Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Türkiye’de su yılı yağışları son 38 yılın zirvesine çıktı

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye’de 1 Ekim 2025 ile 31 Mart 2026 arasındaki su yılı yağışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 87 arttığını belirterek, son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaşıldığını söyledi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye’de

Türkiye’de 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki dönemde etkili olan yağışlar, uzun yıllar ortalamasının üzerine çıktı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, 1 Ekim 2025 ile 31 Mart 2026 arasındaki su yılı yağışlarının son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını açıkladı.

Prof. Dr. Demir, Türkiye’deki iklim olayları ve yağış miktarlarına ilişkin değerlendirmesinde, yağışlardaki artışın dikkat çekici boyuta ulaştığını söyledi.

Yağışlar normalin yüzde 25 üzerine çıktı

Türkiye’de özellikle 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki dönemde yağışların uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini belirten Demir, su yılı yağışlarında önemli artış yaşandığını ifade etti.

Demir, “1 Ekim 2025 ile 31 Mart 2026 arasındaki su yılı yağışları normalin yüzde 25, geçen yılın aynı döneminin ise yüzde 87 üzerinde gerçekleşti. Son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaştığı tespit edilmiştir” dedi.

2026 kış mevsimi yağışlarının da dikkat çekici seviyelere çıktığını belirten Demir, bazı ölçümlerde son 66 yılın zirvesinin görüldüğünü kaydetti.

Türkiye’de son aylarda etkili olan kuvvetli yağışlar, baraj doluluk oranlarını artırırken uzmanlardan yaz aylarına ilişkin dikkat çeken uyarılar geldi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye’nin son 6 aylık süreçte olağanüstü yağışlı bir dönemden geçtiğini belirtti.

Demir, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’de son dönemde alınan yağışların 2025 yılı su yılına göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla olduğunu, geçen yılın aynı dönemine kıyasla ise yüzde 80’in üzerinde artış gösterdiğini söyledi. Prof. Dr. Demir, bu verilerin Türkiye’nin son 66 yılın en yağışlı dönemlerinden birini yaşadığını ortaya koyduğunu ifade etti.

Son dönemde birçok bölgede etkili olan sağanakların, zaman zaman kısa sürede yüksek miktarda yağış bırakması nedeniyle sel riskini artırdığına dikkat çeken Demir, “Bir ayda düşecek yağış bir saatte düşüyor. Ani seller meydana geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yağışlı dönem yaz aylarında yerini farklı risklere bırakabilir

Türkiye’de ilkbahar aylarında etkili olan yoğun yağışların yaz boyunca aynı şekilde devam etmesinin beklenmediğini vurgulayan Prof. Dr. Demir, yaz ayları için farklı bir tabloya işaret etti.

Demir’e göre yaz döneminde ülke genelinde serin ve yağışlı bir iklim beklentisi doğru değil. Aksine temmuz, ağustos ve eylül aylarında aşırı sıcaklar, bunaltıcı hava koşulları ve kuraklık riski öne çıkabilir. Buna karşın bazı bölgelerde ani ve şiddetli yağışlar da görülebilir.

Bu nedenle yaz aylarında iki farklı riskin aynı anda gündeme gelebileceği belirtiliyor: Bir tarafta kuraklık ve su kaynaklarının hızla azalması, diğer tarafta ise kısa sürede düşen aşırı yağışlar nedeniyle ani sel ve taşkınlar.

Yağışların arkasında 3 ana etken var

Prof. Dr. Yusuf Demir, yağış rejimindeki değişimin tek başına “yağış arttı” ya da “kuraklık bitti” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini söyledi. Küresel iklim değişikliğinin yalnızca kuraklıkla değil, düzensiz ve aşırı yağışlarla da kendini gösterdiğini vurguladı.

Demir, bu yıl yaşanan yoğun ve düzensiz yağışların arkasında 3 ana etken bulunduğunu belirtti. Bunlardan ilki Akdeniz üzerindeki yüksek sıcaklıklar ve sıcak hava dalgaları. Akdeniz’deki sıcaklık artışının, Türkiye çevresindeki yağış sistemlerinin güçlenmesinde etkili olduğu ifade edildi.

