Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bu sorun kader değil, tedavi edilebiliyor

Uzmanlar, kadınlarda sık görülen ancak çoğu zaman utanıldığı için dile getirilmeyen idrar kaçırma sorununun tedavi edilebilir olduğunu vurguluyor.

Uzmanlar, kadınlarda sık görülen ancak çoğu zaman utanıldığı için dile

Kadınlarda en sık görülen ancak çoğu zaman utanma duygusu nedeniyle doktora anlatılmayan sağlık sorunlarının başında idrar kaçırma geliyor. Uzmanlara göre Türkiye’de her 3 kadından biri bu problemle karşı karşıya kalırken, birçok kişi bunu doğum ya da yaş alma sürecinin doğal bir sonucu sanarak kabulleniyor.

Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren, idrar kaçırmanın yaygın görülse de normal kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, bu sorunun tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.

Günlük yaşamı kabusa çevirebiliyor

İdrar kaçırmanın sadece fiziksel bir problem olmadığını vurgulayan Dr. Eren, bu durumun kadınların sosyal yaşamını, psikolojisini ve özgüvenini ciddi şekilde etkileyebildiğine dikkat çekti. Sorunu yaşayan kadınların spor yapmaktan, uzun yolculuklara çıkmaktan, sosyal ortamlara katılmaktan, hatta gülmekten, hapşırmaktan ve yürümekten bile çekinebildiği ifade edildi.

Uzmanlara göre birçok kadın bu şikayeti dile getirmekten utandığı için yaşam kalitesini düşüren bu sorunla sessizce yaşamayı tercih ediyor.

Uzman isim 6 temel nedeni sıraladı

Dr. Ecem Eren, kadınlarda idrar kaçırmanın en sık görülen 6 temel nedenini anlattı. Bunların başında menopoz ve yaş faktörü geliyor. Menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması, mesane ve idrar yolunu destekleyen dokuların zayıflamasına yol açabiliyor. Yaş ilerledikçe kas gücünde ve doku elastikiyetinde görülen azalma da mesane kontrolünü zorlaştırabiliyor.

Fazla kilo da önemli nedenler arasında yer alıyor. Aşırı kilo, karın içi basıncını artırarak mesane üzerinde sürekli baskı oluşturabiliyor. Bu baskı özellikle öksürme, hapşırma, gülme veya egzersiz sırasında şikayetleri artırabiliyor.

Doğum yapmak ve gebelik süreci de riski yükselten unsurlar arasında bulunuyor. Uzmanlara göre sadece normal doğum değil, gebelik sürecinin kendisi de pelvik taban kasları ve bağ dokular üzerinde etkili olabiliyor. Özellikle zor doğumların ilerleyen yıllarda bu sorunun görülme ihtimalini artırdığı belirtiliyor.

Kronik öksürük ve kabızlık da etkili olabiliyor

Uzun süre devam eden kronik öksürük atakları ya da sürekli ıkınmaya neden olan kabızlık da pelvik taban kasları üzerinde tekrarlayan bir baskı oluşturabiliyor. Bu durum zamanla kasların dayanıklılığını azaltarak mesane kontrolünün bozulmasına neden olabiliyor.

Pelvik taban kaslarının zayıflaması da önemli bir başka neden olarak gösteriliyor. Hareketsiz yaşam, gebelikler, hormonal değişiklikler, yaşlanma ve bazı cerrahi işlemler bu kasların gücünü azaltabiliyor. Düzenli pelvik taban egzersizlerinin ise şikayetlerin hafiflemesine yardımcı olabileceği ifade ediliyor.

Diyabet ve enfeksiyonlar da idrar kaçırmada etkili olabiliyor. Diyabetin sinir sistemini etkileyerek mesanenin çalışma düzenini bozabildiği, sık görülen idrar yolu enfeksiyonlarının da mesane hassasiyetini artırarak kontrol sorunlarına yol açabildiği kaydediliyor.

Farklı tedavi seçenekleri bulunuyor

Uzmanlar, idrar kaçırmanın kader olmadığını ve günümüzde farklı tedavi seçeneklerinin bulunduğunu belirtiyor. Pelvik taban egzersizleri ve bazı ilaç tedavileri birçok hastada fayda sağlayabilirken, uygun hastalarda lazer uygulamaları ya da destekleyici dolgu yöntemleri de tercih edilebiliyor.

Daha ileri vakalarda ise küçük cerrahi girişimlerle mesaneyi destekleyen yapıların güçlendirilebildiği ve başarılı sonuçlar alınabildiği ifade ediliyor.

Dr. Ecem Eren, kadınların bu sorunu utanmadan dile getirmesi ve mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini belirterek, bazen doğru soruyu sormanın bile çözümün ilk adımı olabileceğini söyledi.

Reklamı Geç