Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Meke Gölü’nün görünmeyen yaşamı koruma altına alındı: Yeni bakteri türleri keşfedildi

Konya’nın Karapınar ilçesinde kuraklık tehdidi altındaki Meke Krater Gölü’nün biyolojik mirası, Selçuk Üniversitesi tarafından yürütülen bilimsel çalışmalarla koruma altına alınıyor. Gölün tabanından ve çevresinden elde edilen mikroorganizmalar, eksi 80 derecede muhafaza edilirken, tespit edilen faydalı bakterilerin hem gölün gelecekte yeniden canlandırılmasında hem de tarımsal üretimde kullanılması hedefleniyor.

Konya’nın Karapınar ilçesinde bulunan ve milyonlarca yıllık jeolojik geçmişiyle Türkiye’nin önemli doğal mirasları arasında yer alan Meke Krater Gölü, bu kez görünmeyen canlı yaşamıyla bilim dünyasının gündeminde. Kuraklık ve iklim değişikliğinin etkisi altındaki gölün mikroorganizma çeşitliliği, Selçuk Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında laboratuvar ortamında korunuyor.

Selçuk Üniversitesi Tarım ve İklim Değişiklikleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, gölden ve çevresinden topladığı mikrobiyal örnekleri inceleyerek hem bölgenin biyolojik çeşitliliğini kayıt altına alıyor hem de gelecekte gerçekleştirilebilecek ekosistem restorasyonu ve tarımsal araştırmalar için önemli bir kaynak oluşturuyor.

Çalışmalar kapsamında daha önce merkezin koleksiyonunda bulunmayan çok sayıda bakteri türü elde edilirken, özellikle tuzluluğa dayanıklı faydalı bakterilerin tarımsal üretimde kullanılabilme potansiyeli dikkat çekiyor.

Meke Gölü’nün biyolojik mirası eksi 80 derecede saklanıyor

Yaklaşık 5 milyon yıl önce meydana gelen volkanik patlamayla oluşan Meke Krater Gölü, jeolojik özelliklerinin yanı sıra kendine özgü mikrobiyal yaşamıyla da bilimsel araştırmalara konu oluyor.

Selçuk Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, göl tabanındaki topraktan ve çevresinden alınan örneklerde bulunan mikroorganizmalar laboratuvar ortamında ayrıştırılarak tanımlanıyor.

Elde edilen mikrobiyal örnekler, biyolojik özelliklerinin korunması amacıyla eksi 80 derecede muhafaza ediliyor.

Bu yöntemle, kuraklığın etkisi altındaki gölde zaman içerisinde yaşanabilecek biyolojik çeşitlilik kayıplarına karşı mevcut mikroorganizma varlığının korunması amaçlanıyor.

Üniversitenin hedefi, ilerleyen yıllarda Meke Gölü’nün yeniden canlandırılmasına yönelik çalışmalar yapılması halinde, bugün koruma altına alınan mikroorganizmaların ekosistemin iyileştirilmesinde değerlendirilmesi.

Prof. Dr. Baştaş: Meke Gölü’nün orijinal yapısını yeniden oluşturmayı amaçlıyoruz

Araştırmayı yürüten Selçuk Üniversitesi Tarım ve İklim Değişiklikleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kubilay Kurtuluş Baştaş, çalışmanın yalnızca bilimsel araştırmalar açısından değil, gölün mikrobiyal mirasının gelecek nesillere aktarılması bakımından da önemli olduğunu belirtti.

Meke Gölü’nden çok sayıda numune aldıklarını ve bunlardan faydalı mikroorganizmalar elde ettiklerini anlatan Baştaş, çalışmaların temel hedefini şu sözlerle açıkladı:

“Faydalı olabileceğini düşündüğümüz, geleceğe aktarabileceğimiz mikroorganizmaları elde edip göl tekrar canlandırıldığında, elimizdeki biyoçeşitliliği de ilave ederek tekrar orijinal haline döndürmeyi amaçlıyoruz. Birçok mikroorganizma topladık ve faydalı bakteriler elde ettik.”

Baştaş, koruma altına alınan mikroorganizmaların gelecekte gerçekleştirilecek ekosistem restorasyonu çalışmalarında kullanılabileceğini ve gölün biyolojik yapısının yeniden oluşturulmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Daha önce elde edilmeyen çok sayıda bakteri türü tespit edildi

Araştırma başlangıçta iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilecek faydalı bakterilerin belirlenmesi amacıyla başlatıldı. Ancak gölden alınan örneklerdeki mikrobiyal çeşitlilik, çalışmanın kapsamının genişletilmesini sağladı.

Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen izolasyon ve tanılama işlemleri sonucunda, araştırma merkezinin daha önce elinde bulunmayan çok sayıda bakteri türü elde edildi.

