Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bakan Hakan Fidan: Sorun İsrail’in barış istememesi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve BAE’yi kapsayan bölge turunun ardından yaptığı değerlendirmelerde İsrail-ABD ve İran hattındaki savaşın uzayabileceğini söyledi. Fidan, kalıcı çözümün önündeki temel engelin İsrail’in barış istememesi olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve BAE’yi kapsayan

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kapsayan bölge turuna ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamalarda, İsrail-ABD ve İran arasında süren savaşın kısa vadede sona ermeyebileceğine işaret etti. Bölgedeki temaslar ve Riyad’daki toplantının ortaya koyduğu tabloyu değerlendiren Fidan, savaşın seyrinden Körfez güvenliğine, Türkiye’nin diplomatik tutumundan Avrupa Birliği ile ilişkilere kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi.

Savaşın uzama ihtimali güçleniyor

Savaşın ne kadar daha sürebileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Körfez ülkelerinde çatışmaların birkaç hafta daha devam edebileceği yönünde bir kanaat oluştuğunu aktardı. Bakan Fidan, ABD’nin tutumunun belirleyici olacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

Körfez ülkelerinde savaşın iki üç hafta daha süreceği değerlendirmesi yapılıyor. Tabii burada belirleyici olan ABD’nin tutumu olacak. İsrail, ABD üzerinde etkili olmaya çalışacak ve ateşkes veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir. ABD ve İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler arttı. Bu da savaşın daha uzaması sonucunu doğurabilir.

Fidan, mevcut savaş ortamında doğrudan müzakerenin zayıf bir ihtimal olarak görüldüğünü, ancak kısa süreli bir ateşkes sonrasında tarafların masaya dönmesinin teorik olarak mümkün olabileceğini dile getirdi.

“Sorun İsrail’in barış istememesi”

Dışişleri Bakanı Fidan, çatışmanın çıkış noktası ve çözüm ihtimali konusunda en net değerlendirmesini ise İsrail’in tutumuna ilişkin yaptı. İsrail’in savaşı mümkün olduğunca uzatmayı tercih edebileceğini belirten Fidan, Avrupa Birliği’nin bu süreçte alacağı tavrın önem taşıdığını söyledi.

Bakan Fidan, şu değerlendirmede bulundu:

İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında AB’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan (savaşı) durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor.

Ardından çatışmanın siyasi özüne işaret eden Fidan, şu ifadeleri kullandı:

Bu savaşı İsrail’in başlattığını” kaydeden Fidan, “Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz.” ifadesini kullandı.

Savaş sonrası Körfez’de yeni denklem

Fidan, savaş sonrası dönemde Körfez ülkelerinde güvenlik ve savunma eksenli yeni arayışların öne çıkabileceğini belirtti. Bölgedeki ülkelerin savunma sanayii alanında farklı arayışlara yönelebileceğini söyleyen Fidan, İran ile ilişkilerin de yeni şartlara bağlanabileceğini ifade etti.

Savaşın sona ermesinin ardından Körfez ülkeleri İran’dan beklentilerini açıkça ortaya koyup, bazı şartlar yerine getirildiği takdirde ekonomik iş birliği üzerine yoğunlaşılabilir. İran da Körfez’deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir.” diyen Fidan, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji hatlarının küresel ekonomi açısından taşıdığı öneme de dikkat çekti.

“Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz”

Bölgesel kriz karşısında Türkiye’nin başından beri net ve ilkeli bir tutum sergilediğini vurgulayan Fidan, Ankara’nın ikircikli bir siyaset izlemediğini söyledi. Türkiye’nin tüm taraflara yanlış gördüğü adımları açık biçimde söylediğini dile getiren Fidan, şu açıklamayı yaptı:

Bu savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran’a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz.

Körfez ülkelerinden askeri karşılık uyarısı

Körfez ülkelerinin İran’a askeri karşılık verme ihtimaline ilişkin soruları da yanıtlayan Bakan Fidan, bölge ülkelerinin yoğun saldırı altında bulunduğunu ve bunun ciddi bir güvenlik baskısı oluşturduğunu söyledi.

Fidan, Körfez ülkelerinin kendilerini neden hedef alındığını sorguladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

(Körfez ülkeleri) Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar.

