Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Yunanistan’ın Kerpe hamlesine Türkiye’den tepki

Yunanistan’ın Kerpe Adası’na Patriot hava savunma sistemi konuşlandırdığı iddiası, Ege’deki gayriaskeri statü tartışmasını yeniden alevlendirdi. Diplomatik kaynaklara göre Türkiye, gelişmeyi NATO, AB Troykası ve ABD nezdinde gündeme taşıdı.

Yunanistan’ın Kerpe Adası’na Patriot hava savunma sistemi konuşlandırdığı iddiası, Ege’deki

Milliyet’te yer alan habere göre, Yunanistan Doğu Ege adaları ve 12 Adalar’daki silahlandırma adımlarına bir yenisini daha ekledi. Haberde, Atina yönetiminin İran savaşı sonrası oluşan ortamı fırsata çevirerek Rodos ile Girit arasındaki Kerpe Adası’na Patriot hava savunma bataryası konuşlandırdığı öne sürüldü. Türkiye ise bu adımı uluslararası hukuka aykırı bir girişim olarak değerlendirerek diplomatik itirazlarını ilgili uluslararası platformlara taşıdı.

Doğu Ege adalarının gayriaskeri statüsünün geçmişi 1914 yılına kadar uzanıyor. I. Balkan Savaşı sırasında Yunanistan tarafından işgal edilen adalarla ilgili süreç, 1913 Londra Antlaşması sonrasında büyük devletlerin kararına bırakıldı. 1914 tarihli “Altı Devlet Kararı” ile Limni, Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya adaları, diğer adaların silahsızlandırılması şartıyla Yunan hakimiyetine bırakıldı.

Lozan ve Paris antlaşmalarıyla teyit edildi

1923 Lozan Barış Antlaşması’nın 12. maddesinde bu karar teyit edilirken, 13. maddede Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya’nın; antlaşmaya ek Boğazlar Sözleşmesi’nde ise Limni ve Semadirek’in silahsızlandırılma esasları düzenlendi. 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan Boğazlar Mukavelenamesi’nin ilgili hükümlerinin yerini alsa da Limni ve Semadirek’in silahlandırılabileceğine dair bir hüküm içermedi.

1947 Paris Barış Antlaşması ile Meis ve 12 Adalar da silahsızlandırılmak kaydıyla Yunanistan’a bırakıldı. Milliyet’teki haberde, Yunanistan’ın 1960’lı yıllardan itibaren bu statüye aykırı şekilde adalara asker çıkardığı, savaş uçağı, top ve çeşitli silah sistemleri konuşlandırdığı belirtildi. Türkiye’nin ise bu ihlalleri hem Yunanistan nezdinde hem de BM ve NATO gibi uluslararası platformlarda protesto ederek hukuki tutumunu kayda geçirdiği aktarıldı.

Kerpe’ye Patriot

Milliyet’te yer alan bilgilere göre, Yunan basınında Rodos ile Girit arasındaki Kerpe Adası’na Patriot hava savunma bataryası sevk edildiği yönünde haberler çıktı. Kerpe Adası’nın Paris Barış Antlaşması’na göre gayriaskeri statüde bulunduğu belirtilirken, Atina yönetiminin ayrıca NATO görevi çerçevesinde Bulgaristan sınırına Patriot bataryası, Limni Adası’na ise F-16 konuşlandırmayı planladığı öne sürüldü. Limni Adası’nın da Lozan’a göre gayriaskeri statüde olduğu vurgulandı.

12 Adalar grubundaki Keçi Adası’nda ise 2022 yılında askeri yapılaşma ve ağır silahların görüntülendiği hatırlatıldı. Bu gelişmeler, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği adaların statüsüne aykırı askeri yığınak eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.

Türkiye uluslararası platformlara taşıdı

Diplomatik kaynaklara göre Türkiye, Yunanistan’ın adaları silahlandırmasına ilişkin girişimlerini uluslararası platformlara taşıdı. Buna göre Ankara, geçen hafta NATO, AB Troykası ve ABD’ye bir mektup göndererek durumu resmen bildirdi. Bu adım, Ankara’nın söz konusu gelişmeleri yalnızca ikili bir sorun olarak değil, daha geniş bir bölgesel güvenlik ve hukuk meselesi olarak gördüğünü ortaya koydu.

“Tahrik edecek bir politika izliyor”

Konuya ilişkin bir değerlendirmede bulunan Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı dış destekle hareket ettiğini savunarak, bunun Türkiye’yi tahrik etmeye dönük bir politika olduğunu ifade etti. Özülker, NATO ülkelerinin birbirleriyle savaşmak için değil, ortak tehditlere karşı birlikte hareket etmek için var olduğunu belirterek, sınır hattına yakın adalara konuşlandırılan sistemlerin askeri anlamda ciddi bir üstünlük sağlamayacağını söyledi.

Özülker’e göre Yunanistan’ın yaptığı, Türkiye’yi çevrelemeye dönük siyasi bir hamle niteliği taşıyor. Ancak bunun askeri karşılığının sınırlı olduğu, özellikle Türkiye kıyılarına çok yakın adalardaki unsurların olası bir çatışmada ilk hedefler arasında yer alacağı değerlendiriliyor.

