Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Hakan Fidan Doha’da konuştu: “Bu savaşın birinci müsebbibi İsrail’dir”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Doha’da düzenlenen ortak basın toplantısında, İsrail’in bölgeyi eşi benzeri görülmemiş bir krize sürüklediğini söyledi. Fidan, İran’a yönelik saldırıları da, İran’ın bölge ülkelerine dönük saldırılarını da yanlış bulduklarını vurguladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar temasları kapsamında Doha’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, hem Katar’a yönelik saldırılara tepki gösterdi hem de ABD-İsrail-İran savaşı bağlamında Türkiye’nin yaklaşımını ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Fidan, konuşmasında İsrail’i savaşın başlıca sorumlusu olarak işaret ederken, İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarını da açık biçimde eleştirdi.

Katar’a destek mesajı

Fidan, Katar’ın tam ara buluculuk yürüttüğü sırada saldırıya uğradığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Hiç hak etmedikleri bir saldırıya ve bu saldırı da halihazırda devam etmekte. Her şeyden önce Katarlı kardeşlerimize, Türk halkının ve Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) geçmiş olsun dileklerini iletmek istiyorum. Sivillerin hayatını hiçe sayan ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları kınıyoruz ve reddediyoruz. Bu tür saldırılar hiçbir zaman hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz. Türkiye kardeş Katar’ın her zaman yanındadır ve yanında olmaya da devam edecektir.”

Bu açıklamayla Ankara, Doha’ya dönük saldırıları yalnızca diplomatik açıdan değil, insani ve bölgesel güvenlik bakımından da kabul edilemez gördüğünü net biçimde ortaya koydu. Fidan’ın mesajı, Türkiye-Katar hattındaki stratejik dayanışmanın kriz anlarında da sürdüğünü gösterdi.

“Bu savaşın birinci müsebbibi malumunuz İsrail’dir”

Bakan Fidan’ın açıklamalarında en dikkat çeken bölüm, savaşın sorumluluğuna ilişkin değerlendirmesi oldu. Riyad’daki temaslara da değinen Fidan, saldırıların durdurulması, ateşkesin sağlanması ve krizin diplomatik yollarla çözülmesi için ortak çaba gerektiğini söyledi. Ardından şu ifadeleri kullandı:

“Açıkça ifade etmek gerekir ki bölgemizi eşi benzeri görülmemiş bir krizin içine çeken bu savaşın birinci müsebbibi malumunuz İsrail’dir.”

Fidan, diplomatik müzakerelerin sürdüğü bir evrede İsrail’in kışkırtmalarıyla başlayan ve hedefleri giderek genişleyen saldırıların yalnızca bölgeyi devasa bir savaş alanına çevirmediğini, aynı zamanda küresel istikrarı da sarstığını vurguladı. Bu çıkış, Türkiye’nin mevcut savaş denkleminde İsrail’in rolünü temel belirleyici olarak gördüğünü ortaya koydu.

İran’a da açık uyarı

Fidan, konuşmasında yalnızca İsrail’i eleştirmekle yetinmedi; İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarını da kabul edilemez bulduklarını açık biçimde ifade etti. Bakan Fidan şu sözleri kullandı:

“Gerekçesi ne olursa olsun, İran’ın bölge ülkelerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, bölgesel istikrarın temellerine kastetmektedir ve kabul edilemez niteliktedir.”

Ardından şu değerlendirmede bulundu:

“Bölge ülkeleri arasında onarılması güç, kalıcı kırılmalara yol açacak bu saldırıların ve tırmanışın derhal durdurulması gerektiğini İranlı muhataplarımıza, her düzeydeki temaslarımıza her zaman net bir biçimde ifade ediyoruz. Aynı şekilde seyrüsefer ve deniz güvenliğini tehdit eden eylemlerden kaçınılması gerektiğini de vurguluyoruz.”

Bu sözlerle Ankara, İran’a dönük saldırıları yanlış bulurken, Tahran’ın misilleme gerekçesiyle bölge ülkelerini hedef almasını da aynı ölçüde sorunlu gördüğünü ilan etti.

“Bir yanlış başka bir yanlışa gitmemeli”

Fidan, Türkiye’nin hem ABD hem İran tarafıyla temaslarını sürdürdüğünü ve çatışmanın daha da yayılmaması için yoğun diplomatik çaba yürüttüğünü belirtti. İran’la yapılan görüşmelere dair dikkat çekici bir ayrıntıyı da paylaşan Fidan, Riyad toplantısı öncesi İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı:

“Şöyle bir diyalog oldu, ‘Sen şimdi bizi arıyorsun, yukarıdan da füzeler geliyor. Riyad’da az önce füzeler vuruldu. Bari toplantının yapıldığı zaman füze göndermeyin Riyad’a.’ Onlar da tabii kendilerince kendi diplomatik pozisyonlarının belli ortamlarda dikkate alınmasını istiyorlar. Onları da dinledik. Gerekli cevapları verdik. Biz onlara yapılan saldırıyı haklı bulmuyoruz ama onların da bölge ülkelerine yaptıkları saldırıyı haklı bulmuyoruz. Bir yanlış başka bir yanlışa gitmemeli.”

