam ve amaç arayışına da ihtiyaç duyduğunu söyledi.

“Zeki ve başarılı olmak yetmez, iyicil olmak gerekir”

Başarı kavramının yeniden ele alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, yalnızca zeki ve çalışkan olmanın yeterli olmadığını ifade etti.

Tarhan, “Zeki ve başarılı olmak tek başına yeterli değil. Zeki ama zararlı işler yapan insanlar var. Başarı için zeki, çalışkan ve iyicil olmak gerekir.” dedi.

Gençlere haz odaklı değil, anlam odaklı yaşam kurmaları önerisinde bulunan Tarhan, uzun vadeli hedeflere odaklanan ve bekleyebilen bireylerin daha kalıcı başarı elde edeceğini söyledi.

Dikkat dağınıklığına karşı telefon uyarısı

Günümüz gençlerinin en önemli sorunlarından birinin dikkat dağınıklığı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, ders çalışırken telefonun başka bir odaya alınmasını önerdi.

Tarhan, bildirimlerin dikkati böldüğünü ifade ederek ailelerin de yemek sırasında telefonları ortadan kaldırmasının faydalı olacağını söyledi.

Ailelere sınav süreci uyarısı

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav döneminde anne babaların iyi niyetle destek olmaya çalışırken kaygılarını çocuklarına yansıtabildiğini belirtti.

Ailelerin çocuklarına baskı kurmak yerine güven veren bir dil kullanması gerektiğini vurgulayan Tarhan, “En doğru yaklaşım şu: ‘Sen çalış, elinden geleni yap. Sonuç ne olursa olsun önemli değil.’” ifadelerini kullandı.

Çocukların anne babaların uzantısı gibi görülmemesi gerektiğini de dile getiren Tarhan, gençlerin kendi planlarını yapmalarına ve bireysel sorumluluk almalarına izin verilmesi gerektiğini kaydetti.

“Zor sorular sona bırakılmalı”

Sınav anında yaşanan kaygının yönetimine ilişkin pratik öneriler paylaşan Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin zor bir soruya takıldığında paniklemek yerine anda kalmaya çalışması gerektiğini söyledi.

Tarhan, “Sınav sırasında zor bir soruya takılan öğrenci ‘Eyvah yapamayacağım’ diyerek panikleyebiliyor. Bu durumda yapılacak en doğru şey, önce iyi bilinen soruları çözmektir. Zor sorular işaretlenip sona bırakılmalıdır. İnsan beyni bir tahmin organıdır. İlk akla gelen cevap çoğu zaman doğrudur. Ama onu işaretleyip kalan zamanda tekrar değerlendirmek gerekir.” dedi.

Prof. Dr. Tarhan, sınav başarısının yalnızca bilgiyle değil; anlam, sabır, öz kontrol ve psikolojik dayanıklılıkla mümkün olduğunu belirterek, gençlerin uzun vadeli hedeflere odaklanması gerektiğini ifade etti.