“Anlaşma askıya alınabilir”

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve DEHUKAM Baş Araştırmacısı Prof. Dr. Yücel Acer de bu adaların tamamen silahsız ve askersiz tutulması gerektiğini vurguladı. Acer, Yunanistan’ın daha önce Midilli ve Rodos’ta da benzer uygulamalara yöneldiğini, şimdi ise İran’ın füze saldırılarını gerekçe göstererek hava savunma sistemleri yerleştirmeye çalıştığını söyledi.

Acer, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e iki kez yazı gönderdiğini anımsatarak, Yunanistan’ın Lozan hükümlerine uymaması halinde Türkiye’nin de adaları Yunanistan’a bırakan ilgili hükümlerin askıya alınmasını tartışmaya açabileceğini ifade etti. Bu yaklaşımın Yunanistan açısından son derece ağır sonuçlar doğurabilecek bir hukuki pozisyon anlamına geldiğini belirtti.

“Türkiye’yi sınamasın”

Yaptığı değerlendirmede Emekli Korgeneral Mehmet Okkan ise Yunanistan’ın ortaya koyduğu gerekçelerin hukuki geçerliliği olmadığını savundu. Okkan, bu yaklaşımın yayılmacı bir zihniyetin yansıması olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin bu tür emrivakileri tanımayacağını ve gerekli karşılığı vereceğini söyledi. Okkan, Türkiye’nin gücünün sınanmaması gerektiğini vurgulayarak, devletin bu tür hadiseler karşısında tecrübeli ve hazırlıklı olduğunu dile getirdi.

Yunanistan’ın Kerpe Adası’na Patriot konuşlandırdığı iddiası, Ege ve Doğu Akdeniz’deki dengeleri yeniden tartışmaya açarken, Ankara’nın diplomatik ve hukuki itirazlarını daha görünür biçimde sürdüreceği değerlendiriliyor. Gelişme, bölgede yalnızca askeri değil, aynı zamanda uluslararası hukuk boyutu güçlü yeni bir gerilim başlığı olarak öne çıkıyor.

Kısa analiz: Yunanistan’ın savaş ortamını Ege’de oldubitti üretmek için kullanma çabası

Türkiye açısından mesele nettir: Ege’de statüsü uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş adaların silahsızlandırılmış yapısı, bölgedeki herhangi bir üçüncü taraf çatışmasının bahanesi yapılarak değiştirilemez. Dışişleri Bakanlığı, 5 Mart 2026 tarihli açıklamasında Doğu Ege Adaları ve Oniki Ada’nın 1923 Lozan Barış Antlaşması ile 1947 Paris Barış Antlaşması çerçevesinde “gayriaskeri statü” altında bulunduğunu ve bu hukuki durumun “tartışmaya açık olmadığını” açık biçimde vurguladı. Millî Savunma Bakanlığı da Yunanistan’ın adaların statüsünü ihlal eden girişimlerinin hem hukuka aykırılık yarattığını hem de komşuluk ve müttefiklik ilişkilerini zedelediğini belirtti.

Bu çerçevede Türkiye’nin temel itirazı, Yunanistan’ın İsrail-ABD-İran hattındaki savaşı Ege’ye taşımaya çalışmasıdır. Çünkü mevcut savaşın coğrafi, hukuki ve güvenlik ekseni Ege değildir; buna rağmen Atina’nın Ege adalarını yeni silah ve sistemlerle tahkim etmesi, savunma ihtiyacından çok statü aşındırma ve fiili durum üretme girişimi olarak okunmaktadır. Türkiye’ye göre burada amaç, mevcut bölgesel kriz ortamından yararlanarak yıllardır tartışmalı olan silahsız statüyü adım adım anlamsızlaştırmak ve zamanla bunu normalleştirmektir. Bu nedenle Ankara, meseleyi yalnızca askerî değil, aynı zamanda hukuki egemenlik ve antlaşma rejimi meselesi olarak görmektedir.

Türkiye bakımından bir diğer önemli nokta da şudur: Yunanistan’ın bu adımları, Ege’de güvenlik üretmekten çok güvensizlik üretmektedir. Zira NATO üyesi iki ülke arasında, anlaşmalarla statüsü belirlenmiş adalara silah yığılması, savunma refleksi olmaktan ziyade siyasi mesaj ve baskı aracı niteliği taşır. Ankara’nın yaklaşımında, bu tür hamleler Türkiye’yi çevreleme ve denge bozma çabası olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin bakışına göre Yunanistan, bölgesel savaşı gerekçe göstererek Ege’de hukuku esnetmeye, sahada yeni bir alışkanlık oluşturmaya ve ileride diplomatik zeminde kendi lehine kullanabileceği bir fiili tablo kurmaya çalışmaktadır. Türkiye ise bunun ne hukuken meşru ne de siyaseten kabul edilebilir olduğu görüşündedir.

Türkiye, Yunanistan’ın bu aymazlığını sineye çekmez, bunu bütün uluslararası paydaşların bilmesi gerekiyor. Birgün bir bakmışsınız, ansızın gelinmiş ve bütün silah sistemleri yerle bir olmuş olabilirliğine, Yunanistan’ın bu pervasızlığına hoşgörü gösterenlerin de hazırlıklı olması gerekir. Türkiye Ege Adalarının Yunanistan tarafından silahlandırılmasını kabul etmeyeceğini fiili olarak da göstermeye muktedir bir ülkedir, bunu bütün tarafların da bilmesi elzem bir konudur.

Reklamı Geç