Körfez ülkelerinin, hava sahalarını ve kendi topraklarındaki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en baştan açıkladıklarını hatırlatan Fidan, buna rağmen İran’ın sivil altyapı ve ekonomik hedefleri de hedef alan saldırılar düzenlediğinin aktarıldığını söyledi.

Bakan Fidan, bu başlıkta şu uyarıyı yaptı:

Biz başından beri uyarıyoruz. Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı.

Fidan, Türkiye’nin hiçbir şekilde tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşı istemediğini belirterek, diplomatik girişimlerin süreceğini ifade etti:

Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad’da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz.

Riyad toplantısı: “Ortak bir akıl araması amaçlıydı”

Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde 19 Mart’ta Riyad’da düzenlenen toplantının içeriğine de değinen Fidan, bu toplantının temel amacının İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırıları karşısında ortak bir değerlendirme zemini oluşturmak olduğunu söyledi.

Bakan Fidan, toplantıyı şu sözlerle anlattı:

Körfez ülkeleri bu toplantıyı tek bir gündemle organize ettiler. İran’ın bu ülkelere gerçekleştirdiği saldırılar konusunda bölge ülkelerinin değerlendirmelerini almak için yapıldı toplantı. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı.

Fidan, toplantının İran gündemiyle düzenlenmiş olmasına rağmen Türkiye’nin İsrail’in savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü de güçlü biçimde gündeme taşıdığını söyledi. Bu çerçevede şu açıklamayı yaptı:

Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz. Nitekim yalnızca İran gündemiyle organize edilmiş olsa da Riyad’daki toplantıda, İsrail’in bu savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü vurguladık. Dahası İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının yarattığı tehdide ortak açıklamada değinilmesini sağladık.

Arabuluculukta “istikrar arayışı” vurgusu

Arabuluculuk tartışmalarına ilişkin de konuşan Fidan, Türkiye’nin yaklaşımının istikrarı önceleyen ve sahici verilere dayanan bir çizgi olduğunu belirtti. Tarafların zafer ve üstünlük arayışıyla hareket ettiği durumlarda, diplomatik görüşmelerin çoğu zaman gerçek çözüm üretmekten uzaklaştığını söyledi.

Fidan, bu konuda şu ifadeleri kullandı:

Şimdi burada bizim durduğumuz yerden getirdiğimiz teklifler aslında bir istikrar arayışı, herkesin menfaatine olan. Ama tarafların arasında istikrardan ziyade bir kazancı, bir zaferi, bir dominasyonu önceleyen bakış açıları olduğu zaman bu başka bir noktaya gidiyor. Bu sefer konuşma, konuşmuş olmak için yapılıyor. Ana gündemi daha da farklı şekilde ilerletmek için yapılıyor. Biz o konuda yorumlar alıyoruz.

Türkiye’nin iki temel hususu öne çıkardığını belirten Fidan, bunları şöyle sıraladı:

Birincisi gerçekten konuya odaklanarak sahici, doğru, profesyonel tespiti yapmak, verilere dayalı. İkincisi de çizgimizi hiç değiştirmeden güçlü bir ülke olmaya devam ederek yapıcı bir etki kullanmak. Çünkü bizim şimdi teşhislerimiz de kıymetli, tekliflerimiz de kıymetli.

AB ile ilişkilerde “istikrar” mesajı

Bakan Fidan, Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda da Türkiye’nin hedefinde bir değişiklik olmadığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda net bir tutum ortaya koyduğunu ifade eden Fidan, Avrupa tarafında üyelik sürecini sürdürecek siyasi iradenin oluşmasının beklendiğini söyledi.

Fidan, “Ancak Avrupa’da bizimle üyelik sürecini yürütecek siyasi bir iradenin ortaya çıkmasını da bekliyoruz.” derken, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi başlıklarının önemini koruduğunu dile getirdi.

Bu çerçevede şu değerlendirmeyi yaptı:

İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir.

Ayrıca Avrupa’nın yasa dışı göç, terörle mücadele ve tahliye operasyonları gibi başlıklarda Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu belirten Fidan, “Gerek vatandaşlarının İran’dan, Orta Doğu’dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada.” dedi.

Son olarak vize serbestisi sürecine de değinen Bakan Fidan, “Vize serbestisi konusunda geriye kalan altı madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor.” bilgisini paylaştı.