Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Gazetecilik bir meslektir, her paylaşım yapan gazeteci değildir!

Sosyal medyanın haber üretimi ve yayılmasında giderek daha etkili hale gelmesi, gazetecilik ile yurttaş haberciliği arasındaki farkları yeniden tartışmaya açtı. Üsküdar Üniversitesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, gazeteciliğin yalnızca bilgi paylaşmaktan ibaret olmadığını belirterek mesleğin doğrulama, etik sorumluluk, teknik birikim ve kamu yararı ilkelerine dayandığını vurguladı. Sosyal medyada haber paylaşan kişilere de seslenen İrvan, “Bir kişi ‘Ben gazeteciyim’ diyorsa, gazeteciliğin ilkelerine uygun davranmak zorunda.” dedi. Dijitalleşmenin gazetecilikte bir kimlik krizine neden olduğunu belirten İrvan, kurumsal gazeteciliğin ve meslek örgütlerinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Sosyal medyanın haber üretimi ve yayılmasında giderek daha etkili hale

Dijital iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşması, habere ulaşma ve haber üretme biçimlerini önemli ölçüde değiştirdi. Artık yalnızca profesyonel gazeteciler değil, olaylara tanıklık eden yurttaşlar da cep telefonları aracılığıyla görüntü kaydedebiliyor, bilgi paylaşabiliyor ve kamuoyunun gündemini etkileyebiliyor.

Ancak bu gelişme, gazetecilik mesleğinin sınırlarını, haberin doğrulanması sorumluluğunu ve sosyal medyada yayılan bilgilerin güvenilirliğini de tartışmaya açıyor.

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, dijitalleşmeyle birlikte yaygınlaşan yurttaş haberciliğini, profesyonel gazetecilikten ayrılan yönlerini ve sosyal medyanın haber üretiminde ortaya çıkardığı etik sorunları değerlendirdi.

Gazeteciliğin eğitim, mesleki birikim, etik değerler ve kamu yararı sorumluluğu gerektirdiğini belirten İrvan, haber paylaşan herkesin kendisini gazeteci olarak tanımlamasının mesleğin temel yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını ifade etti.

“Gazetecilik doğruyu söyleme mesleğidir”

Gazeteciliğin, toplumu ilgilendiren olayları araştıran, bilgileri toplayan, doğrulayan, düzenleyen ve kamuoyuna aktaran bir meslek olduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, mesleğin temelinde gerçeğe bağlılığın bulunduğunu söyledi.

Gazetecilik yapabilmek için diploma zorunluluğu bulunmamasının, mesleğin etik kuralları ve sorumluluklarının olmadığı anlamına gelmediğine dikkat çeken İrvan, gazetecinin öncelikle doğru bilgiye ulaşmak ve bu bilgiyi kamuoyuna aktarmakla yükümlü olduğunu vurguladı.

İrvan, gazeteciliğin temel sorumluluğunu şu sözlerle anlattı:

“Gazeteciliğin ilk yükümlülüğü habere, yani gerçeğe bağlılıktır. Aktarılan bilgiler doğrulanmış verilere dayanmalıdır. Gazetecilik doğruyu söyleme mesleğidir.”

Gazetecinin görevini yerine getirirken öncelikle kamuoyuna karşı sorumluluk taşıdığını belirten İrvan, mesleğin yalnızca haber üretme ve yayımlama faaliyetinden ibaret olmadığını söyledi.

İrvan, gazeteciliğin kamu yararı boyutuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Gazetecinin sadakatle bağlı olacağı merci halktır. Gazetecilik kamu yararını gözetmek zorundadır.”

Bu yaklaşımın, gazetecinin haber üretirken yalnızca haber kaynağının veya yayın kuruluşunun beklentileriyle hareket etmemesi gerektiğine işaret ettiğini belirten İrvan, doğrulama ve kamu yararı ilkelerinin gazetecilik faaliyetinin merkezinde bulunması gerektiğini ifade etti.

“Güçlünün gizlemek istediği şeyleri ortaya çıkarmak gazetecinin işidir”

Gazeteciliğin yalnızca meydana gelen olayları kamuoyuna aktarmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. İrvan, araştırmacı gazeteciliğin toplumsal denetim açısından önemli bir görev üstlendiğine dikkat çekti.

Gazetecilerin, kamuoyunun bilmesi gereken ancak çeşitli nedenlerle gizlenen bilgileri araştırmak ve ortaya çıkarmakla da sorumlu olduğunu belirten İrvan, şöyle konuştu:

“Güçlünün gizlemek istediği şeyleri ortaya çıkarmak gazetecinin işidir. Özellikle araştırmacı gazetecilerin hayatı bununla geçer.”