İkinci etken olarak atmosferdeki jet akımlarındaki değişkenlik gösterildi. Demir, hava akımlarındaki düzensizliğin yağışların Türkiye ve çevresinde daha yoğun ve ani şekilde oluşmasına katkı sunduğunu söyledi.

Üçüncü etken ise El Nino ile La Nina arasındaki geçiş süreci olarak açıklandı. Demir, 2025-2026 döneminde yaşanan bu geçişin düzensiz, ani ve yoğun yağışların oluşmasında önemli rol oynadığını dile getirdi.

Sosyal medyadaki iddialara bilimsel yanıt

Son dönemde sosyal medyada yağışların “hava manipülasyonu”, “iklim silahı” ya da bölgesel savaşlarla bağlantılı olduğu yönünde iddialar gündeme geldi. Prof. Dr. Yusuf Demir, bu iddiaların bilimsel bir temeli bulunmadığını söyledi.

Demir, yağışların farklı ülkelerin müdahalesiyle oluştuğu ya da bir bölgedeki nemin başka bir bölgeye taşındığı iddialarının bilimsel olarak ortaya konulmuş gerçekler olmadığını belirtti. Bu tür söylemlerin daha çok komplo teorisi niteliği taşıdığını ifade eden Demir, halkın sosyal medyadaki doğrulanmamış içeriklere itibar etmemesi gerektiğini vurguladı.

Bulut tohumlama uygulamalarına da değinen Demir, bu yöntemin tamamen açık havada yağmur oluşturmadığını, yalnızca nem ve bulut yapısı uygunsa yağışı belli ölçüde artırabildiğini söyledi.

Bulut tohumlama ne yapabilir, ne yapamaz?

Prof. Dr. Demir’in değerlendirmelerine göre bulut tohumlama, atmosferde mevcut olan nem ve bulut yapısından yararlanarak yağış ihtimalini artırmaya yönelik bir uygulama. Ancak bu yöntem, sıfırdan yağmur üretme ya da büyük ölçekli iklim olaylarını yönlendirme gücüne sahip değil.

Demir, bulut tohumlamanın bazı koşullarda yağışı yüzde 5 ile yüzde 20 arasında artırabileceğini, ancak bir bölgedeki yağışın başka bir ülkeye taşınması ya da iklimin kontrol edilmesi gibi iddiaların bilimsel gerçeklikle örtüşmediğini belirtti.

Bu açıklama, yoğun yağışların nedenine ilişkin bilgi kirliliğinin arttığı bir dönemde kamuoyuna bilimsel veriyle hareket edilmesi gerektiğini hatırlattı.

Yaz ayları için kuraklık ve sel uyarısı

Prof. Dr. Demir, özellikle yaz ayları için uyarılarını artırdı. Temmuz, ağustos ve eylül aylarında aşırı sıcaklar ve kuraklık riskinin artabileceğini belirten Demir, bazı bölgelerde ise kısa süreli ve şiddetli yağışların sel felaketlerine yol açabileceğini söyledi.

Karadeniz Bölgesi gibi ani yağışlara açık bölgelerde yaz aylarında da sel riskinin devam edebileceğini kaydeden Demir, vatandaşların, yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti.

Bu tablo, Türkiye’de yaz aylarında hem su tasarrufu hem de afetlere hazırlık başlıklarının birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Barajlar doldu ama su tasarrufu uyarısı sürüyor

Yoğun yağışlar, birçok bölgede baraj doluluk oranlarını artırdı. Ancak uzmanlara göre bu durum, su kaynaklarının sınırsız olduğu anlamına gelmiyor.

Prof. Dr. Demir, mevcut yağışlarla barajlarda yüksek doluluk oranlarına ulaşıldığını, bazı bölgelerde su salımı nedeniyle sel uyarıları yapıldığını belirtti. Amasya civarındaki barajlarda doluluk oranlarının yükselmesi üzerine resmi kurumların vatandaşları dikkatli olmaya çağırdığını hatırlattı.

