Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

6. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi Konya’da başladı: Yerli aşı üretimi ve bilimsel çalışmalar vurgusu

Konya, aşı bilimi alanındaki uluslararası bilimsel buluşmalardan birine ev sahipliği yapıyor. Selçuk Üniversitesinde düzenlenen 6. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi, bilim insanları ve akademisyenlerin katılımıyla başladı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, Türkiye’nin köklü aşı geçmişine dikkat çekerken, Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, yerli aşı geliştirme çalışmalarının önemini vurgulayarak “Laboratuvarlara kapanarak çalışmak şart” dedi. Kongre, 16 Ekim Cuma gününe kadar devam edecek.

Aşı Bilimi Derneği tarafından TÜBİTAK ve çeşitli üniversitelerin desteğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi, Selçuk Üniversitesi ev sahipliğinde Konya’da başladı.

Selçuk Üniversitesi Sultan Alparslan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen açılış töreninde, aşı biliminin tarihsel gelişimi, Türkiye’nin aşı üretimindeki birikimi, yerli aşı teknolojileri ve bilimsel araştırmaların önemi ele alındı.

Kongrenin açılışına Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ve Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu katıldı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal da programa çevrim içi bağlanarak katılımcılara hitap etti.

Prof. Dr. Ateş Kara: “Neden aşıya gönül verilmesi gerektiğini düşündüm”

Kongrenin açılışında konuşan TÜSEB Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı olduğunu ve 30 yılı aşkın süredir aşı bilimi alanında çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

Mesleki yaşamında menenjit ve su çiçeği gibi bulaşıcı hastalıklar nedeniyle çok sayıda çocuğun yaşamını yitirmesine tanıklık ettiğini anlatan Kara, bu deneyimlerin aşı çalışmalarına bakışını derinden etkilediğini belirtti.

Kara, yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:

“Bunları yaşadıktan sonra da neden aşıya bu kadar gönül verilmesi gerektiğini, neden aşının bambaşka bir alan olduğunu düşünmeye başladım.”

Aşıların yalnızca bireylerin korunması açısından değil, bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümlerin önlenmesi bakımından da önemli olduğunu vurgulayan Kara, Türkiye’nin bu alanda köklü bir geçmişe sahip olduğunu ifade etti.

“1847’de aşıyla ilgili bilgiyi resmî gazetede paylaşan toplumuz”

Prof. Dr. Ateş Kara, Anadolu coğrafyasında aşının tarihsel olarak önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çekti.

Osmanlı döneminden itibaren aşı uygulamalarının yaygınlaştırılması için çeşitli düzenlemeler yapıldığını belirten Kara, geçmişte aşı uygulayacak kişilerin özel eğitimlerden geçirildiğini anlattı.

Kara, Türkiye’nin aşı alanındaki tarihsel birikimini şu sözlerle değerlendirdi:

“Biz 1847’de ilk defa yazılı yani resmi gazetede aşıyla ilgili bilgiyi paylaşan toplumuz. 1852’de ilk defa aşının okullarda zorunlu kılınmasını sağlayan toplumuz. Biz şehr-i saadete, İstanbul’a veya büyük şehirlere girilirken çiçek aşısı olmayanların girememesini, yasaklanmasını ancak çiçek aşısı sonrasında girebilmesini sağlayan toplumuz. Aşı uygulamasının tüm Osmanlı topraklarına yayılabilmesi için ‘aşıcılar’ adı altında, gerçek ciddi eğitimlerle insanlar yetiştirilmiş. Yani aşıyı öyle herkes uygulayamaz. Aşı uygulaması için eğitim gerekir diye.”

Kara’nın açıklamalarında, aşı uygulamalarının geçmişte de belirli kurallar ve eğitim süreçleri çerçevesinde yürütülmesine verilen önem öne çıktı.

Prof. Dr. Gürüz: “Yerli ve milli hedeflere kararlılıkla yürüyoruz”

Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz de konuşmasında Türkiye’nin Osmanlı dönemine uzanan köklü aşı kültürüne dikkat çekti.