Sosyal medya platformlarında yapılan açıklamaların yeterince araştırılmadan haberleştirilmesini de eleştiren İrvan, bu yaklaşımın gazeteciliğin araştırma ve doğrulama sorumluluğunu zayıflatabileceğini söyledi.

Özellikle tanınmış kişilerin sosyal medya paylaşımlarının doğrudan haber olarak sunulmasına dikkat çeken İrvan, gazetecinin kaynağına yeni sorular yönelterek haberi geliştirmesi gerektiğini belirtti.

İrvan, bu konuda şu örneği verdi:

“Ünlü bir kişi bir tweet attığında hemen alınıp haber yapılıyor. Oysa muhabir bir mesaj atıp daha fazla bilgi alabilir.”

İrvan’ın değerlendirmeleri, sosyal medya paylaşımlarının haber için başlangıç noktası olabileceğini ancak gazetecilik faaliyetinin yalnızca bu içeriklerin aktarılmasından ibaret görülmemesi gerektiğini ortaya koydu.

Yurttaş haberciliği ile profesyonel gazetecilik arasındaki fark ne?

Dijitalleşmeyle birlikte daha fazla kişinin haber üretimine katıldığını belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, yurttaş haberciliği ile geleneksel gazeteciliğin birbirinden farklı süreçlere sahip olduğunu anlattı.

Yurttaşların çoğunlukla tesadüfen karşılaştıkları olayları kaydederek paylaştıklarını, profesyonel gazetecilerin ise haberleri belirli bir araştırma ve planlama süreciyle takip ettiğini belirten İrvan, şu ifadeleri kullandı:

“Yurttaş haberciliğinde olay seçimi rastlantısaldır. Olay yerindeyse kaydeder ve paylaşır. Muhabir gibi planlanmış bir haberin peşinden gitmez. Geleneksel medyada ise sabah toplantılarında hangi haberin takip edileceği belirlenir.”

Profesyonel haber kuruluşlarında haberlerin yayımlanmadan önce editoryal değerlendirme ve kontrol aşamalarından geçtiğini ifade eden İrvan, yurttaş haberciliğinde ise çoğunlukla böyle bir mekanizmanın bulunmadığını belirtti.

Cep telefonları ve internet teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte yurttaşların haber üretimine katılımının arttığını anlatan İrvan, bu durumun önemli fırsatlar sunduğunu ancak doğrulanmamış bilgilerin yayılması bakımından ciddi riskler de barındırdığını dile getirdi.

“Sosyal medyada aşırı hız toplumsal paniğe yol açabilir”

Prof. Dr. Süleyman İrvan, sosyal medya ortamında haberlerin çok hızlı yayıldığını ancak bu hızın çoğu zaman doğrulama süreçlerinin önüne geçtiğini söyledi.

Haberin mümkün olan en kısa sürede paylaşılması isteğinin, özellikle kriz ve afet dönemlerinde yanlış bilgilerin yayılmasına yol açabileceğine dikkat çeken İrvan, gazetecilikte hız ile doğruluk arasında dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

İrvan, sosyal medya paylaşımlarının oluşturabileceği riskleri şu sözlerle anlattı:

“Trafikte hız ne kadar tehlikeliyse gazetecilikte de öyledir. Aşırı hız risklidir. Sosyal medyada hiçbir editoryal süzgeçten geçmeden yapılan paylaşımlar kriz anlarında infiale yol açabilir. Deprem, sel ve benzeri afetlerde yanlış bilgi toplumsal paniğe neden olabilir.”

Özellikle afet ve olağanüstü durumlarda doğrulanmamış haberlerin yayılmasının toplumda korku ve belirsizliği artırabileceğini belirten İrvan, sosyal medya kullanıcılarının paylaştıkları bilgilerin doğruluğundan emin olması gerektiğine işaret etti.

Sosyal medyada sansasyonel ve olumsuz içeriklerin daha hızlı yayılmasına da değinen İrvan, araştırmalara atıfta bulunarak şunları söyledi:

“Kötü haber ışık hızında yayılırken iyi haber kaplumbağa hızında gider. Yalan haber gerçek haberden altı kat daha hızlı yayılır. Amerika’da yapılan araştırmalar sosyal medyada olumsuz içeriklerin çok daha hızlı paylaşıldığını gösteriyor.”

İrvan’ın bu değerlendirmesi, dijital mecralarda hızlı paylaşım yapmanın yanı sıra bilgi doğrulama alışkanlığının geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.