Bu bölüm, Türkiye’nin mevcut kriz boyunca taraflardan biri adına değil, bölgesel yayılmayı önleme ekseninde pozisyon aldığını ortaya koydu. Fidan’ın diplomatik dili, hem ilkesel eleştiri hem de aktif arabuluculuk arayışını birlikte yansıttı.

Riyad toplantısının perde arkası

Bakan Fidan, Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde Riyad’da gerçekleştirilen toplantının 12 ülkenin katılımıyla yapıldığını ve gündemin tek başlıkta toplandığını söyledi. Fidan, toplantının amacını şu sözlerle anlattı:

“Suudi Arabistan’ın daveti üzerine oraya gittik. 12 ülke olarak oradaydık. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Tek gündem maddesi İran’ın bölgeye yönelik saldırıları nasıl durdurulur ve ne türden tedbirler alınmalı konusunda bölgedeki saldırıya doğrudan ve yoğun bir şekilde maruz kalan ülkeler, bizim gibi kardeş ülkelerden nasihat aramaya yönelik bir toplantı yaptılar.”

Fidan, toplantıda bölge ülkelerinin maruz kaldığı yoğun füze ve İHA saldırılarının günlük yaşamı sürdürülemez hale getirdiğinin altını çizdi. Bu değerlendirme, savaşın yalnızca askeri hedeflerle sınırlı olmadığını; sivil yaşam, ekonomi ve kamu düzeni üzerinde doğrudan baskı kurduğunu da gösterdi.

Gazze ve Filistin vurgusu

Fidan, savaşın uluslararası toplumun dikkatini Filistin’den ve Gazze’de yaşanan trajediden uzaklaştırmaması gerektiğini de özellikle vurguladı. Bakan, İsrail’in oluşan bölgesel kaosu fırsata çevirerek ateşkes ihlallerini sürdürdüğünü ifade etti ve şu değerlendirmede bulundu:

“Diğer taraftan, savaşın uluslararası toplumun dikkatini Filistin’den ve Gazze’deki trajediden uzaklaştırmaması gerektiğine dikkat çekmekteyiz. İsrail, yaratılan bu kaosu fırsat bilerek ateşkes ihlallerini pervasızca sürdürmektedir. Sahadaki durum vahametini korumaktadır.”

Fidan ayrıca, Batı Şeria’dan her gün yeni olumsuz haberler geldiğini, Doğu Kudüs’te başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara girişlerin kısıtlanmasına ve tarihi statünün bozulmasına yönelik adımları şiddetle kınadıklarını belirtti. Böylece Ankara, İran-İsrail merkezli savaşı Gazze dosyasından ayrı görmediğini de bir kez daha ortaya koydu.

Türkiye-Katar hattında stratejik dayanışma

Ortak basın toplantısında Türkiye ile Katar arasındaki ilişkilerin de gündeme geldiğini belirten Fidan, iki ülkenin stratejik ortaklık ruhuyla hareket ettiğini söyledi. Bu çerçevede şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye ve Katar, çetin sınamaları sarsılmaz bir dayanışmayla aşan, bu yönde her seferinde kuvvetli bir ortak irade ortaya koyan iki kardeş ülke olagelmiştir. Bugüne dek her badirede sergilediğimiz bu omuz omuza duruşu önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. İlişkilerimizi bilhassa savunma sanayi alanında atacağımız yeni ve somut adımlarla daha da ileriye taşıma hususunda hemfikiriz.”

Bu açıklama, kriz diplomasisinin yanında Ankara-Doha hattında savunma ve stratejik iş birliğinin de güçlendirilmek istendiğine işaret etti.

“Bölgedeki savaş daha da kötü bir duruma evrilmeden nasıl durdurulabilir, onun arayışı içerisindeyiz”

Fidan, Türkiye’nin krizi durdurmak için diplomatik temaslarını sürdürdüğünü vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Başta Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) olmak üzere bizler, gerçekten bölgedeki savaş daha da kötü bir duruma evrilmeden nasıl durdurulabilir, onun arayışı içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu yönde girişimleri olmuştu. Kardeşimle (Katarlı mevkidaşı Al Sani) beraber ortak girişimler yapma durumumuz oldu. Maalesef savaş önlenemedi.”

Bu sözler, Ankara’nın yalnızca pozisyon açıklayan değil, çatışmayı sınırlamaya çalışan aktif bir diplomasi hattı kurduğunu da gösterdi.

Türkiye’nin çizgisi: Saldırılara karşı, yayılmaya karşı, diplomasiden yana

Doha’daki ortak basın toplantısında ortaya çıkan genel tablo, Türkiye’nin üç temel eksende tutum aldığını gösterdi. Buna göre Ankara, İsrail’in saldırganlığını savaşın ana nedeni olarak görüyor; İran’ın bölge ülkelerine saldırılarını da kesin bir dille reddediyor; buna karşılık çözümün askeri yayılmada değil diplomatik zeminde aranması gerektiğini savunuyor. Anadolu Ajansı’nın aktardığı açıklamalar, Hakan Fidan’ın bu çerçeveyi Doha’dan hem bölgeye hem de uluslararası topluma açık mesajlarla sunduğunu ortaya koydu.