Türkiye’nin aşı geliştirme ve üretiminde kendi teknolojik kapasitesini oluşturması gerektiğini belirten Gürüz, 2017 yılında katıldığı uluslararası bir toplantıda yaşadığı bir görüşmeyi anlattı.

Aşı teknolojileri ve uluslararası teknoloji transferinin ele alındığı toplantıda ABD’li bir profesörün Türk bilim insanlarına, “Bunun için çalışmanıza ne gerek var, size aşıyı veririz” dediğini aktaran Gürüz, bu yaklaşıma karşı yerli üretim hedeflerini savunduklarını söyledi.

Gürüz, toplantıda verdiği yanıtı şöyle aktardı:

“Kendisine ‘Biz, yerli ve milli olmayı becerebilecek, Türklüğün bu işi başarıyla üstesinden gelebileceğini göstermek üzere buraya geldik. Sizler bir teknoloji transferi yapmayı düşünüyorsanız başımızın tacısınız. Aksi takdirde burada bulunmanızın sebebinizi sorgulamam gerekir.’ dedim. Sayın Cumhurbaşkanının koyduğu yerli ve milli hedeflere doğru kararlılıkla tüm gücümüzle yürüyoruz ve yürümeye de devam edeceğiz.”

“Bir aşı hafızası oluşturduk, çok emek verildi”

Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, dünya genelinde aşıyla önlenebilir hastalıklar nedeniyle yaşanan can kayıplarından duyduğu üzüntüyü de dile getirdi.

Aşı geliştirme çalışmalarının uzun soluklu bilimsel araştırmalar, yetişmiş insan gücü ve kurumsal destek gerektirdiğini vurgulayan Gürüz, Türkiye’de bu alanda önemli bir bilimsel birikim oluşturulduğunu ifade etti.

Türkiye’nin aşılama programı ve bilimsel araştırmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürüz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün DSÖ’nün yani Dünya Sağlık Teşkilatı’nın 14 aşısı, çocuklara ve yaşlılara, ihtiyaç sahiplerine, risk gruplarına uygulanıyor. Türkiye Cumhuriyeti de bunları eksiksiz olarak aşılama programının içine almış vaziyette. Tabii biz şunu söyleyeceğiz, şimdi biz bir aşı hafızası oluşturduk sizlerle, bugün burada olmayan diğer dostlarımızla. Bu aşı hafızası oluşurken çok gözyaşı döküldü, çok emek verildi ve hükümetin çok ciddi desteğiyle bugünlere geldik. Bundan sonrasında da yapılacak şeyler var. Politika açısından da bizim mutlaka yön verici olmamız lazım. Laboratuvarlara kapanarak çalışmak şart.”

Gürüz’ün açıklamalarında, Türkiye’nin aşı alanındaki bilgi birikiminin korunması, bilimsel çalışmaların sürdürülmesi ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi gerektiği vurgusu öne çıktı.

Selçuk Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi rektörlerinden aşı bilimine vurgu

Kongrenin açılış töreninde Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ile Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da konuşma yaptı.

Her iki rektör, aşı çalışmalarının toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti.

İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise kongreye canlı bağlantıyla katılarak salonda bulunan bilim insanlarına ve akademisyenlere hitap etti.

Konya’daki kongre 16 Ekim’de sona erecek

Selçuk Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 6. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi, açılış konuşmalarının ardından bilimsel sunumlarla devam ediyor.

Aşı biliminin farklı alanlarında çalışan akademisyenleri ve araştırmacıları bir araya getiren organizasyonun 16 Ekim 2026 Cuma günü sona ermesi planlanıyor.

Konya’da düzenlenen kongrede, Türkiye’nin tarihsel aşı birikiminin gelecek kuşaklara aktarılması, yerli aşı teknolojilerinin geliştirilmesi ve bilimsel araştırmaların güçlendirilmesi gerektiği mesajı öne çıktı.