Demir, “Hazıra dağlar dayanmaz” sözleriyle su kaynaklarının doğru yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Yaz aylarında kuraklık riskinin artabileceğini belirten Demir, bugün yüksek görünen su kaynaklarının sıcak ve kurak dönemlerde hızla azalabileceğine dikkat çekti.

Uzmandan kritik mesaj: Şimdiden hazırlık yapılmalı

Türkiye’de son dönemde yağışların artması, kısa vadede barajlar ve tarımsal üretim açısından olumlu bir tablo ortaya koysa da uzmanlar uzun vadeli risklere dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Yusuf Demir’e göre önümüzdeki süreçte en önemli başlık, suyun doğru yönetilmesi olacak. Yaz aylarında aşırı sıcaklar, kuraklık, ani yağışlar ve sel riskinin aynı dönemde görülebileceğini belirten Demir, vatandaşların ve kurumların şimdiden önlem alması gerektiğini söyledi.

Demir’in değerlendirmeleri, Türkiye’de iklim değişikliğinin yalnızca kuraklıkla değil, düzensiz yağış, ani sel, yüksek sıcaklık ve su yönetimi sorunlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.


Verilerle yağış ve yaz uyarısı

Başlık Veri / Değerlendirme
Değerlendirmeyi yapan uzman Prof. Dr. Yusuf Demir
Kurum Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi
İncelenen dönem Son 6 aylık yağış süreci
Su yılına göre yağış durumu Yaklaşık yüzde 25 daha fazla
Geçen yılın aynı dönemine göre yağış Yüzde 80’in üzerinde artış
Uzmanın vurguladığı dönem Son 66 yılın en yağışlı dönemlerinden biri
Yaz ayları için riskli dönem Temmuz, ağustos, eylül
Beklenen yaz riskleri Aşırı sıcak, bunaltıcı hava, kuraklık, ani sağanak, sel
Özellikle dikkat çekilen bölge Karadeniz Bölgesi
Barajlar için mevcut durum Doluluk oranları yüksek seviyelere ulaştı
Su yönetimi uyarısı Kaynakların doğru ve planlı kullanılması gerekiyor

Yağışların artmasında öne çıkan nedenler

Neden Etkisi
Akdeniz’deki yüksek sıcaklıklar Yağış sistemlerinin güçlenmesine katkı sağlıyor
Sıcak hava dalgaları Atmosferdeki dengesizliği artırarak yağış düzenini etkiliyor
Jet akımlarındaki değişkenlik Yağış geçişlerinin daha düzensiz ve ani yaşanmasına yol açabiliyor
El Nino-La Nina geçiş süreci Düzensiz, yoğun ve ani yağışların oluşmasında etkili oluyor
Küresel iklim değişikliği Yağış rejiminde dengesizlik, aşırı hava olayları ve kuraklık riskini artırıyor

Bulut tohumlama hakkında doğru bilinenler

Soru Yanıt
Bulut tohumlama sıfırdan yağmur oluşturur mu? Hayır
Açık havada yağmur yağdırabilir mi? Hayır
Etkili olması için ne gerekir? Nem ve uygun bulut yapısı gerekir
Yağışı ne kadar artırabilir? Bazı durumlarda yüzde 5 ile yüzde 20 arasında
Bir ülkenin yağmurunu başka ülkeye taşıyabilir mi? Bilimsel olarak böyle bir gerçeklik ortaya konulmuş değil
Büyük ölçekli iklimi kontrol edebilir mi? Mevcut teknolojiyle gerçekçi kabul edilmiyor

Yaz ayları için olası risk tablosu

Risk Olası etki Alınması gereken önlem
Aşırı sıcaklar Sağlık sorunları, enerji tüketiminde artış Özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalar korunmalı
Kuraklık Tarımda verim kaybı, su kaynaklarında azalma Su tasarrufu ve planlı sulama yapılmalı
Ani sağanak Kısa sürede su baskını Dere yatakları ve riskli bölgelerde tedbir artırılmalı
Sel ve taşkın Can ve mal kaybı riski Erken uyarılar takip edilmeli, altyapı kontrolleri yapılmalı
Barajlardan su salımı Yerleşim yerlerinde taşkın riski Resmi kurumların uyarılarına uyulmalı