“Gazetecilik bir meslektir; eğitimi, etik değerleri ve teknik birikimi vardır”

Yurttaş haberciliği ile profesyonel gazetecilik arasındaki temel farklılıklardan birinin mesleki sorumluluklar olduğunu belirten İrvan, profesyonel gazetecilikte olguların kişisel değerlendirmelerden ayrılması gerektiğini ifade etti.

Yurttaş haberciliğinde ise kişisel bakış açısının daha belirgin olabileceğini kaydeden İrvan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Gazetecilikte olgulara dayalı, öznel yargılardan arınmış bir anlatım bekleriz. Yurttaş haberciliğinin böyle bir kaygısı yok. Daha öznel ve tek yanlı bir bakış açısı olabilir.”

Bununla birlikte yurttaş haberciliğinde de doğru bilginin aktarılmasının temel sorumluluk olduğunu vurgulayan İrvan, haber niteliğindeki içeriklerin gerçeği yansıtması gerektiğini belirtti.

İrvan, yurttaşlardan beklenen asgari sorumluluğu şöyle açıkladı:

“Kurmaca haber yapmayacaklar ve gerçeği çarpıtmayacaklar. Temel beklentimiz bu. Eski bir görüntüyü yeniymiş gibi paylaşmak da gerçeği çarpıtmaktır.”

Gazetecilik ile yurttaş haberciliği kavramlarının birbirinden ayrılması gerektiğini savunan İrvan, gazeteciliğin belirli bir mesleki bilgi, eğitim ve etik sorumluluk gerektirdiğine dikkat çekti.

İrvan, bu ayrımı şu sözlerle ortaya koydu:

“Asıl mesleği gazetecilik olmayan yurttaşların dijital iletişim teknolojileri yardımıyla haber üretim sürecine katılmalarına yurttaş haberciliği diyorum. Buna yurttaş gazeteciliği demiyorum. Çünkü gazetecilik bir meslektir; eğitimi, etik değerleri ve teknik birikimi vardır.”

Bu değerlendirmeyle İrvan, yurttaşların haber üretimine katılımının önemini kabul etmekle birlikte profesyonel gazeteciliğin kendine özgü sorumluluklarının korunması gerektiğini savundu.

“Yurttaş haberciliği hem tehdit hem fırsat”

Yurttaş haberciliğinin gazetecilik sektörüne etkilerini de değerlendiren Prof. Dr. Süleyman İrvan, bu gelişmenin hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Yurttaşların olay yerinden görüntü ve bilgi paylaşabilmesinin gazetecilere yeni kaynaklar sunduğunu belirten İrvan, diğer taraftan medya kuruluşlarının profesyonel muhabir istihdamından uzaklaşmasının mesleğin geleceği açısından risk oluşturduğunu ifade etti.

İrvan, yurttaş haberciliğinin gazetecilik sektörüne yönelik tehdit boyutunu şu sözlerle anlattı:

“Tehdit; çünkü muhabir istihdamını azalttı. Muhabir göndermek yerine yurttaşlardan gelen görüntüyü kullanmak daha kolay. Haber ajanslarına dayalı bir habercilik gelişti. Bir de yapay zeka devreye girdi, o da ayrı bir tehdit.”

Dijital teknolojiler ve yapay zekâ uygulamalarının haber üretim süreçlerini değiştirdiğine dikkat çeken İrvan, profesyonel gazetecilerin istihdamı ve haber kuruluşlarının çalışma biçimlerinin bu dönüşümden etkilendiğini dile getirdi.

Bununla birlikte sosyal medyanın araştırmacı gazeteciler açısından önemli fırsatlar oluşturduğunu da belirten İrvan, olaylara ilişkin çok sayıda görüntü, belge ve paylaşımın haber araştırmalarında kullanılabildiğini söyledi.

İrvan, sosyal medyanın sağladığı olanakları şöyle değerlendirdi:

“Gazeteci, olay yerindeki insanların paylaşımlarını tarayarak çok iyi bir haber yapabiliyor. Eskiden kanıt bulmak zordu, şimdi sosyal medyada çok sayıda veri var. Bu da haberciliği kolaylaştıran bir süreç.”

Sosyal medyada paylaşılan bilgilerin gazetecilik açısından değerli kaynaklar oluşturabileceğini belirten İrvan’ın açıklamaları, bu kaynakların profesyonel doğrulama süreçlerinden geçirilmesinin önemini de gündeme taşıdı.

