Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları ve denizaltı kablo projeleri üzerinden yeni bir diplomatik anlaşmazlık gündeme geldi. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Fransız bayraklı bir araştırma gemisinin Türk kıta sahanlığı olarak bildirilen bölgede gerçekleştirmeyi planladığı faaliyetlere ilişkin 6 Kasım 2026 tarihinde yazılı açıklama yayımladı.
Bakanlık, söz konusu geminin denizaltı kablo döşenmesine hazırlık amacıyla bilimsel araştırma yapmayı planladığını, ancak faaliyetlerin Türkiye’nin kıta sahanlığı sınırları içerisinde kalan bölümü için gerekli muvafakat sürecinin henüz tamamlanmadığını duyurdu.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan seyir ikaz duyurularına da itiraz eden Ankara, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını koruyacağını vurguladı.
Dışişleri Bakanlığından Fransız gemisi açıklaması
Dışişleri Bakanlığının 6 Kasım 2026 tarihli ve 214 numaralı açıklamasında, Fransız bayraklı geminin yürütmek istediği faaliyetlerin Türkiye’nin 18 Mart 2020’de Birleşmiş Milletlere bildirdiği kıta sahanlığı sınırları içerisinde kaldığı belirtildi.
Bakanlık, geminin söz konusu bölgede izinsiz kablo döşenmesine yönelik deniz bilimsel araştırma gerçekleştirme niyetinde olduğunun tespit edildiğini bildirdi.
Açıklamada, bu girişimin Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin hakları bakımından değerlendirildiği ve gerekli izin sürecinin tamamlanmadığı ifade edildi.
Yunanistan ve GKRY’nin seyir ikaz duyuruları Türkiye tarafından iptal edildi
Dışişleri Bakanlığının açıklamasında dikkat çeken başlıklardan biri de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yayımladığı seyir ikaz duyuruları oldu.
Bakanlık, iki yönetim tarafından Fransız gemisinin planlanan faaliyetleri için yayımlanan duyuruların yetkisiz olduğunu belirterek Türkiye tarafından iptal edildiklerini açıkladı.
Denizcilikte NAVTEX olarak da bilinen seyir ikaz duyuruları, denizde gerçekleştirilecek araştırma, sondaj, kablo döşeme, askerî faaliyet ve benzeri çalışmalar hakkında gemilere bilgi verilmesi amacıyla kullanılıyor.
Bu tür duyurular, deniz trafiğinde güvenliğin sağlanmasına ve gemilerin belirli bölgelerde yürütülecek faaliyetlerden haberdar edilmesine yardımcı oluyor.
Ancak Doğu Akdeniz’deki gibi deniz yetki alanlarının tartışmalı olduğu bölgelerde hangi ülkenin veya kıyı otoritesinin duyuru yayımlama yetkisine sahip bulunduğu da anlaşmazlık konusu olabiliyor.
Türkiye’nin açıklamasındaki iptal ifadesi, Ankara’nın söz konusu duyurulara karşı kendi yetki iddiası doğrultusunda işlem yaptığını gösteriyor. Bu durum, taraflar arasındaki deniz yetki alanı anlaşmazlığının tamamen hukuki çözüme kavuştuğu anlamına gelmiyor.
“Türkiye’den alınması gereken muvafakat süreci henüz tamamlanmadı”
Dışişleri Bakanlığı, Fransız gemisinin planladığı faaliyetlerin Türkiye’nin kıta sahanlığı sınırları içerisinde kalan bölümü için uluslararası deniz hukuku kapsamında izin alınması gerektiğini vurguladı.
Bakanlığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Söz konusu geminin yürütmeyi planladığı faaliyetin kıta sahanlığımız sınırları dahilinde kalan kısmı için uluslararası deniz hukukunun yerleşik hükümleri uyarınca ülkemizden alınması gereken muvafakatla ilgili süreç ise henüz tamamlanmamıştır. Uluslararası hukuktan kaynaklanan egemenlik haklarımızı koruma konusundaki kararlılığımız tam olup bölgede işbirliği, diyalog ve eş güdümü esas alan bir yaklaşımı benimsemeye devam edeceğiz.”
Böylece Ankara, faaliyet için gerekli gördüğü hukuki onay sürecinin tamamlanmadığını resmen duyurmuş oldu.
Bakanlığın açıklamasında geminin planlanan araştırmayı fiilen gerçekleştirip gerçekleştirmediğine ilişkin bir bilgi verilmedi.