Prof. Dr. Baştaş, elde edilen bulguların hem Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin belirlenmesi hem de tarım ve çevre araştırmaları açısından önemli olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Örnekleri aldıktan sonra laboratuvarda izolasyon ve tanılama işlemlerini başlattık. Şu ana kadar bizim de elimizde olmayan birçok yeni bakteri türü elde ettik. Hem ülkemizin mevcut biyoçeşitliliğini belirleyebilmek anlamında hem de bu faydalı bakterileri, ekosistemi ve mevcut yapıyı tekrar oluşturabilmek amacıyla kullanabileceğiz. Bunlar içerisinde özellikle fosfatla, fosforla, azotla, kükürtle ilişkili olan bakteriler var ki, tuzluluğa karşı dayanıklı bu bakteriler, tarımsal üretim için de ümit veriyor.”

Elde edilen bakterilerin daha önce merkezin koleksiyonunda bulunmaması, bunların tamamının bilim dünyası açısından yeni türler olduğu anlamına gelmiyor. Türlerin bilimsel özellikleri ve kullanım potansiyellerine yönelik araştırmalar sürdürülüyor.

Tuzluluğa dayanıklı bakteriler tarımsal üretim için umut veriyor

Meke Gölü’nde yürütülen araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de tuzluluğa dayanıklı faydalı bakterilerin elde edilmesi oldu.

Tarımsal alanlarda giderek artan toprak tuzluluğu, bitkilerin gelişimini ve tarımsal verimliliği olumsuz etkileyen önemli sorunlar arasında bulunuyor.

Araştırmada belirlenen bazı bakterilerin tuzlu ortamlara dayanıklı olması, bu mikroorganizmaların tarımsal üretimde kullanılabilmesi açısından yeni araştırma imkânları sunuyor.

Özellikle fosfor, azot ve kükürt döngüleriyle ilişkili bakterilerin, bitki beslenmesi ve toprak verimliliğine yönelik çalışmalarda değerlendirilmesi planlanıyor.

Prof. Dr. Baştaş, tarımsal alanlarda tuzluluk sorununun giderek büyüdüğüne dikkat çekerek, izole edilen bazı faydalı bakterilerin tuzlulukla mücadelede ve toprak ıslahında kullanılmasının hedeflendiğini belirtti.

Araştırmacılar, elde edilen bakterilerin bitkilerin değişen çevre koşullarına uyum sağlamasını destekleyebilecek özellikleri üzerinde de çalışmalar yürütüyor.

Meke Gölü’nden biyolojik gübre üretilebilir

Selçuk Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırmaların ilerleyen aşamalarında, mikroorganizmaların moleküler biyoloji ve genetik özelliklerinin daha ayrıntılı incelenmesi planlanıyor.

Bu çalışmalarla bakterilerin tarımsal üretimdeki etkilerinin belirlenmesi, toprak ıslahında kullanılabilecek türlerin seçilmesi ve biyolojik gübre geliştirilmesi amaçlanıyor.

Prof. Dr. Kubilay Kurtuluş Baştaş, araştırmaların hem bilimsel hem de ekonomik açıdan önemli sonuçlar ortaya koyabileceğine işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bazı bakteriler üzerindeki teknik çalışmalar, moleküler biyoloji, genetik alanındaki araştırmalar giderek artacak. Belki bunlardan biyolojik gübreler üretebileceğiz. Ülkemiz açısından hem ekonomik hem de bilimsel anlamda çok etkili olabilecek araştırmalar üzerinde çalışıyoruz.”

Baştaş’ın açıklamaları, Meke Gölü’nden elde edilen mikroorganizmaların yalnızca doğal yaşamın korunmasına değil, tarımsal üretimde yeni biyolojik yöntemlerin geliştirilmesine de katkı sağlayabileceğini ortaya koyuyor.

Ancak bakterilerin tarımda kullanılabilmesi ve biyolojik gübreye dönüştürülmesi için laboratuvar araştırmalarının ilerletilmesi ve etkinliklerinin belirlenmesi gerekiyor.

Meke Gölü’nün geleceği için bilimsel güvence

Kuraklığın etkisiyle doğal yapısı değişen Meke Krater Gölü’nde yürütülen çalışma, doğal yaşamın yalnızca gözle görülebilen bitki ve hayvan türlerinden oluşmadığını da gösteriyor.

Göl tabanında ve çevresinde yaşayan mikroorganizmalar, bölgenin ekolojik yapısının bir parçasını oluşturuyor. Bu mikroorganizmaların korunması, gelecekte gölün iyileştirilmesine yönelik girişimler açısından önemli bir bilimsel kaynak niteliği taşıyor.

Selçuk Üniversitesi’nin eksi 80 derecede muhafaza ettiği mikrobiyal örnekler, bir taraftan Meke Gölü’nün mevcut biyolojik çeşitliliğinin korunmasını sağlarken diğer taraftan iklim değişikliği, toprak tuzluluğu, tarımsal verimlilik ve biyolojik gübre üretimi gibi alanlarda yapılacak araştırmalara zemin hazırlıyor.

Meke Gölü’nde yürütülen bilimsel çalışmanın temel hedefi, bugün koruma altına alınan görünmeyen canlı yaşamını geleceğe taşımak ve bu biyolojik mirastan hem doğanın yeniden canlandırılmasında hem de sürdürülebilir tarımsal üretimde yararlanmak.