“Gazetecilik bir kimlik krizi yaşıyor”

Dijital dönüşümün geleneksel medya kuruluşları üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, gazeteciliğin ekonomik, kurumsal ve toplumsal sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Basılı gazetelerin tirajlarının düşmesi, toplumun haber kuruluşlarına duyduğu güvenin azalması ve haber tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle gazeteciliğin önemli bir dönüşüm yaşadığını belirten İrvan, şu ifadeleri kullandı:

“Tirajlar düştü, toplumun güveni azaldı, insanlar gazete okumuyor. Eskiden haberin hangi mecrada yayınlandığı önemliydi. Şimdi insanlar mecraya da bakmıyor. Haberin üretildiği kurumla bağ koptu.”

Haberlerin sosyal medya platformları üzerinden dolaşıma girmesiyle okuyucuların çoğu zaman içeriğin hangi haber kuruluşu tarafından üretildiğine dikkat etmediğini belirten İrvan, bu durumun haber kaynaklarıyla okuyucular arasındaki bağı zayıflattığını ifade etti.

Dijital yayıncılıkta okunma ve paylaşılma sayılarının önem kazanmasının da gazetecilik etiği açısından sorunlara yol açabildiğini kaydeden İrvan, mesleğin geleceği için kurumsal yapıların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İrvan, gazeteciliğin karşı karşıya bulunduğu sorunları şöyle değerlendirdi:

“Gazetecilik bir kimlik krizi yaşıyor aslında. Ama gazetecilik sorunlar yaşayarak da olsa devam edecek. Meslek örgütlerine çok iş düşüyor. Kurumsal gazeteciliği güçlendirmemiz lazım. Kurumsal yapı varsa en azından teyit mekanizması işler.”

“Gazeteciyim diyorsan gazeteciliğin ilkelerine uyacaksın”

Sosyal medyada haber niteliği taşıyan içerikler paylaşan kişilerin de etik sorumlulukları bulunduğunu belirten Prof. Dr. İrvan, özellikle haber ile reklam arasındaki ayrımın korunması gerektiğine dikkat çekti.

Haber paylaşmanın gazetecilik faaliyetinin bir parçası olabileceğini ancak kendisini gazeteci olarak tanımlayan kişilerin mesleğin temel kurallarını benimsemesi gerektiğini ifade eden İrvan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Haberi paylaşmak da gazeteciliktir. İlla yazması gerekmez. Ama reklam yapıyorsa ve haberle reklamı karıştırıyorsa orada etik sorun var. ‘Siz gazeteci değilsiniz’ demem ama gazetecilik kodlarına uygun davranın derim. Bir kişi ‘Ben gazeteciyim’ diyorsa, gazeteciliğin ilkelerine uygun davranmak zorunda.”

İrvan’ın değerlendirmeleri, gazetecilikte etik sorumluluğun yalnızca geleneksel medya kuruluşlarında çalışanlarla sınırlı olmadığını, kendisini gazeteci olarak tanımlayan kişilerin de haberin doğruluğu, şeffaflık ve kamu yararı ilkelerine uygun hareket etmesi gerektiğini ortaya koydu.

“Gazeteciliği güçlendirecek pratiklere ihtiyacımız var”

Gazeteciliğin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Süleyman İrvan, mesleğin yaşadığı sorunların çözümünde kurumsal yapıların ve meslek örgütlerinin önemli sorumluluklar üstlendiğini belirtti.

Türkiye’de çok sayıda gazetecinin sektör dışında kaldığına dikkat çeken İrvan, gazetecilik mesleğinin çalışma koşullarının, kurumsal yapısının ve etik standartlarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İrvan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Gazeteciliği güçlendirecek pratiklere ihtiyacımız var. Türkiye’de çok sayıda gazeteci sektör dışına itilmiş durumda. Gazeteciliği nasıl daha iyi hale getirebiliriz, bunu tartışmamız gerekiyor.”

Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın açıklamaları, dijital teknolojilerin haber üretimine katılımı artırdığı bir dönemde gazeteciliğin mesleki sınırlarının, doğrulama mekanizmalarının ve kamu yararı sorumluluğunun yeniden önem kazandığını gösteriyor.

Sosyal medya üzerinden herkesin bilgi ve görüntü paylaşabildiği günümüzde, profesyonel gazetecilik ile yurttaş haberciliği arasındaki ayrımın yalnızca içerik üretmekten değil, haberin araştırılması, doğrulanması ve etik sorumluluk çerçevesinde kamuoyuna sunulmasından kaynaklandığı vurgulanıyor.