Türkiye, kıta sahanlığı sınırlarını 18 Mart 2020’de BM’ye bildirmişti
Dışişleri Bakanlığı, açıklamasında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı dış sınırlarının 18 Mart 2020 tarihinde Birleşmiş Milletlere bildirildiğini hatırlattı.
Kıta sahanlığı, kıyı devletlerinin deniz yatağı ve deniz yatağının altındaki doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi bakımından belirli egemen haklara sahip olduğu deniz alanını ifade ediyor.
Kıta sahanlığı üzerindeki haklar, ülkenin kara sularındaki tam egemenliğinden farklı bir hukuki nitelik taşıyor.
Deniz bilimsel araştırmalar ve denizaltı kablo faaliyetleri de uluslararası deniz hukukunda ilgili faaliyetin niteliğine göre farklı hükümler kapsamında değerlendirilebiliyor.
Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan ve GKRY arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin görüş ayrılıkları uzun süredir devam ediyor.
Türkiye’nin Birleşmiş Milletlere yaptığı bildirim, Ankara’nın kıta sahanlığına ilişkin resmî pozisyonunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte söz konusu alanların sınırlandırılmasına ilişkin bütün anlaşmazlıkların taraflar arasında çözüldüğü anlamına gelmiyor.
Denizaltı kablo projesi neden önemli?
Doğu Akdeniz’de denizaltı kablo hatları, enerji bağlantıları ve haberleşme altyapıları açısından stratejik önem taşıyor.
Deniz tabanına kablo döşenmesinden önce gerçekleştirilen araştırmalarda güzergâhın jeolojik özellikleri, deniz tabanının derinliği, kablo döşenmesine uygunluğu ve teknik riskler incelenebiliyor.
Bu çalışmalar, gelecekte yapılacak altyapı yatırımlarının güzergâhının belirlenmesi açısından önem taşıyor.
Bununla birlikte uluslararası deniz hukukunda denizaltı kablolarının döşenmesi ile deniz bilimsel araştırma faaliyetleri aynı hukuki kategori olarak değerlendirilmek zorunda değil. Faaliyetin içeriği, hangi izinlerin gerekli olduğunu belirlemede önem taşıyor.
Türkiye’nin 6 Kasım tarihli açıklamasında ise Fransız bayraklı geminin izinsiz kablo döşenmesine yönelik deniz bilimsel araştırma gerçekleştirme niyetinde olduğu belirtiliyor.
Doğu Akdeniz’de enerji ve deniz yetki alanları tartışması
Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları meselesi, son yıllarda enerji kaynakları, denizaltı altyapıları ve bölgesel iş birliği projeleri nedeniyle daha fazla önem kazandı.
Türkiye, Yunanistan ve GKRY arasındaki anlaşmazlıklar, özellikle kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesi ve denizde gerçekleştirilen araştırmaların yetkilendirilmesi başlıklarında öne çıkıyor.
Bölgede planlanan enerji ve bağlantı projelerinin güzergâhlarının farklı ülkelerin hak iddia ettiği alanlardan geçmesi, diplomatik ve hukuki tartışmaları da beraberinde getirebiliyor.
Fransız bayraklı geminin planlanan faaliyetine ilişkin son açıklama da bu kapsamda değerlendiriliyor.
Ankara, kendi kıta sahanlığı olarak bildirdiği alanlarda uluslararası hukuktan doğan haklarını koruma konusunda kararlı olduğunu belirtiyor.
Türkiye’den diyalog ve iş birliği mesajı
Dışişleri Bakanlığı, açıklamasının sonunda deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını koruma iradesini vurgularken, bölgesel iş birliğine açık olunduğu mesajını da verdi.
Türkiye, Doğu Akdeniz’deki sorunların çözümünde diyalog ve eş güdüm temelinde hareket etmeyi sürdüreceğini bildirdi.
Bakanlığın açıklaması, bir taraftan planlanan deniz bilimsel araştırma faaliyetinin hukuki izin boyutunu gündeme taşırken diğer taraftan bölgedeki anlaşmazlıkların diplomatik yöntemlerle ele alınmasına yönelik yaklaşımı ortaya koydu.
Fransız bayraklı geminin faaliyetlerine ilişkin izin sürecinin nasıl sonuçlanacağı ve tarafların bundan sonraki adımları, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler açısından önem taşıyor.




